Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Gerçek; gene ''oyalama üzerinde'' anlaşma var

9.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Suriye'de ''Güvenli Bölge'' konusunda ABD ile ''Müşterek Harekat Merkezi'' kurulacak. Gözlem konuyu uzmanlara sordu.

Türkiye, uzunca süredir askeri operasyon için hazırlık yaptığı Fırat'ın doğusu konusunda ABD ile uzlaşmaya vardı. Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulacak. Bölgenin bir "barış koridoru" olması konusunda iki ülkenin mutabakata vardığı açıklandı. Amerikan askeri yetkilileriyle yapılan görüşmelerde, Türkiye'de Müşterek Harekat Merkezi'nin en kısa zamanda kurulması konusunda mutabık kalındı. Güvenli bölgenin koordinasyonu bu merkezden yapılacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile ABD arasındaki "güvenli bölge" müzakereleri kapsamında ortak harekat merkezi kurulması kararına ilişkin olarak "Bu görüşmeler gerçekten olumlu bir istikamette devam etti. Bu görüşmeler yine devam edecek ancak şimdi bir adım atılıyor. Tarih vermeyeceğim, şimdi Amerikalılar ile birlikte bir harekat merkezinin kurulmasının kararı verildi. Bu harekat merkezini kurmak suretiyle buradaki süreç başlatılacaktır. Burada aslolan Fırat'ın doğusunda bu adımın atılması meselesiydi. Bu da şimdi Amerikalılar ile birlikte gerçekleştiriliyor" dedi.

Suriye'nin kuzeyinde oluşturulması planlanan 'güvenli bölge' konusunda Ankara-Washington arasında geçen hafta kritik görüşmeler yapıldı. Ankara'ya gelen ABD askeri heyetiyle iki gün süren görüşmelerde "güvenli bölge" pazarlığı yapıldı. Heyetler arasında görüşmeleri sürerken hem Türkiye'den hem de ABD'den sert açıklamalar yapıldı. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'nin kuzeyine üçüncü bir operasyonun düzenlenebileceğinin sinyalini verdi. Erdoğan, "Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla başlattığımız süreci inşallah çok yakında farklı bir aşamaya geçireceğiz." dedi.

Türkiye'nin NATO müttefiki ve stratejik ortağı olan ABD'den gerçek bir müttefike yaraşır adımlar atmasını beklediklerini belirten Erdoğan, "Güney sınırımızda adeta kanser hücresi gibi büyüyen, müttefiklerimizin ağır silahları ile büyütülen yapı ortadan kalkmadıkça Türkiye kendini emniyette hissedemez." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye meselesine ilişkin, "Gerektiğinde diyalogla gerektiğinde yumuşak güç unsurlarıyla gerektiğinde zorlayıcı diplomasi araçlarıyla gerektiğinde de fiili güç kullanarak milli menfaatlerimizi mutlaka savunacağız." dedi.

Aynı saatlerde ABD Savunma Bakanı Mark Esper, "Suriye'nin kuzeyine Türkiye'nin yapacağı bir askeri operasyon kabul edilemez ve Amerika Birleşik Devletleri tek taraflı bir harekatı engeller." açıklaması yaptı.

Japonya yolculuğunda kendisine eşlik eden gazetecilere konuşan Esper, "Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna gireceğiz" açıklamasına değindi. Savunma bakanı, "ABD, Türkiye ve Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) ortak çıkarlarını zedeleyecek, tek taraflı müdahaleleri engelleyeceğiz" ifadelerini kullandı. ABD'li Bakan, "Türkiye'nin olası bir müdahalesinin, SDG'nin IŞİD ile mücadelesini ve Amerikan güçlerinin IŞİD üyelerini mahkum etmesini baltalayabileceğini" iddia etti.

Türkiye, ABD'nin desteklediği SDG'yi, PKK/YPG'nin Suriye uzantısı olarak görüyordu ve "Güvenli Bölgede koordinasyon ve yönetimi sadece kendisinin yapmasında" ısrar ediyordu.

Görüşmelerin ardından Milli Savunma Bakanlığı'ndan görüşmeye ilişkin olarak "Türkiye'nin güvenlik endişelerini giderecek ilk aşamada alınacak tedbirlerin bir an önce uygulanmasında, bu çerçevede güvenli bölge tesisinin ABD ile koordine ve yönetimi için de Türkiye'de Müşterek Harekat Merkezinin en kısa zamanda kurulmasında mutabakat sağlandığı" açıklandı. "Türk ve ABD askeri yetkililerince güvenli bölgenin bir barış koridoru olması ve yerinden edilmiş Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri için her türlü ilave tedbirin alınması" konusunda da mutabık kalındı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, görüşmeye ilişkin, "Toplantılarda bütün güvenlik endişelerimizi dile getirdik. Bu getirdiğimiz endişeler konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Toplantıda muhataplarımızın görüşlerimize yaklaştıklarını memnuniyetle müşahede ettik" dedi.

