Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Güvenli Bölge'' derken, ''İDLİP tehdidi'' büyüyor; Türkiye yalnız!

23.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kuzey Suriye'de ''Güvenli Bölge'' oluşturulması yönünde Türkiye ile ABD arasında varılan mutabakata rağmen bölgede gerginlik tırmanıyor.

Suriye ordusu, Astana sürecinde "gerilimi düşürme bölgesi" olarak öngörülmüş İdlib'in güneyinde Mayıs ayından beri yürüttüğü operasyonda sonunda Han Şeyhun kasabasına girdi. Han Şeyhun, Suriye'nin stratejik açıdan en önemli kasabalarından biri olarak kabul ediliyor. Türkiye'nin kurduğu 12 askeri gözlem noktasından dokuzuncusu Morek'te bulunuyor. Bu bölgenin de kuşatma altında olduğu bilgisi geliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri ile Suriye rejim güçlerinin karşı karşı gelmesinden endişe ediliyor.

Bölgede yaşanan gelişmeler, Türkiye, Rusya ve İran arasında imzalanan "Astana Protokolü" ortada kaldı gibi görünüyor. Esad rejiminin yanında olan Rusya, "askeri olarak da destekliyor" ve Rus uçakları da İdlip bölgesindeki muhalifleri bombalıyor. Türkiye ve Rusya arasında geçen yıl Soçi kentinde imzalanan İdlib mutabakatı kapsamında, İdlib'de yaşayanların topyekün bir savaştan korunması öngörülüyordu ve "gerilimi düşürme bölgesi" olarak kabul edilmişti. Ancak İdlib mutabakatı uygulanmadı. Suriye ordusu İdlib'in güneyindeki Han Şeyhun'a yönelik askeri operasyonları yoğunlaştırdı. İdlib'de, 9 Numaralı Gözlem Noktası'na intikal etmekte olan Türk Silahlı Kuvvetleri konvoyuna yönelik hava saldırısı düzenlenmiş; 3 sivil yaşamını yitirmiş, 12 sivil yaralanmıştı. 8 Numaralı Gözlem Noktası’na da taciz ateşi açıldı.

Türkiye'nin bölgeye gönderdiği askeri bir konvoyun Rusya güçlerince taciz edilmesi ve konvoyun geçtiği güzergahın bombalanması Türk askerlerinin nasıl bir tehdit ile karşı karşıya olduklarını gözler önüne seriyor.

Rusya daha önce pek çok kez yaptığı açıklamada Türkiye'nin bölgedeki cihatçı gruplara verdiği desteği kesmesi ve varılan anlaşma çerçevesinde bu grupları silahsızlandırma sözünü tutması çağrısında bulunmuştu.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Lideri Vladimir Putin ile kurduğu ilişki çerçevesinde yürütülen Suriye politikasının bundan sonra nasıl yürüyeceği, iki liderin tekrar masaya oturarak Suriye ordusunun ilerleyişini durdurup durdurmayacağı bilinmiyor. Bundan sonraki gelişmeler Erdoğan ve Putin arasındaki diyalogun gücünü de test edecek.

 

ABD Türkiye'yi oyalıyor mu?

"Güvenli Bölge" oluşturulması konusunda ABD'nin Türkiye'yi oyaladığı ifade ediliyor. Yeniçağ Gazetesi'ne konuşan eski Genelkurmay Şube Müdürü Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, "Mutabakat işlemeyecek ve Türkiye tek taraflı harekât yapmak zorunda kalacak." dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu güvenli bölge mutabakatına ilişkin "ABD'nin ikinci Münbiç sürecini işletmesine müsaade etmeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Çavuşoğlu, "(İdlib'deki) 9. gözlem noktasını başka yere taşıma gibi bir niyetimiz yok" ifadesini kullandı.

Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye ve ABD, Suriye sınırında güvenli bölgenin oluşturulmasına ilişkin planın birinci aşamasının Perşembe gününden itibaren başlatılmasında mutabık kaldı. ABD, planın sınır güvenliği dışında IŞİD ile mücadelenin sürdürülmesini güvence altına alma ve koordine edilmeden yapılan askeri operasyonların da asgari düzeye indirilmesini sağlayacağını bildirdi.

 

İran'dan 'Güvenli Bölge'ye tepki

İran Dışişleri Bakanlığı, Suriye'nin kuzeydoğusunda güvenli bölgeyi oluşturma faaliyetinin "kışkırtıcı ve endişe verici" olduğunu açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, "ABD'nin planının kışkırtıcı ve endişe verici olduğunu" söyledi. Musevi, "ABD'nin bu yöndeki benzer adımları Suriye'deki istikrarsızlığı artırmaktadır. Suriye'nin içişlerine müdahale anlamı taşıyan bu plan aynı zamanda bölgede gerginliğe neden olacaktır" ifadelerini kullandı.

