Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

İşçi işini kaybediyor; patron üretemiyor, satamıyor

23.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Mayıs ayında yarım milyon civarında daralan tarım dışı işsizliğin de sinyallerini verdiği üzere Haziran ayında sanayi üretimi, yıllık olarak yüzde 3.9 oranında azaldı. İşsiz ordusunun hızla kalabalıklaştığı Türkiye’de üretimin, istihdamın ve piyasa talebinin artması için ne yapılması gerektiğini Gözlem uzmanlara sordu.

İnsan vücuduna habis hastalık bulaştığında, zamanında önlem alınmadığı takdirde hızla yayılır ve başladığı uzuv veya organ ile birlikte diğer organları da bozmaya, bünyeyi topyekun güçten düşürmeye başlar. İktisatta da bu böyledir; belirli bir noktada çıkan maraz, zamanında müdahale edilmediği takdirde ülkenin tüm ekonomik ve hatta siyasi ve kültürel unsurlarını çökertmeye başlar.

Türkiye’de geçtiğimiz hafta açıklanan bir dizi temel ekonomik gösterge, ülkenin mevcut tablosunun bu şekilde olduğunu anlatıyor. İşsizlik rakamları ve özellikle tarım dışı işsizlikteki artış, hammadde ve enerji fiyatlarındaki artış ile birleşince ve artan giderleri karşılayacak finansman olanakları daralınca, ekonomi de daralmaya devam ediyor. Bu daralmadan nasibini alan en önemli sektör ise şüphesiz, imalat sanayi.

Geçtiğimiz hafta Türkiye İstatistik Kurumu, Sanayi Üretim Endeksi’nin Haziran ayında yıllık bazda yüzde 3.9 düşüş gösterdiğini açıkladı. Piyasada ağırlıklı beklenti, takvim etkisinden arındırılmış üretimin yıllık bazda yüzde 1 civarında azalacağı yönündeydi. Mayıs ayında yüzde 1.3 artış gösteren mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise Haziran’da yüzde 3.7 düştü.

Yılın ikinci çeyreğinin son aylık dilimini ifade eden bu veri, sanayide işlerin iyi gitmediğinin net bir ifadesi olarak karşımızda duruyor. Öte yandan pek çok uzmanın çelişkili bulduğu ve güvensizlik şerhiyle dikkate aldığı TÜİK’in işsizlik verileri de hiç iyi bir noktada değil. Yılın beşinci ayında yüzde 12.8 olan işsizlik oranı, Nisan’da yüzde 10.6 ve Mayıs ayında yüzde 14.0 düzeyine yükselmişti. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre işgücünde 850 binin üzerinde azalma var. İşsiz sayısındaki artış ise bir milyonu aşmış durumda. Ekonomist Uğur Civelek soruyor: “Her yıl istihdama katılan bir milyonu aşkın genç nerede? Bu soruya yanıt bulmadan, bu rakamlara ne kadar güvenebiliriz?”

İşsizliğin açıklanandan çok daha yüksek olabileceği öngörülse de, mevcut istihdam rakamları dahi imalat sanayinin yaşadığı daralma ile pozitif korelasyon sergiliyor. Bir önceki ayda, yani Mayıs ayında tarım dışı işsizlikte yaşanan yarım milyonluk daralma, sanayi üretiminin düşmekte olduğunu gösteriyordu.

Hükümet, bağımsız olduğunu varsaydığımız Merkez Bankası yönetiminde gerçekleşen değişiklik ile faiz indirimine giderek kısa vadede piyasanın fonlanmasının yolunu açmayı başardı. Ancak Mahfi Eğilmez’e göre bu durum talep ile birlikte arzı da artırabilecek olsa da, “batıyoruz” demek için de, “çıkıyoruz” demek için de henüz erken.

