Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kuzey Suriye'de Fetret Devri!..

2.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

'Suriye'den çıkıyorum'' diyen Trump'ın zırhlı birlikleri ''Petrol'' diye geri geldi. İdlip'teki Operasyonda Baghdadi öldürüldü. ''Suriye'ye Esad ile beraber hakim oldum'' diyen Rusya bu gelişmeleri seyretti. ''YPG'nin sözde Generali 'terörist' Mazlum Kobani'yi ABD'den isteyen'' Türkiye bekleyişe geçti. Uzmanlar gelimeler konusunda ne dedi, işte görüşleri...

Suriye'de 8 yılı aşkın süredir yaşanan iç savaş nedeniyle ülkede üç- dört ayrı güç hüküm sürüyor. Ülke, ABD ve Rusya'nın "güç" gösterisi" alanına dönüştü. Rusya ve ABD askeri güçleriyle Suriye'ye yerleşmiş durumda. Son olarak Türkiye de  haklı "Barış Pınarı Harekatı" Kuzey Suriye'de "önemli bir adım attı" ve gücünü gösterdi. Golan Tepeleri ise zaten yıllar önce  İsrail'in hakimiyetine geçmişti. Esad'ın Rejim Güçleri de, Rusya'nın desteği ile birdenbire "güçlü olarak" Kuzey Suriye'de göründü. Ortada tam bir "Fetret Devri" tablosu var.

Ülkenin geleceği için yeni bir siyasi süreç, Birleşmiş Milletler'in (BM) Cenevre'deki temsilciliğinde "PYD'li SGD koalisyonuna alınmadığı" Anayasa Komitesi toplantıları başlasa da "belirsizlik" her geçen gün daha da artıyor. Ne Rusya ne de ABD, Suriye'den güçlerini çekeceğe benzemiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Ekim ayı başında "Artık bu sonu olmayan saçma savaşlardan çıkmamızın zamanı geldi" diyerek Suriye'den askerlerini çekeceğini ilan etmişti. Bu açıklamanın ardından ABD, Kuzey Suriye'den askerlerini büyük ölçüde çekti. Geride sembolik güçler bırakan Trump, Suriye petrolü ile ilgili açıklamaları ile kafaları karıştırdı: "Petrol sahalarını IŞİD'den koruyacağım" diyerek, ülkenin doğusundaki Deyrizor bölgesindeki petrol sahasına son dönemdeki en büyük sevkiyatlarından birini gerçekleştirdi.  Zırhlı araçlar ve askeri lojistik malzeme taşıyan tırlardan oluşan 170 araçlık konvoy sevk etti.

Üstelik bir de Türkiye sınırına 5 kilometre uzaklıktaki ve Türk Gözlem noktalarının bulunduğu İdlip'in Barişa Köyü'ne yapılan operasyonda, "IŞİD lideri Abu Bakr Al Baghdadi'yi avlayarak" öldürdü.

ABD'nin bu hamlesine "Suriye'de ben ve Esad var" diyen Rusya, fazla ses çıkarmadı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, ABD'nin Suriye'deki petrol yataklarını koruma bahanesiyle silah kontrolüyle elinde tutmasının meşru olmadığını belirterek, "Bu basit bir söylemle uluslararası devlet haydutluğudur" dedi.

Suriye'nin petrol rezervi ne kadar?

Trump'ın, Kuzey Suriye'den çektiği askerlerin bir bölümünü petrolü korumak için geri gönderince dikkatler Suriye'nin petrol rezervlerine çevrildi. Uzmanlar, Suriye'de, Suudi Arabistan, İran ve Irak ölçeğinde iştah kabartacak bir petrol ve doğalgaz olmadığına dikkat çekiyor. Verilere göre, "Suriye'nin petrol rezervi 2.5 milyar varil, doğalgaz rezervi 241 milyar metreküp. Suudilerin 268 milyar varil petrolü ile Katar'ın 25 trilyon metreküp doğalgazına kıyasla Suriye'nin rezervleri devede kulak kalıyor."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'den başka herkesin Suriye'nin petrolüyle ilgilendiğini söyledi. Erdoğan "Türkiye'den başka her kim Suriye meselesinde derdinin insan hakları, masumların canı, Suriye halkının geleceği olduğunu iddia ediyorsa, açık konuşuyorum yalan söylüyor." dedi. Erdoğan "Bir taraftan ABD, bir taraftan Rusya ile 120 ve 150 saatlik yaptığımız mutabakatlar bitmiş bulunuyor" diyerek "Rusya, terör örgütlerinin buradan tamamıyla çıkarıldığı bilgisini yetkili mercilerimize vermiş bulunuyor." ifadelerini kullandı.

