Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Kayyum'' yetmedi, eleştirenlere de ağır suçlamalar yapılıyor

23.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İçişleri Bakanlığı; HDP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ü görevden aldı.

Bakanlık görevden aldığı bakanların yerine söz konusu illerin valilerini vekâleten atadı. Belediye başkanları “teröre destek vermekle” suçlanıyor. Yaklaşık 5 ay önce (31 Mart) yapılan yerel seçimlerde göreve gelen bu üç isimden Diyarbakır ve Van Belediye başkanları milletvekilliğinden istifa ederek seçilmişlerdi. Karara, HDP, CHP, İYİ Parti ve SP’den tepki gösterinken, MHP destek verdi.

İçişleri Bakanlığı’ndan konuyla ilgili yapılan açıklamada, belediyenin imkanlarının PKK’ya kullandırıldığı belirtildi. Açıklamada, adli makamlarca Adnan Selçuk Mızraklı hakkında “Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme", "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” ve “Terör Örgütü Propagandası Yapmak, Suçu ve Suçluyu Övmek" suçlarından dokuz ayrı soruşturma veya kovuşturma yürütüldüğü ifade edildi. Mızraklı hakkında bakanlık tarafından da üç ayrı soruşturma yürütüldüğü belirtildi.

Ahmet Türk'ün ise "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan tutuklu yargılanırken sağlık nedeniyle adli kontrol kararıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını hatırlatan İçişleri Bakanlığı, HDP'li siyasetçi hakkında adli makamlarca yürütülen “Terör Örgütü Propagandası Yapmak”, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak ve Silahlı Terör Örgütüne İsteyerek Yardım Etmek” ve “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Görevi Kötüye Kullanma, Terör Örgütü Kurma ve Yönetme” suçlarından altı ayrı soruşturma veya kovuşturma olduğunu belirtti. Türk hakkında ayrıca İçişleri Bakanlığınca da üç ayrı soruşturma yürütüldüğü ifade edildi.

Bedia Özgökçe Ertan hakkında ise adli makamlarca “Terör Örgütü Propagandası Yapmak”, “Suçu ve Suçluyu Övme, Terör Örgütü Propagandası Yapmak”, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak, Terör Örgütü Propagandası Yapmak” suçlarından yedi ayrı soruşturma veya kovuşturma, İçişleri Bakanlığınca ise üç ayrı soruşturma yürütüldüğü kaydedildi.

Bakanlık, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu'nu, Mardin Büyükşehir Belediyesine Mardin Valisi Mustafa Yaman'ı, Van Büyükşehir Belediyesine ise Van Valisi Mehmet Emin Bilmez'i belediye başkan vekili (KAYYUM) olarak atadı. Mehmet Emin Bilmez, belediyeye girer girmez ilk yaptığı iş makam odasında bulunan Atatürk fotoğrafını indirerek yerine AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını asmak oldu.

 

Seçim öncesinde sinyal verilmişti

Diyarbakır, Mardin ve Van dahil birçok HDP'li belediye, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL döneminde kayyım atamanmış ve 31 Mart seçimlerine kadar da atanan kişiler tarafından yönetilmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart seçimlerinden önce yaptığı açıklamalarda, belediyelere kayyum atanacağının sinyalini, “31 Mart’tan sonraki süreçte benzer şeyler yaşandığı anda biz bu işi anında yargıya götürür ve anında da kayyumlar için yolu açarız. Çünkü kayyumun ne denli faydalı olduğunu biz yaşayarak gördük" diyerek vermişti. Erdoğan yine 31 Mart öncesi yaptığı bir konuşmada, "Terörle ilişkisi olmayan seçim kazanmışsa, o insanlara adımımız olmaz. Ama terörle ilişkisi seçim öncesi tespit edilememişse, daha sonra tespit edilirse onu orada tutmayız" ifadesini kullanmıştı.

Avrupa Konseyi, belediye başkanlarının görevden alınmasını "kaygı verici" olarak değerlendirdi. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Başkanı Anders Knape, konuya ilişkin yazılı açıklamasında, kararı "kaygı verici" bulduğunu ifade etti. Açıklamada, görevden alınan belediye başkanlarının Kongre'nin de gözlemlediği 31 Mart seçimlerinde "halkın hür iradesiyle" seçildiğine vurgu yapıldı. Kongre, konuyu 11 Eylül'de Strasbourg'daki Başkanlık Divanı toplantısı gündemine aldı.

