Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Erken seçim için mi, tabanda oy kaymasını engellemek için mi?”

29.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ekonominin dar boğazdan geçtiği, siyasette AKP'den kopan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin daha görünür olduğu, MHP lideri Devlet Bahçeli ve arkadaşlarının gerilimi arttıran sert açıklamaları ve yeni siyasi oluşumları Meclis'ten ve seçimlerden uzak tutma girişimleri, “Erken seçim olacak mı, olmayacak mı” tartışmalarını alevlendirirken, uzmanlar ne diyor, işte görüşleri…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası’nda değişiklik yapılması yönündeki çıkışı erken seçim tartışmalarını yeniden dillendirdi. Cumhur İttifakı’nı oluşturan AKP ve MHP’nin Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın partilerini olası bir erken seçime sokmama hesapları olarak algılanan bu çıkışın ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu partilere TBMM’de grup kurmak için vekil verebileceği yönündeki açıklaması ise siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Türkiye’de siyaset Ramazan Bayramı sonrasında gündemdeki tartışmalarla hızlı bir tempoya hazırlanıyor. Coronavirüs salgınının etkisini yitirmesiyle birlikte partilerin daha çok sahaya ineceği ve TBMM'nin önemli yasalar için aktif bir biçimde çalışacağı bir döneme giriliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “gönül seferberliği” Ankara’daki siyasi kulislerde farklı açılardan yorumlanırken, muhalefet partileri de olası bir erken seçime hazırlıksız yakalanmamak için çalışıyor. MHP’nin gündeminde ise milletvekili transferinin yasaklanması var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sahaya iniyoruz, vatandaşlarımızla gönül birliği sağlayacağız, Bayramdan sonra Gönül Seferberliğine başlıyoruz” sözleri ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Seçim ve Siyasi Partiler kanunlarında değişiklik istekleri” ülke gündemine “Erken, hatta baskın seçim mi geliyor” sorusunu getirdi.

Ne var ki, Erdoğan “Erken seçim yok” açıklaması yaparken, Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bayramda bir kez daha “milletvekillerinin parti değiştirmesini yasaklayacak değişikliklerin” acil olduğunu belirterek, meclis açılır açılmaz yasa değişikliklerinin gündeme alınmasını istedi. Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde reforma gerek olduğunu belirterek; “erken seçim olacakmış gibi” seçim kanunu ile ilgili istekler üzerinde açıklamalar yaptı ve “hükümetin Siyasi Partiler Kanunu konusunda getireceği değişiklik önerilerini sonuna kadar destekleyeceğiz” dedi.

Bahçeli’nin Seçim Kanunu’ndaki değişiklik isteklerinin başında, “Milletvekili transferinin ‘istifa zamanlaması’ bakımından kısıtlanması ve Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi ile Ali Babacan’ın Demokrasi ve Atılım Partisi’ne olası “milletvekilleri transferinin önüne geçmek istiyor” iddiaları var.

AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan “gündemlerinde böyle bir değişiklik çalışmasının olmadığını” açıkladı. Diğer grup Başkanvekili Naci Bostancı ise MHP ile ortak bir çalışma yapmayı düşündüklerini söyleyince, AKP içindeki görüş ayrılıkları da açığa çıktı.AKP kulisinden gelen haberlere göre, “Bugünlere kadar Davutoğlu ve Babacan partilerine geçmek yerine beklemeyi tercih eden AKP içindeki ‘rahatsız’ milletvekillerin, ‘seçim öncesi parti değiştirmenin kısıtlanması’ yönündeki değişikliğin meclise getirilmesi halinde”, AKP’den kopmaya başlamasından endişe ediliyor.

Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Ankara’yı sarsacak bir iddia ortaya attı. Okuyan, Devlet Bahçeli’den gelen öneriyle birlikte AKP ve MHP’nin, Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nı değiştirmek için çalışmalara başlamasının altında yatan asıl nedenin AKP’den kopuşları durdurmak olduğunu kaydetti. Okuyan, AKP’den 63 milletvekilinin istifa ederek Ali Babacan’ın kurduğu DEVA Partisi’ne geçeceğini söyledi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ise, “Ne yaparlarsa yapsınlar bütün partiler seçime girecektir, formül çok” cevabını verdi ve “CHP erken seçime hazır” dedi.

