Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ekonomiye “acil” can suyu verildi, uzmanların görüşleri ise; “Yeterli değil, kaynak nerede?”

20.3.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Milletimin her ferdinden ricam, tehdit geçene kadar evlerinden çıkmasınlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, acil tedbirleri 21 başlıkta sıraladı. Gözlem, “Ekonomik İstikrar Kalkanı” olarak sunulan tedbirleri masaya yatırdı ve uzmanlara sordu…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirilen “Coronavirüsle Mücadele Eşgüdüm Toplantısı”nın ardından salgının etkilerini azaltmak için 100 milyarlık bir kaynak setini devreye soktuklarını açıkladı.

“Ekonomik İstikrar Kalkanı” adı verilen paket kapsamında en düşük emekli maaşı 1.500 TL oldu. Emeklilere verilen bayram ikramiyeleri de nisan başında ödenecek. Tedbirler kapsamında birçok sektörde “Muhtasar ve KDV tevkifatı ile SGK primleri” altışar ay ertelendi.

Tedbirler kapsamında esnaf ve sanatkârların Halkbank’a olan kredi borçları, Nisan, Mayıs ve Haziran anapara ve faiz ödemeleri üç ay süreyle ve faizsiz olarak ertelendi. Kredi Garanti Fonu'nun limiti 25 milyar liradan 50 milyar liraya çıkartıldı.

Paketi olumlu bulan ekonomistler “kaynak” kısmına dikkat çekiyor. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Erinç Yeldan, başta konaklama ve SGK primlerine gelen vergi ötelemeler olmak üzere sağlanacak 100 milyar liralık kaynağın, büyük sorunları olan ekonomiye bir merhem olmayacağını dile getirdi. Yedan, indirilen ve ötelenen vergi indirimi, cari dengesizlik, düşük faiz ve Merkez Bankası’nın erkenden kullanılan kârı ve ihtiyat akçesi göz önüne alındığında paketin kaynağının da şüpheli hâle geldiğini kaydetti.

İktisatçı Mahfi Eğilmez “Vergileri erteliyoruz, harcamaları artırıyoruz. Bütçe zaten açıktı. Faizleri düşürünce borç bulma imkânı düştü. Merkez Bankası'nın kârını ve İhtiyat akçesini de peşinen aldık ve kullandık. Bu paketin kaynağı nereden gelecek?” diye sordu.

Eğilmez’in bir başka sorusu da “Dış borç verecek kimse kaldı mı? Kalsa da CDS primi 500’ün üzerinde olan ülkeye hangi faizle verirler?” oldu.

İktisatçı Hayri Kozanoğlu da şu değerlendirmeyi yaptı: “Ayrıntılar bir yana işin vehametini kavramış bir görünüm yok. Özellikle hizmet sektöründe işsiz kalacak, ücretini geç / eksik alacak, zaten işsiz olup daha zor duruma düşecek insanlara yönelik elle tutulur bir koruma kalkanı bulunmuyor. Tüm dünyada ekonomik paketlerin toplam parasal miktarının ne olduğu açıklanıyor. Uygulanacak programların hangi kaynaktan karşılanacağı da ifade ediliyor. Böylece bütçeye yükü de kabataslak ortaya çıkıyor. Bizdeki pakette öğrenci kredilerine, ihtiyaç kredilerine, çiftçi borçlarına ilişkin hiçbir hafifletme yok. Buna karşın konuyla bir ilgisi bulunmamasına karşın 10. maddede, borçlanarak konut almayı teşvik eden müteahhitlere koltuk çıkan bir vaat var."

Albayrak, kimse mağdur olmayacak

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak, "Ekonomik İstikrar Kalkanı" paketiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Albayrak, "Birçok sektörün kısa çalışma ödeneğinden yararlanması söz konusu olacak. Reel sektörde süreçten olumsuz etkilenen hiç kimseyi mağdur etmeyeceğiz. Bütçe riski yok. Türkiye süreçten en pozitif çıkan ülke çıkacak. Dövizdeki yükselişin enflasyon üzerinde ciddi bir fiyatlanma davranışı olacağını düşünmüyorum. Bugün geldiğimiz noktada birçok belirsizlik olmasına rağmen, herhalükarda kendimden emin bir şekilde bugünkü gerçekleşmeler ışığında bakıyorum, 2020 hedeflerini tutturma konusunda bir endişe yaşamıyoruz. Gerek büyümede, gerek enflasyonda.” diye konuştu.

