Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Milli Eğitim'de kara tablo!..

27.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Milli Eğitim Bakanlığı'nın araştırması ''acı gerçeği'' ortaya koydu..''Milli Eğitim'in 'Dini' eğitim, hatta 'Arabi' eğitim sistemine kaydığı'' tartışmalarının ortaya çıkardığı ''sistem'' konusunu GÖZLEM masaya yatırdı ve uzmanlara sordu.

EDA EBRU NANECİ

Son dönemde ülke gündemini en çok meşgul eden konulardan biri eğitim. AKP iktidara geldiği ilk günden beri izlediği eğitim politikalarıyla tepki çekiyor. Neredeyse her sene farklı bir sistemin tartışmaları sık sık gündeme geliyor. Tartışmaların başını ise "AKP'nin uyguladığı eğitim politikasının öğrencilerin ihtiyaç ve beklentileri için değil, kendi ideolojik çıkar ve hedefleri için şekillendirdiği" düşüncesi çekiyor.

AKP iktidarının, ilkokula başlama yaşının indirilmesiyle başlayan ve "sübyan mekteplerine kadar varan" adımlarının sonunda geldiğimiz nokta, 8'inci sınıf öğrencilerinin matematiğin temeli olan 4 işlemi (Toplama / çıkarma / çarpma / bölme)'yi yapamaması oldu. Şimdi bu acı gerçeğe bir de Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Türkçe" üzerine yaptığı araştırmanın "acı" sonuçları eklendi.

Bir günde "normal liselerin yüzlercesinin "İmam Hatip Lisesi yapılması", Kuran kurslarının açılması, okullardan "Andımız kaldırılırken, Arapça'nın okullarda öğretilmeye başlaması" gibi, "Milli Eğitimi, 'Dini' Eğitim hatta 'Arabi Eğitim' haline getirme adımları ile "Tarikatlar takviyeli" adımlarının sonunda nereye varılacağı belli değil. Ne yazık ki, "Atatürk'ün Partisiyiz, Cumhuriyet'in kurucu partisiyiz" diyen CHP başta olmak üzere muhalefet partileri "bu gidişle" ilgilenmiyor, bile.

Bunca değişimin altından "adları değişmese bile, müfredat bakımından" tüm okulların imam hatipleştirilmesi ve "bilimsel içeriğin yok edilme çabası" çıkıyor. Öte yandan açıklanan veriler ışığında, devlet okullarında kalitenin her geçen gün düştüğü ortada. Bunun karşılığında özel okul sayısı AKP iktidarı döneminde zirveye ulaştı. Bu durum sadece eğitime zarar vermiyor, fırsat eşitsizliklerini de tetikliyor. Çünkü parası olanlar çocuklarını özel okullara kaçırabiliyor. Olan yine parası olmayana oluyor... Kısacası, özel okulda eğitim almaya gücü yetmeyen çocuklar bir nevi niteliksiz-gerici eğitime mahkûm ediyor.

En son açıklanan verilere bakıldığında YÖK ve üniversite bütçelerinin payındaki düşüş göze çarpıyor. Üniversitelerin bilim üreten, sorgulayan, araştıran, kurumlar olması gerekirken, AKP'nin politikaları sonucunda nitelikten yoksun birer tabela üniversitesi haline gelmesi eleştirileri bir noktada topluyor. Ayrıca ayrılan bütçe ile okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yüksek öğretimde altyapı ve donanım eksiklikleri, nitelikli bir eğitim politikasının yürütülmesinin önünde büyük bir engel olarak duruyor.

 

Bakanlık bütçesi az

MEB artık imam hatip ve proje okulları dışındaki devlet okullarına "sosyal faaliyetler için" neredeyse hiç bütçe ayırmıyor. Devlet okullarının büyük kısmı kaderine terk edilmiş durumda. Ayrıca en temel kırtasiye ve temizlik malzemeleri bile veli bağışlarıyla karşılanmaya çalışılıyor. Yoksul öğrenciler için nitelikli kamusal eğitim olanağı neredeyse ortadan kalkmışken, hükümet özel okula giden öğrencilere teşvik verip, bütçesinin büyük kısmını bu okullara aktarıyor.

 

Tepkiler sonucu değiştirmedi

Bütçenin önemli bir kısmı, okullarda  "sosyal faaliyetleri yürütmek için Bakanlık ile protokol imzalayan tarikat vakıf ve derneklerine aktarıldığı biliniyor. Hatta bunlar arasında ismi bazı "taciz" skandallarına karışan dernek ve vakıflar da yer alıyor.

