Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Masa savaşı, gerçek savaşa dönüştü ve... İDLİP “Şehitler Diyarı” oldu

6.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’nin, Suriye ordusunun İdlib çatışmasızlık bölgesinin dışına çıkması için verdiği süre şubat sonunda bitti. Sınırda gergin bekleyiş sürerken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) İdlib bölgesinde operasyonları sürüyor.

27 Şubat'ta İdlib'de TSK'ya yönelik düzenlenen hava saldırısında 33 askerin şehit edilmesinin ardından, bölgeden şehit haberleri gelmeye devam ediyor. Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye 3 - 5 Mart tarihleri arasında bölgede 4 şehit daha verdi. Aynı iki günde 15 asker de yaralandı.

Bölgeden şehit ve yaralılar gelmeye devam ederken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’da bir araya geldi. Görüşme öncesi karşılıklı sert mesajlar verildi. Her iki ülke de Soçi Mutabakatı'nın işlevini yitirmesinden dolayı birbirlerini suçluyorlar. Türkiye, 2018’de uzlaştıkları Soçi Mutabakatı'nda ısrarcı, Rusya yeni bir metin istiyor. Türkiye'nin en temel beklentilerinden biri kalıcı ateşkesin sağlanmasıdır. Soçi Mutabakatı'nda belirlenen ateşkesin Suriye rejimi tarafından onlarca kez ihlal edildiğini, bunun da sahadaki gerginliği artıran en temel unsur olduğunu düşünen Türkiye, yeni süreçte uygulanacak ateşkesin rejim tarafından ihlal edilemeyecek önlemlerle güçlendirilmesini istiyor.

İDLİB CEPHESİ’NDE İPLER İYİCE GERİLDİ: PUTİN’İN TEHDİDİ

İdlib'deki saldırıların ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ilk kez konuştu ve "Hiç kimseyle savaşa girmeye niyetim yok, ancak ancak diğer ülkeleri Moskova ile savaşa girmekten caydırmak istiyoruz. Tarihte ilk kez dünyada var olmayan silah ürettik. ABD, silah konusunda bize yetişmeye çalışıyor. Bu, tarihte hiçbir zaman yaşanmadı" dedi.

Öte yandan Kremlin Sözcüsü Peskov, “Suriye’de meşru hükümetin talebi doğrultusunda meşru olarak askerlerini bulunduran tek ülke Rusya. Tüm diğer ülkeler Suriye’de uluslararası hukuk kuralları ve prensiplerine aykırı olarak bulunuyor” dedi.

Peskov, Suriye askerlerinin son günlerde gerçekleştirdiği tüm eylemlerin teröristlerle mücadele etmeye yönelik olduğunu, Soçi mutabakatı gereği, özellikle de Türkiye’nin bu terörist unsurların aktif olmamasını sağlamakla yükümlü olduğunu vurguladı.

Peskov, “Türkiye ne yazık ki bu sorumluluklarını yerine getirmedi. Teröristler Suriye ordusuna taarruza geçti” dedi.

Suriye’deki teröristlerin Rus askeri mevzilerine de saldırı gerçekleştirdiğini belirten Peskov, “Bu nedenle gelen bazı açıklamalara rağmen bu terörist unsurlarla mücadele devam edecek” dedi.

Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı “Esad rejiminin İdlib hava sahasını Türkiye'ye kapattığını” duyurarak, "Bu şartlar altında bölgede görev yapan Rusya Kuvvetler Grubu, Suriye semalarında Türkiye'nin hava uçuşlarına dair güvenliğini garanti edemez" açıklamasını yaptı.

İran da tehdit etti

Suriye’deki İran Askeri Danışma Merkezi, “Türkiye’nin, Tahran’ın itidalli duruşuna rağmen, Suriye’nin kuzeybatısındaki İran milis kuvvetlerinin mevzilerine topçu saldırıları düzenlemeye devam ediyor. Bununla birlikte İran tarafı Ankara’yı, Suriye ve Türkiye halklarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde, ‘İdlib meselesinde akılcı bir yaklaşım’ göstermeye davet ediyor. Türkiye bizim sabrımızı test etmesin” açıklamasını yaptı.