İŞTE ALINAN ÖNLEMLER

“1- Perakende, AVM, Demir-Çelik, Otomotiv, Lojistik-Ulaşım, Sinema-Tiyatro, Konaklama, Yiyecek-İçecek, Tekstil-Konfeksiyon ve Etkinlik-Organizayon sektörleri için Muhtasar ve KDV tevkifatı ile SGK primlerinin Nisan, Mayıs ve Haziran ödemelerini altışar ay erteliyoruz.

2- Konaklama vergisini Kasım ayına kadar uygulamayacağız.

3- Otel kiralamalarına ilişkin irtifak hakkı bedelleri ve hasılat payı ödemelerini Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için 6 ay süreyle erteledik.

4- İç havayolu taşımacılığında üç ay süreyle KDV oranını yüzde 18’den yüzde 1’e indiriyoruz.

5- KOVİD-19 salgınıyla ilgili tedbirlerden etkilendiği için nakit akışı bozulan firmaların bankalara olan kredi anapara ve faiz ödemelerini asgari üç ay öteleyecek ve gerektiğinde bunlara ilave finansman desteği sağlayacağız.

6- İhracattaki geçici yavaşlama sürecinde kapasite kullanım oranlarının korunması amacıyla ihracatçıya stok finansmanı desteği vereceğiz.

7- Bu dönemde işlerinin olumsuz etkilendiğini beyan ederek talepte bulunan esnaf ve sanatkârların Halkbank’a olan kredi borçlarının, Nisan, Mayıs ve Haziran anapara ve faiz ödemelerini üç ay süreyle ve faizsiz olarak erteleyeceğiz.

8- Kredi Garanti Fonu limitini 25 milyar liradan 50 milyar liraya çıkartacak, kredilerde önceliği gelişmelerden olumsuz etkilendiği için likidite ihtiyacı oluşan ve teminat açığı bulunan firmalar ile KOBİ’lere vereceğiz.

9- Vatandaşlarımız için uygun ve avantajlı şartlarda sosyal amaçlı kredi paketleri devreye alınmasını teşvik edeceğiz.

10- 500 bin liranın altındaki konutlarda kredilendirilebilir miktarını yüzde 80’den yüzde 90’a çıkartacak, asgari peşinatı yüzde 10’a düşüreceğiz.

11- Virüsün yayılmasına karşı alınan tedbirlerin etkisiyle Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında temerrüde düşen firmaların kredi siciline “mücbir sebep” notu düşülmesini sağlayacağız.

12- Stopaj gibi kaynağında yapılan kesintilerin ödemelerini içeren muhtasar beyannamelerin sürelerini üç ay erteliyoruz.

13- Asgari ücret desteğini devam ettireceğiz.

14- Mevzuatımızdaki esnek ve uzaktan çalışma modellerinin daha etkin hale getirilmesini temin edeceğiz.

15- Kısa Çalışma Ödeneğini devreye alacak, bundan faydalanmak için gereken süreçleri kolaylaştırılacak ve hızlandırılacağız. Böylece faaliyetine ara veren işyerlerindeki işçilere geçici bir gelir desteği verirken, işverenlerin de maliyetini azaltmış olacağız.

16- En düşük emekli maaşını 1.500 liraya yükseltiyoruz.

17- Emeklilerin bayram ikramiyesini Nisan ayı başında ödüyoruz. Yine emeklilerimizin maaş promosyon ödemelerinin de, şubelere gitmelerine gerek kalmaksızın, doğrudan hesaplarına yatırılmasını sağlıyoruz.

18- Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın belirlediği kriterlere göre ihtiyaç sahibi ailelere yapılacak nakdi yardımlar için ilave 2 milyar liralık bir kaynak ayırıyoruz.

19- İstihdamdaki sürekliliği temin etmek amacıyla iki aylık telafi çalışma süresini dört aya çıkartıyoruz.

20- Küresel tedarik zincirlerindeki aksama ihtimaline karşı hem üretimde, hem de perakende de belirlediğimiz önceliklere göre alternatif kanallar geliştireceğiz.

