Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Yeni particilerde, ''kesin ihraç'' darbesine karşılık ''fırtına öncesi'' sessizlik var!..

6.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yerel seçimde İstanbul hezimetinin ardından AKP'de sular durulmuyor. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük illerde seçimlerin kaybedilmesinin yankılarının yanı sıra, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski bakan Ali Babacan ekibi ile eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun iki ayrı parti kuracak olması AKP'yi telaşlandırıyor.

Babacan ve Davutoğlu'nun kuracağı partilere kayışı önlemek için AKP'de, küskün ve kırgın partililerin gönlünün alınması için milletvekillerinin de katıldığı "vefa toplantıları" başlatacağı konuşulurken, Merkez Yönetim Kurulu, Ahmet Davutoğlu ile birlikte Ayhan Sefer Üstün, Selçuk Özdağ ve Abdullah Başcı'yı "kesin ihraç istemiyle" disiplin kuruluna sevk etti.

İki eski il başkanı da "kesin ihraç talebi ile" il disiplin kurullarına verildi. Bu kararlara karşı Davutoğlu ve kurmayları "sessiz kalma ve bekleme" kararı aldı. Bu karara rağmen yankılar ve tepkiler gecikmedi. Sakarya eski Milletvekili Ayhan Sefer Üstün, yaptığı basın açıklamasında "hayatı boyunca doğruları söylediğini" belirterek "AK Parti kuruluş ilkelerinden uzaklaştığında da bunları önce içeride, sonraki aşamalarda dışarıda açık bir dille ifade ettim. Ak Parti kurucu ilkelerinden uzaklaşmamış olsaydı iyi niyetli yapıcı uyarılarımızı dikkate alırdı" dedi. Üstün, açıklamasında "Ne söylediysek Partinin ve Ülkemizin iyiliği için söyledik. Bilahare Sayın Ahmet Davutoğlu ve arkadaşlarımızla istişare edip bir tutum belirleyeceğiz. Bir hareket kendi Genel Başkanını, öz evlatlarını yiyorsa artık o hareketin nereye evrildiğini, nereye doğru koştuğunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum" sözlerine yer verdi.

AKP'nin 26'ncı Dönem İstanbul Milletvekili Abdullah Başcı da karara tepki gösterdi ve AKP kurucularından olduğunu hatırlatarak "Partiden ihraç olabilirim, yeter ki milletin gönlünden ihraç olmayayım. Millete hizmet ettim, etmekten de vazgeçmeyeceğim. Susmayacağım, doğruları söylemekten vazgeçmeyeceğim. Milletimizin doğrulara ihtiyacı var" dedi.

 

Özdağ: Sorunların 'çözdüğü' bir AKP var

Eski Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ ise yaptığı açıklamada "Bir şeylerin ters gittiğini, yanlış işlerin olduğunu söyleyenler dışlanıyor. Seçmen sandıkta net mesajlar veriyor ve bu mesaj maalesef algılanmıyor" ifadelerini kullandı. 24'üncü Dönem Manisa Milletvekili olan Özdağ, Cumhuriyet Gazetesi'ne, "Bizi susturmak istiyorlar ama susmayacağız. 2010 yılına kadar sorun çözen bir AK Parti vardı, şimdi sorunların çözdüğü bir AKP var" açıklaması yaptı.

Özdağ, Twitter hesabından yaptığı açıklamada "Seni kılıcımla düzeltirim ya Ömer! Sözü mucibince bir tavır takınıyorsun davaya ihanet ile suçlanıyorsun" diye yazdı. "Hal bu ki ortada bir dava varsa; davaya ihanet edenler, doğru bildiklerini söyleyenler ve bunu haykıranlar değil, yapılan her yanlışa alkış tutanlardır" ifadelerini kullanan Özdağ "Dost acı söyler" dedi.

 

Erdoğan ne demişti?

AKP Merkez Yürütme Kurulu'nun kararının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Konya'da yaptığı konuşmadaki sözlerinin ardından gelmesi dikkati çekti. Erdoğan, "Kağıt üzerinde üyemiz gözüküp de gönlünü ve yolunu bizden ayırmış olanlar varsa onları ayıklamaktan çekinmemeliyiz" ifadelerini kullanmıştı.