 

Türk konvoyuna saldırıya BM ve ABD'den tepki

Suriye'nin İdlib vilayetinde Türk askeri konvoyunu hedef alan hava saldırısına BM ve ABD'den tepki geldi. BM Genel Sekreteri sözcüsü Stephane Dujarric günlük basın birifinginde, İdlib'de Türk askeri konvoyuna yönelik saldırıyla ilgili, "Suriye'nin kuzeybatısındaki son gelişmelere yönelik endişemiz sürüyor. Türk askeri konvoyunun, İdlib'in güneyindeki Morik'te yer alan Türk gözlem noktasına giderken havadan vurulduğuna dair bildirimlerden haberdarız. Bu haberler bizi ciddi şekilde endişelendiriyor ve İdlib'deki şiddetin sadece insani bir mesele olmadığını hatırlatıyor. Aynı zamanda bölgesel güvenlik açısından da önemli bir risk teşkil ediyor" ifadesini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus ise Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "Esad rejimi ve müttefikleri hemen İdlib'deki ateşkese geri dönmelidir. Türk konvoyuna yapılan bugünkü pervasız hava saldırısı, sivillere, insani yardım görevlilerine ve altyapıya yönelik kötü niyetli saldırıların ardından geldi. Bu şiddeti kınıyoruz. Sona ermeli" ifadesini kullandı.

 

Kalın'dan açıklama

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Suriye'nin kuzeyindeki İdlib bölgesinde bulunan Türkiye'nin 9. gözlem noktasının "kapatılması, başka noktaya kaydırılması söz konusu değil." dedi.

İbrahim Kalın, kabine toplantısı sonrası basın mensuplarına gündeme dair açıklamalarda bulundu. 16 Eylül'de Ankara'da Rusya ve İran'ın katılımıyla üçlü zirve gerçekleştirileceğini belirten Kalın, İdlib'de Rusya'nın gerçekleştirdiği saldırılarla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mevkidaşı Vladimir Putin ile telefonda görüşeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, "İdlib'de 12 gözlem noktamızın bulunduğu yerlerde güvenliğin tamamen sağlanması konusunda mutabık kalınmıştı, bunun devam etmesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

Kalın, "Rejime ve ona destek veren Rusya Federasyonu'na ihlalleri sonlandırmaları yönünde çağrımızı tekrar etmek istiyorum." dedi.

Kalın, Suriye'de "güvenli bölge" oluşturulması için taraflar arasında görüşmelerin sürdüğünü aktardı. Fırat'ın doğusunda "Türk ve Amerikan askerleriyle ortak devriyelerin yakın zamanda başlayacağını" belirtti.

 

"TÜRKİYE BÖLGEDE YALNIZLAŞTIRILIYOR"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)- Suriye'nin kuzeyinde İdlib'de meydana gelen çatışmalar Türkiye'nin yeni bir mülteci akınına uğraması tehlikesini doğurmuştur. İdlib Suriye'de rejim muhaliflerinin barındıkları son yerdir. Bu bölgeye yönelik Suriye güçlerince gerçekleştirilen hava saldırılarına Rusya hava desteği sağlamaktadır. Bu saldırılarda Türk silahlı kuvvetleri konvoyu da isabet almıştır. Rus basını Türkiye'nin İdlib'te Rusya ile çatışmaya girdiği iddiasında bulunmuştur.

Bugün varılan noktada 2018 Ocak ayında başlatılan Astana sürecinin geçerliliği büyük ölçüde kuşku altındadır. Astana Protokolünün akıbeti, 11 Eylül'de Ankara'da Erdoğan, Putin ve Ruhani arasında yapılacak üçlü zirvede ele alınacaktır. Soçi mutabakatı Türkiye'ye İdlib'te ılımlı sayılan silahlı muhaliflerle, terörist olarak nitelendirilen grupları ayırmak gibi zor bir görev verilmişti. Bu görev yerine getirilemediği gibi, bölgedeki M4 ve M5 karayolu da ulaşıma açılamamıştır.

Morek'teki Türk gözlem üstüne ilerleyen konvoyun saldırıya uğraması yaşanan son önemli kriz olmuştur. Türkiye'den bekleneni alamadığı için Rusya bundan sonra kendi tutarlılığı içinde bildiğini okuyacak ve Suriye yönetimine desteğini sürdürecektir. Rusya Afrin'de Türkiye'ye sağladığı desteği bundan sonra göstermeyecektir.

Rusya'nın Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması konusundaki hassasiyetinin ABD tarafında bulunduğunu söylemek güçtür. ABD, Suriye'nin kuzeyinde oluşturulacak güvenli bölgenin/koridorun Türkiye'nin istediği ölçü ve nitelikte olması hususunda anlayış göstermediği gibi, bu koridorun kuzey Irak'a genişletilmesini istediği anlaşılmaktadır. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde, Türk ordusunun yapacağı söylenen ancak bir türlü başlatılamayan Fırat'ın doğusuna yönelik harekatın icrasını zorlaştıracaktır.

Ayrıca ABD PYD-YPG'yi yoğun bir şekilde silahlandırmaya devam etmektedir. Kuzey Suriye'de İdlib nedeniyle Türkiye ile Rusya ve İran'ın arasının açılması da ABD'nin arzu edeceği bir hedeftir. Böylece Türkiye bölgede yalnızlaştırılmış olacaktır.