Bundan sonra ne olacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi mutabakatında kararlaştırılan 150 saatlik sürenin dolmasının ardından yaptığı konuşmada, "Soçi Mutabakatı çerçevesindeki süre doldu ama hâlâ askerlerimize ve Suriye Milli Ordusu'na tacizler var. Güvenli bölgenin dışından gelecek saldırılara en sert şekilde karşılık vereceğiz" dedi.

Erdoğan, AKP Grup Toplantısı'nda ise Suriye'de Tel Abyad ve Rasulayn arasındaki bölgenin kontrol altında olduğunu belirtti. Erdoğan, "Münbiç'ten de YPG'yi temizleme sözünü aldık. Bu yeter mi? Yetmez. Kobani'nin de terörden arındırılıp kontrolümüz altına girmesi lazım. Gerekirse güvenli bölge alanımızı genişleteceğiz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ile varılan mutabakat gereğince ortak devriyenin 1 Kasım Cuma gününden itibaren başlayacağını duyurdu.

Kürtlerden Suriye ordusunun davetine ret

Suriye'de omurgasını PYD / YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Esad rejiminin "Suriye ordusuna katılın" çağrısını geri çevirdi.  SDG'den yapılan açıklamada, "safların birleştirilmesinin SDG'nin özel statü ve yapısını koruyacak ve tanıyacak bir siyasi anlaşmaya bağlı olduğu" kaydedildi. Açıklamada ayrıca "bu tür bir adımın Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması için sağlam bir mekanizma gerektirdiğine" de dikkat çekildi.

Beşar Esad rejimi, ülkenin kuzeyindeki Kürtlere seslenerek Türkiye'ye karşı ortak mücadele etme çağrısı yapmıştı. Suriye resmi haber ajansı Sana üzerinden bir açıklama yapan Suriye Savunma Bakanlığı, "Suriye'de ortak bir düşmanla karşı karşıyayız" ifadesini kullanmış, açıklamada ayrıca Kürtlerle Arapların, "Sevgili Suriye'nin her bir santimetresini yeniden bir araya getirmek için Türk saldırganlığına karşı birleşmesi gerektiği" dile getirilmişti.

Ülkenin geleceği Cenevre'de masaya yatırıldı

Suriye Anayasa Komitesi, Suriye'nin yeni anayasasını hazırlamak üzere BM'nin Cenevre'deki merkezinde toplandı. Komite, sekiz buçuk yıldır çatışan rejim ve muhalefeti yeni bir anayasa oluşturulması amacıyla ayna masa etrafında buluşturdu.

Komite toplantısına başkanlık eden BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen açılış konuşmasında, rejim ve muhalefetin toplantıda bir araya gelmesini "Bu tarihi bir an" sözleriyle değerlendirdi. Suriye için yeni bir sayfanın açıldığını vurgulayan Pedersen, "Bir diyalog başlatmaya hazır olmanız her yerdeki Suriyelilerin ümitli olması için güçlü bir sinyal " dedi.

Pedersen, Suriye Anayasa Komitesi'nin BM şartı, Güvenlik Konseyi kararları, Suriye'nin birliği, toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğini esas aldığını belirterek, anayasa çalışmalarına Suriyelilerin öncülük etmesinin Komite'nin ilkelerini oluşturduğunu kaydetti.

Toplantıda Suriye Anayasa Komitesi Eş Başkanları Ahmed Kuzbari ve Hadi el Bahra da birer konuşma yaptı. Hadi el Bahra muhalefeti, Ahmed Kuzbari ise Esad rejimini temsil ediyor.

Toplantıya katılan hükümet, muhalefet ve sivil toplum temsilcileinden oluşan 150 temsilcinin farklı görüşlerde olduğunu ifade eden muhalif eşbaşkan Hadi el Bahra, "8 acı dolu yıldan sonra farklılıklar değil, benzerlikler bulmak üzere buraya geldik" dedi.

Rejimi temsil eden eşbaşkan Kuzbari ise yeni anayasa için dört prensip belirlediklerini ifade ederek, bu prensipleri "bağımsızlık, ülke birliği, toprak bütünlüğü ve egemenlik" olarak sıraladı. Mevcut Suriye Anayasa'sını "çağdaş bir anayasa" olarak tanımlayan Kuzbari, buna rağmen yeni anayasa oluşturmaya veya mevcut anayasanın üzerinde değişiklik yapmaya hazır olduklarını ifade etti. Kuzbari müzakereler sırasında terörizmle mücadelelerine ara vermeyeceklerini de kaydederek, "Milletimizin değerli ülkesinin her santimetresini kurtarana kadar böyle sürecek" dedi.