İran Askeri Danışma Merkezi’nin açıklamasında “Kuvvetlerimize hayatlarını kurtarmak için İdlib’deki Türk askerlerine saldırmamaları emrini verdik. Türk birlikleri bizim toplarımızın menzilinde bulunmasına rağmen onlara saldırmayı reddettik. Ama Türk askerleri bizim mevzi ve üslerimize ateş etmeye devam ediyor.” denildi.

ABD “İdlib’te hava desteği” vermeyecek

Washington'da gazetecilere açıklamalarda bulunan ABD Savunma Bakanı Mark Esper, ABD yönetiminin Türkiye'ye insani yardım teslimatını artırmak istediğini dile getirdi. ABD yardımının hava desteğini içerip içermediği sorusu üzerine, ABD Savunma Bakanı "Hayır" dedi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile Suriye'deki durumu görüştüğünü teyit eden Esper, olabilecek her şeye NATO'nun hazır olduğunu dile getirdi.

Erdoğan; “Omuzların üstünde baş kalmayacak”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise hafta başında AKP İl Danışma Meclisi Toplantısında yaptığı konuşmada “Operasyonlarımızı rejimin tüm unsurlarını hedef alacak şekilde kapsamlı hale getirdik. İşlerin bu noktaya gelmiş olmasından dolayı gerçekten üzüntülüyüz. Bunun müsebbibi, arkalarına aldıkları güçlerin gölgesini kendi cüsseleri sanarak bize meydan okuyanlardır. Her biri canımızdan birer parça olan askerlerimizin hayatına kast edenleri yerle yeksan etmek boynumuzun borcudur” dedi.

Erdoğan, “Yaşananlardan ibret almayanların, bizi hala tehdit etmeleri akıllarının başlarına gelmediğini işaret ederek “Şayet bir an önce Türkiye’nin belirlediği sınırların dışına çıkmazlarsa, bir süre sonra omuzlarının üstündeki o başlar da kalmayacak. Rusya ve İran’a bir kez daha sesleniyorum. Bizim sizinle herhangi bir derdimiz yok. Türkiye’nin mücadelesi ne toprak kazanma, ne stratejik ve üs edinme gayretidir” şeklinde konuştu.

 

ERDOĞAN: “KARŞIMIZDAKİ SENARYONUN ASIL HEDEFİ SURİYE DEĞİL TÜRKİYE’DİR!”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul milletvekilleriyle buluşmasında önemli açıklamalarda bulundu:


* Ülkemizin Suriye’de yürüttüğü mücadelenin anlamını hâlâ kavramayanların bulunduğunu üzüntüyle görüyoruz. ‘Türkiye’nin Suriye’de ne işi var?’ sorusu, aslında ‘Türkiye terör örgütlerine ve kendine düşman bir rejime teslim olmalı’ önerisini bize tavsiye ediyorlar. Bunların yaptığı budur.
* Suriye meselesi Türkiye için asla bir macera veya sınırlarını genişletme çabası değildir.
* Yaklaşık dört milyon insan rejimin kanlı saldırıları sebebiyle sınırlarımıza doğru harekete geçmiştir. Bir buçuk milyonu şu anda sınırımızdadır. 3,7 milyon Suriyeliyi ülkemizde barındırıyoruz, yeni bir göç dalgasını kaldırabilecek durumda değiliz.
* İdlib, ülkemizi köşeye sıkıştırmak ve diğer kazanımlarımızı elimizden almak için kurgulanan, kışkırtılan bir konu olarak önümüze geldi.
* (Suriye) Bizim ne petrol ne orada toprak derdimiz var, bir güvenli bölgeyle sınırlarımızı teminat altına almak istiyoruz. Biz oraya Esad’in davetlisi olarak gitmedik. Biz oraya Suriye halkının davetlisi olarak gittik. Suriye halkı “Tamam bu iş bitti” demeden bizim oradan çıkma niyetimiz de yok.
* Sayın Putin’e de söyledim. ‘Sizin orada ne işiniz var?’ Eğer siz üs kuracaksanız yine kurun ama orada bizim önümüzden çekilin. Bizi rejimle baş başa bırakın dedim.
* Bugün Kamışlı’da, Resulayn’da, Tel Abyad’da, Aynularab’da, Cerablus’ta, Münbiç’te, El Bab’da, İdlib’de vermediğimiz savaşı, Allah göstermesin yarın Şırnak’ta, Mardin’de, Şanlıurfa’da, Gaziantep’te, Hatay’da vermek zorunda kalırız. Çünkü karşımızdaki senaryonun asıl hedefi Suriye değil, Türkiye’dir.
* İdlib harekâtımızda önceki gün vermiş olduğumuz 34, daha sonra 36’ya çıktı. Şehitlerimiz inanıyorum ki, bu milletin vatan kılınması mücadelesinin zirve yaptığı noktalardır.
* PKK’nın, 1984’te gerçekleştirdiği ilk eyleminden itibaren kendi topraklarımızda 7.500’e yakın güvenlik görevlimiz ile 6.800’e yakın sivil vatandaşımızı kaybettiğimizi unutmayalım. Bugün sadece Suriye’de eğitilmiş ve donatılmış terörist sayısı 40 bin-60 bin arasında ifade ediliyor.
* Suriye’de verilen mücadelenin hepimizin geleceği ile ilgili olduğunu herkesin görmesi ve kabul etmesi gerekiyor.
* Suriye’de bütün sınır hattımız boyunca 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölgeyi bilfiil oluşturmak için çalışmalarımız devam ediyor.
* Rejime de onları destekleyenlere de kararlığımızı göstereceğiz. Yedi kimyasal ürünün olduğu depo, onlar da yine patlatılmıştır. İşin bu noktaya gelmesini asla arzu etmezdik. Ama mademki kendileri bizi buna zorladılar, sonuçlarına da katlanacaklar.


