Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Pandora'nın Kutusu açılacak mı? Cumhuriyet Savcıları neden sessiz?

29.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ERDOĞAN - DAVUTOĞLU - BAHÇELİ SÖZ DUELLOSU SİYASET GÜNDEMİNE ÖNEMLİ SORULAR GETİRDİ: Pandora'nın Kutusu açılacak mı? Cumhuriyet Savcıları neden sessiz?

Türkiye iç politikasında hareketli bir sonbahara giriyor. Gözler yeni siyasi oluşumlara, kurulacak partilere ve bu partilerin siyasette nasıl konumlanacağına çevrilirken AKP'nin 18. kuruluş yıldönümünde konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni parti çalışması yürütenleri ihanetle suçladı. Erdoğan, "Bu kutlu çatının altından ayrılanların hiçbirinin esamisi şimdiye kadar okunmamıştır, şimdiden sonra da okunmayacaktır. Gözleri ve gönülleri başka yerlerde olanların AK Parti çatısı altından çıktığında başarısızlığa mahkûm olunmasının sebebi budur. Böyle bir dönemde hiç kimse kendi çıkarlarını önde tutamaz. Kimse, kendi hırsı için memleketin geleceğini ateşe atamaz. Dönem, fedakarlık dönemidir. Hafıza kayıtlarımızın içinde olanları da vakti geldiğinde milletimizle paylaşacağımızı şimdiden burada söylüyorum. Bu kayıtların içerisinde çok şeyler var. 'Kim kimdir' bunları milletimizin bilmesi lazım. Hafıza kayıtlarımızın içerisinde olanları da vakti geldiğinde milletimizle, sizlerle paylaşacağımızı da şimdiden burada söylüyorum. Bu hafıza kaydının içerisinde çok şeyler var" demişti.

Erdoğan'ın hainlerin bedel ödeyeceği sözlerine, AKP'den ayrılarak parti kurma hazırlığında olan eski Başbakan Ahmet Davutolu, sert tepki gösterdi. Erdoğan'ın konuşmasından birkaç saat sonra Sakarya Dostları Platformu'da konuşan Davutoğlu, 7 Haziran ve 1 Kasım seçim sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, "Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Gelin hafızanızı bir yoklayın. İleride Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden biri olarak 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır. Başbakanlık görevini aldığım zaman 6-8 Ekim olayları oldu. O olaylar esnasında çözüm süreci adı altında Türkiye'nin kamu düzeninin nasıl yerle bir edildiğini görme imkânı bulduk." sözleriyle cevap verdi. O dönemde AKP Genel Başkanı olan Davutoğlu'nun bir konuşmasında söylediği, "Terör saldırıları sonrasında oylarımız artıyor" sözleri tartışma konusu olmuştu.

HDP'li Diyarbakır, Van, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlarının idari bir kararla İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerlerine valilerin kayyım atanmasına da tepki gösteren Davutoğlu,  "Seçilmişlerin idari tasarrufla görevden alınması demokratik sistemin ruhuna aykırıdır" mesajı verdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi de eleştiren Ahmet Davutoğlu, "MHP'den suçlamalar geliyor. Biz mücadele ederken 17 Ağustos'ta götürdüğümüz 4 hükümet teklifine de 'Hayır' dedi ve bizi terörle mücadelemizde tek başımıza bıraktılar." dedi.

Davutoğlu'nun çıkışına siyasette yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. HDP, Davutoğlu'nun söz ettiği o dönemdeki katliamların açığa kavuşması için Meclis Araştırması Önergesi verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, 7 Haziran seçimleri ile 1 Kasım erken seçimleri arasındaki saldırıların ortaya çıkarılması için Meclis Araştırması yapılmasını istedi. Ağbaba araştırma önergesinde eski Başbakan Davutoğlu'nun bu döneme dair açıklamalarına dikkat çekerek, "7 Haziran-1 Kasım dönemi AKP'nin en karanlık dönemidir. Bahsedilen süreçte yaşanan tüm olayların aydınlatılması gerekir" dedi.

