Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Soru: Dolar kuru “Sırat Köprüsü” üzerinde mi?

29.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’de para piyasalarının gözü kulağı hep dışarı. En ufak bir haber döviz kurunu yukarı taşıyor. Döviz, gün içerisinde, hatta saatler içinde ciddi oranda artışlar yaşanabiliyor. Geçen hafta yine benzer bir durum yaşandı. 5.68'lere inerek son 2 ayın en düşük seviyesine gerileyen dolar dış kaynaklı haberle yükselişe geçti.

Hafta başında Rus hava savunma sistemi S400'ler için test yapıldığı haberi öncesinde 5.60 ila 5.70 bandında seyreden dolar, test haberiyle 5.75'e yükseldi. Dolar ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun akşamki açıklamalarıyla yükselişini sürdürdü. Pompeo, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemiyle ilgili adımlarının kaygı verici olduğunu söyledi, açıklama sonrası dolar akşam saatlerinde 5.77'ye yükseldi, kur yeni güne de 5.77 civarında başladı. Oysa küresel piyasalarda ABD ve Çin’in ticaret anlaşmazlığına yönelik iyimser beklentiler hakimken TL, dolar karşısında değer kaybetti.

Türkiye’de döviz kurunu etkileyen faktörler arasında “FED kararları, IMF, Avrupa ekonomileri, cari açık, dış ticaret, para birimine olan arz-talep, enflasyon beklentileri, ekonomik politikalar, yurt içi ve yurt dışı faiz oranları, ülke ekonomisinin durumu, turizm gelirlerini” saymak mümkün. Bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetlere ödediği miktar, ihraç ettiği mal ve hizmetlere ödediği miktarı aşıyor ise cari açık oluşur. Ülkede cari açığın olması döviz kurlarının artması demektir. Türkiye’de cari açık veren bir ülkedir.
Uzmanlara göre, doların seyrini iç gelişmelerden ziyade dış etkenler belirleyecek. Türkiye – ABD ilişkileri en belirgin nokta olarak görülüyor. ABD Türkiye’ye, S-400’den vazgeçmesi için çağrıda bulunurken, Türkiye ise bunun söz konusu olmadığı mesajı veriyor. Piyasalarda yakından izlenen ve TL’de yön belirleyici olabileceği düşünülen bir gelişme ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 12 Aralık’ta yılın son faiz kararı olacak. TCMB, son üç toplantısında faizleri 10 puan indirimle yüzde 14’e çekti ve indirimlerin önemli bölümünün tamamlandığı sinyalini verdi. Banka ilerleyen dönemde faiz indirimlerine kapıyı kapatmadı ancak sonraki adımların veri odaklı ve daha sınırlı olabileceği sinyali de verdi.

Erdoğan'dan TL'ye dönün çağrısı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Grup toplantısında yaptığı konuşmada, vatandaşlara dolar satma çağrıda bulunarak, "Bırakın doları moları; paramıza, Türk Lirası'na dönelim. Türk Lirası artık kaybettirmiyor. Milliliğimizi, yerliliğimizi burada da gösterelim" açıklamasında bulundu.

“BIÇAK SIRTINDAKİ DOLAR”

Muzaffer Demirci (Prof. Dr.)– TÜİK’e göre ekonomide kapasite kullanım yükseliyor, sanayi üretiminde artış olumlu, faiz ve enflasyon düşüşte diyor. Ama vatandaş hayatın içinde canlı yaşayan olarak güvenemiyor. Nitekim yapılan anketlerde de halkın yarısından fazlasında bu güvensizlik görülüyor.
Bir yıldan fazla bir süredir devam eden ekonomideki daralma sonucu milli gelirde görülen küçülme hem sanayide yatırım hacminin küçülmesine hem de ticari işletme hacmindeki daralmaya neden olmuştur. Bu sebepten kredi talebinde de azalmaya neden olmuştur. Bu ortamda kredilerin geri ödeme riski de arttığı için bankalar kredi hacimlerini sınırlamışlardır. İthalatın da aşırı daralması sebebiyle dövize olan talep de azalmıştır.

