Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Moskova'da Erdoğan 'Esad'ı, Putin 'teröristleri' suçladı, sonuç ise;???

29.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Suriye rejim güçlerinin İdlib'i kuşatırken, Türkiye'nin kentin güneyindeki 12 askeri gözetim noktalarından 9'unun bulunduğu Morek'i aldı. Türkiye'nin gözetim noktaları Suriye rejim güçlerinin ortasında kaldı. 10 Nolu Gözetim Noktası’nın 500 metre kadar yakınına Suriye rejim uçaklarınca bomba atıldı. Bu bölgede bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri'ne her an bir saldırı olma ihtimali bulunurken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'de Esad rejimine destek veren Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin ile görüştü. Moskova'daki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Erdoğan "Esad"ı, Putin "teröristleri" suçladı.

Putin "İdlib'deki durumdan kaygılıyız. Oradaki teröristler Rus askeri üslerini tehdit ediyor. Bölge, militanlar için barınak haline gelmemeli. Sayın Erdoğan'la ek tedbirler alınmasına karar verdik. Suriye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü önemli. Türkiye'nin güney sınırlarında bir güvenlik bölgesi oluşturması, Suriye'nin toprak bütünlüğü açısından olumlu bir adımdır" diye konuştu.

Türkiye'nin hassasiyetlerini çok iyi anladıklarını belirten Putin "Sınırlarındaki güvenliğini sağlaması lazım, bu Türkiye'nin meşru hakkıdır" dedi.

Putin sözlerine "Rusya ve Türkiye Astana formatında iş birliği yapıyor. Sahadaki durumu istikrarlı hale kavuşturmak ve daha da ilerletmek gerekiyor. Anayasa Komitesi'nin devreye girmesiyle ilgili konuları görüştük. En kısa sürede Cenevre'de çalışmaya başlanacağını umut ediyoruz" diye devam etti.

 

"Kışkırtma askerlerimizin can güvenliği riske atıyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Suriye'nin kuzeyindeki durumun kötüleşmesinden Şam yönetimini sorumlu tuttu.  Putin ile Suriye'de yaşanan gelişmeleri İdlib'deki durum özelinde tüm boyutlarıyla ele aldıklarını belirten Erdoğan, "Rejimin kışkırtması, askerlerimizin can güvenliğini riske ediyor" dedi.

Erdoğan, 3,5 milyon Suriyelinin yeni bir insani felaketle karşı karşıya bulunduğunu vurgulayarak, bu insanların önemli bir kısmının Türkiye sınırlarına yöneldiğini belirtti. Cumhurbaşkanı, "Meşru müdafaa hakkımız özellikle sınırlarımız boyunca bizi müdafaaya sevk etmektedir. Gereken adımları gereken zamanda atmak durumundayız." diye konuştu.

"Türkiye'nin sınırlarına dönük göç tehlikesi olduğunu" belirten Erdoğan "Suriye'nin toprak bütünlüğüne olan bağlılıklarını bir kez daha teyit ettiklerini" vurguladı.

Erdoğan " Gayemiz akan kanın durması Suriye'nin huzur ortamına bir an önce kavuşmasıdır. (İdlib'de) Rejimin terörizmle mücadele bahanesiyle sivillere karadan ve havadan ölüm yağdırması kabul edilemez." ifadelerini kullandı. "İdlib'de rejimin saldırılarının sükûneti bozduğunu" belirten Erdoğan "Mayıs'tan beri 500'ü aşkın masum insan hayatını kaybetti, bin 200'ün üzerinde sivil yaralandı" dedi.

Erdoğan, Fırat'ın doğusundaki durumu da istişare etme fırsatı bulduklarını dile getirerek, "Bu vesileyle Suriye'nin toprak bütünlüğüne bağlılığımızı bir kez daha teyit ettik." dedi.

 

YPG  çekilmeye başladı ama...

Fırat'ın Doğu'sunda ise, "net bir görüntü" henüz yok. Güvenli Bölge inşa ediliyor ama "ne kadar derinliği olacak, kim yönetecek" belli değil. ABD'den çelişkili haberler geliyor. Erdoğan Moskova'da iken, Pentagon "Türkiye'nin gönlünü alan" bir açıklama yaptı. Ama "S - 400'lerin ikinci paketi" Ankara'ya gelince, ABD Kongresi'nden Trump'a  "yaptırım baskıları" başladı.

Bu arada Reuters ve AFP haber ajansları, Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) Suriye'nin Türkiye ile sınırından güçlerini ve ağır silahlarını çektiğini duyurdu. Bu çekilmenin bu ay içinde Türkiye ve ABD arasında 'güvenli bölge' oluşturulması için sağlanan anlaşma kapsamında olduğu aktarıldı.

Ne var ki, "YPG'nin asker çekmesinin bir algı olduğu ve çekilen askerlerin yerini 'Askeri Meclis'lerin alacağı' açıklama ve yorumları" peşpeşe gelmeye başladı.