21- Tek başına yaşayan 80 yaş üstü yaşlılarımız için, sosyal hizmet ve evde sağlık hizmetlerinden oluşan periyodik takip programını devreye alıyoruz.

MERKEZ BANKASI FAİZLERİ İNDİRDİ

Salgının ekonomiye etkilerini azaltmak için hafta içinde de çeşitli tedbirler alınmıştı. Merkez Bankası, 19 Mart'ta toplanması planlanan Para Politikası Kurulu, Covid-19’un olası ekonomik ve finansal etkilerini görüşmek üzere 2 gün erkene alındı. Toplantıda, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 1 puan aşağı çekerek, yüzde 10,75’ten yüzde 9,75’e indirdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 31 Mart'ta dolacak yıllık gelir vergisi beyannamelerinin verilme ve ödeme sürelerini 30 Nisan gün sonuna kadar uzattı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) de, kredi ödemelerindeki gecikmelere esneklik tanınarak, gecikmeye giren krediler takip hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenmesi yönünde bir karar aldı.


“ALINMASI GEREKEN BAŞKA TEDBİRLER DE VAR”

Ramazan Abay (Prof. Dr.) –Merkez Bankası, coronavirüs salgının ekonomiye olan etkilerini telafi etmek için bu virüsle karşılaşan ülkelerin merkez bankalarının yaptığı gibi politika faizini 10,75’ten 9,75’e indirdi. Bunun yanı sıra ekonomiye nefes aldırmak için bazı önlemleri uygulamaya koydu. Ancak sorunun çok büyük olması nedeniyle sadece Merkez Bankası kararları ile çözümlemek olası değildir. Merkez Bankası’nın aldığı bu tedbirler çok iyi niyetle alınmış tedbirlerdir. Bankalara likidite kolaylığı sağlamak için alınan bu kararların çok pozitif bir etki sağlamayabilir. Bankaların çok rahat bir likidite kaynağının olduğunu düşünmüyorum. Bu kolaylığı sağlayacak sistemi kurmaya çalışmak lazım. Bankacılık sektörü coronavirüs salgınının reel sektör üzerindeki etkilerini hafifletmek için üzerlerine düşen tedbirleri mutlaka alacaklardır. Ancak bu noktada kamunun desteği çok önemlidir. Bu bağlamda Sayın Cumhurbaşkanı açıkladığı paketteki Kredi Garanti Fonu Kaynaklı kredi miktarının 25 milyar TL’den 50 milyar TL’ye çıkarılması son derece isabetlidir. Yeterli olmayabilir ancak geçici olarak bir can suyu niteliğinde bir kredidir. Kamu alacaklarının vergi ve sigorta primi başvurularının ertelenmesi ve mevcut kredi borçlarının yeniden yapılandırılması kararı ivedilikle uygulamaya konulmalıdır.

Ekonomik büyümesini ihracata dayandıran siyasi irade ihracatçının sorunlarının çözümüne öncelik vermelidir. Coronavirüs nedeniyle etkilenen ülke ithalatçılarının vermiş oldukları siparişleri iptal etmesi ve sınırlarını kapatmaları sebebiyle mallarını alamamaları, bedellerini ödememeleri nedeniyle ihtiyaçları olanı alamamaları, bedellerini ödememeleri nedeniyle ihtiyaçları olanı alamamaları, bedellerini ödememeleri nedeniyle ihtiyaçları olan üretimi devam ettirmek ve istihdamı korumak için iç piyasaya yönelmeli ancak iç piyasadaki talebin yavaşlaması nedeniyle çalışanlar üzerinde çok büyük olumsuz etkileri olacaktır. Öncelikle uygulamaya konulacak olası stok finansmanı desteği yanı sıra kısa dönem çalışma ödeneğinin ivedilikle uygulamaya konulması ve özellikle turizm sektöründe yaşanan iptaller sebebiyle tüm sektörler için istihdamın devamlılığını sağlayacak işletmeler için çalışanların ücretlerinin bir bölümünün “Birikmiş olan, İşsizlik Sigortası Fonundan” karşılanmalıdır.