İşte bu nedenlerden dolayı dolarda bir sakinleşme görülmektedir. Dolar kritik bir seviyededir. Bıçak sırtı bir durumdadır. Kademeli hareketler yerine ani sıçramalara konu olabilir. Çünkü dövize olan baskı, kaynak yetersizliğe nedeniyle ani sıçramalar yaratabilir. Havaalanı, köprüler, şehir hastaneleri için verilen taahhütler ve borç stokunun ağırlığı nedeniyle vadesi gelen borç ödemelerinden oluşacak döviz talebi dövizin ani sıçramalar yapmasının kaynağı olabilir. Bunlara ilaveten kurallı bir ekonomi politikasının olmaması ve Merkez Bankası bağımsızlığının zedelenmesi spekülatif finansal atakları hızlandırarak vatandaşın maliyetini ağırlaştırmaktadır.

Ekonomide kaynak sorununa çözüm bulmak için Katar ile yapılan ‘swap antlaşması’ ve rakamın 3 milyar dolardan 5 milyar dolara çıkarılması, doların baskı altında tutulmasına yardımcı olabilecek bir arayıştır.
Küresel piyasalarda ABD-Çin arasındaki ticaret anlaşmazlığına yönelik iyimser beklentiler risk iştahını artırırken, Ankara’da S-400’ler için deneme uçuşlarının yapılacağının açıklanmasının ardından ABD yetkililerince açıklamanın kaygı verici bulunması doların zıplamasına neden olabilmektedir.

Popülist politikaların hâkim olduğu bir dünya ortamında, popülist politikalar sorunları belirler ve onları tanımlar ama çözüm getirmez. Aşırı dengesizlik, zayıf sosyal aktivite, yüksek işsizlik, korumacılık, yüksek suç oranı, finansal kriz, zayıf devlet kurumları ve kuralsız yönetim onun temel göstergeleridir.
Bu yüzden algı yöntemi ile ekonomide oluşturulan pembe tablolar vatandaşın gerçek yaşamı ile uyuşmamaktadır. Ekonominin aşırı kırılganlığı nedeniyle oluşacak hafif bir rüzgâr kısa sürede kasırgaya dönüşebilmektedir. Doların seyri de bunun öncü göstergelerinden biridir. Çünkü biz aşırı dış finansman ihtiyacı olan bir ülkeyiz. Eğer ABD’de yaptırımlar gündeme gelirse ekonomi yanında politik faktörlerle birlikte dolarda zıplama daha hızlı olacaktır.

Dolayısıyla yönetimin bir plan içinde ve kurumların kurallı bir ekonomi politikası uygulanması, kasım ayı içinde görülen sanayi üretimindeki kıpırdama ve tüketici güven endeksindeki olumlu gelişmeleri, cesaretlendirici politikalarla teşvik edilmesi gerekmektedir. Yaşanan uzun süreli bu ekonomik resesyonun tahribatı ancak o zaman hafifletilebilecektir.

 

“EVET, DOLARIN DEĞERİ, MASADADIR”

Şevket Özügergin (Ekonomist)– Bugünkü ekonomik koşullar göz önünde tutulduğunda dolar değerinde, ekonomik dengeleri sarsıcı bir oynaklık görülmemektedir. Bu durum yatırımcı ve üretici için nispi bir öngörülebilirlik sağlamaktadır. Dünya finans çevrelerindeki gelişmeler ve ekonomik veriler de, kısa vadede evrensel bir kriz tahminine yer vermemektedir. Bütün dünyada bir ekonomik durgunluk yaşanmaktadır. Büyüme oranları gerilemektedir. Amerikan Merkez Bankası (FED) faiz indirimine devam etmektedir. Başkan Trump, ABD’nin dış ticaret açığını kapatabilmek ve ihracatını arttırmak için değerli dolar istememektedir. Avrupa Merkez Bankası da parasal genişleme politikasını sürdürmektedir. Zaman zaman olumsuz süreçler yaşansa da ABD ile Çin arasında başlayan ticaret savaşının bir mutabakatla sonuçlanacağı beklentisi yaygındır.

