Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) nihayet kuruldu

13.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

DEVA Partisi Türkiye siyasetinin neresinde konumlanıyor, neler götürür; neler getirir? GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

MEHMET KOCABIYIK

Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa eden eski Başbakan yardımcısı Ali Babacan, yaklaşık dokuz aydır süren partileşme çalışmalarını geçen hafta tamamlayarak başvuru dilekçesini İçişleri Bakanlığı’na sundu. Ali Babacan, ardından düzenlediği basın toplantısıyla Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA)’nin programını açıkladı. Demokrasi, insan hakları, hukuk vurgusu yapan Babacan, "Derdinize ortak arıyorsanız biz deva'yız. Derdinize hızlı çözüm arıyorsanız biz deva'yız. Artık deva zamanı diyoruz" dedi.

Partinin 90 kişilik kurucular kurulunda eski AKP’li bakanlar Sadullah Ergin, Selma Aliye Kavaf ve Nihat Ergün ile eski AKP milletvekilleri, MHP’de Genel Başkan Devlet Bahçeli’ye karşı adaylık yarışına katılan Ramiz Ongun, Babacan’ın bakanlığı dönemindeki ekonomi ekibinin de yer alan isimler bulunuyor. AKP’den istifa eden Mustafa Yeneroğlu listede yer aldığından Babacan’ın partisi TBMM’de temsil edilen 11. parti olacak.

Parti programında “Özgürlükçü, Katılımcı ve Çoğulcu Demokrasi”, “Adalet, Hukuk ve Yargı”, “Kamu Yönetimi”, “Ekonomi”, “Sektorel Politikalar”, “Sosyal Politikalar”, “Kadın”, “Gençlik”, “Spor”, “Kültür Sanat”, “Göç Politikaları”, “Çevre, Kentleşme ve Afet Yönetimi”, “Güvenlik ve Savunma”, “Dış Politika” öne çıkan başlıklar oldu.

Ali Babacan, Ankara Bilkent Otel'de partisinin kuruluş töreninde konuştu; “Adalet yaralı, demokrasi eksik, din istismar ediliyor, Türkiye tek akla sığdırılamaz” dedi.

Babacan'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Hepimizin gönlü biraz buruk, gönlü biraz yaralı. Hayatının baharında yiğit evlatlarımızın yitirilişine tanıklık ettik. Ülkemizin her alanda sürekli zemin kaybetmesi yüreğimizi dağlıyor. Vatandaşlarımız, özellikle gençlerimiz geleceklerinden kaygılı. İnsan haklarının ihlali, özgürlüklerin kısıtlanması toplumumuzun nefes almasını zorlaştırıyor.

Adalet yaralı. Demokrasimiz zayıf. Halkımız ne kadar haykırsa da sesini duyuramıyor. Ayrıştırıcı siyaset dili toplumumuzu sürekli geriyor. Korku siyaseti, kavgalar hepimizi yordu. Çalışanlarımız işlerini kaybetme korkusuyla yaşıyor. İşçi, esnaf, memur, esnaf her yıl daha büyük güçlükler çekiyor. Yatırımcımız, sanayicimiz var olma mücadelesi veriyor.

Eğitim en önemli sorun alanı olarak hala önümüzde. Çocuklarımızın geleceği en büyük kaygımız. Sağlık sistemimiz bozulma işaretleri veriyor.

Bu ülkenin insanı sabretti, dayandı. Artık geldik, buradayız. Bu üzüntülerin daha da büyümesine izin vermeyeceğiz. Yeterince üzüldük, yeterince yaralandık. Zaman ümitsizlik değil Türkiye için sorumluluk alma zamanı.

Bizim için siyaset, dürüstlüğün ve Erdem'in her koşulda hakim değer olmasıdır. Tek bir vatandaşımızın dahi bu ülkede kendini garip, dışlanmış, öteki hissetmemesi demektir. Önceliğin birey olması, insan varsa devlet vardır anlayışı ile devam edilmesidir.”

Dini siyasete alet etmeyeceğiz

Herkesin yaşam tarzına sonuna kadar saygılı olacağız. Dini kutsallarımızı günlük siyasete malzeme etmeyeceğiz. Siyasi propaganda aracı haline getirmeyeceğiz. Türkiye tek bir akla, dar bir kadroya sığdırılamayacak kadar büyük bir ülkedir.