Hulusi Akar, görüşmeden önce, operasyon için Türkiye'nin hazırlıklarını tamamladığını şu sözlerle ifade etmişti: "Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da birçok kez dile getirildiği üzere biz bu konuda ABD'li müttefiklerimizle beraber hareket etmeyi, davranmayı, çalışmayı arzu ediyoruz. Eğer bu mümkün olmazsa bu konuda ülkemizin, milletimizin ve bölgedeki dost ve kardeş halkın da güvenliğini, huzurunu sağlamak bakımından yapmamız gereken neyse bunları da yapacağımızı defaetle söylemiş bulunuyoruz. Bu konudaki planlarımız, hazırlıklarımız, sahadaki birliklerimizin konuşu, duruşu hepsi tamamlanmış vaziyette. Ama biz dost ve müttefik ABD ile birlikte hareket etmeyi arzu ettiğimizi de söyledik, bu şekilde arzu ediyoruz."

 

"GÜVENLİ BÖLGE Mİ, BARIŞ BÖLGESİ Mİ?"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)- ABD aylar önce Suriye'den çekileceğini açıklamış olmasına rağmen bunu gerçekleştirmemiştir. Trump'ın inişli çıkışlı tavırları, açıklamaları göstermiştir ki ABD bölgede kalıcıdır. Kendi askerleri sayıca azalsa da taşeron güçler SDG-YPG-PYD vasıtasıyla hedeflediği politikaları uygulama kararlılığını sürdürmektedir.

Türkiye öteden beri sınır güvenliği konusundaki endişelerini dile getirmekte ABD'nin DAEŞ'e yönelik mücadele bahanesiyle YPG-PYD güçlerini yoğun biçimde silahlandırmasından duyduğu rahatsızlığı ifade etmektedir.

Esasen güvenli bölge teklifi başlangıçta ABD tarafından gelmiştir. Türkiye bu konuda kesin kararlı olduğunu, gerekirse bu bölgenin tek başına operasyon yapılmak suretiyle gerçekleştirileceğini bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklamıştır. ABD Savunma Bakanı Mark Esper ise, Suriye'nin kuzeyine Türkiye'nin tek taraflı bir operasyonunun kabul edilmeyeceğini söylemiştir.

Hafta başında Ankara'ya gelen ABD heyeti ile yapılan görüşmeler devam ederken yapılan ilk açıklamada sonuç alınamadığı, ABD'nin yaptığı 5-14 km ilk güvenli bölge teklifinin reddedildiği bildirilmiştir. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat'ın doğusu için adımın ABD ile birlikte atılacağını, müşterek bir harekat merkezi kurulmasının kararlaştırıldığını ve görüşmelerin devam edeceğini açıklamıştır.

Türkiye güvenli bölge tanımını kullanırken, ABD'nin barış bölgesi gibi bir tanımı ortaya atması da dikkat çekicidir. Güvenli bölge münhasıran Türkiye'nin sınır ve toprak güvenliğine yönelik iken, barış bölgesi denilen alana her türlü unsurun konulabileceği bir alan anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile sulandırılmış bir kavramdır.

Kuzey Irak'ta olduğu gibi Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt yapılanmasına yol açacak oluşum Türkiye'nin kesinlikle kabul edemeyeceği bir durumdur. Ayrıca Suriye'deki durumun Irak'tan farkı, bölgede yerleşik Kürt nüfus oranının çok daha düşük olması ve çevreden getirilecek savaşçı unsurlarla yapay bir yapı oluşturulmak istenmesidir. Bu Suriye yönetiminin de kabul etmeyeceği bir durumdur.

Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin tavrı ABD'nin yaklaşımına göre belirlenecektir.

Bu gelişmeler olurken Esad Türkiye'nin ABD ile müşterek gerçekleştirilecek harekat konusunda tepki göstermiş ve bunun Suriye'nin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saldırı teşkil edeceğini söylemiştir. Suriye resmi ajansı SANA'nın haberine göre Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlara bu gelişmenin kınanması çağrısı yapılmıştır.

Bu durumda Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna gerçekleştireceği bir operasyon Suriye'nin ve belki de Rusya ve Çin'in tepkilerini ard arda getirecek, uluslararası kamuoyunda sıkıntılı bir döneme girilmesine yol açacaktır.