 

Kılıçdaroğlu: Milletin iradesine saygısızlıktır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, üç belediyeye kayyum atanmasını “Milletin iradesine saygısızlık” olarak değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, "Bu yapılan millet iradesine saygısızlıktır. Bu yapılan demokrasiyle bağdaşmıyor. Darbe ruhuyla yapılmış bir adım. Milletin iradesine darbe indirildi. Bu üç başkan da aday olmadan önce savcıdan iyi hal kağıdı almış. YSK'ya gitmiş, orada yedi yüksek yargıç var, onlar da sakınca görmemiş. Bugün baktım gazetelerine suçlu ilan etmişler. Bir kişinin suçlu olduğuna ne zamandan bu yana mahkeme dışındakiler karar veriyor. Dünyanın her yerinde yargı karar verir. Mahkemelerin hepsi elinde olduğu halde mahkemenin kararını bile beklemiyorsun, hızlıca kendin karar verip adım atıyorsun. Bu mesele HDP ya da başka bir parti meselesi değil. Davutoğlu'na Başbakanlığı bıraktırdıklarında da aynı tepkiyi gösterdik. AKP'li başkanlar görevden istifa ettirilirken de... Bu yapılan millet iradesine saygısızlıktır. Madem böyle yapacaktınız sandığı niye koydunuz? Madem sandığı koydunuz, niye gereğini yapıp vatandaşın iradesine saygı göstermiyorsunuz? Aklın, mantığın alacağı şeyler değil bunlar. Bu yapılanlarla dünyanın hiçbir yerinde ,'Türkiye'de demokrasi var'ı anlatamayız. 20 Temmuz'da ilan edilen OHAL resmen bitti ama fiilen devam ediyor. Zaten Erdoğan ilan etmişti. 'Seçilirlerse görevden alırız' demişti. Her şey bir kişinin iki dudağı arasında. Kenan Evren'de, darbe dönemlerinde bile yaşanmamıştı böyle şeyler."

 

"Sokağa çıkmayı doğru bulmuyoruz"

Kılıçdaroğlu, parti olarak alınan ve alınabilecek diğer kayyum kararlarıyla ilgili ise şöyle konuştu: "Bu tür olaylar yaşanınca sokağa çıkmak, protesto etmek gibi durumları doğru bulmuyoruz. Biz milletin ferasetine güveniyoruz. İstanbul'da da aynı şeyi YSK eliyle bize yaptılar. 'Ya sokağa çıkın ya boykot edin' dediler. İkisini de yapmadık. Halkın ferasetine güvendik ve gördük."

 

HDP: Halkın iradesi gasp edildi

HDP, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, karar "Bu yeni ve açık bir siyasi darbedir. Bu aynı zamanda Kürt halkının siyasi iradesine dönük açık ve düşmanca bir tutumdur" sözleriyle değerlendirildi. Açıklamada, "Halkın iradesini gasp eden, sandık iradesini ve seçimleri tanımayan bir iktidar karşısında tüm demokrasi güçlerini, vicdan sahibi tüm yurttaşlarımızı, Meclis içindeki ve dışındaki tüm muhalefet partilerini, sivil toplum kuruluşlarını, sendika ve meslek birliklerini, demokratik dernekleri dayanışmaya çağırıyoruz" ifadesi kullanıldı. Açıklamada, "Bu sadece HDP’nin ve Kürt halkının sorunu değil, tüm Türkiye halklarının, tüm demokrasi güçlerinin ortak sorunudur. Susmayın, susmak onaylamaktır" denildi.

 

İYİ Parti'den tepki

İYİ Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, görevden alınmalarla ilgili iktidarın halka "somut ve hukuki argümanlarla" izahat borcu olduğunu belirtti. İYİ Parti Başkanlık Divanı sonrasında açıklama yapan Ağıralioğlu, "Eğer bazı belediye başkanlarının görevden alınmasına sebep olan olaylar son beş ay içerisinde gerçekleşmişse bunu somut ve hukuki argümanlarla halka açıklamak iktidarın görevidir. İyi hâl kağıdı verdiğiniz, seçmen listelerinde ilan ettiğiniz, seçimde propaganda fırsatı tanıdığınız malum adayların, kazananlarına mazbata verip, dört ay sonra görevden uzaklaştırma iradenizi milletinize izah etme mesuliyeti bizzat iktidarındır" dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Twitter hesabından yaptığı palaşımda, “Biz bugüne kadar her daim terörün kaşsında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Fakat devlet, adalet ile kaimdir. Biz hukuku rafa kaldırıp, kesinleşmiş bir hüküm olmadan insanlara suç isnat edersek o zaman teröristten farkımız olmaz. Kişiler hakkında elde kesin deliller olmadan suç işlemiş muamelesi yapmak insani de hukuki de değildir.” dedi.

