Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Quo vadis Türkiye ?”

10.1.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı, “Mehdi ve Şer’i Anayasa isteği” açıklamalarının büyük tepki yaratması üzerine istifa etti. Uzmanlar GÖZLEM’e “Din Devletine kayış” konusunda neler söyledi?

MEHMET KOCABIYIK

Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyeliğinden dün istifa eden Adnan Tanrıverdi’nin yönetim kurulu başkanı olduğu Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği’nin (ASSAM) kongresinde ayrı bir anayasası, yönetim şekli, askeri gücü, yargısı, başkenti, bayrağı, dili olan “İslam Devletler Birliği” kurulması önerildiği ortaya çıktı.

Tanrıverdi, kongrenin toplanış amacını, “İslam ülkelerinin ortak bir irade altında toplanması için gerekli müesseseler ve bu müesseselerin olması gereken mevzuatını tespit ederek karar vericilere bir model sunmak” olarak açıkladı. Kongrede, Asya ve Afrika kıtaları “ASRİKA” olarak tanımlandı.

Tanrıverdi konuşmasında 1. ve 2. kongrelerde alınan kararlara dikkat çekti. Tanrıverdi’nin açıklamasına göre, 2017'de gerçekleştirilen birinci kongre sonucunda yayınlanan deklarasyonda, “Müslüman milletlerin refahı, kurdukları devletlerin güvenlik ve bekası, dünyada barışın tesisi ve idamesi, adaletin hakimiyeti ve İslam dünyasının süper güç olarak tarih sahnesine yeniden çıkabilmesi için Asya- Afrika “ASRİKA” coğrafyasını mihver kabul eden İslam ülkelerinin bir irade altında toplanmasının gerektiği ve bunun için de İslam ülkelerinin kabinelerinde İslam birliği bakanlıklarının ihdas edilmesinin ve acilen daimi faaliyet gösterecek İslam Ülkeleri Temsilciler Meclisi’nin kurulmasının gerekliliği” savunuldu.

İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Adnan Tanrıverdi'nin başkanı olduğu ve Aralık 2019'da bazı kamu kurumlarının da iştirak ettiği ASSAM’ın bir organizasyonunda Başkenti İstanbul, resmi dili Arapça olarak öngörülen “İslam ülkeleri Konfederasyonu Anayasası'nın deklare edilmesini TBMM'ye taşıdı.Öztürk, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığına verdiği soru önergesi verdi.


ASSAM’IN HAZIRLADIĞI; İSLAM DEVLETLERİ KONFEDERASYONU ANAYASASI

İslam ülkeleri varlığını ve birlikteliğini belirleyen bu Anayasa Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnetlerinin belirlediği ümmet anlayışı doğrultusunda; Dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip birer üyesi olan İslam ülkelerini bir çatı altında toplamayı, manevi değerleri birlikte yaşatmayı ve yüceltmeyi, maddi değerleri birlikte üretmeyi ve paylaşmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda; Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnetleri doğrultusunda millet iradesini kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bu amaçla düzenlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağını, İslam ülkelerine karşı diğer devletler ve devlet dışı kuruluşlardan gelebilecek tehlike, tehdit ve saldırılara karşı birlikte hareket etmeyi, İktisadi alanda İslam ülkelerinin daha müreffeh hale getirecek tedbirleri almayı ve iktisadi alanda birlikte hareket etmeyi esas olarak kabul etmektedir.

Dünya üzerinde kendini tanımlaması ve nüfusu dikkate alındığında altmış bir İslâm Ülkesinin varlığı kabul edilmekte olup bu devletlerden; On ikisi, Orta Doğu İslâm Devletleri (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Filistin, Irak, Katar, Kuveyt, Lübnan, Suriye, Suudi Arabistan, Umman, Ürdün, Yemen), Sekizi Orta Asya İslam Devletleri (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbekistan, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan) Dördü, Yakın Doğu İslâm Devletleri, (Afganistan, Bangladeş, İran, Pakistan), Üçü, Güney Doğu Asya İslâm Devletleri (Bruney, Endonezya, Malezya), Altısı, Kuzey Afrika İslâm devletleri (Cezayir, Çad, Fas, Libya, Mısır, Tunus), Altısı, Doğu Afrika (Kızıl Deniz Havzası) İslâm Devletleri (Cibuti, Eritre, Komor, Mozambik, Somali, Sudan), Onu, Kuzey Batı Afrika-Güney Amerika İslâm Devletleri (Batı Sahra, Gambiya, Gine, Gine Bissau, Mali, Moritanya, Senegal, Sierra Leone, Guyana-GA, Sirunam-GA,) Sekizi, Güney Batı Afrika (Okyanus Havzası) İslam Devletleri (Benin, Burkina Faso, Fil Dişi Kıyısı, Gabon, Kamerun, Nijer, Nijerya, Togo), Dördü, Avrupa İslam Devletleri (Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova, Makedonya), Olarak gruplandırılarak, hür iradeleri ile karar vermeleri ve birlik şartlarını kabul etmeleri halinde İslâm Birliğine dâhil etmeyi uygun bulmaktadır.

