Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ülkenin ''gerçek'' gündeminde ''Hayat pahalılığı'' var!.

15.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye'nin gerçek gündemi ne olmalı? GÖZLEM, son günlerde artan intihar olaylarının ardındaki asıl nedeni araştırdı ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu uzmanlara sordu.

Fatih'te siyanürle hayatına son veren dört kardeş ile Antalya'da bir baba, özür dileyen bir not bırakarak ailesinin ve kendi hayatına son verdi. Türkiye’nin gündemine çok fazla gelmese de iki ailenin ortak sorununun “işsizlik ve maddi geçimsizlik olduğu” ortaya çıktı. “İşsizlik” ya da “yoksulluk” kaynaklı intiharlar sadece bu iki aile ile sınırlı değil. Son 3 yılda atanamadığı için birçok öğretmen intihar etti. Özetle, yaşanan ekonomik kriz, en büyük sorun olan işsizliği daha da artırıyor. Sosyologlara göre “Ödenemeyen fatura, kaynamayan tencere intihara götürüyor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, 17 yılda "9 milyon yeni kişiye iş sağlayarak, istihdam rakamını 29 milyona yükselttik" dedi.  Ancak Türkiye İstatistik Kurumu (KÜİK) verileri bu sürede çalışan sayısının 7,2 milyon arttığını gösteriyor.

TÜİK’e göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002’de yıllık istihdam sayısı 21 milyon 354 bin kişiydi. Bu sayı son yayımlanan Temmuz ayı verisinde ise 28 milyon 517 bin kişi olarak görülüyor. Bir başka ifadeyle, istihdam edilen kişi sayısı 17 yılda 7 milyon 200 bin kişi arttı.  Aynı süre zarfında çalışabilecek yaştaki nüfus sayısı ise 13,5 milyon arttığına göre, Türkiye, bu nüfusun yarısına iş bulamadı.

Resmi tanıma göre çalışabilecek yaştaki, 15-64 yaş arası nüfus, 2002'de 48 milyon, istihdamdaki kişi sayısı 21 milyon 300 bin olarak kaydedildi. Temmuz verilerinde ise çalışabilir nüfus 61,5 milyon ve istihdam edilen kişi sayısı ise 28,5 milyon olarak belirlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "9 milyon istihdam” sayısı ise aslında, işgücüne katılan insan sayısındaki artışı ifade ediyor. 2002’de 23 milyon 818 bin olan işgücüne katılan kişi sayısı, yine verilere göre 9 milyon 295 bin kişi artarak, 33 milyon 113 bine ulaştı.

Türkiye özellikle kadın ve gençlere iş yaratamıyor. 15-24 arası gençler arasında işsizlik oranı yüzde 20,7. Ancak "ne okulda ne işte” diye tanımlanan 15-34 yaş grubunda bu oran 19,5 olarak kaydedildi. Giderek artan işsizlik başta gençler olmak üzere toplumun büyük bir bölümünü etkiliyor. Uzmanlar işsizliğin psikolojik, sosyal ve siyasi etkilerinin göz ardı edilmemesi konusunda uyarıyor.

İstanbul Fatih ve Antalya’da yaşananlar dikkatleri intiharlara çevirdi. Her iki olayın sebebi de “işsizlik, parasızlık ve birikmiş borçlar” gösterildi.  İstanbul Fatih’te aynı evde siyanürle intihar eden 4 kardeşin son dönemde çok ciddi maddi sıkıntılar çektiği, kardeşler içinde çalışan tek kişi olan Oya Yetişkin’in maaşına da haciz konduğu ortaya çıktı. Bakkala 2 bin 260 lira borcu olduğu belirlenen ailede düzenli işi olan tek kardeş olan Oya Yetişkin hakkında çok sayıda icra dosyası çıkarıldığı belirlendi. Antalya Konyaaltı Mahallesi’ndeki olayda ise baba Selim Şimşek, bıraktığı notta, “9 aydır iş bulamadığını” belirterek, “Herkesten özür diliyorum ama artık yapacak bir şeyim yok. Hayatımıza son veriyoruz.” diyordu. Ailenin 9 aydır ev kirasını bile ödeyemediği ortaya çıktı.

 

Kaynağı yoksulluk mu?