“ATEŞKES RAHAT NEFES ALDIRDI”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Rusya’nın desteğini arkasına alan Suriye güçlerinin İdlib’i kontrol altına almak için ileri harekata başlamasının ardından devletimiz en üst seviyede;“rejim güçlerinin Soçi Mutabakatı sınırlarına çekilmesini, aksi halde bunu zorla sağlayacağımızı” ilan ederek şubat ayı sonuna kadar süre vermişti. Suriye yönetimi bu restimizi gördü ve verdiğimiz süre dolmadan baskın tarzında bir saldırıyla cevap verdi.

Bu gelişmenin ardından Rusya; Suriye’deki askeri birliklerini takviye ederek “silah gösterdi” ve Serakib’e Rus askeri polislerini göndererek Suriye güçlerinin ele geçirdikleri bölgelerden çekilmeyecekleri mesajını verdi. İran; Türkiye’yi suçladı ve tehdit etti. ABD; bir şeyler yapıyormuş gibi görünerek gönlümüzü aldı. AB Yunanistan sınırına yürüyen mültecilerin telaşına düştü. NATO bir karar veremedi. BM itidal çağrılarıyla ortamı yumuşatmaya çalıştı. BM İnsan Hakları Gözlemcileri acele bir rapor hazırlayarak Suriye’de bütün tarafların (ABD ve PYD hariç) savaş suçu işlemiş olabileceğini kayda geçirdi. Böylece müdahil ülkelerin Türkiye-Suriye arasındaki sorunu kendi çıkarına göre şekillendirmek için kullandığı bir kere daha teyit edilmiş oldu. Biz ise; önceden “ateşkesi sağlamak, mazlumları korumak, göçü önlemek, akan kanı durdurmak” maksadıyla İdlib’de askeri varlık bulundurduğumuzu söylerken, bu defa gerekçemizi “toprak bütünlüğümüzü tehdit eden terörle mücadele” olarak açıkladık.

Gerçekten de ülkemiz için en ciddi tehdit; ABD’nin, Suriye’nin kuzeyinde fiilen kurduğu özerk Kürt yapılanmasına resmiyet kazandırması (Irak’ta olduğu gibi) ve Akdeniz’e açılabileceği alan yaratmasıdır (bu alan Hatay’ı da kapsamaktadır). Ülkemiz için asıl tehdit Fırat’ın doğusunda PYD/YPG adıyla yuvalanmıştır. ABD; Türkiye dahil bütün bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü hedef almıştır. Komşularımızın topraklarının özerk yapılara bölünmesi, aynı etnik unsurları barındıran ülkemizi de etkileyecektir.