Genel Esaslar

Madde 1-Devletin Adı; "ASRİKA (ASYA-AFRİKA) İslam Devletler Birliği" dir.
ASRİKA İslâm Devletler Birliği, Konfederal Cumhuriyettir. ASRİKA İslâm Devletler Birliği, kuvvetler ayrılığı sistemi uygulanır ve başkanlık sistemi ile yönetilir.

MADDE 6-ASRİKA İslâm Devletler Birliğinin resmi dili Arapçadır. Bayrağı, şekli kanunla belirlenen kırmızı-yeşil zemin üzerine beyaz ay ve milli devlet sayısı kadar yıldızlı bayraktır. Başkenti İstanbul/Türkiye'dir.

MADDE 8-Egemenlik Şeriatındır. Anayasada belirtilen yetkili kurullar tarafından kullanır. Şer'i hükümler dışında egemenlik ihdas edilemez

MADDE 11-Yargı yetkisi, Şer'i hükümlere uygun olarak, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından yürütülür.

MADDE 13-Şer'i Hükümlere uygun olarak tespit edilen Anayasa hükümleri; ASRİKA İslam Devletler Birliği, Bölgesel Federasyonlar ve milli devletlerin yasama, yürütme, yargı organlarını, merkezi ve mahalli idari makam, kuruluş ve kişilerini bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Şer'i Hükümlere ve Anayasaya aykırı olamaz.

 

MEB’de ve Devlette “Din” egemenliği için yeni adımlar

Türkiye’de yapılan bir araştırma, meslek liselerine ve imam hatip liselerine olan ilginin azaldığına ve eğitimin kalitesinden duyulan memnuniyetsizliğin arttığına işaret ediyor. Sosyal Demokrasi Vakfı’nın (SODEV), ‘Türkiye’de Eğitim: İmam Hatipleşme, Beklentiler ve Memnuniyet’ adlı araştırmasının sonuçlarına göre, 10 kişiden sadece 1’i çocuğunu İmam Hatip Lisesine göndermek istiyor. Anadolu Fen Liseleri yüzde 36,7 ile halen en çok rağbet gören okul türü. Onu yüzde 17,8 ile Özel Anadolu Fen Liseleri izliyor. Ancak çocuğunu Anadolu Meslek Lisesine göndermek isteyen ebeveynler, yüzde 7,5 ile listenin en sonunda yer alıyor.

Milli Eğitim Bakanlığının Örgün Eğitim istatistiklerine göre 2012-2013 eğitim-öğretim yılında imam hatip ortaokullarının sayısı bin 99 iken, 6 yıl içerisinde bu rakam üç katına çıkarak 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde 3 bin 394 oldu. Bu liselerde öğrenci başına düşen bütçe ödeneği teklifi ise, genel ortaöğretim okullarındaki rakamın iki katı kadar.

Toplumun büyük çoğunluğu çocuklarını Anadolu-Fen liselerine yollamak isterken, iktidar Milli Eğitim’de ve devlette “Din” egemenliği için yeni adımlar atılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Arapça ve din eğitimini anaokullarından başlamak üzere zorunlu tutuyor. Öte yandan MEB, öğretmenlerden daha önce istenen “hafız öğretmenler” belgelerinden sonra şimdi de "Kuran Tilaveti İhtisas Programı" başlattı. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ise bağlı kurumlarına “Edep, Adap, İnanç” diyerek sağlık personelinin, nasıl ‘uygun’ giyinmesi gerektiğini belirten bir yazı gönderdi.

Farklı yetenekleri olan öğretmenlerin bilgilerine ihtiyaç duyulduğunu belirterek il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinden "hafız öğretmenlerin" belgelerini talep eden Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB), şimdi de "Kuran Tilaveti İhtisas Programı" başlattı. Öğretmenlere yaz eğitim etkinlikleri kapsamında İstanbul'da en az 1 ay süreli eğitim verileceği belirtildi.

‘Tahsisi huruf’ seminerleri

MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından bütün il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderilen resmi yazıda programın amaçları, kriterleri ve hedefleri yer aldı. İmam hatip liseleri ve imam hatip ortaokullarında zorunlu, diğer okullarda da seçmeli olan Kur’an-ı Kerim dersinin ses ve mahreç eğitimi gerektirdiğini belirten bakanlık, dersin "doğru telaffuz, duyarak öğrenme modeli ve iyi bir okuyucudan (fem-i muhsin)" yararlanmayı gerektirdiğini vurguladı. Geçmiş yıllarda benzer eğitimler verildiğini aktaran bakanlık, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından halk eğitim merkezlerinde de "tahsis-i huruf" seminerlerinin açıldığını anımsattı.