İlke ve değerlerimizden asla vazgeçmeyeceğimizi, sadece ve sadece halkımızın refah ve mutluluğu için çalışacağımızı milletimize beyan ve taahhüt ediyoruz. Genel başkanlık görevini 10 yıl ile sınırlandırdık. İlk kez bir siyasi partinin engelli kotası var.

Şeffaflık için tüm mali tablomuzu internet sitemiz üzerinden yayınlayacağız. İlk seçimlere kadar Hazine'den herhangi bir yardım almayacağız. Bu parti tamamen vatandaşlarımızdan gelecek bağışlarla çalışmalarını yürütecek

Hukukun üstünlüğü önceliğimiz

En öncelikli hedefimiz, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını; inanç, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlamaktır. Biz, şiddet, korku, baskı, ötekileştirme, ayrıştırma ve ayrımcılığın yaşanmadığı bir gelecek inşa etmek için yola çıktık.

Kültürel hak ve özgürlük taleplerini adalet temelinde karşılamak ve ötekileştirme hissi doğuracak uygulamaları ortadan kaldırmak partimizin önemli önceliklerinden bir olacaktır.

Etnik, dini, mezhebi ve kültürel çeşitliliğimizi yansıtacak, toplumdaki tüm farklılıkları kapsayacak ve kuşatacak bir vatandaşlık anlayışını hakim kılmak için çaba ve gayret göstereceğiz.

Basın özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldıracağımız. Basının kendinden beklenen işlevi hakkıyla yerine getirebilmesi için gerekli olan her türlü tedbiri alma konusundaki kararlığımız tamdır.

Hedeflediğimiz anayasal düzen:

İnsan onurunun dokunulmazlığını / Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını / Kuvvetler ayrılığına dayanan demokratik bir düzeni, / Yaşamın temeli olan doğanın ve çevrenin korunmasını / Eşitliği ve adaleti / Laiklik ilkesini / Hukukun üstünlüğünü / Devletin ideolojik tarafsızlığını / Yerinden yönetimi, yerel yönetimler, ve sivil toplumun güçlendirilmesini esas alacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, millet iradesinin en yüksek oranda temsil edildiği, siyasal sistemin merkezinde yer alan ve yürütmeyi etkin şekilde denetleyen bir organ haline getireceğiz.
Hukuk devleti konusunda ülkemize kaybettiği itibarını yeniden kazandırmak ve güçlü demokrasiler seviyesine ulaşmak Partimizin önemli önceliklerindendir.

Programımızda yargının bağımsızlığını, tarafsızlığını, hesap verilebilirliğini, hızlı, etkin ve verimli çalışıp adil kararlar verebilmesini temin edecek bir dizi yapısal reforma yer vermiş bulunuyoruz.
Demokrasinin başlangıç noktasının seçimlere ve siyasi partilere ilişkin düzenlemeler olduğuna inanıyoruz.
Seçim yasasında temsilde adaleti sağlamak amacıyla, barajın düşürülmesi ve seçim bölgesinin daraltılmasıyla ilgili düzenlemeleri gerçekleştireceğiz.

Siyasetin finansmanının şeffaf ve temiz hale getireceğiz. Sivil toplumu, demokrasinin asli unsuru olarak görüyoruz. Sivil toplum örgütlerinin vesayet altına alınmasının, ifade özgürlüklerinin kısıtlanmasının ve bağımsızlıklarını kaybetmelerinin demokrasiye büyük zarar verdiğine inanıyoruz.

Son yıllarda yaşadığımız siyasi ve sosyal olaylar insanımızdaki devlet algısını ciddi şekilde değiştirmiştir.
Herkes için umut ve güven kaynağı olması gereken devletin bu vasfı büyük oranda zayıflamış, ayrımcılık, kayırmacılık, dışlayıcılık ve ötekileştirme yaygınlaşmıştır.

Kurallar yerini keyfiliğe, kurumsal yönetim kişisel yönetime, ehliyet ve liyakat kayırmacılığa dönüşmüş, kurumlar yapısal ve kültürel olarak ciddi bir tahribata maruz kalmıştır.

