Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Türk askeri; "İhvan'a niyet, Libya'ya kısmet

3.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülke gündeminin başında, "Yeni yılın ilk adımı, 'Libya çöllerinde, Mehmetçiği ateşin ortasına atmak' mı olmalıydı?' sorusu var. GÖZLEM uzmanlara sordu, işte yanıtları...

Libya'da Hafter güçlerine karşı Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekleyen Türkiye, destek için asker gönderme kararı aldı. Libya’ya asker gönderme tezkeresi, MHP ve AKP’nin oylarıyla Meclis'te kabul edildi. CHP, İYİ Parti, HDP, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokratik Bölgeler Partisi ve Türkiye İşçi Partisi, tezkereye 'Hayır' oyu kullandı.

TBMM Genel Kurulu, Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin görüşülmesi için Meclis Başkanı Mustafa Şentop tarafından yapılan çağrının ardından olağanüstü toplandı. Genel Kurul'un tek gündem maddesi, Libya'ya asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, 183 red oyuna karşı 332 oyla kabul edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tezkereyle ilgili geçen hafta yaptığı açıklamada, "Meclis açılır açılmaz ilk iş, asker gönderme tezkeresini Meclis'e sunacağız" demişti. Erdoğan'ın imzasıyla TBMM Başkanlığına gönderilen tezkerede şu ifadeler yer alıyor: "Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, tüm bölgeyi etkileyebilecek, Libya'nın bütünlüğü ve istikrarına yönelik tehditler, DEAŞ, El-Kaide ve diğer terör örgütleri, yasa dışı silahlı gruplar ile yasa dışı göç ve insan ticareti ile mücadelede Türkiye'den askeri destek talebinde bulunmuştur. Bu mülahazalar dışında, Türkiye'nin milli çıkarlarına yönelik her türlü tehdit ve güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde her türlü tedbiri almak, Libya'daki gayri meşru silahlı gruplar ile terör örgütleri tarafından Türkiye'nin Libya'daki menfaatlerine yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek, kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı güvenliğin idame ettirilmesini sağlamak, Libya halkının ihtiyacı olan insani yardımları ulaştırmak, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti tarafından talep edilen desteği sağlamak, bu süreç sonrasında meydana gelebilecek gelişmeler istikametinde Türkiye'nin yüksek menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde Türkiye sınırları dışında harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için Anayasa'nın 92'nci maddesi uyarınca bir yıl süreyle izin verilmesi hususunda gereğini bilgilerinize sunarım."

Türkiye, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekliyor

Libya'da Muammer Kaddafi'nin 2011'de devrilip öldürülmesinden sonra ülkede iki ayrı yönetim baş gösterdi. Türkiye, Libya'da Birleşmiş Milletler (BM) dâhil uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekliyor. Libya'nın batısında bulunan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında 27 Kasım 2019'da "Güvenlik ve İşbirliği Mutabakat Muhtırası" ile "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" imzalanmıştı.

HAFTER’İN SİLAH GÜCÜ NE KADAR

Libya’da iki gurup arasında çatışmalar sürüyor. Türkiye, Libya'da Birleşmiş Milletler (BM) dâhil uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni destekliyor. Libya'nın batısında bulunan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında 27 Kasım 2019'da "Güvenlik ve İşbirliği Mutabakat Muhtırası" ile "Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası" imzalanmıştı.

Libya'nın doğusu ise General Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu'nun kontrolünde. Trablus'u ele geçirmek için askeri operasyonlarını sürdüren General Hafter; Rusya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından destekleniyor.

euronews’in haberine göre Libya Ulusal Ordusunun merkezinde Hafter'in oğlu Halid Hafter tarafından kumanda edilen 106. Tugay bulunuyor. Kara gücü, yaklaşık 38 bin savaşçı (yaklaşık 1500'ü rütbeli) bulunuyor. Kara güçlerinin elinde çoğu Rus yapımı, en az 300 ana muharebe tankı bulunuyor. Uçaksavar ve roketatar sayısı ise yaklaşık 7 bin. Bu silahların içinde Rus yapımı ZU-23-2 ve ZPU'lar ön plana çıkıyor. ABD yapımı M40 ile Çin yapımı çoklu roketatar Type 63 de Hafter güçlerinin envanterinde dikkat çeken diğer silahlar.

NATO standartlarında üretilen İtalyan yapımı, kundağı motorlu topçu sistemi Palmaria kullandığı biliniyor ve 50'den fazla Palmaria obüsüne sahip olduğu tahmin ediliyor. 4 adet Rus yapımı MI-24 saldırı helikopteri bulunuyor. Hafter'in envanterinde yine Rus yapımı Pantsir karadan havaya füze sistemleri de yer alıyor. 106. Tugay iki adet Pantsir'e sahip.