Bir süredir yeni parti hazırlığında olduğu bilinen eski başbakan Ahmet Davutoğlu ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de sosyal medyadan tepkilerini ortaya koydular.

Gül, kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Daha yeni seçilmiş belediye başkanlarının 'bu şekilde' görevden alınmaları demokrasimiz için doğru olmamıştır” diye yazdı.

Davutoğlu da, "Kısa süre önce gerçekleşen seçimlerle göreve gelen Mardin, Diyarbakır ve Van Belediye Başkanları’nın idari tasarrufla görevden alınması demokratik sistemin ruhuna aykırıdır. Seçimle gelenlerin seçimle ayrılması milli irade ilkesinin gereğidir" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, mesajının devamında, "Esas olan seçme ve seçilme hakkıdır. Bu karar, toplumsal barışa katkı sunmayacağı gibi terörle mücadeleyi de zaafa uğratabilir. Terörle en etkili siyasi mücadele, demokratik temsili aşındırmakla değil milletin gönlüne girip seçim kazanmakla verilir" diye de ekledi.

 

 

“AKP VE MHP KARARI SAVUNDU”

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, görevden alınarak yerlerine kayyım atanan HDP’li belediye başkanlarıyla ilgili olarak, “Maalesef bu belediye başkanları yine hukukun içerisinde hareket etmek yerine yanlış yollara tevessül etmişlerdir. Seçilmiş olanların hukuk devletinin kuralları içinde halka hizmet etmesi gerektiğini söyleyen Çelik, eleştirilerin ‘hukuk çerçevesi hassasiyetlerini gözetmediğini’ savundu.

Çelik, “Eleştiriler, hukuk çerçevesinin hassasiyetlerini gözetmeyen siyasi eleştiriler olarak gündeme getirilmektedir. Tam tersine eleştirilerin herhangi bir şekilde hukuk hassasiyeti olmadığını, sadece siyasi birtakım mülahazalarla yapıldığını görüyoruz.” Dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, üç belediyeye kayyum atanmasına destek verdi. Bahçeli, "Belediye imkanlarını Mehmetçik katillerine sunmanın, Anayasa ve kanunları yok saymanın, sandıktan çıkan oy ve desteği yanlışa yormanın ahlaken ve hukuken bedeli herkes için bir ve aynıdır. Yanlış hesap devletin ve milletin varoluş azminden dönmüştür. Olması gereken de budur. Terör örgütü PKK’nın ucuz aparatı, siyasi artçısı ve yancısı olan HDP’nin zehirli, zincirli, ziftli niyetleri bir kez daha duvara toslamıştır” dedi.

 

 

“PARTİZANCA YAKLAŞIM HUKUKLA BAĞDAŞMAZ”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı)– İller İdaresi Yasası’na göre kentlerin başındaki yöneticiler, bağlı oldukları bakanlarca görevden alınır ve yer değiştirebilirler. Bugünkü yönetimin halk iradesine bağlılığını ve saygısını yansıtan işlemler yerine kendi otoriter düzenini sürdürme çabası öne çıkmaktadır.

Kusuru oyan yöneticiler eylemlerinin türüne göre elbet gereken işlemlere bağlı tutulmalıdır. Ancak partizan düşüncelerle yaklaşım hukukla bağdaşmaz. Suçları varsa kanıtlarıyla birlikte değerlendirecek yargı makamlarına başvurmaları gerekirken, yönetim bu tespiti kendisi yaparak işlem gerçekleştirirse hukuksal düzen alt üst olur. Üç belediye başkanının kendi çevrelerinde ve kurumlarında yasaları aykırı eylemleri ve işlemleri saptandığında hukukun gereği elbette yapılacaktır. Ancak yönetimin kendisini yargı yerine koyup siyasal işlemi hukuksal işlemin önüne geçmesi uygun karşılanamaz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

19 yıl önce kentsel dönüşüm modelini Narlıdere'de başlatan ve çözüme kavuşturan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un öncelikli 5 projesinin başında ''Konak'ı kentsel ...

Bu hafta manşetimize taşıdığımız soru, Ankara Kulislerinde konuşuluyor. GÖZLEM, son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''gerginliği azaltacak adımlar atmas...

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zir...

Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. ABD, Irak'ta olduğu gibi ''bir bahane ile'' İran'ı da vuracak mı?..

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan suikast ve linç girişimleriyle ilgili hesap sormaya başladı.

The Bodrum Cup için geri sayım başladı. The Bodrum Cup 2019 21 - 26 Ekim arasında düzenlenecek.

Yazarlar
Website Security Test