 

TSK'DAN 5 GENERAL İSTİFA ETTİ

Kuzey Suriye'de sıcak gelişmeler yaşanırken, TSK'dan aralarında İdlib'den sorumlu komutan ve komutan yardımcısının da bulunduğu 5 general istifa etti. YAŞ'ta Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan İdlib'ten sorumlu 6. Mekanize Piyade Tümeni ve Müşterek Özel Görev Kuvvet Komutanlığı'na atanan Tümgeneral Ahmet Ercan Çorbacı, Tuğgeneral Ertuğrul Sağlam, Tuğgeneral Recep Özdemir, Tuğgeneral Ömer Faruk Özdemir ve Tuğgeneral Uğur Bülend Acarbay'ın istifa etti.

 

S-400'lerin ikinci sevkiyatı başladı

Milli Savunma Bakanlığı, S-400'lerin ikinci batarya malzemelerinin Türkiye'ye sevkiyatının başladığını, ilk uçağın Mürted'e indiğini bildirdi. Milli Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Sözleşme kapsamında sistemin birinci batarya malzemelerinin intikalinin 12-25 Temmuz arasında tamamlandığı belirtilerek, "S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin ikinci batarya malzemelerinin Mürted Hava Meydanı'na intikaline bugün itibarıyla başlandı. İntikal faaliyeti takriben bir ay sürecektir." ifadelerine yer verildi.

Türkiye'nin hava ve füze savunma ihtiyacının karşılanmasına yönelik Rusya'dan alınan S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin tedarik sözleşmesinin 11 Nisan 2017'de imzalandığı hatırlatıldı.

 

“TÜRKİYE'NİN İDLİB AÇMAZI”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)– Suriye'de İdlib krizi devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Moskova ziyareti ilgi ile izlenmiştir. Basına yansıyan ilk haberlere göre Putin, Türkiye'nin güvenli bölge talebine destek vermiş ve bu bölgenin oluşturulmasının Suriye'nin toprak bütünlüğü açısından önemli olduğuna dikkat çekmiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Soçi mutabakatı ile Türkiye'nin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirebilmesinin Suriye rejiminin saldırılarının sona ermesiyle mümkün olabileceğini açıklamıştır. Erdoğan ayrıca, rejimin teröristlere saldırı bahanesiyle sivillere yönelik harekâtın kabul edilemeyeceğini, bu suretle radikal unsurların güçlendiğini belirtmiştir.

Türkiye Irak ve Suriye'nin kuzeyinde ABD ve Rusya ile komşu durumuna gelmiştir. İki süper güce karşı izlemeye çalıştığı denge politikasında zorlanmaktadır. Türkiye'nin Rusya ve İran ile sürdürdüğü Astana sürecinde önceliğin İdlib'den bir mülteci akınını önlemeye vermesi gerekmektedir. Türkiye ayrıca Heyet Tahrir el Şam (HTŞ)'ı Seyhun yenilgisinden sonra M4 ve M5 oto yollarından çekilmeye zorlamak durumundadır. Suriye yönetiminin Şam-Halep karayolunu işler hale getirememesi ve cihatçıları son mevzilerinden atamaması savaşın uzamasına yol açmakta, bu durum da ABD ve İsrail'i memnun etmektedir.

Türkiye'nin Fırat'ın doğusuna ilişkin olarak ABD üzerinde baskı kurabilmesi Rusya ile işbirliğini yürütmesine bağlı kalmaktadır. Bu konuda Rusya Türkiye üzerinde aşırı bir baskı oluşturmamaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son ziyareti, oradaki havacılık fuarını ziyaret sırasında iki lider arasındaki sıcak diyalog iki ülke ilişkilerinin olumlu seyirde olduğunu göstermiştir.

Ancak TSK konvoyunun Rus uçağı tartından vurulmuş olması (uçağı kullanan Rus ya da Suriye pilotu olsun fark etmez), Suriye'de 8 yıldır devam eden Rusya gerçeğinin bir ifadesidir. Rusya Türkiye'yi Soçi yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçlamış ve teröristlerle savaşma keyfiyetinin kendisine düştüğünü vurgulamıştır.

Türkiye bu hassas dengeyi sürdürmek zorundadır. Ancak ileri bir adımla artık Suriye ile doğrudan görüşmelere başlaması bu zorlu denge politikasında elini rahatlatacak bir aşama olacaktır

 

"MUHATAPLARIMIZIN SİYASİ HEDEFLERİNE DİKKAT ETMEK GEREKİR"

Soner Aydın (Emekli Albay)- 1991 yılında rahmetli Turgut Özal'ın "bir koyup üç almak" arzusuyla başlattığı Ortadoğu'daki Irak (Saddam Hüseyin) merkezli soruna, ABD'nin yanında, doğrudan müdahil olma politikasının bir benzerini bugün Suriye'de uygulamaktayız. Bugün yine Ortadoğu'da Suriye (Esad) merkezli diğer bir soruna, yine ABD'nin yanında müdahiliz. Gerekçemizi terörle mücadele olarak izah etmekteyiz. Bölge politikamızı PKK terör örgütünün silahlı kanadıyla mücadeleye indirgemiş ve komşu ülkelerle ilişkilerimizi PKK eksenine oturtmuş görünmekteyiz. Oysa ABD ve ortaklarının hem Irak'ta hem de Suriye'de Kürt yapılanması hedefinden hiçbir sapma yoktur.