Tüm tepkilere rağmen Milli Eğitim Bakanlığı, tarikatların okullara girmesinin önünü açan bir değişikliğe daha imza attı. Yönetmeliğin ilgili maddelerine göre, "Kapsamındaki sosyal" ibaresinden sonra gelmek üzere "Etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak" ibaresi eklendi. Bu ibare vakıflaşan ve dernekleşen tarikatların, imzalanacak yeni protokollerle "eğitim sistemine doğrudan müdahil olmasının" yolunu açıyor.

 

 

“EĞİTİM BÜTÜN MİLLETLERİN BİRİNCİ KONUSUDUR”

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı)– Eğitim bütün milletlerin birinci konusudur. Eğitimlerini tamamlamayan ülkelerin ne gelişmeleri mümkün olmuştur ne de insanca yaşayabilecekleri bir ortam meydana gelmiştir. Çağdaş bir eğitim sistemini oluşturmadığınız takdirde sömürge olmaktan çıkmanız mümkün değildir. Eğer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim manevi mirasım” dediği akıl ve ilmi eğitimin özü kılmazsanız, sadece dini esaslara dayalı bir eğitimi vermeye çalışırsanız, sizin öğrencileriniz doğru dürüst ne yazabilirler ne de okuyabilirler. Çok önemli olan konu öğretmen meselesidir. Öğretmen, toplumun içerisinde en kaliteli insanların oluşturduğu mesleğin mensubu demektir. Uzunca zamandır, öğretmen mesleği gündemden düşmüş ve kendi haline terk edilmiştir. Böylesine bir ortamda, istisna olarak saygı değer öğretmenler vardır. Geri kalanı Kendisi himmete muhtaç dede, kaldı himmet ede... Kendisi hiçbir şey bilmeyen biri öğretmen olursa, onun yetiştireceği öğrenci de hiç bilmeyen insan olur.

Nasıl düzelecek? Öncelikle milli eğitimi ilmin esasları üzerine oturtacaksanız. İlim, teknoloji, akıl bunları eğitimin esası yapacaksınız. Kitaplara bakıyorum,  kitaplarda orta çağı anımsatan bölümler var. Bu bölümlerle yetiştirilen öğrenci, doğru dürüst okuyamaz. Öğretmen, okul ve müfredat programı birlikte çağdaş eğitimin içerisinde değerlendirmek ve ona göre yetiştirmek lazım. Çağın dışında kalırsanız bu sıkıntılar devam edecektir. Hep birlikte “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesiller yetişmesini istiyorsak, aklı, bilimi teknolojiyi eğitim esası kılacaksınız. Öğretmeni de maddi ve manevi yönden onurlandıracaksınız. Öğretmenin kendini yenileyebilmesi için kitap alabilme maddi imkanını sağlamaya mecbursunuz. Öğretmen aldığı maaşla sadece karnını doyuracak hala gelmiş ise o öğretmenin yetişmiş nesilleri yetiştirmesi mümkündür. Maddi olarak kendini yenileyebilecek imkanları sağlamanız gerekir. Öğretmen konusu Türkiye’nin en önemli meselelerinden biridir. Eğer Türkiye’de terör olmasa “bir numaralı mesele” diyeceğim. Terör başımızın belası. Öğretmenler fevkalade sıkıntılı durumda. Orta öğretime geçtiğiniz zaman bütün okul sınıfı geçiyor. Disiplin kalmamış. Çocuğun önüne derste başarılı kılacak bir şey koyamıyorsunuz. Bugüne kadar aldığım bilgiler doğrultusunda bu sistemde giderek değil yazma okuma, Türkçeyi bile anlayamayacak nesiller ortaya çıkacak. Muhalefet kendi içindeki kavgalarla meşgul. Aşırı uçlar var, fanatikler var. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu büyük mesafeler kaydetti. İlk zaman ki Kemal Bey değil. İyi bir devlet adamı olmaya yöneldi. Türkiye’nin sorunlarını çözecek nitelikli bir insan olduğunu ispatladı.  Kemal Bey’in arkasında duran insanların bir kısmına bakıyorum onlar hala Halk Partisi’nin içerisinde ideoloji kavgası yapıyorlar. Bunu anlamak mümkün değil. Bırakın bu kavgaları da milli eğitimin içindeki kavgalara bakın. Oysa ki milli eğitim 17 Temmuz 1920 ortada devlet yok, hükümet yok, vatan yok. Gazi, Eğitim Şurası toplantısını yaptı. Bunu yaparken Gazi bir şey anlatamaya çalışıyor. “Hangi şartlar içerisinde olursanız olun önce eğitim” diyor. Sonra İktisat Kongresi’ni yaptı. Diyor ki “Size eğitim ve ekonomi” diyor. Eğer bir devleti devlet yapmak istiyorsanız, eğer o devleti çağdaş kılmak istiyorsanız bir kuşun kanatları gibidir eğitim ve ekonomi diyor. Kanatlardan biri kırılınca o kuş uçmaz diyor. Gazi eğitimle başladığı hayatında eğitimle devam etti. CHP yüce Mustafa Kemal’in kurduğu partinin içinde olan arkadaşlarımız kendi içlerindeki kavgayı bitirip, Milli Eğitim’deki sorunlara dönüp bakması ona göre tedbir alması gerekir ama henüz bu tobloyu göremiyoruz. 