 

 

“MAKASIN HER İKİ TARAFI DA SANAYİCİYİ KESİYOR”

Ender Yorgancılar (Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı)- Başta ABD ve Çin olmak üzere birçok ülke, parasının değerini düşürmeye çalışıyor. Türkiye’de ise TL değerleniyor. Yani rakiplerin ihraç fiyatları düşerken bizimki artıyor. Makasın iki tarafı da biz sanayicileri kesiyor. Rakip ülkeler çok daha uygun koşullarda enerji kullanırken bizde doğalgaz, elektrik fiyatlarına sürekli zam yapılıyor. Kredi maliyetlerimizi kıyaslayabileceğimiz bir rakip ülke neredeyse yok. Tüm ülkeler bu yoğun rekabet ortamında komşularıyla ticaret hacmini artırmaya çalışırken, biz bu konuda yeterli gelişme sağlayamıyoruz. Bizde bir şeyler tersine gidiyor. Böyle devam edersek daralan iç piyasayı ihracatla ikame etmemiz mümkün olamayacak, ekonominin yeniden büyüme patikasına girmesi gecikecektir. Acil olarak alınması gereken önlemler şu şekilde sıralanabilir:

1- Sanayiciler için doğalgaz ve elektrik fiyatlarında mutlaka ciddi oranda, en az yüzde 20-30 indirim yapılmalıdır.

2- Kamu bankaları aracılığıyla sadece müteahhitlere değil, sanayicilere de imkan sağlanmalı, konut kredisi faizlerinden sanayiciye de kredi kullandırılmalıdır.

3- Kur savaşlarının yaşandığı bir dönemde sanayicilerimiz istikrarsız kur ve değerli TL karşısında zor durumda bırakılmamalıdır.

4- Enflasyonla mücadeleye güçlü bir şekilde devam edilmeli, enflasyon öngörülenden önce yüzde 5’ler düzeyine indirilmelidir.

5- Komşu ülkelerle çok daha yoğun bir işbirliği süreci başlatılmalı, bu ülkelere ihracatın artması imkanları yaratılmalıdır.

 

“KÜÇÜLMEYE DEVAM MI ÇIKIŞA GEÇİŞ Mİ?”

Mahfi Eğilmez (E. Hazine Müsteşarı)- Ekonominin arz yönünü önemli ölçüde temsil ettiğini düşündüğüm sanayi üretimi yıllık değişim oranı (bir önceki yılın aynı ayına göre değişimi gösteriyor) 2018 sonunda dibi gördükten sonra çıkışa başlamış, bu yılın Nisan ayında bir düşüş sonrası Mayıs ayında yeniden yükselişe geçmişti. Genel beklenti Haziran ayında bu yükselişin süreceği ve olasılıkla eksiden artıya geçileceği yönündeydi. Haziran ayına ilişkin sanayi üretimi yıllık değişim oranı açıklandığında ekonominin artık çıkışa geçtiğine ilişkin söylemler ciddi darbe yemiş oldu. Haziran ayı verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi geçen yılın Haziran ayına göre yüzde 3.9 ve bu yılın Mayıs ayına göre yüzde 3.7 oranında düşüş göstermiş bulunuyordu.

Ekonominin talep yönünü bir ölçüde temsil ettiğini düşündüğüm perakende satış hacmi zaman gecikmelerinin etkisiyle bazı farklılıklar sergilese de büyük ölçüde sanayi üretimindeki yıllık değişimle aynı yönde hareket ediyor. Haziran ayındaki beklenti tıpkı sanayi üretiminde olduğu gibi artış olacağı ve bu artışla birlikte pozitif alana geçilebileceği yönündeydi.

Haziran ayına ilişkin takvim etkisinden arındırılmış yıllık perakende satış hacminde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1.2 gerileme olmasına karşılık bu yılın Mayıs ayına göre yüzde 2.3 oranında artış ortaya çıkmış bulunuyor.