MEB yeni programın gerekçesi de "mahalli hizmet içi eğitim kurslarında veya halk eğitim merkezlerinde açılacak kurslardaki ihtiyacı karşılamak" olarak belirtildi. Bakanlık, Kuran ihtisas programı için kriteri de "özel bir gayreti ve çabası olup bu becerisini her türlü fedakarlığı göstererek hayatı boyunca öğretmede gönüllü ve azimli öğretmenlerimiz arasından belirlenecek." diye açıkladı.

"Edep / Adap / İnanca göre" giyinilecek

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nce kurumlara gönderilen bir talimatnameye göre sağlık personelinin "edep, adap ve inanca göre" giyimlerine dikkat edilmesi gerektiği bildirildi. İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu imzalı olarak gönderilen yazıda, şu ifadelere yer verildi:

"Sağlıkta dönüşüm ile birlikte dünya standartları üzerinde çalışan sağlık çalışanlarımızın kendi temayülleriyle karar verilen kıyafet standartlarına göre, tüm sağlık personelinin (hemşire, ebe, sağlık memuru, sağlık teknikeri) 13/02/2019 tarih ve 87300753 sayılı Makam Onayı ile kıyafet standartları belirlendiği, hem personelin aidiyet duygusunun gelişimi hem de hizmet verilen kurumumuzun saygınlığı açısından standartlara uyulması, gerektiğinde ana model, desen ve renkler korunarak edep adap ve inanca göre uygun şekillerde uyarlanması ve 2020 yılı başına kadar tüm sağlık personelinin (hemşire, ebe, sağlık memuru, sağlık teknisyeni) kıyafet standartlarına uyması ilgi sayılı yazımız bildirilmiş olup, belirtilen süre 30.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır."

Genel Sağlık İş Sendikası, personelin giyeceği kıyafetlerin “edep, adap ve inanca göre uyarlanması” isteğiyle kurumlara yazı gönderen İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu. Sendikanın Genel Başkanı Zekiye Bacaksız, “Bu tür ayrıştırıcı, ötekileştirici söylemlerin kimseye faydası yoktur. İnanç temelli yöneticilik olmaz, olamaz. Anayasal bir ilke olan laik, demokratik hukuk devletinde bu söylemlere yer yoktur.” dedi.


QUO VADİS VE TİLAVET NEDİR?
Tilavet: Tabi olmak, peş peşe yapmak, geciktirmek, okumak ve manasını düşünmek anlamlarına gelir. Kur’an’ı usulüne uygun olarak okumak demektir.
Quo vadis: Türkçeye "Nereye gidiyorsun?" olarak çevrilebilecek Latince cümle.

 

“EĞİTİM BAĞIMSIZLIĞIN TEMİNATIDIR”

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) –Bu konuyu doğru yorumlamak için bir temel almak zorunludur. Alacağımız temel de Cumhuriyet’in kuruluşudur. Bizim temelimiz laik Cumhuriyeti benimsemiştir. Bunu benimsediği için de çağdaş düşünceyi egemen kılmıştır. Çağdaş düşünce; özgür, kısıtlanmayan ve şuurla birlikte terazinin kefesine koyup buna göre karar almak demektir. Gazi bunun için; “Ben size manevi miras olarak ilim ve aklı bıraktım.” demiştir. Akıl, bilim ve teknoloji, çağdaş devleti ayakta tutan ve saygın kılan üç büyük kaynaktır. Biz bu kaynağa dördüncü bir ilave eklemeye mecburuz. O kaynak da ‘Kuran’daki İslam’dır.

Tüm bunları alt alta koyduğumuzda edep ve hayâ kıyafetle, etek boyuyla, şortla değil; akıl ve gönülle, vicdanla ölçülür. İslam, hurafeye dayanan bir din değil aklın ortaya koyduğu düşüncedir. Aklın ortaya koyduğu düşüncenin ise kıyafetle, eğitimde cinsiyete göre yapılan ayrımla, zorlamalarla alakası yoktur. İstanbul İl Sağlık Müdürü’nün ortaya koyduğu görüş ne Türk Kültürüne ne de İslam Felsefesine uygun bir görüş değildir. Şu an yapılmaya çalışılan, bir kısım Arap Dünyasının benimsediği ve çağdışı olan bir görüştür.