 

"Türkiye'nin geleceği karartılıyor"

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci/Yazar)- Neredeyse gün geçmiyor ki milli eğitimimizle ilgili olumsuz bir tablo ortaya çıkmasın... Eğitimin farklı alanlarında, uluslararası değerlendirme kuruluşlarından eğitim düzenimizle ve sistemimizle ilgili olumsuz sonuçlar, değerlendirmeler, ardı ardına geliyor... İlköğretimden üniversite eğitimine kadar hemen her alanda görülen olumsuzluklar; gerçekten içimizi karartıyor, yüreğimizi acıtıyor...

Türkiye bu noktaya elbette bir günde gelmedi. Yılların ihmali, yanlışlıkları ve çağdışı eğitim politikaları var bu karanlık tablonun arka planında... Hele son dönemlerde, bilinçli, planlı ve programlı olarak; eğitimin gericileştirilmesi adına önemli adımlar atıldı, çok mesafeler alındı. Bir de, neredeyse hemen her bakanla birlikte sıkça değiştirilen eğitimle ilgili uygulamalar ve sistemler, öğrencileri ve velileri adeta şaşkına çevirdi. Kısacası, eğitimde büyük bir kaos yaşandı, yaşanıyor.

Gündeme getirilen ve ısrarla uygulanan çağdışı politikalarla, yöntemlerle, ülkemizin geleceği karartılmıştır. En büyük tahribat da eğitimde yaşanmıştır. Böylesi olumsuz bir tablo içinde, elbette başarılı sonuçlar alınması mümkün değildir.

Milli eğitimdeki çağdışı tahribatın yaralarını sarmak, iyileştirmek hiç de kolay olmayacaktır. Bu karanlık tabloyu aydınlığa dönüştürmek için, milli eğitim alanında tepeden tırnağa köklü bir değişime ve yeniliğe ihtiyaç vardır. Bu hedefe yönelik olarak; her şeyden önce eğitim sistemine çağdaş, modern ve laik bir eğitim anlayışını egemen kılmak ve tüm eğitim alanlarına yaygınlaştırmak gerekiyor.

Bu bağlamda, şimdiye kadar olduğu gibi, yalnızca yanlışlıkları ve hatalı uygulamaları teşhir etmek, eleştirmek yetmez. Önümüzdeki süreçte, ülkemizin yeni döneminde uygulanacak çağdaş, evrensel, Atatürkçü ve laik eğitim politikalarının şimdiden oluşturulması ve halkın önüne konulması gerekiyor. Bu görev de, başta ana muhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) olmak üzere, muhalefete ve eğitimle ilgili duyarlı çevrelere düşüyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

GÖZLEM konuyu uzmanlara sordu. İşte cevapları...

Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör unsurlarına yönelik başlatılan ''Barış Pınarı Harekatı'' sonrası Türk ekonomisindeki gelişmeler nedir? GÖZLEM konuyu uzmanlarına s...

Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı rakamlara göre tüketici enflasyonu tek haneye düştü. Çarşı / Pazar / Ev / Mutfak gerçeklerinden çok uzak olan bu rakamlara hem ...

20 yıl Adalet Partisi İzmir milletvekilliği, 5 defa bakanlık yapan ''İzmirli'' Ali Naili Erdem, Türk Siyasetinin dününü ve bugününü anlattı. İzmir'de bıraktığı izleri...

''Enerjisini, zamanını, bilgi ve birikimini sonuna kadar Karşıyaka için kullanacağını'' dile getiren Tugay, öncelikli olarak yapmak istediği 5 konuyu ve belde için ger...

İstanbul'daki can kaybı yaşanmayan deprem "Deprem değil, bina öldürür" gerçeğinin ciddi işaretlerini verdi. Sadece İstanbul mu, İzmir başta Anadolu'nun çok yerinde "ay...

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı; işte uzman görüşleri...

Yazarlar
Website Security Test