Aralarında 100 kişinin hayatını kaybettiği Ankara Katliamı'nın da bulunduğu dönemin "Türkiye'nin 1980 sonrası en büyük güvenlik zafiyeti yaşadığı dönem" olarak anıldığı belirtilen gerekçede, farklı saldırılarda toplamda 694 kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.

 

AKP MECLİS ÇOĞUNLUĞUNU KAYBETMİŞTİ

Ahmet Davutoğlu'nun dikkat çektiği 7 Haziran -1 Kasım 2015 tarihinde iki seçim yapılmıştı. 7 Haziran'da yapılan seçimlerde AKP, yüzde 40,66 oy ve 258 milletvekili ile birinci parti çıktı, ancak tek başına hükümeti kurma çoğunluğunu kaybetti. Bu seçimde CHP, yüzde 25,13 ile 132 milletvekili, MHP yüzde 16,45 ile 80, HDP de yüzde 12,96 ile 80 milletvekili çıkardı. Hem koalisyon görüşmeleri sürerken, hem de sonraki süreçte Türkiye'de bir dizi terör eylemi gerçekleşti. Erdoğan'ın "400 vekil verilseydi, bunlar olmazdı" ifadesi, bu süreçte muhalefet tarafından eleştirildi.

 

İŞTE YAŞANANLAR

Türkiye, bu siyasi ilişkilerin ve tartışmaların ışığında karanlık bir dönem yaşadı. Haberler.com'un derlemesine göre, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 genel seçimleri arasında yaşananlar:

* 11 Temmuz: Terör örgüyü KCK, 2012 sonunda başlatılan, 2013 yılı Nevruzu'nda ise kamuoyuna duyurulan ateşkesin sona erdiğini açıkladı.

* 17 Temmuz: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt sorununa çözüm süreciyle ilgili Dolmabahçe Mutabakatı'nı tanımadığını söyledi.

* 20 Temmuz: Suruç'ta DAEŞ'li canlı bomba, kendisini patlattı. 33 kişi öldü, 104 kişi de yaralandı.

* 22 Temmuz: Ceylanpınar'da iki polis, evlerinde uyurken içeri sızan PKK'lılar tarafından şehit edildi.

* 23 Temmuz: DEAŞ, Kilis'te sınırdan ateş açtı, bir astsubay şehit oldu. Diyarbakır'da bir polis PKK'lılar tarafından şehit edildi.

* 24 Temmuz: TSK uçakları DEAŞ hedeflerini ve Kandil'deki PKK kamplarını bombaladı. Polis de Türkiye genelinde DEAŞ, PKK ve DHKP-C operasyonu yaptı.

* 11 Ağustos: Erdoğan, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını açıkladı.

* 20 Ağustos: Lice'de 4 şehit gelmesinden bir gün sonra Siirt'te yola döşenen patlayıcılar askeri aracın geçişi sırasında patlatıldı, 8 asker şehit oldu.

* 22 Ağustos: Yüzbaşı Ali Alkan, Şırnak'ta karakola düzenlenen saldırıda şehit oldu.

* 5 Eylül: Cizre'de 8 gün süren sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu süreçte yaşanan olaylarda 20 sivil hayatını kaybetti, 25 polis de yaralandı.

* 6 Eylül: Dağlıca'daki PKK saldırısında 16 asker şehit oldu.

* 8-9 Eylül: Iğdır'da gümrük kapısını koruyan polislere yönelik saldırıda 13 polis şehit oldu.

* 10 Ekim: Ankara'daki mitingte iki ayrı bombanın patlaması sonucu 103 kişi hayatını kaybetti.

