Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Vatandaş soruyor: “Bu fark neden?”

17.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Can kaybı günlük “100’lerin üzerinde” stabil hâle geldi. İçişleri Bakanı Soylu’nun kabul edilmeyen istifasına sebep olan “Hafta sonu sokağa çıkma yasağı” devam edecek.

Coronavirüsün dünya genelindeki vaka sayısı 2 milyon 200 bin sınırına ulaştı. Salgında şimdiye kadar 140 bini aşkın kişi de hayatını kaybetti. ABD en çok vakanın görüldüğü ve ölümün yaşandığı ülke olarak İtalya’yı geride bıraktı. Türkiye ise en çok vakanın görüldüğü ülkeler arasında dokuzuncu sırada bulunuyor.

Son açıklanan verilere göre, Türkiye’de Cuma günü itibariyle ölenlerin sayısı bin 643 kişiye ulaştı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de Covid-19 vaka artış hızının düşüşe geçtiğini söyledi. Koca, "Yayılma hızını kontrol altına almaya başladık. Filyasyon bildiğiniz gibi bulaşıcı hastalıkla ilgili temas zincirinin tanınmasının adıdır. Vaka artış hızının erkenden düşüşe geçmesini biz filyasyon uygulaması ile sağladık" dedi.

Ancak, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasının tam tersine Türkiye’de coronavirüs salgınının kontrol altında olmadığını söylüyor. DSÖ, Türkiye’yi vakaların artış hızı gösterdiği ülkeler arasında sayıyor. Salgınla ilgili verileri Türkiye genelinde çalışmalar yapan tabip odalarından toplayıp, kamuoyunu düzenli bilgilendirmekten yana tavır koyan TTB, Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamasının neden DSÖ açıklaması ile çeliştiğini özel bir raporla ayrıntılandırdı. TTB Başkanı Sinan Adıyaman, raporu video konferansla basın mensuplarıyla paylaştı.

Adıyaman, “Esasında DSÖ öngörüsü Türkiye için daha doğru. Çünkü sağlık çalışanlarının gerçekten özveriyle çalışmalarına rağmen henüz kontrol altına aldığımızı söylemek için erken” derken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamalarının salgının gerçek boyutunu yansıtmaktan uzak olduğunu dile getirdi.
Adıyaman, neden DSÖ öngörüsünü Türkiye için daha doğru bulduklarını açıklarken, Türkiye’de Covid-19 şikayetleri nedeniyle hastaneye başvuranlara yapılan PCR testlerine göre Covid-19 vakalarının kayıtlara geçirildiğini anlatıyor. “PCR testlerinin hastaneye başvuran herkeste pozitif çıkmadığı ve duyarlılığının maalesef arzu edilen seviyede olmadığını biliyoruz” diyen Adıyaman, testlerin doğruluk oranlarının en iyi ihtimalle yüzde 55-60 olduğuna dikkat çekiyor.

Adıyaman, “Türkiye'nin dört bir yanındaki bizim tabip odalarımızdan vaka ve ölüm sayılarının Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığından daha fazla olduğuna dair gözlemlere dayalı bilgiler geliyor. Klinik ve radyolojik bulguları olduğu halde PCR testi pozitif olmayan hastalar vefat ettiklerinde kayıtlara halen Covid-19 olarak geçirilmiyor” diyor.

İstifa krizi yaşandı

Türkiye coronavirüs nedeniyle 10 Nisan 2020 tarihinde akşam saatlerinde ani bir kararla 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta 11- 12 Nisan için sokağa çıkma yasağı ilan etti. Gece yarısından itibaren uygulanan yasaktan iki saat önce haberdar olan halkın alışveriş merkezlerine ve fırınlarına akın etmesi, günlerdir önemle üzerinde durulan sosyal mesafe kurallarının çiğnendiği görüntülere neden oldu. Görüntüler özellikle sosyal medyada yayılınca, virüsün bulaşma riskinin artırıldığı eleştirilerini de beraberinde getirdi. Bir gün sonra eleştirileri kabul eden bakan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, görevinden istifa ettiğini duyurdu. Soylu’nun istifasıyla yaşanan siyasi belirsizlik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istifayı kabul etmemesiyle sonuçlanmış olsa da, Türkiye’de salgın yönetimine ilişkin endişeli sorular birbirini izlemeye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istifayı kabul etmemesini, muhalefet eleştirdi.

Soylu'nun istifa kararıyla ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçişleri Bakanı Soylu'nun istifasını kabul etmedik. Coronavirüsü salgınında kamu güvenliğini sağlamasına yakinen şahit olduğum bakanımız görevine devam ediyor. Cumhur İttifakı olarak verdiği destekten ötürü Sayın Bahçeli'yi şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum" dedi.