Kılıçdaroğlu, Fox TV'de yaptığı açıklamada, Erdoğan'ın gideceğini gördüğünü ve CHP'yi geriletme peşinde olduğunu savunarak, "Sayın Bahçeli de 'Ben bunlardan bıktım, ekonominin hali ortada' der, erken seçim ister" sözleriyle bu ihtimali değerlendirdi.

Bu gündem konusunda AKP kurucularından şimdi CHP Milletvekili olan Abdüllatif Şener TV ekranlarında “Erdoğan’ın erken seçim istediğini sanmıyorum. Halktan kopan teşkilatını canlandırmak istiyor” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bir süre önce yaptığı ülke turunun Erdoğan’a “ilham vermiş” olabileceğini söyleyen İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, “Vatandaşla temas tabi önemli ama Sayın Erdoğan’a korumalardan kimse yaklaşamıyor ki. Sadece ‘benim yüzümü görsün, belki ikna olur’ demek yanlış. Hayır, yüz görümlüğü bitti” yorumunda bulunuyor.

Eski AKP milletvekili, Gelecek Partisi (GP) Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, iktidarın GP ve DEVA’yı seçimlerde dışarıda bırakacak bir arayışta olduğunu öne sürerek “Eğer 2023’e kalırsa görüyorlar ki AKP oyları barajın altına, yani yüzde 10’un da altına inecek” baskın olmasa da mutlaka erken seçim olacağını belirti. Yasa değişikliklerinin de bu yüzden gündeme getirildiğini söyleyen Özdağ; “Sayın Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin milletvekili desteği görüşlerine teşekkür ederiz ama ihtiyaç olacağını düşünmüyoruz. Çünkü A – B ve C planlarımız var. Çoğunluğu AKP’li olmak üzere partimize gelecek milletvekili arkadaşlarımız var. Gördüğümüz, bizleri seçime sokmamak için yasa öneriliyor. MHP ve AKP her ne yaparlarsa yapsınlar; Şah derlerse Mat ederiz. Tavsiyem milletin sorunları ile ilgilenip çözüm bulsunlar. Demokrasinin kurallarını çiğnemesinler” dedi.

“GÖNÜL SEFERBERLİĞİ SAMİMİYET İSTER”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı) –Siyasette önemli olan samimiyettir. Gönül seferberliği samimiyet ister. ‘Başlatıyoruz’ demekle başlamıyor. Gönül seferberliği samimiyetin yanı sıra güven vermeyi, güven duymayı beraberinde getirir. Türkiye bugün güven bunalımı yaşıyor. Devletin başı aynı zamanda milletin de başıdır. Hem devletin şapkasını, hem de partinin şapkasını giyilmesi samimiyetle bağdaşmıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin mutlaka değişmesi gerekiyor. Bu yürümedi. Samimiyetle ortaya koymak gerekiyor.

Siyasi partiler kanunu ile ilgili partiler samimi olsa, her düşünce siyasete yansısa, yani denge ve denetim sistemi işletilerek herkes Meclis’te temsil edilse demokratik bir ortam olur. Zorlamalarla bir yere varılmaz. Bugüne kadar 3 bine yakın milletvekilli çeşitli dönemlerde çeşitli nedenlerle partilerini değiştirdiler. Bu değişimi irdelemek gerekiyor. Ya parti içinde görüşlerini ifade edemedikleri için ya da başka nedenlerle parti değiştirdiler. Önemli olan muhaliflerin parti içinde düşüncelerini ifade etmesi gerekir. Parti içinde muhalif olanların sözlerine kulak vermek gerekir. Çeşitli nedenlerle bunları sınırlandırmaya kalkarsanız kendinize göre tuzak kurmaya çalışırsanız tuzağa düşersiniz. 31 Mart’ta tuzak kurmak isteyenler tuzağa düştüler. Parti içindeki baskılardan hem milletvekillerinin hem partilerin arınması gerekir. Ben 3 dönem milletvekili yaptım hiç gurup kararı alınmadı. Partilerde liderin dışında davranmak çok zordur. Böyle olunca yanlış gördüğünüz konularda uyaramıyorsunuz, görevinizi yapamıyorsunuz. Bugün iktidar partisindeki milletvekillerin birçoğu beğenmediği konularda sözünü söyleyemiyorsa kalben buğz ediyordur. Önemli olan inandığını söylemektir.