Türkiye’de ardı ardına yaşanan “yoksulluk” kaynaklı intiharlar gözleri yeniden ekonomiye çevirdi. İktidar temsilcilerine göre “enflasyon düşüyor, her şey yolunda” ancak kazın ayağı öyle değil. Enflasyonun düşmesi fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor, sadece fiyatların yükselme hızı düştü.

Ülkede yardıma muhtaç insanların sayısı 16,8 milyonu aştı. Artan hayat pahalılığı nedeniyle vatandaşların alım gücü son 4 yılda eridi. 2015’de asgari ücretle 8 çeyrek altın alınabiliyordu, bugün 4,5. Asgari ücret 2015 yılında 487 dolardı; bugün 352 dolar. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 8 milyon olan icra dosyası sayısı 21 milyonu aştı. TÜİK rakamlarına göre her 10 kişiden 7’si borçlu. 2002’de vatandaşların bankalara toplam borcu 6.6 milyar liraydı. 17 yılın sonunda bu rakam 79 kat artarak 521,5 milyar liraya tırmandı.

İktidar temsilcilerinin ‘ülkede refah seviyesi yükseldi’ açıklamalarına rağmen, Cumhurbaşkanlığı 2020 Yıllık Programı’na göre, toplam 16 milyon 831 bin 210 kişi, aldığı sosyal yardımlarla ayakta durabiliyor. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından verilen tüm sosyal yardımlardan yararlanan hane sayısı 2018’de 3,4 milyon oldu. Yeterli geliri olmadığı için Genel Sağlık Sigortası (GSS) primleri devlet tarafından karşılananların sayısı da 6,6 milyondan 6,9 milyona yükseldi.

 

Öztrak, çaresizlik intihara götürüyor

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, her iki intihar olayının da ekonomik yetersizlikten kaynaklandığına dikkati çekti. Öztrak, "Milletimizin gündeminde boş tencere, maaşlara haciz ve öldüren çaresizlik var. Sarayın gündeminde ise Osmanlı'nın okuryazar oranı ve günümüzü karşılaştırma hadsizliği var. Tek bir hafta içinde 8 can gitti. Elektrik borcunu ödeyemediği için umutsuzluğa kalan bu aileler kendilerini yok ediyorlar, Türk ekonomisi ile beraber toplumumuz da çöküyor. Çaresizlik, umutsuzluk milletimizin dört bir yanına yayılıyor. Çaresiz kalıp aramızdan ayrılan bu aileler bizim birer parçamız. Onlarla beraber bu toplumun vicdanı, bizi biz yapan değerler de ölüyor. Ama sarayın gündeminde milletin çaresizliği hiç konuşulmuyor. Suriye'ye 40 milyar dolar vermişleri bir 40 milyar dolar daha verirlermiş. Bizim milletimiz burada dururken kimin parasını kime veriyorsunuz. Doğru tedbir almak için soruna doğru teşhis koymak gerekir. Rakamları makyajlayarak ağlayan çocuklar gibi mızıkçılık yaparak sorunları gizlemeye çalışırsanız elbette doğru çözümü üretemezsiniz. Saray damadı her gün bir şehre gidip ekonomimiz şöyle böyle iyi diyor. Ama millet icra kapılarına düşüyor” dedi.

 

İki dakikada iki kişi işsiz

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, İŞKUR'a kayıtlı işsiz sayısında tüm zamanların rekorunun kırıldığını açıkladı. 2003 yılında İŞKUR'a kayıtlı işsiz sayısı 587 bini bulunurken, yüzde 497 artış yaşandığını belirten İlgezdi, “3 milyon 509 bin 603 kayıtlı işsiz var. 2018'de dakikada iki kişi işsiz kaldı” diye konuştu.

İlgezdi, “Türkiye'nin işsizler ordusu, 2018 İŞKUR Raporunu” açıkladı. İlgezdi, “2003 yılından beri kadını sistematik olarak sadece aile içinde tanımlamaya yönelik politika üretenler, üniversite mezunlarına iş bulmak zorunda değiliz diyenler kayıtlı kadın ve genç işsizliğinin 2003'ten 2018'e yüzde 896 artmasına neden oldu” dedi.