“ÜRETİMİN DEVAMLILIĞI SAĞLANMALI”

Faruk Çalapkulu (Prof. Dr.) –Cumhurbaşkanımızı dinlerken konuya giriş bölümü o kadar uzun oldu ki bu virüs krizinin faturası galiba bizlere çıkacak diye düşündüm. Ancak daha sonra devletin alacağı tedbirler sıralanınca konunun ayrıntılı olarak ele alınmış olduğunu gördüm. Aşağıda değineceğim birkaç konu dışında alınan tedbirler sektörlerin ve toplumun beklentilerini karşılamış bulunuyor. Öylesine ki sektörlerin ticari faaliyetlerini aktive etmek için emekli maaşlarındaki tabanın artırılması ve bayram ikramiyeleri ile durgunlaşmış olan piyasanın kısa vadede kontrollü bir şekilde hareketlendirilmesi de ihmal edilmemiş. Bu süreci en az hasarla atlatmak istiyorsak üretimin devamlılığı sağlanmalıdır İhracat stok kredileri ile desteklenerek üretimde devamlılık sağlanmıştır. Kriz bitince ciddi bir talep artışı olacak arz geride kalacaktır. Bu durum sanayi sektörüne iyi anlatılmalıdır.

100 milyar liralık destek üretimin ve ticari faaliyetlerin devam ettirilmesi halinde hazineye gecikmeli de olsa geri dönebilecektir. Önemli olan bu dönüşün 6 ay içinde sağlanması ve hali hazırda ciddi bütçe açığı yaşanan ortamda bu açığın daha da büyümesinin önüne geçilmesi olacaktır. Bu konuda vatandaşa ve devlet denetim organlarına büyük görevler düşmektedir. Bireysel menfaatlerden uzak ve başkalarından bekleme yerine top yekûn bu tehdit karşısında birlik beraberlik içinde ulusal mücadeleye katılım sağlamak zorundayız. Aksi taktirde bu desteğin faturası toplumumuza çok daha ağır çıkabilir.

Tedbirlerde üç konuda daha beklentilerim vardı:
1. Turizm sektöründe yurtdışı rezervasyonlarında iptaller yaşanmaktadır. İç turizmi desteklemek açısından sabit gelirli çalışanların bireysel ve aileleri ile yapacakları yaz tatilleri belge karşılığı SGK tarafından %20 oranında desteklenmelidir. Bu tür destek daha önce Fransa’da krize giren turizm sektörüne yaz ve kış sezonları için uygulanmış ve başarılı olmuştur. Bu destek mali kontrol sistemi iyi yapılabilir ise hazinede kayba neden olmayacak sektör de bu krizi atlatacaktır.

2. Tarım sektöründe üretim temiz havada ve daha sınırlı bireylerin bir araya gelmesi ile gerçekleşmesi nedeniyle üretim devam edecektir. Bu sektörde üretim teşvik edilmeli; üreticilerin ve tarım işçilerinin hijyen konularında eğitilmeleri ve tarım alanlarına gidişleri kolaylaştırılmalı, tohum, gübre, tarım ilaçları vb. hammadde temini kolaylaştırılmalı faaliyetleri kredilerle de desteklenmelidir. Aksi taktirde kriz sürecinde ve sonrasında ortaya çıkabilecek arz talep dengesindeki bozukluk piyasalarda enflasyon baskısına neden olacaktır.

3. Vatandaş sosyal ve psikolojik açıdan yaşanmakta olan korku tüneline girmiş bulunmaktadır. Bu duygu içinde ülkemizde sokağa çıkma yasağı olmamasına rağmen insanlar kendilerini ev hapsine tabi tutmaktadır. Gerek ailevi gerekse sosyal açıdan komün yaşamı seven Türk insanı için bu değişime uyum sağlamak zor olmamıştır. Ancak bu durum toplumun üretkenliğini büyük oranda yok etmiş bulunmaktadır. Bireyler bugünkü disiplinlerini bozmadan hijyen kurallar içinde üretime katılmaları için bilgilendirilmelidir. Gerek görsel ve yazılı basında gerekse sosyal medyada topluma negatif enerji pompalayan yayınlara son verilmeli sadece konunun uzmanları tarafından kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.

