Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Oyalama'' sürüyor; Türkiye, ''Yapacağım'' dediğini yapacak mı?

13.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye ile ABD arasında Suriye'nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölgeye ilişkin taraflardan ''Anlaşma sağlandı'' açıklaması gelse de belirsizlikler devam ediyor.

Güvenli bölge birinci safha uygulamaları kapsamında kararlaştırılan adımlar atılıyor ancak bölgede sıcak gelişmeler de sürüyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ABD Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'de Fırat'ın doğusunda ortak hava devriyesinin ardından kara devriyesi de geçtiğimiz hafta başladı. Milli Savunma Bakanlığı'ndan konuyla ilgili "ortak faaliyetlerin devam edeceği" açıklaması yapıldı.

Türkiye ile ABD'nin uzlaşmaya vardığı güvenli bölge konusunda birçok cevapsız soru ve belirsizlik bulunuyor. Bu nedenle bölgede gerilim düşmüyor, aksine her geçen gün daha da artıyor. ABD'nin Kuzey Irak'ta olduğu gibi kuzey Suriye'de Türkiye'yi "oyaladığı" fikri ağırlık kazanıyor.  ABD, Kuzey Irak'ta olduğu gibi, kuzey Suriye'de de YPG - PYD Kürt bölgeleri kurdu. İki ülkenin silahlı kuvvetleri birlikte hava ve kara devriyesi atarken, ABD, YPG'ye desteğini de sürdürüyor. ABD, binlerce TIR silah verdiği YPG'ye bu defa mevzilerine yerleştirmek üzere zırhlı kulübe gönderdi. Irak üzerinden gönderilen zırhlı kulübeler, Şanlıurfa Ceylanpınar karşısında bulunan Resulayn ilçesi kırsalındaki YPG'nin kazdığı hendek ve mevzilere yerleştirildi. YPG - PYD'nin bölgede 60 bin silahlı militan var. 40 bin güvenlik görevlisi (polis gücü) var. Bu bölgede 30 bin kişi mevcut yönetimin emrinde memur, işçi olarak çalışıyor. Silahla donatılan bu kesim ciddi bir milis gücünü oluşturuyor.

Türkiye, daha önce yaşananlardan yola çıkarak güvenli bölge konusunda müttefiki ABD'ye güvenmiyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye'nin kuzeyinde ABD ile birlikte 'güvenli bölge' oluşturulması konusunda "ABD'nin oyalama sürecine girmek istediğini düşünüyoruz. ABD'nin attığı adımlar kozmetik adımlardır... Eğer bu iş birliğinden bir iş çıkmazsa biz her türlü hazırlığımızı yaptık ve bu bölgeye gireriz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TSK'ya ait 6 zırhlı aracın, ABD konvoyuyla Suriye'nin kuzeydoğusundaki ilk ortak kara devriyesini gerçekleştirmesinin ardından yaptığı değerlendirmede, "Bu iş öyle üç beş helikopter uçuşu ile 5, 10 araç devriyesiyle göstermelik birkaç yüz askerin bölgede bulunması ile olacak iş değildir" dedi.

ABD'yi, Ankara'nın talep ettiği şekilde bir güvenli bölge oluşturmak yerine YPG için bir güvenli bölge oluşturmaya çalışmakla eleştiren Erdoğan, "Bölgede yuvalanan terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmayı hedeflerken onlar bizi terör örgütü ile aynı zeminde idare etmenin hesaplarını yapıyorlar. Anlaşılan o ki, müttefikimiz bizim için değil terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde. Böyle bir anlayışı reddediyoruz. Güvenli Bölge için ABD ile görüşüyoruz ancak istediklerimizle onların kafalarındakinin aynı şey olmadığını attığımız her adımda görüyoruz" diye konuştu.

Güvenli bölge için uygulamalar ile söylenenlerin birbirini tutmadığını belirten Erdoğan, "Eylül ayı bitmeden Fırat'ın doğusunda kendi askerlerimizle fiilen güvenli bölge oluşumunu başlatmamış olursak artık kendi yolumuza gitmekten başka çaremiz kalmayacaktır. Çünkü uygulama ile söylenenler birbirini tutmuyor. Bunu çözmemiz lazım. Kalkıp da Suriye'nin kuzeyinde YPG/PYD gibi terör örgütlerine eğitim veriliyorsa bizim bunu kabul etmemiz, hazmetmemiz mümkün değil. ABD tarafından 30 bin tırı aşkın silah, mühimmat, araç-gereç Irak üstünden bu bölgeye gönderildi. Kiminle savaşacaklar bunlar, tek ülke var Türkiye. Bunlara eyvallah eder miyiz, sessiz kalır mıyız?"