Yaklaşık 300 adet ABD yapımı BAE Caiman zırhlı personel taşıyıcı da kullanıyor.
Rus Wagner Grup savaşçıları, Sudan Bağımsızlık Hareketi'ne bağlı milisler ve Çadlı savaşçılar da Hafter'e bağlı silahlı güçlere destek veriyor. Libya'da en az 200 Rus paralı asker görev yapıyor. Sudanlı savaşçıların sayısı 2016'da 1.500 olarak açıklanmıştı. Rakamın 2019'da 4 bine kadar çıktığı tahmin ediliyor. Uluslararası Siyasal Araştırmalar Enstitüsü'nün Mayıs 2019 verilerine göre Libya Ulusal Ordusu'nun bünyesinde yaklaşık 18 bin yabancı savaşçı bulunuyor.

Hava kuvvetleri

Hafter’in hava gücü, Trablus hükümetinden üstün gösteriliyor. Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin hava kuvvetleri özellikle yakıt ve modernizasyon sıkıntısı yaşarken, Hafter, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteğiyle hava kuvvetlerini güçlendirdi. Hafter'in elinde 2 adet Mirage F-1ED, 12 MiG-21, 3 MiG-23ML ve bir adet Su-22 savaş uçağı bulunuyor. Uçakların bakımı büyük oranda Mısır tarafından yapıldı.



“ÇOK RİSKLİ BİR ADIM ATILIYOR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) –Türkiye doğu Akdeniz’deki yalnızlığına bir ölçüde çare bulmak amacıyla Libya ile geçtiğimiz Kasım ayı sonunda deniz alanlarının sınırlandırılması için bir anlaşma imzalamıştır. Bilahare Libya'nın isteği üzerine, gerek duyulduğunda Türkiye'den askeri yardım alınabileceğine dair bir anlaşma daha imzalanmıştır. Her iki anlaşma da Trablus'u elinde tutan Ulusal Mutabakat Hükümeti lideri Fayez al Saraj ile imzalanmıştır. TBMM'de kabul edilen tezkere gerektiğinde bu askeri olanağı sağlamaya yönelik bir düzenlemedir.

Libya, 2011 yılında Kaddafinin devrilmesinden bu yana bir türlü istikrara kavuşamamış durumdadır. Ülkede devam eden çatışmalar ülkenin öngörülemez niteliğini ortaya koymaktadır. Libya batık devlet (faile state) kategorisinde sayılan ülkeler arasındadır. Başkent Trablus'a hakim olan Sarraj yönetimi her ne kadar BM tarafından tanınan meşru yönetim olarak kabul edilse de, uluslararası alanda desteği çok azdır. Buna mukabil Bingazi merkezli General Hafterİn arkasında Rusya, Fransa, Suudi Arabistan, Mısır ve BAE bulunmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Hafter'in DEAŞ ile mücadelesinden övgü ile söz eden Trump'ın yaklaşımı da dikkat çekmiştir. Dolayısıyla Türkiye Sarraj Hükümeti ile anlaşarak karşısına geniş bir kesim almış durumdadır.

Libya'da çarpışan taraflar arasında Libyalı olmayan çok sayıda savaşçıların (profesyonel askerlerin) bulunduğu bildirilmektedir. Türk askeri böyle bir ortama gitmek durumunda kalırsa çok riskli bir adım atılmış olacaktır.

Bugün yapılan oylamada muhalefet partileri tezkereye red oyu vermişlerdir. Barış Pınarı harekâtı için sağlanan destek bulunmamaktadır. Saadet partili milletvekilinin red oyu vereceğini açıklarken yaptığı 2003 tezkeresine benzerlik vurgusu dikkat çekmiştirTürk askerinin Libya'ya gönderilmesi durumunda ne elde edileceği de belli değildir. Hafter'in başarı kazanması durumunda Türkiye'nin imzalamış olduğu anlaşmaların geçersiz ilan edilmesi ihtimal dahilindedir. Bu durumda Türkiye'nin içine düştüğü yalnızlık daha da derinleşecektir.

TBMM oylamasının akabinde Mısır lideri Sisi uluslararası topluma Türkiye'yi kınama çağrısında bulunmuştur. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias Aralık ayının son günlerinde Bingazi'de Hafter'i ziyaret etmiştir.

Son gelişmelerin 8 Ocak günü Ankara'ya gelmesi planlanan Putin ile Erdoğan arasındaki görüşmelerde ele alınacağı ve Rusya'nın tavrını ortaya koyabileceği beklenmektedir.


“ALDIĞIMIZ SORUMLULUKLAR SON DERECE AĞIRDIR”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Doğu Akdeniz’de oluşturulmaya çalışılan münhasır ekonomik bölge (MEB); Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve ülkemizin hak ve çıkarlarını açıkça ihlal etmektedir. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerinin paylaşımında KKTC bütünüyle görmezden gelinmiş, ülkemiz de bütünüyle dışlanmıştır. Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Doğu Akdeniz’den çıkarılacak doğal gazı Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden İtalya’ya taşıyacak Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattı (EASTMED) projesini hayata geçirmek için iş birliği halindedir. Bu boru hattının güzergahı en kısa yoldan Türkiye Kıt’a sahanlığından, bu olmazsa yol uzatılarak ve daha fazla maliyetle Libya Kıt’a sahanlığından geçirilmek zorundadır. Doğu Akdeniz’deki hak ihlalini bertaraf etmenin yolu, çıkarılacak doğalgazın nakil hattına engel koymaktır. Türkiye; Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatına Dair Muhtıra ile bu engeli koymuştur. Karşılığında da Libya’da devam eden iç savaşta, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)’ne askeri destek sözü vermiştir. Bu askeri destek sözü verilmemiş olsaydı UMH Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması mutabakatına razı edilebilir miydi? Bunu bilmemiz mümkün değildir ama UMH’nin General Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu karşısındaki durumuna bakıldığında Türkiye veya bir başka ülkenin askeri desteğine şiddetle ihtiyaç duyduğu da bir gerçektir. Sonuçta Libya’ya askeri birlik gönderilmesi ile ilgili Cumhurbaşkanlığı tezkeresi TBMM’de kabul edilmiş, Cumhurbaşkanı’na oldukça geniş yetkiler verilmiştir.