BM çatısı altında yapılan görüşmelerde, Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı öncesinde Suriye'nin kuzeydoğusunda geniş bir alanı kontrol eden Suriye Demokratik Güçleri (SDG) temsil edilmiyor. Türkiye'nin çabalarıyla sürecin dışarısında bırakılan SDG, görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamayla Cenevre'den çıkacak sonuçların kendilerini bağlamayacağını bildirdi.

Komitenin çalışmaya başlamasıyla ilk aşamada rejim, muhalefet ve BM'nin seçtiği listelerden 15'er kişiden oluşan 45 kişilik bir grup anayasa taslağının çerçevesini belirlemeye başlayacak. Uzlaşılamayan konu veya maddeler oylamaya sunulacak. Oylamada dörtte üçlük çoğunluk aranacak.

Mazlum Kobani ne olacak?..

Öte yandan Trump'in ve Kanada'nın "davet ettiği", Rus Milli Savunma Bakanı ile Genel Kurmay Başkanı'nın görüştüğü PYD / YPG komutanı "sözde" General Mazlum Kobani'nin "terör  ve katliam suçu ile kırmızı bültenle arandığını" belirten Türkiye ABD'den "iade edilmesini" istedi.

Bu müracaata ABD'nin ne cevap vereceği merakla bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu "olumsuz" gelişmeler üzerine 13 Kasım'daki Trump daveti için "Kesin kararımı vermedim, düşünüyorum" dedi.

 

 

"TÜRKİYE BİR KERE DAHA BU OYUNA GELMEMELİDİR"

Onur Öymen (Türk Diplomat ve Siyasetçi)-  Kaygı verici bir gelişme yaşanıyor. Irak'ta aynı durumu yaşadık başka ülkelerin dayatmasıyla yapılan anayasalar o ülkelerin istekleri ve planları doğrultusunda yapılıyor. Irak'ta başka ülkelerin yaptığı anayasa sonucu merkezi yönetimin otoritesi ikiye bölündü hatta kuzeydeki otorite tamamen yok oldu.

Suriye'nin kendisinin bir kurucu meclis kurduğu bir yapı inşa edilmelidir. Önceden yaptıkları gibi başka ülkelerin tamamen etki ettiği bir anayasada Kuzey Suriye'de de ayrı bir devlet kurulur. Irak'ın kuzeyinde bulunan devletçikle Suriye'nin kuzeyinde kurulacak bir devletçik daha sonrasında birleşerek büyük bir Kürdistan devleti kurulmasına sebep olabilir. Bu komisyonun kurulmasındaki amaç da zaten budur. Bu sebeple Türkiye bu oyuna gelmemeli ve Suriye'nin kendisinin yaptığı bir anayasayı desteklemelidir.

Bu komisyondan çıkacak sonuçlar ileride ne Türkiye ne de Suriye'ye yarar sağlayacaktır. Türkiye önce Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanmasını amaç edinmelidir. Çünkü orada oluşacak ayrılıklar iki ülkenin de çıkarına olmayacaktır. Türkiye'nin sınırında yine bir terör devleti kurulmasına fırsat verilmemesi için Türkiye, Suriye'nin kendi anayasasını kendisinin yapmasını savunmalıdır. Bu şekilde oluşturulacak bir anayasada kesinlikle büyük güçlerin isteklerinin kabul edildiği durumların sonuçları çıkacak, bu sonuçları da Suriye ve Türkiye çekecektir.

 

"SURİYE'DE ÇÖZÜM İÇİN UZUN BİR YOL UZANIYOR"

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)-  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Federasyonu lideri Vladimir Putin arasında Soçi'de varılan mutabakat sonrası YPG/PKK unsurlarının tamamının belirlenen 32 km derinliğe çekilip çekilmedikleri bilinmemektedir. Türkiye ve Rusya'nın ortaklaşa devriye faaliyeti başlayacaktır. Bu arada Suriye resmi ajansı Resulayn'da TSK ve ÖSO grupları ile Suriye ordu birlikleri arasında çatışma çıktığını iddia etmiştir.