 

1 KASIM SEÇİMLERİ

AKP koalisyon kuramayınca Türkiye, 1 Kasım 2015'te sandık başına gitti. AKP yüzde 49,49 oy ile yüzde 25,31 oy alan CHP'ye yaklaşık 15 puan fark attı. CHP'yi yüzde 11,90 oy alan MHP takip etti. HDP yaklaşık 2 puanlık bir düşüş yaşayarak yüzde 10,76 oy aldı. Bu sonuçlara göre AKP Meclis'te 317, CHP 134, MHP 40 ve HDP 59 sandalye kazandı.

 

"AKP'nin TESTİSİ ÇATLAMIŞ, SU TUTMAZ"

Ali Naili Erdem (Eski Mille Eğitim Bakanı)- Herkes kendisini haklı göstermenin kavgasında, anlaşılan o ki bazı pislikler ve birbirlerinin yüzüne, bizlerin yüzüne bakamayacakları çirkinlikler var. Eski Başbakan Sayın Davutoğlu'nun "defterler açılırsa birçok insan, insan içine çıkamaz" söyleminin çok ciddiye alınması gerektiğine inanıyorum. MHP ile ilgili zamanında koalisyona destek olmaması söylemi ise doğru gelmiyor. Bahçeli, Erdoğan'ın koltuk değneği olmayı hiçbir döneminde bırakmamıştır. Her zaman AKP'nin koltuk değneği olmuştur.

Bu durum bir çirkinlikler, ayıplar, utanmazlıklar manzumesinin içinde çırpındığımızı gösteriyor. AKP'nin testisi çatlamıştır Davutoğlu ya da başkaları parti kursun kurmasın fark etmez o testi artık su tutmaz. AKP Cumhurbaşkanı ne söylerse söylesin kendi içinde bölünür hale gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı istediği kadar tavrını değiştirsin AKP siyasi parti olarak devrini tamamlamıştır. Sahne artık diğer partilere kalacaktır. Davutoğlu parti kurar ya da kurmaz bilemiyorum ama böyle önemli yerlerde bulunan insanların söylediği hiçbir şey öylesine ve rastgele değildir. Bu konuşmalar mutlaka ve mutlaka bir delile işaret etmektedir. Bu delil de parti içi bir darbeyi işaret etmektedir, AKP'nin çöküntüsü kaçınılmazdır.

 

"SAVCILARIN SESSİZLİĞİ ADALETE GÜVENİ SARSIYOR"

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı)- Devleti yönetenlerin tüm işlem ve eylemleri yurttaşlara örnek olacak düzeyde olmalıdır. Ülkede barışın, esenliğin ve hukukun egemen olması için öncelikle devlet adamlarının sergilediği çalışmalar ibretle izlenmelidir. Onların kusurları, ödünleri ve bilerek ya da bilmeyerek yaptığı tüm işlemler, toplumsal yönden birer anlamlı örnektir. Bu nedenle görevli oldukları her alanda ve her konuda yakınmayı önleyecek dürüstlük, doğruluk ve açıklıkla davranmalıdırlar. Her hangi bir nedenle aykırılıklara göz yumup, bu yolla onlara ortaklık yapmış durumuna düşenler, sonradan kendilerini aklamak çabasıyla eleştiri ve açıklamalarda bulunsalar da ortaklıklarından kurtulmuş sayılamazlar. Şimdi bir birbirlerine düşmüş durumda görünen Recep Tayyip Erdoğan ve eski adamları karşılıklı suçlamalarıyla bir birlerinin kusurlarını ağırlaştırmaktadır. Sonradan kendilerini toplum önünde ak göstermek çabasıyla giriştikleri açık ve kapalı suçlamalar toplumu daha da huzursuz etmekten başka şeye yaramamaktadır. Ama bir önemli durum ortaya çıkmaktadır ki o da AKP iktidarı döneminde Türkiye güçlükler ve karanlıklar içine girmiştir. Bunu da kendileri yaratmışlardır.