Milletvekili transferi sistemden kaynaklanıyor. Sistem bunu gerektiriyor, bir birine muhtaç bırakıyor. Bunlar ilke etrafında olmuyor, çıkar etrafında oluyor. Türkiye’nin işi bunlarla uğraşmak olmamalıdır. Ama maalesef Türkiye’de siyaset dedikodu tantanslı yürüyor. Bir takım kumpaslarla yürüyor.

“SİYASİ İSTİKTAR OLMAYINCA SEÇİM HEP KONUŞULUR”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –Siyasal istikrarı olmayan ülkelerde seçim hep gündemin birinci maddesidir. İlginçtir,20.dönem de yani 1995’te milletvekili seçildik ve hemen ertesi gün seçim söylentileri başladı. Ve gerçekten de dönem dolmadan ülke seçime gitti. Bunun pek çok örneği vardır.
Ancak, şimdi içinde bulunduğumuz durum çok farklıdır. Siyasal istikrar ile ülke istikrarı ayrı şeylerdir. Makarayı biraz başa alalım:

31 Mart yerel seçimleri. Muhalefetin başarısı ile sonuçlandı. Ve hele 23 Haziran İstanbul seçimi, iktidar için tam bir hezimet, muhalefet içinse tam bir başarı örneği idi. Pekiyi, bu sonuçlardan sonra nasıl bir mesaj verildi acaba? Yani millet ne demek istedi?

İstanbul'da yapılan bir yerel seçim, niçin bütün Türkiye'yi bu kadar ilgilendirdi. Neden milyonların gözü kulağı bu seçimde oldu? Şüphesiz yapılan hukuksuzluğa karşı toplumsal bir tepkiydi. Bu kadar mı? Değil elbet. Ülke yönetimi için de millet bir karar aşamasındaydı ve İstanbul seçimi ile bu kararını açıkladı. Harç bitti yapı paydos.

Ancak, bu mesajı ne yazık ki muhalefet doğru algılayamadı ve ısrarla istemesi gereken "erken seçimi" bir türlü gündeme getiremedi. Çünkü hem hazır değildi ve hem de kendine güveni yoktu. Şimdi yine seçim gündem de. İktidar çeşitli yollarla oyalama taktiği güdüyor. "Gönül seferberliği " diyor. "Kucaklaşalım" diyor ama gönlünden geçen "erken seçim"dir.

Çünkü Rahmetli Bölükbaşı "yönetemeyen kaptan, gemi karaya oturunca deniz bitti" dermiş. Hiç deniz biter mi? Ama çaresi yoksa "deniz biter." Hangi hallerde seçim erkene alınır? Savaş veya terörle mücadele başarı ile sonuçlanmıştır ve iktidar bunu oya çevirmek ister. İçinde bulunulan, ekonomik, sosyal ve hatta sağlıkla ilgili ciddi sorun başarılmıştır ve bunu oya çevirmek ister. Koalisyondur ve uyumsuzluk söz konusudur. Ve artık yönetemediğinin kendisi farkındadır ama "taze kana" ihtiyaç vardır. Seçim tek çaredir. Ve hatta belki de "muhalefete" rağmen. Muhalefet sözcülerini dinliyorum, hayret ediyorum. Çünkü başlıyorlar seçim kararı için TBMM’nin şu kadar oyuna ihtiyaç var vesaire. Oy derdi muhalefetin derdi oldu.