İlgezdi, işsizlik ödeneğine başvuru sayısının son 16 yılın rekorunu kırdığını belirterek, “2003 yılında 143 bin 155 olan işsizlik ödeneği başvuru sayısı 2018 yılında 1 milyon 635 bin 111'e yükseldi. İşsizlik ödeneğine başvuru sayısındaki artış yüzde bin 42 olarak kayıtlara geçti” ifadelerini kullandı.

 

Yumurta fiyatı mı, doğalgaz ve elektrik mi?

AKP Manisa milletvekili Uğur Aydemir, bütçe görüşmelerinde partisinin ekonomideki başarılarını “2002’de asgari ücretle 1707 yumurta alınıyordu, 2019’da ise 4 bin 375 tane alınıyor” diyerek anlattı ve gülerek “Elektriği, doğalgazı onları geçiyorum” açıklaması sosyal medyada tepki çekti. Aydemir’in “geçiyorum” dediği enerji maliyetleri son iki yılda ciddi oranda arttı.

BirGün'den Ozan Gündoğdu'nun haberine göre, Makine Mühendisleri Odası (MMO) İzmir Şube Başkanı Yüksel Yaşartekin, son iki yılda aylık doğal gaz enerji maliyeti yüzde 62, ithal kömür enerji maliyeti yüzde 42 ve kalorifer yakıtı olarak kullanılan fueloil enerji maliyeti yüzde 37 oranında artığını belirtti. Yaşartekin’in verdiği bilgilere göre, bölgesel iklim koşullarında değişkenlikler göstermekle beraber, günlük 10 metreküpten aylık 300 metreküp gaz tüketimi varsayımıyla, 2017’de aylık 379 lira olan doğal gaz enerji maliyeti, 2019’da yüzde 62 oranında bir artışla 613 liraya çıktı.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şube Başkanı Şebnem Seçkin Uğurlu da, İzmir gibi kıyı Ege ve Akdeniz bölgelerinde yer alan kentlerde ısıtma için elektrikli ısıtıcıların tercih edildiğini söyledi.

EMO’nun dört kişilik ailenin asgari yaşam standartları için öngördüğü aylık 230 kilowatt saatlik (KWh) elektrik tüketiminin, kış aylarında klima ve elektrikli soba kullanımı nedeniyle yaklaşık 292 kilowatt saat ek tüketim ile 522 kilowatt saate (KWh) yükseldiğini anlatan Uğurlu, ortalama aile elektrik faturasının da 163,4 TL’den, 370,80 TL’ye çıktığını söyledi.

 

KAMUAR’a göre enflasyon yüzde 36.9

Birleşik Kamu İş Ar-Ge birimi KAMUAR’ın, Ankara’daki pazar ve marketlerden fiyatlarını her ay düzenli olarak derlediği ve en fazla tüketilen 77 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak yaptığı “halkın enflasyonu” araştırmasına göre gıda fiyatlarında yıllık enflasyon yüzde 36.9.

Araştırmaya göre Türkiye’deki ailelerin gıda için harcadıkları her 100 liranın 17.9 lirasını pirinç, ekmek, bulgur, buğday unu, makarna ve şehriye gibi temel ürünlere harcıyor. Süt, peynir, tereyağı ve diğer süt ürünleri ile yumurtanın gıda harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 13.4’ü buluyor. Türkiye’de gıda için harcanan her 100 liranın 5.5 lirası tereyağı dışındaki yağlara,10.8 lirası meyveye, 15.1 lirası sebzeye, 6.1 lirası şeker, reçel, bal gibi gıda ürünlerine, 3.1 lirası çay ve kahveye, 3.6 lirası alkolsüz içeceklere, 2.2 lirası ise diğer gıda maddelerine ayrılıyor.

 