Fırat’ın doğusunda PKK uzantılarını gözlemlemek için ABD ve Rusya ile müşterek karargahlar kurmayı kabul ederken, İdlib’de sınırımızdan yaklaşık 50-80 km derinlikte gözlem noktaları oluşturmayı tercih ettik. Muhataplarımız bu durumdan; İdlib’deki askeri varlığımızla, PKK tehdidiyle mücadeleden ziyade bu bölgedeki radikal İslamcı/cihatçı grupları koruduğumuz, kullandığımız algısı çıkardı. Suriye gibi karışık ortamda İdlib’deki radikal İslamcı gruplarla ilişkilerde dikkatli olmamız gerekmektedir. Bu gruplar bütünüyle bizim kontrolümüzde değildir ve kontrolümüzde olması beklenmemelidir. İçlerinde, gizli servis elemanlarının, provokatörlerin olmadığı söylenemez. Bunların neden olacağı, yaratacağı olaylar; bizi istemediğimiz, beklemediğimiz, hazırlıklı olmadığımız durumlara sokabilecektir. Nitekim son gelişmelerde bu grupların provokasyonlarının da etkisi vardır. Ilımlı muhalifler olarak adlandırdığımız bu gruplar bence sadece muhalif değil, ılımlı hiç değil, ABD ve İsrail’in amacına hizmet eden ve onların kontrolündeki güdümlü gruplardır. Suriye ABD’nin istediği kıvama geldiği taktirde silahlarını bize çevirerek bölgedeki terör yapılanmasının önünü açmak için çalışabilecekleri, çıkarlarının gerektirdiği tarafa kolayca geçebilecekleri ihtimali göz ardı edilmemelidir.

Moskova zirvesinde varılan mutabakatla ateşkes kararı alınması rahat bir nefes aldırmıştır. Kalıcı bir çözüme katkı sağlaması en büyük dileğimizdir. Mutabakatla Suriye yönetiminin geri çekilmeyeceği anlaşılmış, bunca gerginliğin, karşılıklı can kayıplarının ne kadar anlamsız olduğu böylece ortaya çıkmıştır. Benim dikkatimi çeken en önemli nokta;“Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne” yapılan vurgudur. Her toplantıda böyle ifade edilmektedir ama bu irade hayata geçirilebildiği, Türkiye ve Suriye yönetimi çözüm için müşterek gayret gösterdiği taktirde emperyalist palanlarla başa çıkmak daha kolay olacaktır. Bu konudabütün taraflara, özellikle Türkiye ve Suriye yönetimine önemli sorumluluk düşmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Pandemik salgın, Dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de sarstı; hem sosyal açıdan, hem ekonomik açıdan… Salgının ülke ekonomisinde ve sosyal hayatta yarattığı krize karşı a...

Türkiye’de test sayısı da, vaka sayısı da, ölüm sayısı da gün gün artıyor. İstanbul salgının Merkez Üssü… Gözlem konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu…

Coronavirüs salgını okullarda Biyoloji ve Sağlık Bilgisi derslerinin önemini ortaya çıkardı. Milli Eğitim Bakanlığı, Yeni Ortaöğretim Modeli'nde liselerde toplam ders ...

Milyonlarca Türk ile beraber yıllardır Almanya’da yaşayan Doktor Erdoğan Karatay Almanya’daki durumu yazdı ve “Bilinenin aksine Dünya’da hastalananlar içinde 30 – 60 y...

Pandemi, Avrupa ve ABD’ye kaydı ve yayılıyor. Türkiye’de de testler arttırıldı; yoğun bakımda ilaç tedavisi başladı. Vatandaş “İşe, sokağa ne zaman dönüleceğini” soruy...

TRT, EBA TV adında ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için üç ayrı kanal oluştururken, uzmanlar, eğitimin ilk gününde ders aralarına sıkıştırılan animasyon ve bazı ...

Coronavirüs salgınının ekonomik etkilerini azaltmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart'ta açıklanan önlemlerin, yasal düzenleme gerektirenleri,...

Yazarlar
Website Security Test