Türkiye'nin ABD ile Suriye'nin kuzeyi için varmış olduğu mutabakat, Soçi'de Rusya'ya da kabul ettirilmiştir. Ancak YPG'nin ABD himayesinde Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu askeri varlığın sona ermesi Türkiye'nin sınır güvenliğinin tam olarak kurulması açısından önemlidir. ABD'nin Rusya ile vardığı detayları açıklanmayan anlaşma doğrultusunda Suriye'nin kuzeyi Rusya ve Suriye güçlerinin kontrolüne bırakılırken, İdlib'de bir askeri varlığı bulunmayan ABD IŞİD elebaşını El Bağdadi'yi öldürdüğünü açıklamıştır. Bu gelişme Suriye'nin cihatçı örgütlerden temizlenmesi yolunda bir mutabakat sağlandığını göstermektedir. Bağdadi'nin öldürülmesiyle İdlib'in bir terör barınağı haline geldiği algısı dünya kamuoyunun dikkatine getirilmiştir.

Suriye'nin kuzeyine ilişkin olarak ABD ve Rusya ile varılan mutabakatların nasıl sonuç vereceği önümüzdeki haftalarda belli olacaktır. Bu süreçte Türkiye'nin Suriye ile diyaloğa yanaşması belirleyici faktör olacaktır.

Öte yandan Suriye Anayasa Komitesi 30 Ekim 2019 tarihinde Cenevre'de çalışmalarına başlamıştır. Suriye iç savaşının çözümü yolunda BM gözetiminde başlatılan bu girişim çok önemli olmakla birlikte başarı şansı tartışmalıdır. Anayasa Komitesi rejim ve muhalefet unsurları ile BM tarafından hazırlanan üçüncü listeden meydana gelen 150 kişilik kalabalık bir gruptur. Üçüncü listedeki isimler Suriye halkının tamamını yansıtacak uzmanlar, aşiret liderleri, sivil toplum temsilcileri, dini ve etnik liderlerden seçilmiştir. Komitenin karar alması için gereken oy yüzdesi (%75) dikkate alındığında işin zorluğu görülmektedir. Ayrıca hazırlanacak anayasa metnine esas alınacak belgenin hangisi olacağı, Kürtlere tanınacak statünün sınırları gibi ciddi sorunlar da gündemde olacaktır.

 

"SURİYE'DE HEDEF ESED'E KARŞI HALKI KORUMAK DEĞİLDİR"

Soner Aydın (Emekli Albay)- Suriye'de olan biteni anlamakta her geçen gün biraz daha zorlanmaktayız. Durumun sisli olduğunu, karanlıkta kalan noktalar bulunduğunu düşünmekteyiz. Ben bunun; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hedefinin bütün açıklığıyla ortaya konmamasından, kamuoyunun bilgilendirilmesinde hassas davranılmamasından, Suriye'deki durumun iç siyaseti yönlendirmek amacıyla kullanılmasından, olumlu-olumsuz bütün gelişmeleri başarı gibi gösterme gayretlerinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Bence Suriye'de hedefin; "zalim Esed yönetimine karşı mazlum halkı korumak" olarak gösterilmesi ve hassas insani duygularla izah edilmesi hiç de ikna edici değildir. Olayları baştan sona ele aldığımızda karşımıza anlatılan bu hedefle ilgisi olmayan, bizim de müdahil olduğumuz durumlar çıkmaktadır.  2011 yılında "zalim Esed yönetimine son vermek" için başlatılan mücadele, 2014 yılında ortaya çıkan (ya da sahneye sürülen) Irak Şam İslam Devleti'yle (IŞİD) mücadeleye dönüştürülmüştür. Bu bahaneyle PKK uzantısı PYD Suriye'nin en zengin bölgesine yerleştirilmiş, onun silahlı gücü YPG de IŞİD'le mücadelenin baş aktörü(!) olarak tanıtılmıştır. Sonuçlarıyla değerlendirildiğinde gerçek hedefin ne mazlumların korunmasın e de IŞİD denilen güdümlü sahte örgütle mücadele olmadığı, ABD ve İsrail'in bölgedeki çıkarları olduğu görülmektedir. Neredeyse 40 yıldır PKK ile mücadele eden, 8 yıldır mazlumlara kucak açmak zorunda bırakılan Türkiye'ye yöneltilen tehditler, yaptırımlar, ambargolar, yüz yıllık konuların (sözde Ermeni soykırımı iddiaları gibi) ısıtılıp gündeme getirilmesi bunun en çarpıcı kanıtlarıdır.

