Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Bu yıl dönecek 172 milyar dolar borç var; Türkiye döviz ihtiyacını nasıl karşılayacak?

17.4.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM, Pandemik Coronavirüs salgınının ortaya çıkardığı “ekonomik tabloyu” masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte cevapları…

Türkiye’nin en önemli döviz girdisi, turizm ve ihracat kalemleri oluşturuyor. Coronavirüs salgını sebebiyle turizm gelirleri neredeyse tamamen durdu, salgının ihracatta faturası da her geçen gün kabarıyor. Türkiye’nin ihracatı Mart ayında yüzde 17,8 düştü. Uzmanlar, Nisan ve Mayıs aylarında ihracatta “yüzde 80’lere varan kayıplar yaşanabilir” uyarısında bulunuyor. Bu da daha fazla dış ticaret açığı demek oluyor. Turizmde ise “Haftası” başladı ama turistin kendisi yok. Bacasız sanayi olarak anılan turizmin dumanı artık tütmüyor.

Covid-19 salgını, Türkiye dahil tüm dünya ekonomilerini sarsıyor. Uluslar arası Para Fonu (IMF) “Büyük Buhran”dan sonraki en sert küçülme bekliyor. Devletler de vatandaşlarının geçimini sağlayabilmek için art arda ekonomik destek paketleri açıklıyor. ABD gibi dünyada rezerv paraya sahip ülkeler trilyon dolarlık parasal genişleme ve negatif faizle dolara ulaşımı kolay hale getirdi. Ancak içinde Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan piyasalar ise salgının yol açtığı "belirsizliğe" yüksek döviz ihtiyacı, yetersiz döviz rezervleri, ciddi bütçe açıkları ve çoğunlukla özel sektörün yüksek döviz borçlarıyla yakalandı.

Salgın nedeniyle döviz getiren gelirleri sekteye uğrayan Türkiye, şimdilik IMF'ye de başvurmadı. Türkiye, yıl içinde vadesi gelen yaklaşık 172 milyar dolarlık dış borcunu çevirmek zorunda. İhracat, turizm, lojistik gibi tüm döviz girdileri şu anda adeta durmuş vaziyette. Ayrıca 6,9’lara dayanan dolar kurunda yükselişi durdurmanın yanı sıra ülkenin döviz ihtiyacının nasıl karşılayacağı merak konusu. Merkez Bankası'nın (TCMB) döviz rezervi kısıtlı. Bu nedenle döviz satarak artışa müdahale edemiyor. İhtiyaç akçesi ve TCMB temettüsü gibi gelirler daha önce Hazine’ye aktarılmıştı. Buna rağmen ekonominin çarklarının dönmesi için dikkatler Merkez Bankası ve Hazine’nin atacağı adımlara çevrildi. Uzmanlar, oluşan mücbir sebebin ekonomiye tahribatını en az maliyetle atlatılmasının tek adresi devletin atacağı adımlarda görüyor. Uzmanlar, Türkiye’nin de diğer devletlerin yaptığı gibi para basmalı ve IMF gibi alternatif kaynaklara yönelme yolunu gösteriyor.

IMF, gelişmekte olan ülkelere dolar likiditesi sağlamak için önümüzdeki günlerde 1 trilyon dolarlık bir imkan yaratacağını açıklamıştı. Bu kaynağa başvuran 90 ülke arasında şu ada Türkiye yok. Uzmanlar, IMF’nin sunduğu bu imkandan yararlanmayı faydalı buluyor.

Cari açık, şubatta 1.23 milyar dolar

Türkiye'nin cari işlemler hesabı, şubatta 1 milyar 230 milyon dolar açık verirken, 12 aylık cari fazla 6 milyar 128 milyon dolar oldu. Yılın iki ayında 2.8 milyar dolar cari açık olurken, 12 aylık yıllıklandırılmış cari fazla ise 6 milyar 128 milyon dolara geriledi. Coronavirüsün etkilerinin hissedilmediği şubatın ardından martta hem petrol fiyatlarının 22 dolara kadar gerilemesi hem de ithalattaki azalma cari açığı pozitif etkileyecekken ihracattaki düşüş ve turizm ile taşımacılık gelirlerindeki gerileme negatif bir etki oluşturdu. Merkez Bankası ödemeler dengesi verilerine göre cari açıktaki artışta dış ticaret açığının geçen yıl şubata göre 1 milyar 172 milyon dolar artarak 1 milyar 901 milyon dolara ve birincil gelir dengesi açığının 222 milyon dolar artarak 729 milyon dolara yükselmesi etkili oldu. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise, geçen yıl şubatta 3 milyar 225 milyon dolar fazla vermişken, bu ayda 2 milyar 567 milyon dolar fazla verdi.

