Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tarımda kolay ithalat şoku geliyor; çiftçi ne yapacak?

8.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)'nin "tarım ürünleri ithalatında Kamu İhale Yasası'ndan muaf tutulmak istenmesi" sektörde büyük tepkilere yol açtı. GÖZLEM, konuyu uzmanlara sordu, işte görüşleri...

MEHMET KOCABIYIK

Meclis Alt Komisyonda kabul edilen yeni vergi paketine ilave edilen bir madde ile Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)'ne "her türlü tarımsal ürünü Kamu İhale Kanunu'na (KİK) tabi olmaksızın yurtiçinden veya yurtdışından satın alma yetkisi" veriliyor. Düzenlemeye göre, TMO'nun görev alanına giren tüm ürünlerde yapılacak ithalat ihalelerinde Kamu İhale Yasası muafiyeti uygulanacak. TMO'nun görev alanındaki başlıca ürünler, hububat, bakliyat ürünleri. Buğday, arpa, mısır, pirinç, nohut, fasulye, mercimek ilk akla gelenler. Geçen yıl kuru soğan ve patates ithalatı için de TMO'ya görev verilmişti. Cumhurbaşkanı tarafından yapılacak görevlendirmelere göre ürün sayısı artabilir.

TMO bu ayrıcalıklı madde sayesinde soğan, patates ve domates de dâhil her türlü tarımsal ürünü ihale yasasının hükümlerine uymaksızın dilediği anda ithal edebilecek.

Yeni ithalat sistemine göre, ithalat ihalelerinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile görevlendirme yapıldıktan sonra Ticaret Bakanlığı ithalat için tarife kontenjanı açacak. Ne kadar ürünün, hangi tarihler arsında ve hangi gümrük vergisi oranları ile ithal edileceği tarife kontenjanında belirtilecek ve Toprak Mahsulleri Ofisi de ihale açacak, ürünler ithal edilecek.

Tarım sektörü temsilcileri ithalatın kolaylaştırılması ile Türkiye'nin ithalat cennetine dönüşeceğini ve üretimin olumsuz etkileneceğini belirterek, düzenlemeye karşı çıkıyor. Üreticilere göre ithalatın bu kadar kolay yapılması, yerli üretimi olumsuz etkileyecek.

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal ise DÜNYA'ya şu bilgileri verdi: "Bu düzenleme daha önce de bir kaç kez gündeme gelmişti. Düzenleme ile TMO'ya ithalat ihalelerinde Kamu İhale Yasası'ndan muafiyet getiriliyor. Ancak ceza ve yaptırımlar konusunda bir muafiyet yok. Burada temel hedef, yaptığımız ihalelerde hem zaman kaybının önlenmesi, hem de fiyat açısından bir avantaj sağlanmasıdır. Kamu İhale Kanunu'na tabii olunca yabancı firmalar ihalelere katılmakta imtina ediyor. Bunu bir risk olarak görüyor. Biz daha çok katılım olmasını ve rekabet olmasını istiyoruz. Çünkü emtia piyasaları artık anlık değişiyor. Fiyat dalgalanmaları yaşanıyor. Biz bundan etkilenmeden en uygun zaman ve fiyata almak istiyoruz. Kamu İhale Yasası'na tabii ihale yaptığınızda süreç çok uzuyor. İhale yapılıp sözleşme imzalandıktan sonra ürün teslimi bazen 30-40 gün, hatta iki ayı bulabiliyor. Bu değişiklikte kamu faydası vardır. Üreticilerimize herhangi bir zararı yoktur. Hasat dönemi olan ürünlerde hiç bir şekilde ithalat yapılmamış ve yapılmayacaktır. Ülkemiz un ihracatında dünyada 1. ve makarna ihracatında 2. sıradadır. Son 10 yılda un ihracatımız 2 katına, makarna ihracatımız 6 katına, yumurta ve beyaz et ihracatımız 4 katına çıkmıştır. 2002-2018 yılları arasında 15 milyar dolar karşılığı 54 milyon ton buğday ithalatı varken, un, makarna, bulgur, irmik, bisküvi gibi mamul ürünlerin buğday karşılığı hesaplandığında 27 milyar dolar değerinde 68 milyon tonluk bir buğday ihracatımız görülmektedir."

Süt desteği 10 kuruşa düşürüldü
2018 yılının Aralık ayında çiğ süt destekleme primi 10 kuruştan litre başına 25 kuruşa çıkarılmıştı. Bu karardan itibaren hayvancılık sektörü 25 kuruşluk destekleme primini sadece 4 ay alabildi. Tarım ve Orman Bakanlığı bütçede para olmadığını gerekçe göstererek çiğ süt primini litre başına 10 kuruşa düşürdü.

"TMO'NUN GÖREVİ İTHALAT DEĞİL; ÜRETİCİYİ DESTEKLEMEKTİR"

Kamil Okyay Sındır (CHP İzmir Milletvekili) -Türkiye'de tarım maalesef yönetilemiyor. Yönetilemiyor demek böyle bir çabanın olduğu anlamına geliyor ama böyle bir çaba olduğunu da görmüyorum. Türkiye'de üreticiyi, fiyatlar arttığında 'bakın böyle giderse ithal ederim' diyerek ithalat sopasıyla terbiye etmeye çalışan bir anlayış var. Türkiye tarımı paramız var ki ithal ediyoruz diyen bir anlayışla yönetiliyor. Üretimi ekonomi politikası görmek yerine ithalatı ekonomi politikası olarak görür ve uygularsanız üretim kaynaklarınızı yok edersiniz. Türkiye ekonomisi üretimi, verim ve kalite artışını teşvik etmek; üretim alanlarımızı en üst düzeyde kullanmak yerine, paramız var ithal ediyoruz anlayışıyla yönetilen bir tarımımız var. Türkiye'de örneğin 2005 yıllarında 9 milyon hektar buğday üretim alanı varken şu anda bu alan 7 milyon hektarın altına inmiş durumdadır. En temel besin kaynağı olan buğdayı, piyasayı regüle edecek duruma getirmeniz ve sektörün de ihtiyaç duyduğu kaliteye getirmeniz gerekirken ekim alanlarını bu şekilde düşürürseniz 5.4 milyon ton buğdayı ithal etmek durumunda kalırsınız.