Ülkemizde her hangi bir suç sayılacak olay duyulduğunda hareke geçmesi gereken savcıların sessizliği ve ilgisizliği, adalete olan güveni sarsmaktadır. Bunu da gözeterek devlet sorumlularına büyük görevler düşmektedir.

 

"O KARANLIK DÖNEMİN AYDINLANMASI İÇİN SAVCILARA İŞ DÜŞÜYOR"

Yaşar Okuyan (Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)- Ahmet Davutoğlu'nun konuşması son derece önemli. İnsanın aklına tüyler ürpertici soru işaretlerinin gelmesine sebep oluyor. AKP Genel Başkanlığı, Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığını yapmış Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olmuş bir ismin 7 Haziran-1 Kasım diye tarih vererek o dönem olmuş büyük terör olaylarıyla ilgili; 'bunlar açıklanırsa insan içine çıkamayacaklar' demesi çok ciddiye alınması gereken bir ihbardır. Maalesef şu ana kadar hiçbir Cumhuriyet Savcılığının 1 hafta önce söylenen bu sözlerle ilgili bir soruşturma başlatmamış olması çok ilginçtir. Bu konuda hiçbir Cumhuriyet Savcısının hâlâ bir soruşturma açmamış olması manidar ve hukuk adına da endişe vericidir.

Davutoğlu'nun kastettiği döneme bakıldığında başta Suruç katliamı, Ankara katliamı, Beşiktaş katliamı olmak üzere 167 güvenlik görevlisi ve 700'e yakın sivil vatandaşın hayatını kaybetti. Bu sürecin neden yaşandığının ve o dönemde de konuşulan sebeplerin soruşturulması gerekmektedir. Konuyu ortaya atıp geri çekilmek olmaz. Davutoğlu'nun da Başbakan olduğu o dönemde ülkede böylesine büyük terör olaylarını kastederek çıkış yapması yeterli değil. Bu kanlı dönemin aydınlanması gerekmektedir. Açıklamalarıyla neyi kastetti, bu olaylarla bir irtibatı var mı, bu olaylarla dönemin içişleri bakanının, MİT Müsteşarının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi, müsamahası var mı? Bu terör olaylarında iktidar olamamanın az oy almanın etkisi var mı? Bu olayların yaşanmasına sebep olmuş göz ardı eden birileri var mı? Davutoğlu susarak kendi söylediklerini geçiştiremez bu soruların hepsinin kamuoyuna açıklanması bir borçtur. O kanlı dönemin, yaşanan olayların açıklanması mecburidir. Bu konuyu açıp susulacak bir dönem değildir. Kanlı terör olaylarının yaşandığı ve tarihinin de net bir şekilde verildiği o dönem için Davutoğlu'nun kendisine, Cumhuriyet Savcılarına ve Erdoğan'a görev düşmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Öğrenciler için ders zili zamlarla birlikte çaldı. Yeni dönem başlarken, eğitim-öğretim masrafları katlandı. Ekonomik krizin her alanda yaşattığı sorunlar okul sıralar...

''Kurulduğu 2002 yılından bu yana girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkan AKP'de erime süreci mi başladı?'' Bugünlerde Ankara Gündemi'nin başında "bu sorunun c...

Türkiye ile ABD arasında Suriye'nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölgeye ilişkin taraflardan ''Anlaşma sağlandı'' açıklaması gelse de belirsizlikler devam...

Irak ve Suriye'ye ''terörün önlenmesi, barış ve huzurun sağlanması için'' çaba gösteren, asker gönderen Türkiye'de ''toplumsal şiddet olayları'' giderek tırmanıyor. GÖ...

Yerel seçimde İstanbul hezimetinin ardından AKP'de sular durulmuyor. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük illerde seçimlerin kaybedilmesinin yankılarının yanı sı...

Atatürk'ün kurduğu kurum, "Atatürk'ü yok" sayıyor! Millet soruyor; ''Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapmak istiyor?''

Yazarlar
Website Security Test