 

Ertuğrul Günay ne dedi?

AKP'nin eski bakanlarından Ertuğrul Günay, konuyla ilgili "Sayın Cumhurbaşkanı'nın da bu partiden ayrılıp yeni siyasi arayışlara giren insanlara bu kadar hırçın, saldırgan bir üslupla cevap vermesini ya da eleştirmesini doğrusu haklı bulmuyorum, kendisi de çünkü daha önce yıllarca görev yaptığı Refah, Fazilet, Saadet çizgisinden ayrılmıştı ve yeni bir parti kurmuştu, bunlar siyasette doğal şeyler, kimse sizin emir kulunuz değil, yaptıklarınız doğru olduğu zaman insanlar destekler, yanlış olduğu zaman da karşı çıkmak en doğal insani, siyasi, demokratik haktır" dedi.

 

"İHRAÇLAR KUVVETLENDİRMEZ AKSİNE ZAYIFLATIR"

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı)- Partiden ihraç durumlarını daha önce de yaşadık. Bu kesin ihraç süreçlerinin partileri kuvvetlendirmediğini aksine zayıflattığını gördük. Yine aynı durum yaşanacaktır. Daha önce Başbakanlık yapmış bir şahsın parti içerisinde kesin ihraç talebiyle yargılanmasını doğru bulmuyorum. Ahmet Davutoğlu "Söylediklerimin arkasındayım" dedi. Yani "Ben bir iftiranın adamıyım, yalan söylüyorum, yanlış yaptım" demiyor. Aksine "Doğru olduğunu bildiğim ve yapılmış olan hadiseleri söyleyeceğim" diyor. "Doğruları söyleyeceğim" diyen birinin cezalandırılması yanlıştır. Eğer Türk siyasi hayatında terörle ilgili konularda Davutoğlu'nun söylediği yanlışlar yapıldıysa; partinin içinde dalgalanmaları önlemek adına bu isimlerin ihraçlarının talep edilmesi yanlıştır. Önemli olan doğruyu ifade edebilmektir. Dünya siyasi tarihi doğruların tarihidir.

Bu ihraçlar ciddi beklentileri beraberinde getirir. O beklentilere sahip olanlar bu ihraçların yapılmasını arzu eder ve buna ait vesileler ortaya koyarlar. Bu bir anlamda bir yerden kopuş başka bir yerde birikme / toplanma hadisesidir. Yeni bir siyasi partiyi kurma arzusu içinde olanlar, içinde bulundukları siyasi partiyi artık kendileri için istikbal vaat etmiyor diye düşünerek yeni partinin içinde yer alır. AKP'nin içinde geleceklerinin olmadığını ve partinin artık umut vaat etmediğini düşünenler kendileri için ve partinin görüşlerinden ötürü diğer partilere katılma eğilimi göstereceklerdir. Bu eğilime, Davutoğlu'nun ve Babacan'ın ifade ettiği yerler de dâhil olduğuna göre; partiden ihraçlar devam edecektir.

 

"Babacan Batı ekonomisi için siyasete itilmiştir"

Eylül ve Ekim ayları için Türk siyasi hayatında çok büyük hareketlenmeler olacaktır. Vatandaş kendi beklentilerine cevap verecek siyasi parti arıyor. Mevcut düzende ne parlamento içinde ne de dışında buna cevap verebilen bir parti yok. Bu sebeple yeni siyasi parti arayışına devam edileceği için Eylül ve Ekim ayları çok hareketli geçecektir.

Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre Ali Babacan'ın yüzde 18 oyunun olduğu söyleniyor. Kamuoyu yoklamalarının ne kadar sağlıklı yapıldığı konusunu iddia edemem bu yüzden rakamın doğru olup olmadığını bilemiyorum. Ama görünen bir şey var ki aynı partiden aynı dünya görüşünden olan Ali Babacan'ın kuracağı partiye girmeyi uygun gören büyük bir kitle var. Ali Babacan'ın ve Davutoğlu'nun kuracağı partiler AKP gibi olmayacaktır. İki partide de üslup farkı olacaktır. Tayyip Bey öfkeyi politika yapmıştır, Babacan ve Davutoğlu ise muhlis, yumuşak ve okşayıcı bir politikayı esas alacaklardır. Ekonominin Batı Dünyası ile olan ilişkilerini gözden geçirdiği bir dönemde Batı Dünyası halen Türkiye'deki ekonomi politikasından rahatsız. Ali Babacan Batı ekonomisinde bilinen ve sevilen bir isimdir, bu sebeple Batı ile ekonomiyi düzeltmek adına Babacan siyasete yeniden itilmiştir.