İhracatta 'salgın' faturası kabarıyor

Coronavirüs salgınının küresel ticarette yarattığı şok dalgası, Türkiye’nin ihracatına darbe vuruyor. Mart’ta yüzde 17,8 düşen ihracatta, Nisan ve Mayıs aylarında yüzde 80’lere varan kayıplar yaşanabilir. Son 10 yılda ihracatını yaklaşık yüzde 80 artıran Türkiye, 2019 yılını 180 milyar dolar ihracat ile kapatmıştı. Türkiye’nin ihracatında en büyük payı, yüzde 49 ile Avrupa Birliği ülkeleri alıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, ihracat salgının hızla dünyaya yayıldığı Mart ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,8 düştü. Mart’ta en büyük ihracat pazarları olan Almanya'ya ise yüzde 13 düştü. Türkiye’nin diğer büyük ihracat pazarlarından olan ve Avrupa’da salgının en çok can aldığı İtalya’ya ihracat yüzde 39 Fransa'ya yüzde 32, Irak'a yüzde 40 ihracat düşüşü gözlendi. Salgının ekonomide yarattığı felç hali nedeniyle Nisan ayında ihracattaki genel düşüşün artarak devam etmesi bekleniyor.

Haftası başladı ama turist yok

Dünyayı etkisi altına alan, milyarlarca kişiyi evlerine hapseden coronavirüsü salgını, en çok turizmi etkiledi. Her yıl, 15-22 Nisan tarihleri arasında tüm dünyada kutlanan turizm haftası, bu yıl kutlanamadı. Turizmciler, "Haftası başladı, ama turizmin kendisi yok" yorumunu yapıyor. Bacasız sanayi olarak anılan turizmin dumanı artık tütmüyor.
IMF, sert küçülme bekliyor

Uluslararası Para Fonu (IMF), salgınının etkisinde kalan küresel ekonomide “Büyük Buhran”dan sonraki en sert küçülme bekliyor. IMF’nin “2020 yılı Bahar Dönemi Dünya Ekonomik Görünüm Raporu”na göre, küresel ekonomi 2020'de yüzde 3 küçülecek. IMF baş ekonomisti Gita Gopinath, raporun ön sözünde yaptığı değerlendirmede, "Şok, çok büyük. Tıpkı bir savaşta veya siyasi krizde olduğu gibi, şokun ne kadar süreceği ve yoğunluğu konusunda belirsizlik var" dedi. Gopinath, krizin, 2008 finansal krizinden daha derin etkilerinin olacağını söyledi.

Türkiye bölümü

IMF, Türkiye için bu yıl yüzde 3 olan büyüme beklentisi yüzde 5 küçülme olarak revize ederken, Türkiye ekonomisinin 2021'de yüzde 5 büyümeye döneceğini tahmin ediyor. Türkiye'deki işsizlik oranı için beklenti ise bu yıl yüzde 17,2, gelecek yıl yüzde 15,6 seviyesinde belirlendi. Bir önceki raporda bu yıl için beklenti yüzde 13,8 seviyesinde bulunuyordu. Euro bölgesinin 2020 yılında yüzde 7,5 küçüleceği tahmin edilirken, işsizliğin yüzde 10,4'e yükseleceği ifade edildi.

“DÖVİZ ÜLKENİN HAYAT SUYUDUR”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist) –Coronavirüs dünya genelinde bir ekonomik daralmaya yol açtı. Bu daralmadan Türkiye’de etkilendi. İhracatın düşmesi döviz açığını da beraberinde getiriyor. Böyle bir ortamda Türkiye’nin ihracatı iki nedenle azalıyor. Birincisi dünya ticaretinde bir yavaşlamaya ve daralma var. Bu da talebi düşürdüğü için ihracatı olumsuz etkiliyor. İkincisi ise bizim ihraç ettiğimiz ürünlerin büyük bir bölümü hammaddesi ithalata dayalı. Yani ithal ettiğimiz hammadde ile ürettiğimiz ürünü ihraç ediyoruz. Eğer döviz yokluğu nedeni ile ithalat yapamazsan tedarik zincirindeki kopma üretimi ve ihracatı da etkileyecektir. Ancak bizim şu anda ihracatta hissettiğimiz talebin daralmasıdır. Türkiye bu daralmaya ihracatını artırarak cevap vermelidir. Dünya küçülürken ihracat nasıl artırılır, onu da ürünün fiyatını düşürerek yapabilir. Türkiye’nin dünya ticaretindeki payı şu anda çok düşüktür. Biz sattığımız ürünlerin fiyatını ucuzlatırsak daha fazla satabiliriz. Bunun en iyi yolu da yüksek kur. Ucuz TL’dir. Kur şu anda arttı, ihracatı teşvik edecek bir oranda. Ancak ihracatçı kur endişesi yaşamamalı. Devlet paran ne zaman gelirse gelsin, ürünü gönderdiğin zamanki kuru dikkate alarak ihracatçıya garanti vermeli. Bu ihracatçıyı teşvik eder, malın fiyatını gerekirse daha da düşürerek, rekabet edebilir duruma gelebilir. Bunun yanında Hükümet, klasik ihracat teşviklerini de devam ettirilmelidir.