 

"Kapıları açarız, AB düşünsün"

Avrupa Birliği'nin Suriyeli mültecilere destek sözünü yeniden gündeme getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bize verilen bazı sözler var, bu sözlerin ne denli yerine getirildiğini göreceğiz. İdlib'de ülkemize göç tehdidi oluşturacak şekilde bir takım sorunlar yaşanıyor. Avrupa başta olmak üzere tüm dünyaya İdlib'den kaynaklanacak sorunları asla tek başımıza yüklenmeyeceğimizi açıkça ilan ettik. Dedik ki ya bu yükü paylaşacaksınız. Paylaşmamanız halinde kapıları açarız. Çünkü şu ana kadar 40 milyar dolar gibi bir rakamı biz harcadık ama Avrupa Birliği'nden Kızılay'ımıza, Afad'a gelen destek 3 milyar euro civarında. Türkiye bu 4 milyon mültecinin yüküne nasıl katlanacak? Kusura bakmasınlar, oldu oldu, olmadı kapıları açmaktan başka çare yok. Biz bu adımı atmaya mecburuz" şeklinde konuştu.

 

"TÜRKİYE VE ABD BİRLİKTELİĞİ YALNIZCA GÖSTERMELİK"

Onur Öymen (Emekli Büyükelçi)-  Amerika'nın Kuzey Suriye'deki politikası ile Türkiye'nin politikası örtüşmüyor. Türkiye'nin terör örgütü saydığı ve bunu kanıtladığı PKK terör örgütü ve bunun yansıması olan PYD, ABD'nin oradaki müttefiki konumunda bulunuyor. ABD bu terör örgütüne silah yardımında ve her türlü yardımda bulunuyor. Amerika bu örgütü oradaki diğer örgütlere karşı kullanıyor. Türkiye bu örgütü haklı olarak terör örgütü olarak sayıyor. Uluslararası Af Örgütü PYD'yi savaş suçlusu olarak ilan etti. Bu çelişkiler ortadayken ABD ve Türkiye'nin Kuzey Suriye'de iş birliği yapması yalnızca görüntüden ibaret. Amerika orada Türkiye ile ortak devriye yaparak Türkiye'nin oraya tek başına askeri müdahale yapmasını engellemeye çalışıyor. Türkiye, ABD ile tüm ilişkileri kaybetmemek adına oradaki görüntüyü oynamaya devam ediyor. Türkiye'nin terör örgütü olarak saydığı PKK'ya Amerika açık açık yardımda bulunuyor. Durum böyleyken oradaki Türkiye-ABD birlikteliği göstermelikten öteye gidemez. Türkiye ve ABD'nin Suriye'deki stratejisi daha önce de örneğini yaşadığımız Kuzey Irak gerçeğinde olduğu gibi uyuşmamaktadır.

Fırat'ın doğusuna yapılacak operasyon karşı tarafın tutumuna bağlı. ABD, PYD ile işbirliğini askıya alırlarsa Türkiye sınırından uzaklaşırlarsa Türkiye'nin beklentilerini biraz yerine getirirlerse mesela Türkiye'deki sığınmacıların oraya yerleşebileceği bir yerleşim merkezi kurarlarsa ya da kurdururlarsa o zaman tabii askeri müdahalenin gerekçesi kalmaz.

Gelecek odaklı baktığımızda Amerika'da bazı değişiklikler olduğunu görüyoruz. ABD Başkanı Trump, Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton'ı görevden aldı. Bu değişim Suriye'deki genel politikanın değişmesini sağlar mı? Şu an bu konuyu Bolton'ın sertlikle yönetmesinden dolayı bu şekilde oldu yaklaşımları var. Ulusal güvenliğin değişimiyle daha makul adımlar atılabilir. Bunun sonuçlarını görmek için beklememiz gerekiyor.