Sokağa çıkma yasağı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18- 19 Nisan tarihlerinde de 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta sokağa çıkma yasağının uygulanacağını belirtti. Erdoğan, gerekli görüldükçe hafta sonu sokağa çıkma yasağı kararı almaya devam edeceklerini söyledi.

BM: Bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, görüntülü mesaj yayımlayarak, koronavirüs (Covid-19) salgını hakkında yanlış bilgiye karşı uyardı. Artan bilgi kirliliğinin insanların hayatını daha fazla riske attığına dikkat çeken Guterres, salgından endişe duyan çok sayıda insanının doğru bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, koronavirüsün 2009 yılında ortaya çıkan domuz gribinden 10 kat daha tehlikeli olduğunu söyledi. Domuz gribinin 1.6 milyon kişiye bulaştığını ve 18.449 vakanın ölümle sonuçlandığını belirten Ghebreyesus, koronavirüs kurbanlarının sayısının bu rakamı daha şimdiden 10 kat geçtiğini belirtti.

Tedavi herkese ücretsiz

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’na göre, Türkiye’de yeni tip coronavirüsün yol açtığı COVID-19’a yakalanan tüm vatandaşların tedavileri ücretsiz yapılacak. Karara göre, herhangi bir sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın tüm vatandaşların tedavileri ücretsiz yapılacak. Buna göre, Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilecek, hastalıktan korunmaya yönelik kullanımı tavsiye edilen her türlü koruyucu ekipman; hastalığın teşhisinde kullanılan testler, kitler ve bunların kullanılmasına ilişkin sair ekipman ve hastalığın tedavisinde kullanılmak üzere merkezi olarak temin edilen ilaçlar ücretsiz olacak.

“GÜVENMEK...”


Metin Öney (Eski Milletvekili)– Ünlü düşünür Konfiçyüs diyordu ki: "Bir yönetimin üç vasfı olmalıdır. Birincisi halkın iaşesini (yemeğini içeceğini) temin etmek. İkincisi halkın güvenliğini sağlamak, üçüncüsü kendisi güvenilir olmak..."

Ve ekliyordu:

"Yönetim ilk ikisini sağlasa dahi kendisi güvenilir değilse o yönetim başarılı olamaz…"
Gelelim günümüze… Aylardır dünya bir "virüsle" mücadele ediyor. Henüz başarı elde etmiş değil. Ülkemizde de mücadele sürüp gidiyor. Bu konuda çeşitli yorumlar olsa da yine de bilhassa sağlık örgütü canla başla mücadeleyi sürdürüyor. İşte tam bu mücadele sürerken İçişleri Bakanı Cuma akşamı saat 22.00 suların da "Sokağa çıkma yasağı" ilan ediyor.

Yasağın müddeti 48 saattir, yani pazar akşama 24.00'a kadar. İlanla birlikte halk evlerini terk ederek fırınlara, marketlere hücum ediyor. Yani kısaca bunca emek bir anda ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kalıyor. "Bir çuval incirin berbat olması " demektir bu davranış. Önce işin hukuksal boyutuna bakalım:

Şöyle ki:

Tek başına İçişleri Bakanı böyle bir karar alabilir mi? Hukuki görüşümüze göre "alamaz." Yine hukuki görüşüm odur ki böyle bir karar ancak "Bakanlar kurulu marifetiyle " alınabilir. Şu boru sorulabilir. Bakanlar Kurulu var mı? "Kabine" deniyor. Tabii "kabine" Bakanlar Kurulu yerine geçer mi, tartışılabilir.
Gelelim işin "sokağa çıkma yasağı sonrasına..."

Niçin halk yasağa rağmen sokağa çıktı?

İlk cevap şu olabilir: Yasağın 48 saatle sınırlı kalmayacağına dair halkın kanaati. "İşte güven meselesi" ki bu hafta sonu da çıkma yasağının devam edeceği kararlaştırıldı. İkinci cevap, bazı tüketim maddelerinin bulunmayacağına dair kanaat. (Yine güven meselesi)

Üçüncü cevap, halkın giderek "sorumluluk" duygusunun zayıflaması. Bütün bunların sonunda İçişleri Bakanı "sorumluluğu üstlenerek" istifa etti. İyi bir davranıştı. Çünkü ülkemiz de ne yazık ki "istifa kültürü" gelişmedi. "İyi davranıştı" diyorum, çünkü evvelce "Tren kazaları oldu" ve sorumlu Bakan "ben vatman mıydım" diyordu. Hiç olmazsa İçişleri Bakanı "Halkı ben mi sokağa gönderdim" demedi.