Döviz açığını kapatmanın bir başka yolu da sıcak paradır. Bugüne kadar karşı çıktığım bir durumdu ama bugünkü ortamda ‘denize düşen yılana sarılır’ sözüne uygun olarak sıcak parayı her türlü şekilde davet etmeliyiz. Sıcak parayı faizleri yükselterek veya özel primler vererek çekmeliyiz.

Döviz neden önemli çünkü Türkiye’nin hayat suyudur. Hem ekonomik hem de sosyal ve politik bakımından hayati önemdedir. Türkiye 1950 dövizsiz kaldığında CHP devrildi, iktidara DP geldi. 1960’ta yine Türkiye dövizsiz kaldı, bu defa ihtilal oldu. 1970’te muhtıra ile hükümet değişti. 1980’de tekrar Türkiye çok acı bir şekilde dövizsiz kaldı, hammadde sıkıntısı başladı, ülke elektriksiz, gazsız, benzinsiz kaldı ve ihtilal oldu. Türkiye ne yapıp edip bu döviz açığını kapatması gerekiyor. Merkez Bankası net döviz rezervi zannediyorum ki negatife indi. Çünkü MB kendisine yatırılan döviz tevdiatı hesapları kanuni ihtiyatlarını bozuyor diye görüyorum. Türkiye ciddi bir döviz darboğazı ile karşı karşıyadır. Alışılmamış yaratıcı önlemler alınmalıdır.

Tarım ürünleri Türkiye’nin ihracatında önemli bir paya sahip ve net döviz girdisi sağlayan bir sektör. Türkiye tarım üretimini ihmal etmemeli. Hem ülke nüfusunu besleme hem de ihracat açısından hayati bir öneme sahip. Bu günler Meyve ağaçlarının ilaçlanma zamanı! Ancak çiftçi toplama zamanı işçi bulup toplayıp satacağından emin olmadığı için sulama, gübreleme, ilaçlama masraflarını yapmıyor. Yani yazın hasat yapmayacak. Tarım Bakanlığı ürünün satılmayan bölümünü almayı garanti etse çiftçi normal sulama, gübreleme, ilaçlamasını yapar. Ürün hasat edileceği zamana kadar corona geçebilir. Geçmezse hasat zamanı çiftçinin satamadığını devlet alır. Bu sadece bir örnek! Üzerine eğilinse eminim tarım ve tarıma dayalı üretimi ve ihracatı arttıracak pek çok yaratıcı ve pratik yeni yöntem bulunur!

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Gözlem, 83 milyonu ilgilendiren hayat pahalılığı konusunu masaya yatırdı. İşte uzmanların görüşleri...

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Mayıs’ta politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e indirdi. Böylece TCMB son...

Ekonominin dar boğazdan geçtiği, siyasette AKP'den kopan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin daha görünür olduğu, MHP lideri Devlet Bahçeli ve arkadaşlarının...

Salgından en çok etkilenen kesimin şehir varoşlarında yaşayanlar, gecekondu mahallelerinde oturanlar ve Suriyeli göçmenler olduğu görülüyor. GÖZLEM konuyu masaya yatır...

“Son yıllarda izlenen “her sorunun zaman içinde kendiliğinden çözüleceği” şeklinde özetlenen zamana yayma politikaları istisnai koşullarda bazen sonuç verebilir ancak ...

Yayın kurulu üyemiz Emekli Albay Soner Aydın, “TSK içinde yankısı büyük olan olayın karanlıkta kalan noktalarını” GÖZLEM okuyucuları için yazdı.

Olumlu tablonun kahramanlarından olan sağlık çalışanlarına yapılan “mali destekte ortaya çıkan adaletsiz tablo” tepkilere yok açtı. GÖZLEM uzmanlara sordu. Görüşler “t...

Yazarlar
Website Security Test