 

"TÜRKİYE NE ABD'YE NE DE RUSYA'YA TAM ANLAMIYLA GÜVENEBİLİR"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)- Suriye'de devam eden iç savaş 8 yılını doldurmuş bulunuyor. Bu süre zarfında ABD'nin ortaya koyduğu politika kendi çıkarlarına uygun, Türkiye'nin kaygılarını önemsemeyen bir politikadır. ABD Türkiye'nin değil, PKK-YPG'nin yanında yer almıştır.

Türkiye ile ABD arasında varılan güvenli bölge uzlaşması da oyalama taktiğine yönelik ve PKK devletçiğinin kurulmasına hizmet eder niteliktedir. Varılan bu anlaşmaya rağmen ABD'nin tırlar dolusu silah ve mühimmatı PKK-YPG 'ye ulaştırıldığının anlaşılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan sert bir tepki vermiş ve ABD'nin Türkiye için değil terör örgütü için güvenli bölge oluşturma peşinde olduğunun anlaşıldığını söyleyerek Eylül ayı sonuna kadar süre tanındığını ifade etmiştir. Bu süre Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu münasebetiyle Trump ile New York'ta görüşme yapacağı tarihe denk gelmektedir. İki lider bu görüşmede konuyu etraflıca ele alacaklardır.

Öte yandan Türkiye'nin Heyet Tahrir'üş Şam'ı (HTŞ) etkisiz hale getirme yükümlülüğü ile bağlantılı olarak Rusya ile yaptığı anlaşmayı sonuçsuz kılmak için ABD Suriye yönetiminin ilan ettiği ateşkesi fırsat bilerek İdlib'e saldırıda bulunmuştur. Saldırının hedefinin ABD vatandaşlarına tehdit oluşturan El Kaide liderliği olduğu açıklanmıştır. Ancak ABD'nin HTŞ ile istihbarat alış verişi dikkate alındığında İdlib sahasında HTŞ'nin varlığının sürdürülmesinin istendiği ve El Nusra cephesine yönelik Türk-Rus işbirliğinin boşa çıkarılmasının hedeflendiği söylenebilir.

Nitekim Rus Savunma Bakanlığı ABD'yi anlaşmaları ihlal ve ateşkesi sabote etmekle suçlamıştır. Rusya ayrıca Putin'in şefi olarak tanınan Yevgeni Prigoşin'e bağlı sözleşmeli askerlerden oluşan yüzlerce kişilik bir birliği  İdlib bölgesine taşımıştır. Bu da Rusya'nın meydanı boş bırakmaya niyetinin olmadığının bir işaretidir.

Bu koşullar ışığında artık Türkiye Suriye yönetimi ile diyalog kapısını açmalıdır. Bu yapıldığı takdirde Suriye'den yeni bir göç dalgasının önlenmesi mümkün olacaktır.

 

"ABD GÜVENLİ BÖLGEYİ KİMİN İÇİN İSTİYOR"

Soner Aydın (Emekli Albay)- ABD'nin Ortadoğu'daki amacının Irak, Suriye, Türkiye ve İran'daki Kürt nüfusu harekete geçirerek bir kukla devlet kurmak olduğu artık anlaşılmıştır. Bu kukla devletin Suriye ayağını PKK terör örgütüyle oluşturmak üzeredir. Cumhurbaşkanı Erdoğan da geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada "müttefikimiz bizim için değil, terör örgütü için bir güvenli bölge oluşturmak istiyor" diyerek ABD'nin amacını tespit ve teyit etmiştir. Bu önemli bir gelişmedir. Durum bu şekilde tespit edilmişse, bundan sonraki hareket tarzımızın öncekilerden farklı olması gerekmektedir. Cumhurbaşkanının; bu tespitini kamuoyuyla paylaşması, müttefiklerimize Eylül ayı sonuna kadar süre vermesi ve bu süre dolduğunda güvenli bölgeyi kendi imkanlarımızla kuracağımızı açıklaması, buna paralel olarak sınırımızda askeri birliklerimizin takviye edilmesi ve bu konudaki haber ve yorumlar; Fırat'ın doğusuna bir askeri harekât icra edeceğimiz algısı yaratmıştır.