Parti olarak, hukuka bağlı, vatandaş odaklı, katılımcı, saydam, hesap verebilir, denetlenebilir, dijital dönüşümünü gerçekleştirmiş, etkin iletişim yetkinliğine sahip, geri bildirime açık, ulaşılabilir, etkili ve verimli bir kamu yönetimi hedefliyoruz.

Devletin her bir vatandaşına aynı yakınlıkta olmasını, hiç kimsenin ayrımcılığa tabi tutulmamasını savunuyor, her türlü kayırmacılığı reddediyoruz.

Yolsuzluk yalnızca bir suç veya kişisel ahlak meselesi değil, toplumların doğasını bozan, sisteme, demokrasi ve hukuk devletine olan inancı da tahrip eden bir afettir.

Türkiye 2013 yılında Yüksek Gelirli Ülkeler grubuna geçme aşamasına gelmiş iken, son yıllarda izlenen yanlış ve popülist politikalar sonucunda kişi başına düşen gelir yaklaşık yüzde 25 oranında gerilemiş ve ekonomimiz orta gelir tuzağına yakalanmıştır.

Kaybolan güven ortamı ve gerileyen yatırımlar sonucunda ülkemizin sadece güncel büyüme performansı değil, uzun dönemli büyüme potansiyeli de ciddi bir tehditle karşı karşıyadır.

İşsizlik, özellikle genç işsizlik son dönemlerde tarihi en yüksek düzeylerine çıkmıştır.
Üretken olmayan sektörler ile imar rantlarına dayalı bir büyüme yerine, başta sanayi olmak üzere üretken sektörlerde üretim ve ihracat artışına öncelik veren bir modele geçeceğiz.

 

 

“ÇİZİLEN TABLO AYDINLIK AMA İCRAATA BAKMAK GEREK”

Ali Naili Erdem (Eski Milli Eğitim Bakanı) –Ali Babacan DEVA Partisi tanıtım toplantısında genel olarak olumlu bir konuşma yaptı. Aydınlık bir Türkiye tablosu çizmenin yanında bu tablonun içerisine aydınlığın gerektirdiği faktörlerin hepsini rahatlıkla yerleştirdi. Ama tecrübelerimle sabit olarak bu konuda bildiğim şey; siyasi partiler kurulurken bu şekilde bol keseden atarak, insanları rahatlatacak vaatlerde bulunurlar. Umut kapılarını çoğaltarak, yıldızlı ve yaldızlı laflar söylerler. Önemli olan kısım bunların icraatta ne kadar yer bulacağını görmekten geçiyor.

Sayın Ali Babacan’ın yaptığı konuşmayı, yıllanmış bir politikacı olarak; “Her siyasi parti kurulurken buna benzer konuşmaları yapmıştır” ayrıntısına değinerek “partinin hayırlara vesile olmasını” diliyorum.

 

“GELECEK”E ‘DEVA’ İMİŞ!..”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –Genel bir kural var: Bütün canlılar “küçük doğar” ve büyürler. Bunun bir istisnası var: Partiler büyük doğmak zorundalar. Sonradan büyümezler. Demokrat parti büyük doğdu iktidar oldu. Adalet Partisi büyük doğdu iktidar oldu. Anavatan partisi büyük doğdu iktidar oldu. AKP büyük doğdu ve iktidar oldu…

Türkiye partiler topluluğu gibi. Ama seçmen bunları hemen her seçimde üçe dörde indiriyor. Diğerleri yine de hayatlarına bir şekil de devam ediyorlar. İki “yeni” parti daha siyasi hayatımıza katıldı. Gelecek Partisi ile Demokrasi ve Atılım partisi… Genel Başkanları tanıdık ve bildik isimler. 18 yılın tamamına yakınında birinci derecede yetki ve sorumluluk taşımış isimler. Biri Dış İşleri Bakanlığı danışmanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık ve Parti Genel Başkanlığı yapmış. Diğeri Bakanlık ve Başbakan Yardımcılığı yapmış. Kuruluş aşamasında yaptıkları açıklamaları dinledim, okudum.