“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SORUNU ARTIK İŞSİZLİKTİR”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.)– İktidar, işsizlik sorununu gizlemek ve kendini bir şekilde başarılı gösterme gayreti içindedir. Ancak, istatistikle ilgili eğitim olan herkes bilir ki,  üç yalan vardır: yalan;  kuyruklu yalan ve istatistiki yalan. Zira rakamlara yeterli, işkence yapıldığında her şeyi söyletebilirsiniz. Türkiye de artık konular bu düzeyde gündeme getirildiği için farklı çevrelerin farklı rakamları ile kafanızı bulandırmaya gerek yok. Bugün Türkiye bir ekonomik kriz içindedir. Yakın geçmişte yüzde 25’i aşan enflasyon, yüzde 15’e dayanan işsizlik;  yüzde 25’in üzerinde genç işsizliği ve negatif büyümenin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Bu rakamlar bile baskı altında açıklanmış resmi rakamlardır. Ayrıca bu durumu ağırlaştıran Suriye krizi ve getirdiği çok yönlü maliyet ve yükler söz konusu. Bir yanda bu olgular söz konusu iken, diğer yanda hükümetin iktidara geldiğinden beri temel tercihi; reel ekonomi, üretim ve verimli yatırımlar ile yaratıcı yeni sanayiler yerine; ticaret, tüketim ve üretken olmayan inşaat yatırımlarının sürüklediği bir ekonomik süreç olmuştur. Bu sürecin tükenmesi ve tıkanması kaçınılmaz idi. Üstelik var olan sanayi kuruluşları özelleştirilip satılırken çoğu kapanmak zorunda kaldı. İstihdam yaratıcı yeni üretken yatırımlar gerçekleşmedi. Tasarruf oranları zaman zaman yüzde 12 dolaylarına düşerken,  yatırım için kaynak yaratılmadı. Üstelik çoğu yabancı şirketlere borçlanılarak yapılan ve kapasite garantili yatırımlar artık bütçeye yük olmaya başladı.

Sonuçta tıkanan ekonomide iktidar çıkış yolunu, her türlü ürün ve vergiye zam yapmakta buldu.  Ancak sokaktaki vatandaş kendini, bir yandan işsizlik ve enflasyon sarmalı içinde bulurken; diğer yandan zam, vergi,  faiz ve borç sarmalı içinde buldu. Bu tür çıkmaz içindeki bir ekonomide, bütün yükler, sonuçta döner dolaşır, özellikle kendine gelen zam, vergi, enflasyon ve pahalılığı başkasına yansıtamayan yoksul ve sabit gelirliler üstüne oturur.

Değinilen koşullar içinde en zor ve zavallı durumda kalanlar ise; işsiz kalan aile büyüğü veya ailenin yükünü taşıyanlardır. İş sahibi olmak, insanı yaşama bağlayan en önemli sosyolojik olgudur. İnsan yaşama işi ile hayata bağlanır. Kendini işi ile kanıtlar. Kendinin ve ailesinin maddi varlığını işinden elde ettiği gelirle idame ettirir.  Eğer bu kaynak kurumuş ise kendini işe yaramaz görür.  Enerjisini kaybeder. Yaşamdan kopar. İçe kapanır. Sonuçta yaşamı anlamsız bulur. Üstelik böyle bir olgu, bizim gibi sosyal dayanışma içinde ve sonuna kadar ailesine karşı sorumluluk duygusu içindeki bir aile yapısında çekilmez olur. Çekilmezliği, Batılı bireyciler gibi sadece kendisi için görmek yerine; geride kalanların yalnızlığında da kendini sorumlu hissedip onlarla birlikte yaşamdan çekilmeyi tercih eder. İşte İstanbul ve Antalya’da yaşanan facialar böylesi bir dram örnekleridir. Bizde dramlar, bireysel değil ailesel yaşanır. Üstelik her iki olayda “siyanür” olgusu, sadece insanlarımız ve ailelerimiz için değil, ormanlarımız ve tüm toplum geleceğimiz için siyanürün nedenli öldürücü olduğu vurgusunu gündeme bir kez daha taşıdı. Evet, ekonomik durumun yarattığı sosyal koşullar “sos” vermeye başladı. İktidarın bu gelişmeleri görmezlikten gelen, pembe tablolar çizmek yerine, ayağı yere basan, gerçekçi, tutarlı, kapsamlı, doğru analiz ve çözümlere oturan vizyoner politikaları, üretim, istihdam, verimlilik ve yenilikçilik temelli reel sektöre odaklanırken; yükün adil dağılımını sağlayacak köklü yapısal reformlara ve sistem politikalarına da yönelmesi gerekiyor. Sorun varsa, her zaman çözüm de vardır. Yeter ki, bağnaz ön yargılar yerine, olay olgu ve politikaları daha ufuklu olarak ele alabilme cesareti gösterilsin.