Cumhuriyet, özgür düşünceyi egemen kılan bir anlayış ve laiklik de bunun teminatıdır. Bu noktada rahatsız oldukları şey ise bir yanlış düşünce olan ‘laiklik dinsizlik demektir’ düşüncesinin sonucudur. Laiklik, ‘dinsizlik’ değil; aksine aynı topraklar üzerinde, farklı inançlara sahip olan insanların bir arada yaşamasını temin etme halidir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ve laikliği benimsediğinde birçok Arap ülkesi ortaya Türkler İslam’dan uzaklaştı söylemleri atmıştır. Bugün hala bu düşünce yapısının yansımalarını görmekteyiz. İslam’ın esası baştan sona ahlaklı, hukuklu ve vicdanlı insanların yetişmesini temin etmektir.

Öğretmen ve öğrenci yetiştirme meselesinde Türkiye maalesef hala bir çözüm bulamamıştır. Eğitim şuralarının hemen hemen hepsine katılmış bir Eski Milli Eğitim Bakanı olarak, Türkiye’de şu an okul/kitap/öğretmen üçlüsünde çok büyük bir sıkıntısı var. Öğretmenleri kamplara ayırırsanız, geleceğimiz olan çocuklara ve eğitime büyük yanlış yapmış olursunuz. Eğitimi de birinci sınıf okul, ikinci sınıf okul olarak ayırırsanız bu da eğitimin yüceliğine ve kutsiyetine hakaret olur. Kitapları da çağın son bilgilerine uygun bir şekilde doldurmaya mecbursunuz. Kitapları çağın gerisinde kalmış çocuklar, çağa ayak uyduramazlar ve Türkiye’yi ileri taşıyamazlar. Hatta hiçbir işe yaramayan insanlar topluluğu oluruz. Öğretmen yetiştirme meselesi ve eğitim de Dünya’nın önde gelen ülkelerinin üzerinde durduğu en önemli konulardan bir tanesidir ve bağımsızlığın teminatıdır. Gazi ise bunun önemini şu sözüyle vurgulamıştır: “Eğitimdir ki, bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır ya da tutsaklığa ve düşkünlüğe sürükler.”

 

“İSLAM ‘SİHİR’ DİNİ MİDİR?”


Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı) –AKP iktidarı Türkiye’de kendi din anlayışına göre bir ‘din devleti’ kurmaya çalışıyor. Bu amaçlarını da gizlemiyorlar. Zamanında AKP Genel Başkanı İslam’ı referans alan bir partiyiz demişti. Bir siyasi parti herhangi bir dini referans alamaz.

Türkiye’nin temel bileşenlerinden birisi laikliktir. Laiklik olmadan demokrasi olmaz. Demokrasinin içindeki detaylarından birisi de zaten laikliktir. İdeolojik İslam’ı benimsemiş bir iktidar olarak bir ‘din devleti’ kurmak istiyorlar. Bunu yapmak için de adım adım, alıştıra alıştıra gidiyorlar. Bunun için attıkları her adımda halkı alıştırarak yapmak istediklerine bir adım daha yaklaşmış oluyorlar. Bu iktidarın yapmak istediği esas mesele budur.

Din devleti açısından bile düşünüldüğünde bu yapılmaya çalışılan şeyin son derece yanlış bir şey olduğunu söylemek gerek. Soruyorum; Türk çocuklarının Kuran’ı anlamadan, şarkı söyler gibi nağmeli bir şekilde ‘tilavet’ söylemeye çalışmalarının kime faydası var? Bu İslam’ın kendisine de aykırı bir durumdur. Kuran’ı anlamadan ezberlemek, anlamadan dinlemek haramdır. Kuran’ın sözlerini ezberlemenin tek başına ne manası var. İslam ‘sihir’ dini midir? Bu zihne sahip insanlar toplumu uyuşturuyor ve topluma zarar veriyorlar.

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi ve hukuk alanında reform yapılacağı vaadinde bulunmasına rağmen, son günlerdeki gelişmeler “reform sözlerinin tutulacağın...

Akşener "Muhalefet olarak biz seçim istiyoruz" derken, Kılıçdaroğlu "Halkın hakemliğine başvurulması” gerektiğini söyledi.

Tüm dünyayı etkisi altına coronavirüs ile mücadelede 200 milyar dolar ve üzerinde ekonomik büyüklüğe sahip ülkelerin dayanıklılık karnesi çıkarıldı. Bloomberg’in araşt...

Ülke çapında pıtrak gibi çoğalan ve çoğu “bir tarikata bağlı olan” cami yaptırma dernekleri “amir” gibi davranması imamları rahatsız etti. Diyanet-Sen, mevzuata hüküm ...

Gözlem Gazetesi’nin Pandeminin ilk defa zirve yaptığı günlerde iki defa “Her ile bir Sağlıkçılar Anıtı çağrısı” İstanbul Bakırköy Belediyesi’nin sağlık çalışanlarına d...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform başlatıyoruz” sözleri uygulamada karşılık bulmadı. Belediye başkanlarına, soruşturma, parti genel başkan...

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Detayları henüz belli olmayan acı reçet...

Yazarlar
Website Security Test