 

"YPG VE VERİLEN AĞIR SİLAHLAR KONUSUNDA AÇIKLAMA YOK"

Soner Aydın (Emekli Albay)- Türkiye ve ABD arasında yapılan görüşmeler sonrasında yapılan açıklamalara göre; "Türkiye'nin güvenlik endişelerinin giderilmesi için alınacak tedbirlerin hızla uygulanması, güvenli bölgenin tesisinin ABD ile birlikte koordine edilmesi ve yönetilmesi amacıyla Türkiye'de ortak operasyon merkezi kurulması, güvenli bölgenin bir 'barış koridoru' olması ve yerlerinden edilmiş Suriyelilerin ülkelerine dönebilmeleri için her çabanın gösterilmesi" konularında mutabık kalınmıştır. Bu durumda Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna harekât icra etmesine artık ihtiyaç kalmamıştır. Geçen hafta ve daha önce yaptığımız değerlendirmelerde; ABD öncülüğünde oluşan durum nedeniyle Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna bir harekât icra etmesinin oldukça zor olduğunu, bir pazarlık süreci içinde olduğumuzu, ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt yapılanması oluşturmaya çalıştığını, nihai hedefinin bir Kürt devleti kurmak olduğunu, adımlarımızı buna göre atmamız gerektiğini ifade etmiştik.

Görüşmeler sonrasında PKK ve uzantılarının ne olacağı, Fırat'ın doğusundaki YPG'li teröristlerin güvenli bölgenin dışına çıkarılması, bunlara verilen ağır silahların geri alınması konularında bir açıklama yapılmamıştır. Aksine, Pentagon tarafından bir gün önce yayımlanan raporda; YPG'nin mevcudunun 100 binden 110 bine çıkarılacağı, askeri yardımlara da devam edileceği belirtilmiştir. Bu durum; ABD'nin hedef ve amaçlarından vaz geçmediği anlamına gelmektedir. Türkiye'nin bu konuda nasıl bir tavır takındığı, hangi taleplerde bulunduğu ve nasıl bir sonuç alındığı değildir.

Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren tek konu silahlı YPG'li teröristler değil, Suriye'nin toprak bütünlüğünün ve üniter yapısının bozulması, bölgede etnisiteye dayalı özerk bir yapının oluşması ve bunun ülkemize etkileridir. Bölgede böyle bir etnik yapının silahlı gücü olmadan varlığını koruması mümkün değildir. Varılan mutabakatta SDG'den ve bünyesinde barındırdığı PYD'den de bahsedilmemektedir. Oysa PKK'nin asıl hedefi siyasi sonuca ulaşmaktır. YPG adını verdiği silahlı teröristler bunun aracıdır ve varlığının devam ettirileceği anlaşılmaktadır. Kısaca Türkiye'nin güvenlik endişelerinin giderileceğinden bahsedilmesi gerçekçi değildir. Güvenli bölge kavramının "barış koridoru" olarak değiştirilmesi de sorunun SDG (PYD/YPG) ile barış(!) içinde ele alınması arzusunu ifade etmektedir kanaatindeyim.

Özetlemek gerekirse; Suriye'de tıpkı 90'lı yıllarda Irak'ın kuzeyinde olduğu gibi bir durum gelişmektedir. Zaman içerisinde ABD desteğindeki bu yapı çok daha güçlenecektir, uluslararası meşruiyet kazandırılacaktır ve mücadele edilmesi imkânsız hale getirilecektir. Bu konu siyasi beklentiler gözetilerek ele alınacak bir konu değildir. Çok ciddi bir ulusal konudur ve bu açıdan ele alınmalıdır. Bölge ülkeleri de(özellikle Türkiye, İran, Irak ve Suriye) müşterek sorunlarını birlikte ele alma ve ortak çıkarları doğrultusunda çözüme kavuşturma iradesini göstermelidirler. Aksi halde ABD ve ortakları bölgedeki hedeflerine adım adım ulaşacaklardır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Mayıs ayında yarım milyon civarında daralan tarım dışı işsizliğin de sinyallerini verdiği üzere Haziran ayında sanayi üretimi, yıllık olarak yüzde 3.9 oranında azaldı....

Kuzey Suriye'de ''Güvenli Bölge'' oluşturulması yönünde Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakata rağmen bölgede gerginlik tırmanıyor.

Zekeriya Mutlu, ''Ege Ticaret Merkezinin marangoz ve mobilyacı esnafı için bir ''sanayi sitesi'' olacağını belirterek ''Esnaf ve Kefalet Kooperatifi esnafa düşük faizl...

İçişleri Bakanlığı; HDP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan ve Mardin Büyükşehir Beled...

Toplu görüşmelerin seyrini ve Hükümetin zam teklifini eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'a sorduk, işte görüşleri...

Tallinn yönetimi, ''e-oturum'' programı ile 2014’ten beri 157 ülkeden 55 bin kişinin ülkede 7 bin 500 şirket kurmasını sağladı. Bu şirketlerin 500’e yakınını da Türkle...

Üçüncü kez görevine seçilen İnce, Güzelbahçe’nin ''rakı-balık'' yapmanın ötesinde bir kimliği olduğunu belirterek, ''5 büyük projeyi'' anlattı.

Yazarlar
Website Security Test