 

“İŞSİZLİK, YOKSULLUK VE GELİR ADALETSİZLİĞİ, TÜRKİYE’NİN ÇIĞLIĞIDIR!..”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci/Yazar)– Ülkemiz, halkımız, insanımız, ekonomik ve sosyal açıdan zor bir dönem yaşıyor. Aslında Türkiye’nin temel gündemini de bu konular oluşturuyor. Her ne kadar gündem değiştirilmeye çalışılsa da, güneş balçıkla sıvanmıyor!.. Ekonomik sıkıntıların burgacında kıvranan insanlarımız, hayatın gerçeğini her gün bizzat kendileri yaşıyorlar.

İşsizlik sorunuyla yüz yüze gelmeyen neredeyse hiçbir aile kalmadı. Mutlaka ailemizde, çevremizde, yakınımızda işsizler -özellikle de eğitimli genç işsizler- var. Bunların iş arayışına çözüm bulamamak, yardımcı olamamak, hepimizi derinden yaralıyor. Yoksulluk sınırının altında kalan bir gelirle geçinmek durumunda kalan insanlarımızın sayısı ise her geçen gün artıyor. Yeni gündeme gelen elektronik(e) - haciz uygulamaları da toplumu tedirgin edecek ölçüde yaygınlaşıyor. Günümüzde, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, halkın çok büyük kesiminin temel meselesidir. Yönetenler, yönetim kademelerinde bulunanlar, vatandaşın çığlığına kulaklarını tıkamamalı, tam aksine duyarlı olmalıdırlar.

Son olarak İstanbul’da ve Antalya’da yaşanan aile intiharları, konunun vahim boyutlarını çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Önümüzdeki kış mevsimi, geçim koşullarının daha da zorlaşacağını ve insanların daha büyük sıkıntılarla karşılaşacağını işaret etmektedir. Kısacası, bu kış halkımız için çok zor bir kış olacaktır.

Suni gündemler oluşturularak bu konuların üzeri örtülemez. Hele ekonomi alanı ile ilgili eleştirel yaklaşımların sınırlanması girişimleri ile bu konulara yaklaşılamaz, yaklaşılmamalıdır. Bu tür yaklaşımlar hem ters teper ve hem de sorunları daha da büyütüp içinden çıkılamaz hale getirir.

Bu bağlamda, başta siyaset kurumu olmak üzere, ülkenin yönetiminden sorumlu olan tüm çevreler, bu konuyu ‘öncelikli ve temel mesele’ olarak görmelidirler. Zor durumda kalan ailelerin, insanların sorunlarının çözümü konusunda ivedi önlemler alınmalıdır. Yeni sosyal politikalar ve örgütlenmeler gündeme gelmelidir.

Merkezi yönetimin yanı sıra, yetki ve olanakları çok daha dar olmasına karşın, yerel yönetimlerin de bu alanda yapabilecekleri olduğunu düşünüyoruz. Özellikle büyük kentlerin belediyelerinde işbaşında bulunan sosyal demokrat yöneticiler, bu konulara odaklanmalıdırlar. Bu alanda yapılacak toplumsal girişimler - örgütlenmeler, bir bakıma onların sosyal belediyecilik anlayışının da somutlanması anlamına gelecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Erdoğan'ın "Şehir Üniversitesi ve Halkbank" üzerinden yaptığı "dolandırıcılık" suçlamalarına karşılık, eski Başbakan Davutoğlu'nun "İftira" nitelendirmeli sert cevabı ...

Irak ve Suriye'deki tablo ortada iken, "Libya'daki riski" uzmanlara sorduk, işte cevapları...

“Türk siyaset sahnesindeki büyük bir boşluğu dolduracak bir siyasi oluşum için aylardır köy köy, kasaba kasaba çalıştıklarını” dile getiren Çoban Ateşi Hareketi’nin Ba...

AK Parti ile yollarını ayıran Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu yeni parti yola çıktı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, düzenlediği basın toplant...

Gözlem, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri...

Enflasyon iki ay sonra yeniden çift haneye çıktı. 9 ay boyunca küçülen ekonomi, bu yılın 3. çeyreğinde yüzde 0.9 büyüdü. İşsizlikteki artış ise sürüyor. Hayat pahalılı...

Ülkenin her tarafından “erkekler tarafından hunharca işlenmiş kadın cinayetleri” haberleri geliyor. Savcılar, kadınların “korunma taleplerini” savsaklıyor, hakimler “e...

Yazarlar
Website Security Test