Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kadınların, Savcılar başta, herkese “Kadına şiddet / Kadın cinayetleri” konusunda verdiği “anlamlı” ders!..

29.11.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’de kadına şiddet eylemleri, çoğunlukla cinayetle sonuçlanıyor ve giderek artıyor. Erkek şiddeti durmuyor, durdurulamıyor. Savcılar “koruma kararları” almıyor. Eskişehir’de “kadın tepkisi” çok anlamlı bir mesajla kamuoyuna aksettirildi; eski eşi tarafından katledilen Ayşe Tuba’nın cenazesini kadınlar kaldırırken, erkekler tabuta dokundurulmadı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı, uzmanlara sordu.

EDA EBRU NANECİ

Kadınların Türkiye’de uğradığı şiddet eylemleri, artan bir şekilde cinayetle sonuçlanıyor. Bu konuda alınan önlemler, mücadeleler yetersiz kalıyor. Bu yıl da kadın cinayetleri azalmadı, arttı. 2019’un başından beri 424 kadın katledildi. Kadınları; kocaları, eski kocaları, sevgilileri, eski sevgilileri, komşuları, arkadaşları öldürdü. Bazı kadınlar ise en yakınları, babaları, kardeşleri, evlatları tarafından öldürüldü. Çoğu kadın cinayetinin ise faili meçhul. Eskişehir’de ise eski eşinin satırla öldürdüğünü kadının tabutunu kadınlar taşıdı; tabuta “erkek eli” değdirilmedi.

Eskişehir’deki bir anaokulunda aşçı olarak çalışan 2 çocuk annesi Ayşe Tuba Arslan, 6 ay önce boşandığı 24 yıllık eşi Yalçın Özalpay tarafından, satırla saldırıya uğradı. Özalpay, çevredekilerin tepkisi üzerine kaçtı. Polis ekiplerince yakalanan Özalpay, mahkemece tutuklandı. Ağır yaralanan Ayşe Tuba Arslan 44 gün süren yaşam savaşını kaybetti. Ayşe Tuba Arslan (44), gözyaşları içinde toprağa verildi. Tabuta “sadece” kadınlar omuz verdi.

Ayşe Tuba Arslan’ın eşinden gördüğü şiddete karşı 23 kez suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı. 10 suç duyurusundan 5’i “delil yetersizliği gerekçesiyle” takipsizlikle sonuçlandı. Saldırgan, yasanın gerektirdiği zorlayıcı hapis cezasına 1 gün bile çarptırılmadı. Arslan’ın Eskişehir Aile Mahkemesine yaptığı son başvuruda ise dilekçesinde “Bu şahıstan ölüm tehdidi alıyorum. Benim ölümüm gerçekleşince mi bana yardım edeceksiniz” dediği ortaya çıktı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre; Kadınlar boşanmak istedikleri, çalışmak istedikleri veya kendi hayatlarına dair kendileri karar vermek istedikleri için öldürüldü. Bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; Erkekler, 149 kadını ateşli silahlarla, 74 kadını bıçakla öldürdü. Erkekler, 25 kadını boğarak, 20 kadını döverek öldürdü. Erkekler dört kadını yaktı, bir kadını asitli su ile öldürdü. Erkekler, en az iki kadının kafasını taşla ezdi, bir kadına da araçla çarparak öldürdü. Erkekler iki kadını da balkondan attı. Erkeklerin 24 kadını öldürme şekli basına yansımadı.


HEM ERKEKLER HEM KADINLAR MÜCADELE ETMELİ!

Huriye Serter (İzmir İş Kadınları Derneği (İZİKAD) ve İzmir Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Başkanı)-