Suriye'de ABD lehine gelişen durum, zamanla Rusya ve İran'ın çıkarlarını ihlal etmiştir. Devreye giren Rusya ve İran'ın desteği Suriye resmi yönetimini güçlendirmiş, güdümlü muhaliflerin büyük çoğunluğunu geriletmiş, sadece ABD'nin koruması altındaki PKK ve uzantılarına dokunulmamıştır. Sonuç olarak 2011'den önce Suriye nüfusunun yüzde 10'u kadar olan Kürt nüfusu kontrol eden PKK uzantısı PYD'ye, geriye kalan yüzde 90'dan fazla ilgi gösterilmiş, Rusya ve İran dahil müdahil bütün ülkelerin (ABD, AB, Arap Ülkeleri...) desteklediği veya ABD baskısıyla desteklemek zorunda kaldığı bir unsur haline gelmiştir. Suriye'de pazarlık sadece ABD ve Rusya arasındadır. Her ikisi de PYD'yi kendi çıkarlarına göre, kendi kontrolleri altında bir bölgesel güç haline getirmeye çalışmaktadır.

Suriye'nin toprak bütünlüğü, siyasi birliği, Türkiye'nin güvenlik sorunu bu ülkelerin hiçbirisinin umurunda değildir. PKK/PYD Suriye'nin en kıymetli bölgesine yerleştirilmiştir, yönetimi kurdurulmuştur, ordusu-polisi teşkil edilmiştir, bölgeye hâkim olmuştur. Suriye yönetimi, Türkiye ve bütün komşu ülkeler de bu duruma razı edilmiştir. Başından beri YPG'nin silahlarını bırakması ve bölgeden çıkarılması söylemleri; göz boyamadan, hedef saptırmadan ve oyalamadan başka bir şey değildir. Nitekim sahadaki bütün uygulamalar bunu göstermektedir. Silahlı gücü olmayan PYD'nin bölgede yaşama şansı yoktur. PYD'nin devre dışı bırakılmasını da başta ABD, Rusya ve İsrail olmak üzere müdahil hiçbir ülke istememektedir. YPG'nin silah bırakması, bölgeden çıkarılması beklenmemelidir. Müdahil devletlerin bunu bilmemesi mümkün değildir. Dış politikada ideolojik siyasi çıkarlar uğruna verilen tavizler, yapılan hatalar ve uygulamalar telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Suriye'de olanlar bunun en çarpıcı örneğidir.

 

NOT: FETRET DEVRİ NEDİR?

Osmanlı Devleti'ni parçalanmanın eşiğine getiren Fetret devri Osmanlı tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini teşkil eder. Osmanlı Devleti, Ankara Savaşı'nda yenilgiye uğramasının ve Yıldırım Beyazıt'ın Timur tarafından esir edilmesinin ardından bir taht kavgasının içine düşmüştür.

Dört şehzadenin 1402 yılında başlayan bu taht kavgası,  Çelebi Mehmet'in (1. Mehmet) 1413 yılında iktidara tam anlamıyla hâkim olmasına kadar geçen 11 yıllık dönemi kapsar ve bu dönem Osmanlı tarihinde FETRET DEVRİ olarak adlandırılır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye'nin gerçek gündemi ne olmalı? GÖZLEM, son günlerde artan intihar olaylarının ardındaki asıl nedeni araştırdı ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu uz...

Tekrarlananlarla beraber yerel seçimleri yüzde 98'lik bir oranla tahmin eden Avrasya Araştırma Şirketi'nin Başkanının yaptığı açıklamayı GÖZLEM masaya yatırdı. İşte uz...

Trump-Erdoğan görüşmesi Türk-Amerikan ilişkileri ''Derin bir krizden'' geçtiği dönemde gerçekleşti. Görüşmeden sonra iki lider birbirlerine iltifatlar yağdırdılar.

"Barış" dedi, "Hürriyet" dedi, "Tam bağımsızlık" dedi, her şeyi, bütün mücadeleyi üçü uğruna verdi. "Yurtta Barış, Dünyada barış" en önemli ilkelerinden biriydi. O büt...

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)'nin "tarım ürünleri ithalatında Kamu İhale Yasası'ndan muaf tutulmak istenmesi" sektörde büyük tepkilere yol açtı. GÖZLEM, konuyu uzmanla...

Tekstil sektörü ve paydaşlarını 1992 yılından beri destekleyen Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) gelişen ve dönüşen sektörün en sıkı takipçilerinden biri konumunda...

Türkiye’de uzun süredir liyakat kurallarını yerle bir eden atamalar yapılıyor. Diplomasi tecrübesi olmayanlar, büyükelçi, yabancı dil bilmeyenler ateşe, veterinerler v...

Yazarlar
Website Security Test