Geçen yıl, artık parasal genişlemenin son bulacağı ve ülkemiz dahil gelişmekte olan ve büyümeleri için dış kaynağa ihtiyaç duyacak ülkelerin zor duruma düşeceği beklentisi gerçekleşmemiştir. Dış piyasalarda kaynak bolluğu sürmektedir.

Kısaca özetlemek gerekirse, dış piyasalardaki gelişmelerin etkisiyle Türkiye’de doların değerini ciddi düzeyde etkileyecek bir durum yoktur. Elbette, öngörülemeyen ve bütün piyasaları etkileyecek bir gelişme, bu tahminleri değiştirebilecektir.

Durum Türkiye’deki gelişmeler dikkate alındığında değişmektedir.

Bazı ekonomistler, ekonomik büyümenin yerli kaynaklarla finanse edilebilecek bir oranda kalmasını veya kontrol edilebilecek cari açıklarla yetinilmesini tavsiye etmektedir. Ancak, bugünkü ihracat, turizm ve doğrudan yabancı sermaye girişlerinden elde edilecek döviz kaynağı, ihtiyaç duyulan büyümeyi finanse edebilecek durumda değildir. Düşük büyüme hızları ise işsizliğin daha da büyümesine yol açacaktır. Zaten ekonomi yönetimi de yeniden ekonomik büyüme modelini tercih edeceğini açıklamıştır. Sonuç hem ihracatı desteklemek hem hammadde ve aramalı ithalatını gerçekleştirmek ve hem de yatırımlar için gerekli teknolojiyi alabilmek için dövize ihtiyaç duyulacaktır. Savunma harcamalarının artması da ithalatı teşvik edecektir. Dış borçların hem kamu ve hem de özel sektör tarafından ödeme vadesi geldiğinde de dolara talep artacaktır.

Dış piyasalarda parasal genişleme sürmektedir ama her ülkenin bundan yeterince ve makul maliyetlerle borçlanabileceği anlaşılmamalıdır. Ülkelerin güvenlik anlayışı, istikrarı, kurumların bağımsızlığı, evrensel hukuk kurallarının varlığı son derecede önemlidir. Türkiye bu konuları tartışan ülkelerden biridir.
Ülkemizin bir de Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemleri kaynaklı bir başka sorunu vardır. ABD, bu sistemin aktive edilmesi halinde yaptırımlar uygulayacağını açıklamıştır. Türkiye ise sistemi kullanacağını beyan etmiştir. Türkiye muhtemelen, henüz kapsamı bilinmeyen yaptırımlarla karşılaşabilecektir. Ayrıca konu, bir sistem satın alınması gibi bir ticari işlem yanında, ülkenin ittifak tercihine de dönüşebilecek bu durumda bazı dengeleri kurmak zorlaşabilecektir.

Bütün bu gelişmelerin dolar değerini etkileyeceği açıktır. Evet, doların değeri, masadadır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Enflasyon iki ay sonra yeniden çift haneye çıktı. 9 ay boyunca küçülen ekonomi, bu yılın 3. çeyreğinde yüzde 0.9 büyüdü. İşsizlikteki artış ise sürüyor. Hayat pahalılı...

Ülkenin her tarafından “erkekler tarafından hunharca işlenmiş kadın cinayetleri” haberleri geliyor. Savcılar, kadınların “korunma taleplerini” savsaklıyor, hakimler “e...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, zirve kapsamında bir ar...

Türkiye’de kadına şiddet eylemleri, çoğunlukla cinayetle sonuçlanıyor ve giderek artıyor. Erkek şiddeti durmuyor, durdurulamıyor. Savcılar “koruma kararları” almıyor. ...

“Esrarengiz” bir iddianın, iki gazeteci - Saray - Muharrem İnce - CHP Genel Merkezi arasında kopardığı fırtına ana muhalefeti sarstı ve... “Kumpas” ortada “sahipsiz” ...

Afetler ülkesinde “koordinasyon noksanlığı” yıllardır sürüyor, Afetlerle “birçok” bakanlık, kurum ve kuruluş” ilgili, ama her büyük afette kaos yaşanıyor. “Çareyi” uzm...

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Biz 4 milyona yakın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken yaklaşık 3 milyona yakın Suriyeliye de Suriye tarafında yardım ed...

Yazarlar
Website Security Test