ABD ekseninde uygulamaya koyduğumuz Ortadoğu politikamız arzu edilen sonucu vermemiştir. Ortadoğu’da ve Akdeniz’de ve hatta Ege’de gelişen her durum ülkemizin aleyhinedir ve sanıyorum artık bunun farkına varılmıştır. Aldığımız sorumluluklar son derece ağırdır. Türkiye bu durum karşısında diplomasiyle çözüme ulaşamamaktadır. Çare askeri gücümüzü sahaya sürmekte aranmaktadır. Daha doğrusu muhataplarımız ülkemizin askeri gücünü sahaya çekmek için adeta ortam yaratmaktadır. Silahlı kuvvetlerimiz Balyoz, Ergenekon v.b. kumpaslarla zayıflatılmıştır, Arınç’a suikast bahanesiyle milli mukavemet sistemimiz de ortadan kaldırılmıştır. Ülkemiz bir taraftan PKK terörüyle uğraşırken, diğer taraftan Irak’ta, Suriye’de ve şimdi de Libya’da pek çok cephede askeri varlık göstermek zorunda kalmıştır. Bu arada Yunanistan Ege’de adalarımızı işgal etmekte, anlaşmalar hilafına silahlandırmaktadır. Buna karşı konulamamaktadır. Bölgedeki projenin baş aktörleri olan ABD, AB, Rusya ve bütün bölge ülkeleriyle derin anlaşmazlıklarımız vardır, şimdi de Libya’da karşımıza alınmışlardır. Ekonomimiz her geçen gün daha da kötüye gitmektedir. Halkımız inanç değerleri ve siyasi tercihleri yönünden kutuplara bölünmüştür. Ülkemiz demokrasi, hukuk, temel hak ve özgürlükler açısından dünya sıralamasında sonlarda gösterilmektedir. Bölge ülkeleriyle ilişkilerimizde (Libya dahil) siyasal İslamcı yapıları desteklediğimiz algısı hakimdir ve bu husus uluslararası basında açıkça dillendirilmektedir. Libya’daki iç savaşta taraf olmak gelecekte sorun yaratabilecektir. Böyle bakıldığında benim endişem ülkemizin İran, Irak ve Suriye gibi müdahale edilmesi gereken ülkeler sınıfına itilmekte olduğudur.

Libya’ya asker gönderilmesine pek çok açıdan muhalefet edilebilir. Her ne kadar bu askeri desteğin eğitim ve danışmanlık görevini kapsadığı söylense de askerimizin sıcak temasa girme olasılığı vardır. Buna da muhalefet edilebilir. Ancak şehitler üzerinden muhalefet edilmesi bence doğru değildir. Böyle durumlarda askerimizin moralini yüksek tutmak için azami hassasiyet gösterilmelidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan da çok büyük bir tarihi sorumluluk almıştır. Ulusal güvenliğimizi muhafaza etmek ve ülkemizi birlik, bütünlük ve beraberlik içinde geleceğe taşımak için milli mutabakat içerisinde son derece dikkatli adımlar atılmalıdır.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi ve hukuk alanında reform yapılacağı vaadinde bulunmasına rağmen, son günlerdeki gelişmeler “reform sözlerinin tutulacağın...

Akşener "Muhalefet olarak biz seçim istiyoruz" derken, Kılıçdaroğlu "Halkın hakemliğine başvurulması” gerektiğini söyledi.

Tüm dünyayı etkisi altına coronavirüs ile mücadelede 200 milyar dolar ve üzerinde ekonomik büyüklüğe sahip ülkelerin dayanıklılık karnesi çıkarıldı. Bloomberg’in araşt...

Ülke çapında pıtrak gibi çoğalan ve çoğu “bir tarikata bağlı olan” cami yaptırma dernekleri “amir” gibi davranması imamları rahatsız etti. Diyanet-Sen, mevzuata hüküm ...

Gözlem Gazetesi’nin Pandeminin ilk defa zirve yaptığı günlerde iki defa “Her ile bir Sağlıkçılar Anıtı çağrısı” İstanbul Bakırköy Belediyesi’nin sağlık çalışanlarına d...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform başlatıyoruz” sözleri uygulamada karşılık bulmadı. Belediye başkanlarına, soruşturma, parti genel başkan...

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Detayları henüz belli olmayan acı reçet...

Yazarlar
Website Security Test