Sorularım şunlar; çünkü ben ve benim gibi düşünen milyonların dertleri bu sorular olsa gerek. Atatürk ve İlke ve İnkılapları var mı? “Kanla irfanla” kurduğumuz Cumhuriyet var mı? Laiklik var mı? “Türk Milleti” var mı? Üniter Devlet var mı? İrtica ile ilgili bir satır dahi var mı? Camilerimizin siyasetin emrine girdiğine dair bir söylem var mı? “Ortadoğulaşma” tehlikesine karşı bir tepki var mı? Eğitim sistemimizin “Tevhidi tedrisat kanununun özüne” uygun hale getirileceğine dair bir beyan var mı? Ordumuzun tekrar “emir komuta sistemi” içinde kurum ve kuruluşları ile yeniden ihya ve inşa edileceğine dair beyan? Dış İşleri Bakanlığının “ahbap çavuş ilişkileri “ değil “diplomatlardan” oluşturulacağına dair beyan? Cumhuriyetin tüm kazanımlarının satıldığı gerçeği karşısın da ,bu kazanımların hukuk içinde geri alınacağına dair beyan? Atamalarda ki ölçünün “liyakat” olmadığını vurgulayan bir cümle var mı? “Yolsuzluklarla “ ilgili elle tutulur ve gözle görülür bir hüküm var mı?

Geçmişte en etkili ve yetkili yerlerde bulunduklarına göre ve şimdi “Geleceği” tanzim edecekleri iddiasına göre ve dertlere “deva” olacaklarını beyan etmelerine karşın, geçmişteki hal ve tutumlarından dolayı bir “pişmanlık” beyanı var mı?

Milli Bayramlarımızın kutlanmasın da hakla beraber Devletin de bütün coşkusuyla yer alacağına ve hiç kimsenin “hastalık” bahaneleri ile bayramlara katılmamasına imkan verilmeyeceğine dair beyan var mı?
Esas mesele bu ve daha pek çok surunun cevabındadır. Yoksa herkesin bildiğini tekrar ile bir yere varılması mümkün olmadığı gibi bizim derdimize de hem “deva” değildir ve hem de “geleceğimiz” aydınlığa çıkmaz. Elbette parti kurulabilir. Ancak ve ancak çok kullanılan bir deyimle “Türkiye’nin fabrika ayarlarına yeniden dönebilmesi” iddia ve taahhüdü ile kurulabilir. Gerisi kurulmuşlar kervanına katılmışlıktan öte bir anlam ifade etmez.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Muzaffer TURAN

01.04.2020 - 19:18
Deva partisi gün geçtikçe umit haline geliyor ancak çok çalışmak toplumum her katmanına inmek yeni sloganlarla yalansız bir dünya vakfetmek ve inandırmak akp.nin gidişi olacaktır
Diğer Haberler

Pandemik salgın, Dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de sarstı; hem sosyal açıdan, hem ekonomik açıdan… Salgının ülke ekonomisinde ve sosyal hayatta yarattığı krize karşı a...

Türkiye’de test sayısı da, vaka sayısı da, ölüm sayısı da gün gün artıyor. İstanbul salgının Merkez Üssü… Gözlem konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu…

Coronavirüs salgını okullarda Biyoloji ve Sağlık Bilgisi derslerinin önemini ortaya çıkardı. Milli Eğitim Bakanlığı, Yeni Ortaöğretim Modeli'nde liselerde toplam ders ...

Milyonlarca Türk ile beraber yıllardır Almanya’da yaşayan Doktor Erdoğan Karatay Almanya’daki durumu yazdı ve “Bilinenin aksine Dünya’da hastalananlar içinde 30 – 60 y...

Pandemi, Avrupa ve ABD’ye kaydı ve yayılıyor. Türkiye’de de testler arttırıldı; yoğun bakımda ilaç tedavisi başladı. Vatandaş “İşe, sokağa ne zaman dönüleceğini” soruy...

TRT, EBA TV adında ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için üç ayrı kanal oluştururken, uzmanlar, eğitimin ilk gününde ders aralarına sıkıştırılan animasyon ve bazı ...

Coronavirüs salgınının ekonomik etkilerini azaltmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart'ta açıklanan önlemlerin, yasal düzenleme gerektirenleri,...

Yazarlar
Website Security Test