Önce yasal durumu izah edelim. Anayasa madde 116 "TBMM’nin üye tamsayısının beşte üçü çoğunluğu ile seçim kararı alabilir…"diyor. Demek ki 360 oya ihtiyaç var. Pekiyi, bu kadar mı? Elbette hayır. Yine aynı madde fıkra 2 ne diyor: "Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halindi, genel seçim ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır…"

Yani, Cumhurbaşkanının TBMM’yi "fesih, seçimleri yenileme yetkisi…" Bir başka madde daha var:
Madde 106 fıkra 2. "Cumhurbaşkanlığı makamı her hangi bir sebeple boşalırsa... vekalet yardımcısına geçer. Ve boşalma genel seçime bir yıl ve daha az zaman varsa Cumhurbaşkanlığı seçimi ile TBMM seçimi birlikte yapılır…" diyor yani erkene alınır.

Mesela 2023 yerine 2022’de olur diyor. Bu yazdıklarım Anayasa hükümleri. Bir de işin siyasi boyutu var. Nedir? Cumhurbaşkanı bu gün veya yarın muhalefete, "ey muhalefet, ben seçimlerin yenilenmesine karar verdim, buyurun sizde destek verin" derse, Muhalefet "yok olmaz sen 2023'e kadar yönet" mi diyecek? Hani TV’lere çıkıp yönetemiyor söylemleriniz ne olacak? Muhalefet seçimden kaçıyor olmayacak mı? Bu "hükmen yenilgi" olmaz mı? Bu da işin bir başka yönü...

"Transfer" işine gelince, geçmişte bu yollar hiç kimseye yarar sağlamadı ve aksine ülke çok zarar etti. Bu sebeple "rivayetler" benim gündemimde yok. Hiç bir siyasetçi, örgütünü bile daha doğru dürüst kuramamış bir partiye "iktidarı bırakarak" geçmez. Hele "bagajı dolu" olanlara. Taşıma su ile değirmen dönmez.

Siyaset çocuk oyuncağı değildir. Yapay oluşumlar çare de değil, çözüm de değil. "Bütün canlılar küçük doğar ve büyür. İstisnası siyasi partilerdir ve büyük doğmak zorundalar. DP büyük doğdu, iktidar oldu. AP büyük doğdu iktidar oldu. Anap büyük doğdu iktidar oldu ve AKP büyük doğdu iktidar oldu." Yapay teneffüsle iktidar olunmuyor. Hatta muhalefet bile olunmuyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Faiz düşürerek, döviz fiyatını ve enflasyonu düşürme” hedefi tutturulamadı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı; “sebebi ve çareyi” uzmanlara sordu. İşte görüşler…

Türkiye’nin Sarraj hükümetine destek verdiği Libya’da Sirte ve Cufra’ya yönelik operasyon planları nedeniyle bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, Ulusal Mut...

Türkiye genelindeki neredeyse bütün baroların karşı çıktığı “çoklu baro” düzenlemesinin büyük bölümü gazetemizin baskıya verildiği saatlerde (Cuma / saat 18.00) Türki...

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) coronavirüs salgınının yavaşladığına dair elde bir işaret olmadığını açıkladı. Virüsün hava yolu ile bulaştığı yönündeki çalışmalar son dönem...

“Kendileriyle ilgili” yasa tekliflerin için görüşleri alınmayan Avukatlar yürüyor, İşçi Sendikaları yurdun dört bir yanında basın toplantıları yapıyor. Ama… Barolar Ka...

Çin'de ortaya çıktıktan kısa sürede sonra tüm dünyaya yayılan coronavirüs pandemisinin olumsuz etkileri sürüyor. Bir yandan vaka ve yeni ölümler yaşanırken, diğer yand...

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, GÖZLEM’in Türkiye gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. İşte sorularımız ve Sertel’in cevapları…

Yazarlar
Website Security Test