ABD, Fırat'ın doğusunda bütün kurum ve kuruluşlarıyla, 30 bin kişilik kamu çalışanı olan fiili bir PYD (PKK) yönetimi kurmuştur. Bu yönetimin yaklaşık 100 bin kişilik silahlı gücü (YPG'li teröristler ve sözde polis teşkilatı) vardır ve ABD'den silah, mühimmat ve eğitim desteği almaktadır. IŞİD'le mücadele gerekçesiyle oluşturulan koalisyonda başta İngiltere, Fransa ve Almanya olmak üzere pek çok Avrupa ülkesi, Asya ülkesi (Japonya dahil) ve Arap ülkesi yer almakta ya da destek vermektedir. Rusya ve İran dahil, bizden başka hiçbir ülkenin PYD/YPG'yle sorunu yoktur, bizim sorunumuz da kimsenin umurunda değildir. Bölge ülkelerinin neredeyse tamamıyla anlaşmazlığımız devam etmektedir. Uluslararası desteğimiz yoktur.

Silahlı kuvvetlerimizin tek başına YPG'yi çok kısa sürede yok edecek güç ve kararlılığa sahip olduğu doğrudur. Ama koalisyon güçlerinin arasına girerek YPG'yi ortadan kaldırmaya kalkmamız halinde daha büyük sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır. Birincisi, IŞİD'le (sözde) mücadele eden PYD/YPG'ye karşı yapacağımız bir askeri harekât ülkemizin IŞİD yanlısı olarak suçlanmasına yol açabilecektir. Nitekim ABD ve Avrupa'dan gelen tepkiler "harekâtın IŞİD'le mücadeleyi aksatacağı ve IŞİD'i güçlendireceği" şeklindedir. İkincisi, bu harekatın bölgedeki Kürt nüfusa karşı olacağı, "Kürtlerin Türkiye tarafından katledileceği" propagandasına zemin hazırlayacaktır. ABD'nin Irak'ta Saddam'a, Suriye'de Esad'a karşı kullandığı propaganda ve yöntemler bu kez Türkiye'ye karşı kullanılacaktır. Ülkemizin bu tuzağa düşmemesi son derece önemlidir. Üçüncüsü de (bölgenin koşulları ve PKK'nın bölgedeki uluslararası desteği dikkate alındığında) Fırat'ın doğusuna icra edeceğimiz harekat Fırat Kalkanı ve Afrin harekatları gibi kısa zamanda sonuçlanmayacaktır. Harekat uzadıkça etkisi daha fazla aleyhimize çevrilecektir. Bu nedenle ben Fırat'ın doğusunda bir askeri harekat icra edeceğimize ihtimal vermiyorum. ABD'nin tepkimizi yumuşatmak ve Türk kamuoyu nezdinde Cumhurbaşkanı'nın elini rahatlatmak için zaman içinde küçük tavizler veriyor gibi görünmesi daha akla yatkın gelmektedir. Türkiye'nin askeri ve siyasi baskısıyla Suriye'de bir Kürt yapılanması hedefinden vazgeçmesi beklenmemelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Öğrenciler için ders zili zamlarla birlikte çaldı. Yeni dönem başlarken, eğitim-öğretim masrafları katlandı. Ekonomik krizin her alanda yaşattığı sorunlar okul sıralar...

''Kurulduğu 2002 yılından bu yana girdiği her seçimden birinci parti olarak çıkan AKP'de erime süreci mi başladı?'' Bugünlerde Ankara Gündemi'nin başında "bu sorunun c...

Irak ve Suriye'ye ''terörün önlenmesi, barış ve huzurun sağlanması için'' çaba gösteren, asker gönderen Türkiye'de ''toplumsal şiddet olayları'' giderek tırmanıyor. GÖ...

Yerel seçimde İstanbul hezimetinin ardından AKP'de sular durulmuyor. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük illerde seçimlerin kaybedilmesinin yankılarının yanı sı...

Atatürk'ün kurduğu kurum, "Atatürk'ü yok" sayıyor! Millet soruyor; ''Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapmak istiyor?''

"İyimser görüşler ve açıklamalar" gerçeği saklayamıyor ve... Türkiye 3 çeyrektir yüksek enflasyon ile ekonomide küçülmeyi bir arada yaşıyor.

Yazarlar
Website Security Test