Üretimde girdi faaliyetlerini aşağıya çeken önlemler almazsanız, üreticinin ürün fiyatlarını ve kalitesini kontrol etmez, denetlemezseniz, üreticiyi aracı baskısı altından kurtarmazsanız, girdi maliyetleri altında zarar eden ve ailesine ekmek bile götüremeyen üretici tarımdan kopar. Türkiye'de tarladan, bahçeden ve üretimden kopmuş bir üretici var ve sektör can çekişiyor. Sektörün ihtiyacı olan ve sektörü destekleyen kurum ve kuruluşları kaldırır ve bunları kendi isteğiniz doğrultusunda kullanırsanız sektör her yönden bir zafiyet içerisine girer. Türkiye Toprak Mahsulleri Ofisi gibi üreticiyi desteklemek ve sektörü canlandırma amacı olan kurumu bu şekilde kendi çıkarlarınız doğrultusunda kullanmanız, zaten can çekişmekte olan Türkiye tarımının sonunu getirecektir.

 

 

"HERKESE PARA VAR, ÇİFTÇİYE YOK"

Ali Ekber Yıldırım (Gazeteci / Yazar)- Yerel seçim öncesinde çiğ süt destekleme primi 10 kuruştan litre başına 25 kuruşa çıkarıldı. Seçimden sonra da destekleme priminin 25 kuruş olarak devam etmesi bekleniyordu. Ancak, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçede para olmadığını gerekçe göstererek çiğ süt primini litre başına 10 kuruşa düşürdü. Hem de Mayıs 2019'dan itibaren yani geriye dönük olarak düşürüldü.

Ulusal Süt Konseyi, 2 Ekim 2019 tarihinde yaptığı toplantıda çiğ süt referans fiyatının 15 Kasım'dan itibaren 2 lira yerine 2 lira 30 kuruş olarak uygulanmasına karar verdi. Konsey'in kararı 15 Kasım 2019'dan 31 Aralık 2020'ye kadar geçerli olacak. Yani önce çiğ süt fiyatı gelecek yılın sonuna kadar sabitlendi. Şimdi de daha çiftçi süt zammı almadan geriye dönük olarak Mayıs 2019'dan geçerli olmak üzere çiğ süt primi düşürülmüş oldu. Bu haber seçimden önce müjde diye açıklanmıştı. Daha o zaman bu konuyu gündeme getirerek 'seçimden sonra düşmesin' demiştik.

İthalatın bu kadar kolay yapılması ise, fiyatı artan her ürünün ithal edilmesi ve yerli üretimin olumsuz etkilenmesi anlamına geliyor. Üretici ithal ürünlerle rekabet edemediği için üretimden çekiliyor. O zaman da üretim azalıyor ve daha çok ithalat yapılması gerekiyor. İthalat ihalelerindeki bu düzenleme ile ülkeye zaman ve fiyat bakımından avantaj sağlanacağı söyleniyor. Türkiye kendi tarım potansiyelini değerlendirebilse ne ithalata ne de ihaleye gerek kalmayacak. Yapacağı ihracatla çok daha büyük kazanımlar elde edecektir. Asıl yapılması gereken ithalat sarmalından kurtulmak olmalı. Bunun için üretimi artıracak önlemler alınmalı. İthalata değil üretime destek olunmalı.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye'nin gerçek gündemi ne olmalı? GÖZLEM, son günlerde artan intihar olaylarının ardındaki asıl nedeni araştırdı ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu uz...

Tekrarlananlarla beraber yerel seçimleri yüzde 98'lik bir oranla tahmin eden Avrasya Araştırma Şirketi'nin Başkanının yaptığı açıklamayı GÖZLEM masaya yatırdı. İşte uz...

Trump-Erdoğan görüşmesi Türk-Amerikan ilişkileri ''Derin bir krizden'' geçtiği dönemde gerçekleşti. Görüşmeden sonra iki lider birbirlerine iltifatlar yağdırdılar.

"Barış" dedi, "Hürriyet" dedi, "Tam bağımsızlık" dedi, her şeyi, bütün mücadeleyi üçü uğruna verdi. "Yurtta Barış, Dünyada barış" en önemli ilkelerinden biriydi. O büt...

Tekstil sektörü ve paydaşlarını 1992 yılından beri destekleyen Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) gelişen ve dönüşen sektörün en sıkı takipçilerinden biri konumunda...

Türkiye’de uzun süredir liyakat kurallarını yerle bir eden atamalar yapılıyor. Diplomasi tecrübesi olmayanlar, büyükelçi, yabancı dil bilmeyenler ateşe, veterinerler v...

Dijital Hizmet Vergisi, Konaklama Vergisi, Değerli Konut Vergisi, gelir vergisi tarifesine yeni dilim ve oran eklenmesi gibi düzenlemeleri de içeren yeni vergi kanun t...

Yazarlar
Website Security Test