“PAKET MALİYETLERİ TELAFİ ETMEZ”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) –Hükümet tarafından açıklanan 100 milyar liralık paket, krizin ekonomik maliyetlerini telafi etmez. Ancak bazı kesimlerde sıkıntıları bir süre erteleyebilir. Zira paket 100 milyar liranın halkın cebine girecek paraları değil, devletin katlanacağı maliyetleri de kapsamaktadır.
Vergisel önlemler; Krizden birinci derecede etkilenen firmalara, vergi, SGK ve kira ertelemesi getiriliyor. İşler açıldıktan sonra bu firmalar ertelenenleri, yeni tahakkuk eden vergi ve kiraları birlikte ödeyecekler. Daha da zora gireceklerdir. Vergilerle ilgili; “Vergi, SGK ve kira alanında hem bir indirim yapılmalıydı, hem de isteyenlere Merkez Bankası gösterge faizi üstünden taksitlendirme hakkı verilmeliydi.”

Banka kredileri; nakit akışı bozulan firmaların bankalara olan kredi anapara ve faiz ödemelerinin üç ay ertelenmesi de vergi ertelemesi gibi sonran daha fazla sıkıntı yaratacaktır. Kredilerle ilgili yapılması gerekenler:
• İşletmelerin tercihine bağlı olarak borçların 3 yıla kadar düşük faizle taksitlendirilme imkanı ve faiz farkının hazineden ödenmesi kararı olsaydı, daha etkili önlem olurdu.
• Geçen yıldan kalan kredilerin faiz oranları yüzde 24 tür. Bu faizlerin güncellenmesi gerekir. Eğer fark çıkarsa hazineden ödenmesi veya bankaların da krizde elini taşın altına sokmaları gerekir.
• En önemlisi bankaların kredileri geriye çağırmalarını önlemektir. Zira Kullanılmış bir kredinin geri ödenmesinde risk gerçekleşmişse, artık banka vadeyi ve taksitleri beklemeden hesabı kat ederek krediyi geri çağırır. Kriz bir firmayı zora düşürmüşse, bankalar gözünün yaşına bakmayacaklardır. Bu nedenle ekonomi normale dönünceye kadar bir veya iki yıl süre ile Kredileri geri çağırma ertelenmeli veya bazı şartlara bağlanmalıdır.

Hükümet kararları içinde yar alan, virüsün yayılmasına karşı alınan tedbirlerin etkisiyle Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında temerrüde düşen firmaların kredi siciline “mücbir sebep” notu düşülmesi geri çağırmayı ne kadar etkiler? Açık olsaydı daha iyi olurdu.

Nakit yardımları; “Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın belirlediği kriterlere göre ihtiyaç sahibi ailelere yapılacak nakdi yardımlar için ilave 2 milyar liralık bir kaynak ayrıldığı” açıklandı. Bu kararının etkin uygulama olanağı yoktur.

Birincisi 2 milyar yeterli değildir. İkincisi nakit yardımların halkı daha iyi tanıyan belediyeler ve sivil toplum örgütleri işbirliği ile yerinde komisyonlar kurularak yapılması halinde daha tarafsız ve etkili olurdu.

Önlemler kapsamında, çalışanların kriz nedeni ile ilave sağlık önlemleri ve korunma malzemesi giderlerini karşılamak için, işsizlik fonundan kayıtlı çalışan 6 milyon işçiye 1000’er lira verilmelidir. İşsizlik fonunun 130 milyar varlığı var. İşçilere ödenecek olan 6 milyar liradır. Böyle bir uygulama çalışanları kısmen rahatlatırdı. Elbette önlemler daha da artırılabilir. Ancak kamu kaynakları da sınırlıdır. Önemli olan bu sınırlı kaynakları en etkin şekilde kullanmaktır.