Eskişehir’de yaşanan olay hazin bir durum. İlk değil son da olmayacak. Kadınların omuzlarında cenazelerin kaldırılmasıyla kadınlar artık sanırım bir mesaj veriyor. Erkeklerden umudunu kestiklerini anlatıyorlar. Biraz da psikolojik bir isyan aslında. Zaman zaman erkeklerden umudumuzu kesiyor, öyle bir psikoloji içine de giriyoruz. Çünkü gerçekten iş rayından çıktı. Son on yılda sanıyorum 3 bine yakın kadın erkekler tarafından öldürüldü. Öfkeliyiz, sessiz kalmak istemiyoruz. Nedense yapılanlar da tam karşılığını bulmuyor. İstanbul Sözleşmesi var. Biz imzalayan ilk ülkeyiz ve 2011 yılında imzaladık. Sözleşmeye göre devlet, kadını evi içi ve dışı şiddete karşı koruyacağına, gerekli önlemleri alacağına hatta ortadan kaldıracağına dair bir söz veriyor. Yasaların olup da uygulanmaması çok acı. Kadının her türlü hakkını koruyacağım, şiddette uğramaması için çalışacağım diyerek bir devlet olarak imzalıyorsunuz ancak imzanızı inkar ediyorsunuz. Ayşe Tuba olayında kadında koruma kararı olmasına rağmen eski koca şiddetine maruz kalıyor. Demek ki yapılanlar yeterli değil. Esas içimizi yakan bu kesim, cahil kesimmiş gibi görünüyor ama okumuş, yazmış, entelektüel olarak bildiğimiz birçok insan da kadının insan hakkına saygı göstermiyor. Böyle bir problemi bile yok sayıyor. Dolayısıyla eğitim önemli. Ancak eğitim üniversite bitirerek olmuyor, küçük yaşlardan toplumsal cinsiyet eşitliğini, okullarımızda ders olarak müfredatın içinde okutulması gerekiyor. Bu sene kaldırıldı toplumsal cinsiyet eşitliği diye bir şey kalmadı. Ağaç yaşken eğilir. Bu işlere en baştan başlamak gerekir. Bu konuya sadece devlet olarak değil, hepimizin sahip çıkması gerekir. Şiddeti önlemek sadece kadınların, kadın derneklerinin görevi değil. İsyanımız bu! Aklı başında olan tüm erkekleri de mücadelemizde bir arada olmaya davet ediyoruz. Çünkü dünyayı ancak kadınlar ve erkekler olarak birlikte daha yaşanır bir haline getirebiliriz. Aklı başında olan erkekler lütfen ortaya çıksınlar, görünür olsunlar, rol model olsunlar. Bizim yaptığımız etkinliklerde o kadar az sayıda erkek var ki… Başta onların sahip çıkması lazım. Dünyanın yarısı onlar, yarısı bizsek hep birlikte bir şeyler yapabilmeliyiz. Onlar da bizimle birlikte her yerde görünsün. Biz aslında kadın dostu erkeklerle bir arada olarak mücadele etmek istiyoruz ama onların da sahaya çıkmasını bekliyoruz. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliği çok önemli bu konunun üzerinde çok duruyoruz. Nasıl politikalar üretmemiz gerektiğine bir arada karar verelim. Sokaklara çıkmak da çözüm değil. Bir strateji dahilinde sistematik bir şekilde çocukluktan itibaren ele alınması lazım. Bu stratejiyi kurgulamak devletin görevi ama sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, özel sektör, yerel yönetimler, kamu sektörleri bir arada oturup kurgularsak başarıya ulaşabiliriz. Yoksa bu şekilde bir yere varabileceğimizi sanmıyorum. Ancak bir strateji geliştirebilirsek ve kanunların da uygulanmasını sağlayabilirsek işte o zaman kadına ‘evde otur’ diyen zihniyeti ancak o şekilde yıkabiliriz. Sadece kadın derneklerinin problemiymiş ve onların çözmesi gereken bir sorunmuş gibi görünmesini istemiyoruz. Toplumsal harekete dönüşmesi için herkesin bu duruma sahip çıkması lazım. 25 Kasım’da yaptığımız etkinliğe katılan erkek sayısı parmakla sayılacak kadar azdı.