 

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Partinin tüzüğü ve programı parti içi muhalefete ve eleştirilere izin veriyor. Kişilerin muhalefet hakkı vardır, muhalefet edenlere karşı da adaletle muamele gerektirir. Yeni bir parti kurmak istiyorlarsa bu onların en doğal hakkıdır. Bu haklarını kısıtlamak kimseye bir şey kazandırmaz. 15 Eylül dünyada demokrasi günü, 21 Eylül dünyada barış günü. Bu iki tarih BM'de kabul edilen tarihtir. Demokrasinin ve barışın teminatı da ancak adalettedir. Partilerin içindeki demokrasi, adalet veya adaletsizlik ülkeye de yansıyor. Kişilerin yarışmaya hakkı vardır. Çıkarlar söylemek istediklerini söylerler, halkta nezdinde itibar bulurlar veya bulmazlar.

Sayın Davutoğlu bir takım sözler söyledi ve sustu. Bunların gerisini de getirmesi lazım ki halk da samimiyetlerini görsün. Karşılıklı husumetle bir şeyler söylenip susma yerine, gerçekler bir üslup içinde halka anlatılmalı. AKP içinden iki parti için süreç başlamıştır. Bu süreci başlatanlar geçmişlerinden ne kadar arındıkları, yaşam biçimlerinde adaleti ne kadar kuracakları önem kazanıyor. İnsanlar geçmişte yaptıklarıyla da anılırlar. Geçmişte yaşananlara tavır koyup koymadıkları değerlendirilir.

Yeni oluşumlarda önce bir gaye ve hedef olmalıdır. Bu gaye ve hedef yolunda kadrolar çok önemli. O kadar çok defolar var ki, bu defolarla halka güven mi verecekler? Geçmişte, bu ülkenin birliğini, beraberliğini sağlamakla ilgili yeminler ettiniz. Ayaklarınızı kaldırarak mı bu yeminleri ettiniz? Niye verdiğiniz sözleri yerine getirmiyorsunuz? Bugün parti kurmaya çalışan her iki ekiptekiler de bugüne kadar yapılan adaletsizliklere karşı neden sessiz kaldılar da şimdi çıkıyorlar? Yeni arayışa giren hareketler beraberinde öz eleştiriyi de getirsin. Hem siyasetin hem de toplumun öz eleştirisi olsun.

Siyasette önümüzdeki günlerde bir hareketlenme olacak, ama bu hareketlenme dedikodu olsun diye değil, 100. yıla doğru giderken Türkiye'nin kurtuluşunun bir güvencesi olsun. Bunun yolu da düşünce ve medya özgürlüğünden geçer, tekelinden değil. Medya bugün tekele hizmet ediyor. Yargının içinde bulunduğu durum tekele hizmet ediyor görüntüsü veriyor. Her alanda kaliteyi yakalayamazsak sonumuz felakettir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

19 yıl önce kentsel dönüşüm modelini Narlıdere'de başlatan ve çözüme kavuşturan Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un öncelikli 5 projesinin başında ''Konak'ı kentsel ...

Bu hafta manşetimize taşıdığımız soru, Ankara Kulislerinde konuşuluyor. GÖZLEM, son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''gerginliği azaltacak adımlar atmas...

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 Haziran ayı işsizlik raporunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara Çankaya Köşkü'nde Suriye gündemiyle üçlü zir...

Ortadoğu'da savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. ABD, Irak'ta olduğu gibi ''bir bahane ile'' İran'ı da vuracak mı?..

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan suikast ve linç girişimleriyle ilgili hesap sormaya başladı.

The Bodrum Cup için geri sayım başladı. The Bodrum Cup 2019 21 - 26 Ekim arasında düzenlenecek.

Yazarlar
Website Security Test