“DAHA KARARLI BİR YAKLAŞIM GEREKİYOR”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist) –Alınan tedbirler hiç bir tedbir alınmamasından daha iyidir. Sayın Cumhurbaşkanı tedbirlerle ilgili detaylı bilgi verdi. Ancak açıklanan tedbirlerde, bunlar da etkili olmazsa neler yapılır kısmı yok. Pakette, “bu virüsün etkilerinden her ne gerekirse yaparak, işadamlarımızı, şirketlerimizi ve çalışanlarımızı koruyacağız, bunun için de gerekeni yapacağız” kısmı yok. Yani alternatif yok. Virüsün etkilerinin ortadan kaldırmak için 3 hafta, 6 ay ya da başka bir süre yeterli olmadı neler yapacağının cevabı yok. Fransa Cumhurbaşkanı’nın bu konuda bir açıklaması var. Diyor ki ‘Biz kararlıyız, bu virüsün etkilerinden tek bir şirketimiz, işadamımız ve işçilerimiz mağdur olmayacak, gereken her şeyi sonuna kadar yapacağız.’ Kesin bir adanmışlıktır bu. Ekonomik tedbirlerin etkileri ortadan kaldırıncaya kadar süreceği mesajını veriyor. Bu daha kararlı bir yaklaşımdır.

Sayın Cumhurbaşkanımız bir teknik raporu açıkladı. Bu teknik rapor benim sorduğum gibi sorulara yol açıyor. ‘Gereken her şeyi yapacağız hiç kimse zarar görmeyecek’ denseydi daha faydalı olurdu.
Bu bir küresel salgın, her ülke kendince tedbirler alıyor. Birçok ülke milyarlarca dolarlık paketler açıkladılar. Bizim de bu tür büyük harcamaları yaparken ‘ya enflasyon artarsa’ gibi korkulara kapılmamamız gerekiyor. Türk halkı çok uzun yıllar yüksek enflasyonlarla yaşadı. Bizim bu konuda batıdan daha çok tecrübemiz var. Devlet gerekli her türlü harcamayı yapmalı. Bunun için gerekirse para basmalı, likiditeyi bol tutmalı. Burada ‘bütçe kurallarına uyalım, açık vermeyelim’ gibi mülahazalar fevkalade hatalı olur.

Türkiye bu süreçte alacağı tedbirler kapsamında ihtiyacı olan bazı ürünleri yurt dışından ithal edebilir. Maske, dezenfekten ürünler, geliştirilebilecek aşı gibi ürünleri ithal edeceğimizden dolayı döviz ayağını güçlü tutmamız gerekiyor. Bugün için dolar 6,4 liradan, euro ise 7 liranın üzerine çıktı. Dövizi ihracatı artırmakla artırabiliriz. Devlet ihracatçıya garanti vermeli. İhracat yaptığınızda paranız 3 ya da 6 ay sonra gelse de ihracat yaptığınız günün kuru üzerinde TL’ye çevirme garantisi vermeli. İhracatçı, dövizin düşeceği korkusu yaşamamalıdır.

Türkiye’nin bu dönemde sıcak paraya ihtiyacı var. Sadece bu kriz döneminde ve sadece coronavirüsle mücadelede kullanmak koşuluyla sıcak para girişini kolaylaştırmakta fayda var düşüncesindeyim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Pandemi, Avrupa ve ABD’ye kaydı ve yayılıyor. Türkiye’de de testler arttırıldı; yoğun bakımda ilaç tedavisi başladı. Vatandaş “İşe, sokağa ne zaman dönüleceğini” soruy...

TRT, EBA TV adında ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için üç ayrı kanal oluştururken, uzmanlar, eğitimin ilk gününde ders aralarına sıkıştırılan animasyon ve bazı ...

Coronavirüs salgınının ekonomik etkilerini azaltmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart'ta açıklanan önlemlerin, yasal düzenleme gerektirenleri,...

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), coronavirüs salgını nedeniyle yeniden gündeme aldığı yeni infaz düzenlemesine ilişkin taslak teklifi muhalefet partilerine iletti. Pa...

İdlib’de son iki haftadır dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Moskova, bir süredir Türkiye’ye Soçi Mutabakatı ile İdlib’de üstlendiği görevi yerine getirmesini isterke...

Dünya’daki tablo giderek ağırlaşırken, “ölü sayısı” bakımından İtalya “Ölümleri büyük ölçüde durduran” Çin’i geçti. Türkiye’de “test sayısı arttıkça” hasta ve ölüm say...

Türkiye HTŞ militanlarıyla karşı karşıya geldi. Roketli saldırıda iki şehit verdik. Türk – Rus Devriyesi taşlı sopalı saldırıya uğradı. M4 karayolunda bir köprü havaya...

Yazarlar
Website Security Test