ŞİDDETİ BİTİRMEYE YÖNELİK İRADE YOK

Perihan Kayadelen (İzmir Barosu Genel Sekreteri ve İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi) –

Kadına yönelik şiddetin temelde birçok ayağı var. En başta politika ayağı var. Siyasi iktidar tarafından bütünlüklü bir politika ile kadına yönelik şiddetle mücadele edilmiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı her yerden çıkartılıyor. Ütü yapan baba fotoğrafı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ders kitaplarından çıkartılıyor. Yakın zamanda diyanetin hazırladığı kamu spotunda da olduğu gibi kadını evin içine ısrarla hapsetmeye çalışan bir bakış açısı maalesef ki resmi bir bakış açısı haline gelmiş durumda. Kadın bakanlığının aile bakanlığına dönüştürülmesi ile birlikte başlayan sistematik bir siyaset. Aile kavramı aşırı derecede kutsanıp kadının hayatı da aile içerisinde var edilmeye çalışılıyor. Kadına rağmen aileyi koruma gibi bir politika yürütülüyor. Kadın şikayet etmeye gidiyor polis ‘kocandır’ diyerek geri gönderiyor. Eskisine göre bunları belki daha az yaşıyoruz ama yine de yaşanıyor. Özellikle İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasaya karşı karalama kampanyası yürütülüyor. Çünkü ikisi de kadının korunması noktasında devlete çok ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Sığınma evlerinin sayılarının arttırılması, tecavüz kriz merkezinin kurulması, ayrı bir yerde yaşamak istediğinde maddi yardım, kreş yardımı ve bunların hepsi kanunlarımızda da var ama mahkemelerden bu yönde karar almak neredeyse imkansız. Avukatlıkta 7 yılımı bitiriyorum. Tek bir yardım ya da kreş yardımı almadım. Kadın şiddetini bitirmeye yönelik bir irade yok. İrade olmayınca da çözüm üretilemiyor. Yargıda da benzer bir şey var. Kadın katillerine uygulanan iyi hal, haksız tahrik indirimleri sistematik bir şekilde uygulanınca failler birbirlerinden öğreniyor. Örneğin son dönemde intihar görünümlü kadın cinayeti çok artmaya başladı. Şüpheli ölümlerle ilgili etkin bir soruşturma yok. Sadece kanunlarla olacak bir şey değil. Birden fazla alanda çalışılması lazım. Söylemler kadın düşmanı söylemler olduğu için kadın cinayetleri artıyor. Toplumun kanaat önderlerinin kadınlarla ilgili yaptığı bazı açıklamalar tabanda çok farklı etki yaratıyor. Bülent Arınç’ın ‘Hamile kadın sokakta gezmez’ şeklinde yaptığı açıklamanın ardından Turgutlu’da hamile bir kadın gece yürüyüşüne çıkıyor ve şiddet görüyor. Her yerde şiddet dili var. Siyasilerin birbirleriyle konuşma tarzları, dezavantajlı gruplara direkt yönelen bir şiddet oluyor. Topyekûn bir mücadele ile ortadan kalkması mümkün. Kadın şiddet gördüğünde ‘şikayet etsem ne olacak ki, üç gün sonra serbest kalacak’ ya da ‘şikayet etsem ben nerede kalacağım’ dememeli. Devlet kadına barınma imkanı, iş imkanı, çocuklarına kreş imkanı sağlamalı. Ancak şu an Türkiye’de bunlar olmadığı için şiddete uğrayan kadınların sayısı her geçen gün artıyor.

 

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Erdoğan'ın "Şehir Üniversitesi ve Halkbank" üzerinden yaptığı "dolandırıcılık" suçlamalarına karşılık, eski Başbakan Davutoğlu'nun "İftira" nitelendirmeli sert cevabı ...

Irak ve Suriye'deki tablo ortada iken, "Libya'daki riski" uzmanlara sorduk, işte cevapları...

“Türk siyaset sahnesindeki büyük bir boşluğu dolduracak bir siyasi oluşum için aylardır köy köy, kasaba kasaba çalıştıklarını” dile getiren Çoban Ateşi Hareketi’nin Ba...

AK Parti ile yollarını ayıran Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kurduğu yeni parti yola çıktı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, düzenlediği basın toplant...

Gözlem, konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri...

Enflasyon iki ay sonra yeniden çift haneye çıktı. 9 ay boyunca küçülen ekonomi, bu yılın 3. çeyreğinde yüzde 0.9 büyüdü. İşsizlikteki artış ise sürüyor. Hayat pahalılı...

Ülkenin her tarafından “erkekler tarafından hunharca işlenmiş kadın cinayetleri” haberleri geliyor. Savcılar, kadınların “korunma taleplerini” savsaklıyor, hakimler “e...

Yazarlar
Website Security Test