Ama…

İşte mesele burada düğümleniyor. İşin bir "ama"sı var. İstifa kabul edilmedi. Her şey kısa bir an sonra eski hale döndü. Bizim "istifa" ile ilgili adeta "duygumuz" kursağımız da kaldı. Önce şunun altını çizelim. Hukuk Fakültesi birici sınıf öğrencileri bilirler ki "istifa tek taraflı bir irade beyanıdır kabule tabi değildir".
Sonra: Kabul etmeyen makamın haberi olmadan istifa söz konusu değildir. (Basından anladığımız) Böylece ülkemizde de gelişsin istediğimiz "istifa kültürü" doğmadan ölmüştür. Bu konuda basında çıkan parti içi durumlarla ile ilgili muhtelif yorumların gerçek payı olabilir ama bizim bilgiye dayanan bir duyumumuz olmadığı için yorum yapmak istemeyiz.

Şimdi ne olacak? Nisan ayında (2018) yapılan referandum ile kabul edilen "Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" devam edecek... Nereye kadar? Onu zaman gösterecek...

 

“KARANTİNA, SOSYAL İZOLASYON VE KİŞİSEL HİJYEN”

Zeki Hozer (DR.)– Dünyada, ilk Covid 19 hasta kaydının açıklandığı 1 Aralık 2019 tarihinden bu Yana, 2 milyonu aşan vaka sayısı ve 200 binleri geride bırakan ölümü yaşadık. Ülkemizde de hasta olanları sayısı 50 binleri geçti. Şimdilik ölüm oranlarımız, diğer ülkelerle kıyaslanmayacak kadar iyi. Her ne kadar, rölatif olarak bu hafta vaka sayıları ivmelenmesi daha iyi olsa ve virüs hız kesmiş gibi görünse de, önlemleri azaltmak için henüz çok erken. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Nisan’daki açıklamalarında, kamuda esnek çalışma sistemine geçilmesinden valiliklerdeki pandemi kurullarının kurulmasına, şehirlerarası seyahat kısıtlamasından yurtdışı uçuşların yasaklanmalarına kadar bir çok önlemin alınmasına karar vermişti. Nihayetinde de geçen hafta sonu, konu sokağa çıkma yasağına kadar geldi. Bu karar gerekli idi ancak uygulama şekli, maalesef istenilen sonuca ulaşamama konusunda tereddüt yarattı. Nitekim bu hafta Sayın Cumhurbaşkanı, günler öncesinden bu kararı deklare ederek, yerinde ve gerekli bir kararın en iyi şekilde uygulanması için fırsat yaratmış oldu.

Önlemlerin amacı, salgının baskılanması ile sağlık alt yapısına olan talebi sınırlamak ve kontrollü şekilde yayılmasını sağlamak. Böylece uzun salgın eğrisine sahip olabilmek. Son düzlemde, kitle bağışıklığı için zamana ihtiyacımız var. Dolayısı ile standart ve güvenilir aşı uygulamaları ortaya çıkana kadar kişisel hijyen ile sosyal izolasyona devam etmemiz gerekecek. Zaman zaman da, lokal vaka serileri ve sayılarına göre, 14 günden başlayacak sokağa çıkma yasakları uygulanabilecek.

Sonuçta Covid19 pandemisi ile mücadelenin başarısı, sağlık alt yapı kapasitesi ve çalışanlarının ölümüne özverisi kadar, hepimizin sosyal izolasyona ve kişisel hijyen ile yasaklara uyma basiretini gösterebilme gücümüze bağlı olacağı unutulmamalı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Gözlem, 83 milyonu ilgilendiren hayat pahalılığı konusunu masaya yatırdı. İşte uzmanların görüşleri...

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Mayıs’ta politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e indirdi. Böylece TCMB son...

Ekonominin dar boğazdan geçtiği, siyasette AKP'den kopan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin daha görünür olduğu, MHP lideri Devlet Bahçeli ve arkadaşlarının...

Salgından en çok etkilenen kesimin şehir varoşlarında yaşayanlar, gecekondu mahallelerinde oturanlar ve Suriyeli göçmenler olduğu görülüyor. GÖZLEM konuyu masaya yatır...

“Son yıllarda izlenen “her sorunun zaman içinde kendiliğinden çözüleceği” şeklinde özetlenen zamana yayma politikaları istisnai koşullarda bazen sonuç verebilir ancak ...

Yayın kurulu üyemiz Emekli Albay Soner Aydın, “TSK içinde yankısı büyük olan olayın karanlıkta kalan noktalarını” GÖZLEM okuyucuları için yazdı.

Olumlu tablonun kahramanlarından olan sağlık çalışanlarına yapılan “mali destekte ortaya çıkan adaletsiz tablo” tepkilere yok açtı. GÖZLEM uzmanlara sordu. Görüşler “t...

Yazarlar
Website Security Test