 

"EN KÖTÜ OLASILIK TÜRKİYE VE SURİYE'NİN ÇATIŞMASIDIR"

Soner Aydın (Emekli Albay)- 2011 yılında "masum Suriyelileri zalim Esed'in zulmünden korumak" için ABD'nin yanında girdiğimiz Suriye macerası, zaman ilerledikçe aleyhimize dönmeye başlamıştır. Bugüne kadarki kayıp ve kazancımız, gelecekte başımıza nelerin gelebileceğine ışık tutacaktır:

Aradan geçen sekiz yıldan fazla sürede Esad rejimi yerli yerinde durmakta, Rusya ve İran'ın desteğiyle her geçen gün etkinliğini artırmaktadır. Fırat'ın batısında rejim muhaliflerini kontrol altında tutmamız bir yana İdlib'in yüzde doksanına Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) hâkim olmuş durumdadır, Türkiye'yi taahhütlerini yerine getirmemekle suçlayan Suriye yönetimi; İdlib'de ateşkesi kaldırmıştır, Rusya'nın da desteğiyle aylardır bölgeyi bombalamaktadır. Önceleri Türkiye'nin gözlem noktaları yakınına sığınan sivilleri de hedef alan Suriye yönetimi; geçtiğimiz günlerde askeri araç konvoyumuza hava saldırısı gerçekleştirmiştir. Rusya Astana sürecini ve Soçi mutabakatını askıya almıştır.

Batıda durum böyleyken Fırat'ın doğusunda ABD güvenli bölge taleplerimizi hiç önemsemeden PKK/YPG'yi "devletleştirme" ve kendisine göre bir "barış koridoru" oluşturma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir, geri adım atmayacağını açık açık deklare etmiştir. Güvenli bölgenin neden birdenbire "barış koridoru" olduğundan ve bu barış koridorunda kimin kiminle barış içinde faaliyetlerini sürdüreceğindense hiç bahsedilmemektedir.  Bu durumda biz her ne kadar "gerekirse kendi başımıza bir güvenli bölge kurarız" desek de bu koşullarda, ABD'nin kontrolündeki bölgede bu adımı atmamız gerçekçi görünmemektedir. Başımızı ABD'ye çevirdiğimizde Rusya'nın, Rusya'ya çevirdiğimizde ABD'nin baskısıyla karşılaşmamız da dikkat çekmektedir.

Bunlar olurken 4,5 milyondan fazla Suriyeli ülkemize yerleştirilmiştir, İdlib'de rejimin baskısından kaçan bir milyona yakın Suriyeli daha sınırımıza ilerlemektedir. Milyarlarca dolarımız Suriyeli mültecilere, askeri harekatlara, rejim muhalifi gruplara harcanmıştır, hala da harcanmaya devam edilmektedir. Amacımızın terörle mücadele olduğu söylenmektedir ama PKK, ABD'nin desteğiyle gözümüzün önünde özerkliğini ilan etmek üzeredir. Onlarca şehit ve gazi verdiğimiz Suriye'de sonuçta ne elde edeceğimiz belli değildir.

Suriye yönetimi; Rusya ve İran'ın desteğiyle İdlib'i kontrol altına almaya kararlı görünmektedir. Eylül ayı başında yapılacak Türkiye-Rusya-İran görüşmelerinden çıkacak sonuç tarafları tatmin etmezse veya alınacak kararlar uygulamaya konulamazsa muhaliflere baskısını devam ettirecek ve ilerlemesini sürdürecektir. Suriye rejim güçlerinin 19 Ağustos'ta olduğu gibi doğrudan bizim askeri birliklerimizi hedef alacak saldırılarda bulunması da muhtemeldir. İç ve dış koşulların son derece zor olduğu böyle bir dönemde Türkiye ve Suriye'nin doğrudan çatışmaya girmesi en kötü olasılıktır. Öyle görünüyor ki; başından bu yana, başta ABD olmak üzere bütün çıkar odaklarının amacı budur. Şanlıurfa'da ABD ile birlikte kurulacak Müşterek Harekât Merkezi'nin görevi muğlaktır. ABD'nin PKK/YPG ile ilişkilerine ve Münbiç'teki uygulamalarına bakıldığında; Müşterek Harekât Merkezi'nin PKK/YPG'ye karşı kurulmayacağı çok açıktır. O halde hangi tehdide karşı kurulacaktır? Bu sorunun son derece can sıkıcı cevapları olabilir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

19 yıl önce kentsel dönüşüm modelini Narlıdere'de başlatan ve çözüme kavuşturan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un öncelikli 5 projesinin başında ''Konak'ı kentsel ...

Bu hafta manşetimize taşıdığımız soru, Ankara Kulislerinde konuşuluyor. GÖZLEM, son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''gerginliği azaltacak adımlar atmas...

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zir...

Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. ABD, Irak'ta olduğu gibi ''bir bahane ile'' İran'ı da vuracak mı?..

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan suikast ve linç girişimleriyle ilgili hesap sormaya başladı.

The Bodrum Cup için geri sayım başladı. The Bodrum Cup 2019 21 - 26 Ekim arasında düzenlenecek.

Yazarlar
Website Security Test