Irak'ta neredeyse 30 yıldır PKK'yla silahlı mücadelemiz devam etmektedir. Silahlı Kuvvetlerimiz terörle mücadeledeki azim ve kararlılığını sürdürmektedir. Buna karşılık PKK ve destekçisi olan ABD'nin siyasi hedefleri dikkatlerden uzaktadır. Oysa Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de PKK'nın omurgasını oluşturduğu bir Kürt bölgesel yönetimi Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adıyla fiilen kurulmuştur ve hedeflerinden bir tanesi ülkemizin güneydoğusunu da içine alacak şekilde genişlemektir. ABD'yle müşterek kurulması planlanan barış koridorunun amacı SDG (PKK/YPG)'yi Türkiye'nin askeri müdahalesinden korumaktır. Zaten ABD de "Türk ordusuyla YPG arasında sıcak çatışmayı önlemek istiyoruz" diyerek bunu açıkça ifade etmiştir. Yani ABD geçmişte Irak'ta uyguladığı Kürt koruma bölgesini bu sefer Suriye'de Türkiye'ye karşı uygulamaktadır.

27 Ağustos'taki Erdoğan-Putin görüşmesi sonrasında yapılan ortak basın açıklamasında; Cumhurbaşkanımız sadece askeri güvenlik/sınır güvenliği konuları üzerinde durmuştur, Putin de buna destek vermiştir. Yalnız Putin'in yaptığı açıklamada; "İdlib'de teröristlerin ortadan kaldırılması ve yapılması gerekenler için anlaşma sağlandığı" "Suriye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiği" ve "Suriye anayasa komitesi'nin devreye girmesi" konuları dikkat çekmektedir.

Rusya ve Suriye yönetimi Türkiye'nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'nuda terör örgütü olarak görmektedir. Ayrıca Suriye yönetimi Türkiye'yi gözlem noktalarında radikal islamcı terör örgütlerine silah transfer etmekle suçlamaktadır. Bu nedenle Morek'teki 9 numaralı gözlem noktasını kuşatma altına aldıklarını ifade etmektedirler. Gerçekten de Suriye rejim güçleri Han Şeyhun'u kontrol altına almıştır ve bu harekatla Morek'i ve 9 numaralı gözlem noktamızı tecrit etmiştir. İdlib konusunda Türkiye ve Suriye Yönetimi arasındaki sorunlar bunlardır ve liderlerin açıklamalarında bu sorunların nasıl aşılacağından bahsedilmemiştir. Bu sorunlar aşılamadığı taktirde Suriye rejim güçleriyle sıcak temasa girmemiz olasılığı devam edecektir.

Türkiye'nin Fırat'ın doğusunda ABD ile müşterek oluşturmak istediği barış koridoru; PKK'nın SDG üzerinden bölgeye kalıcı olarak yerleşmesine katkı sağlayacağından, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ihlal edecektir. Bu açıdan bakıldığında Putin'in "Suriye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü" vurgusu anlamını yitirmektedir. "Toprak bütünlüğü" kavramı tepkileri yumuşatmak ve dikkatleri dağıtmak için kullanılan bir klişe söz haline gelmiştir. Putin'in bu ifadesi; Suriye'nin geleceğini belirleyecek anayasa komitesine "SDG'nin dahil edilmemesi" halinde anlam kazanacaktır.

Bu gelişmeler yaşanırken basında bölgede görevlendirilen beş generalin istifa ettikleri haberi yer almıştır. Ben bu generallerimizden bazılarıyla Özel Kuvvetlerdeki görevim süresince uzun yıllar çok yakın çalışma ortamını paylaştım. Tanıdığım kadarıyla görev bilinci ve vatan sevgisi yüksek, bir o kadar da onurlu insanlardır. Terörle mücadelede çok uzun yıllar en küçük bir tereddüt göstermeden fedakârca görev yaptıklarına tanık oldum. Bu arkadaşlarımın dizgin vurulamayacak karakterleri olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle maruz kaldıkları bazı olayların karakterleriyle uyumlu olmadığını, bu nedenle istifa etmiş olabileceklerini değerlendiriyorum. Vatanın bütünlüğü, milletin beraberliği için mücadele ederken, her geçen gün daha da siyasallaşan bir orduda görev yapmak bizler gibi yetiştirilen subaylar için gerçekten çok zordur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

19 yıl önce kentsel dönüşüm modelini Narlıdere'de başlatan ve çözüme kavuşturan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un öncelikli 5 projesinin başında ''Konak'ı kentsel ...

Bu hafta manşetimize taşıdığımız soru, Ankara Kulislerinde konuşuluyor. GÖZLEM, son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''gerginliği azaltacak adımlar atmas...

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zir...

Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. ABD, Irak'ta olduğu gibi ''bir bahane ile'' İran'ı da vuracak mı?..

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan suikast ve linç girişimleriyle ilgili hesap sormaya başladı.

The Bodrum Cup için geri sayım başladı. The Bodrum Cup 2019 21 - 26 Ekim arasında düzenlenecek.

Yazarlar
Website Security Test