Bu iki veriyi bir arada incelediğimizde arzda iniş ve çıkışlar, talepte ise daha derli toplu bir çıkış eğilimi olduğunu görüyoruz. Sonraki aylarda faizlerin düşüşü, özellikle kamu bankalarının kredi vermeye teşvik edilmesi, bütçe harcamalarının artması gibi nedenlerle talep yönündeki artışın arz tarafını da yanına çekmesi mümkün olabilir.

Özetle talep tarafındaki bu eğilim devam ederse arzı da kendi yanına çekebilir ve ekonomiyi büyümeye döndürebilir. Yine de eldeki birkaç aylık veriye bakarak “ekonomi çıkışa geçiyor” ya da “ekonomi toparlanamıyor” gibi keskin yorumlar yapmak için çok erken. Daha anlamlı tahminler yapabilmemiz için Temmuz ve Ağustos verilerini de görmemiz gerekecek. (Kendime Yazılar bloğundan alınmıştır)

 

“İSTİHDAM VE SANAYİ ÜRETİMİ”

Uğur Civelek (Ekonomist)- Mayıs ayı işsizlik oranı yüzde 12.8 seviyesinde gerçekleşmiş. Sene başından bu yana gözlenen gerileme mevsimlik etkilerden kaynaklanıyor ve genel artış eğiliminin değişmediği gözleniyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre işsizlik oranı artıyor; Nisan ayında yüzde 13.8 ve bir yıl öncesinin aynı döneminde yüzde 10.6 olan oran Mayıs ayında yüzde 14.0 düzeyine yükselmiş. Bir yıl öncesinin aynı dönemine göre 850 binin üzerinde istihdam daralması var ve işsiz sayısındaki artış bir milyonu biraz aşmış! Bu durumda sormak gerekiyor, her yıl istihdama katılan bir milyonu aşkın genç nerede? Bu soruya yanıt bulmadan, bu rakamlara ne kadar güvenebiliriz?

Haziran ayı Sanayi Üretim Endeksi, bir yıl öncesinin aynı dönemine göre yüzde 3.9 daralmış; zaten mayıs ayı tarım dışı istihdamdaki yarım milyonu aşan daralma bu eğilimin sinyalini bir ay öncesinden vermiş! Hem iç ve dış pazar belirsizlikleri ile olumsuzlaşan rekabet koşulları, hem de ağırlaşmış sorunlar ve finansal açmazlar üretim faaliyetinin sürdürülebilmesini çok zorlaştırıyor.

Bu tablonun yarattığı kısır döngü, makroekonomik görünüme ilişkin beklentilerin olumsuzlaşmasında belirleyici oluyor. Ekonomimiz açısından yılın üçüncü çeyreği, mevsimlik olarak ekonomik faaliyetlerin zirve yaptığı bir dönemdir, son çeyrekte ivme kaybı kaçınılmazdır. Bu yılın üçüncü çeyreği, umulan gibi geçmiyor; bazı işkolları dışındakilerin sorunları ağırlaşmaya devam ediyor ve geleceğe ilişkin endişelerin güçlü kalmasına sebep oluyor. Küresel ve bölgesel koşullara ilişkin belirsizlik artışı ise tüm kesimleri daha temkinli olmaya zorluyor, piyasacılara uygun çözüm yolları da bu nedenle kapanmış oluyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

19 yıl önce kentsel dönüşüm modelini Narlıdere'de başlatan ve çözüme kavuşturan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un öncelikli 5 projesinin başında ''Konak'ı kentsel ...

Bu hafta manşetimize taşıdığımız soru, Ankara Kulislerinde konuşuluyor. GÖZLEM, son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''gerginliği azaltacak adımlar atmas...

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zir...

Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. ABD, Irak'ta olduğu gibi ''bir bahane ile'' İran'ı da vuracak mı?..

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan suikast ve linç girişimleriyle ilgili hesap sormaya başladı.

The Bodrum Cup için geri sayım başladı. The Bodrum Cup 2019 21 - 26 Ekim arasında düzenlenecek.

Yazarlar
Website Security Test