Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Tasarruf etmeyin, tüketin” mi deniyor?

29.5.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 21 Mayıs’ta politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e indirdi. Böylece TCMB son dokuz toplantısında faiz indirimi yapmış oldu. Bu karardan 3 gün sonra 24 Mayıs’ta döviz ve altın alım satımında uygulanan vergi oranları artırıldı.

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, kambiyo işlemlerinde uygulanan Banka Sigorta ve Muamele Vergisi (BSMV) oranı binde 2'den yüzde 1'e çıkarıldı. Bu kararla, tasarruf amacıyla 100 dolar almak isteyen bir kişi 1 dolar da vergi ödeyecek. Cumhurbaşkanlığı'nın elinde döviz alım satımında geçerli olan BSMV'yi yüzde 2'ye kadar çıkarma yetkisi bulunuyor.

Enflasyon resmi rakamlarla yüzde 11 civarında (Mutfak ve hayat enflasyonu çok daha fazla) ama “faizler indirilmeye devam ediyor; vatandaşın tasarruf mevduatı faizleri yüzde 7’lere düştü. Bankalardaki Türk Lirası mevduatı, enflasyonun altında getiriyle adeta “para bankada dururken” eriyor. Buna karşılık “altına ve dövize kaçışın önlenebilmesi için” Bankaların çıkardığı ve vergisi düşük olduğu için daha çok mevduat yerine tercih edilen finansman bonoları ile döviz ve altın alımında alınan vergiler yükseltildi.

Resmi Gazete'de yayımlanan bir diğer kararla da finansman bonolarından alınan yüzde 10'luk stopaj ise yüzde 15'e yükseltilerek, mevduatın vergisi ile eşitlendi. Stopaj artırımı sadece bireysel yatırımcıları kapsıyor ve finansman bonolarındaki stopaj, kurumsal yatırımcılar için sıfır olmaya devam ediyor. Kurumsal yatırımcılar için ise finansman bonolarında stopaj oranı yüzde sıfır olarak uygulanmaya devam edecek. Son düzenlemelerle vatandaş “Tasarruf mevduatının harcamaya yönlendirilerek ekonomiyi canlandırmak” mı hedefleniyor?

Bayramın ilk gününde açıklanan değişiklik ile kambiyo vergisi yüzde 0.2'den yüzde 1'e çıkarılmasıyla, bireysel yatırımcıların döviz ve altını bir tasarruf aracı olarak kullanmaları zorlaştırılarak tasarrufların TL cinsi varlıklarda değerlendirilmesi teşvik edilmek isteniyor. Getirilen uygulama TL'deki değer kaybını dizginlemeyi amaçlıyor. TL'nin Dolar (ve diğer yabancı paralar) karşısında değer kaybetmesinin sebebi, bir taraftan döviz arzının azalması, diğer taraftan döviz talebinin artması ile ilgili.

“SEBEPLERLE DEĞİL SONUÇLARLA UĞRAŞMANIN BEDELİ...”

Emre Alkin (Prof. Dr.) –Geçen hafta kambiyo işlemlerinden yüzde 1 vergi alınması üzerine ciddi eleştiriler oldu ve ben de elimden geldiğine meseleyi anlatmaya çalıştım. Her şeyden önce kambiyo işlemlerinde tarif edilmiş kurumlar için herhangi bir vergi uygulaması yok. Ayrıca, ne şahıslar ne de kurumlar için alım satım kısıtlaması da yok. Sanıyorum 2002-2013 yılları arasındaki sakin dönemden sonra dolarda 2 TL'den 7 TL'nin üzerine kadar devam eden yükselişin burada durmayacağı anlaşılmış durumda. Dolayısıyla geride bıraktığımız 10 yıllık süreçte atılan iki adımın devamı niteliğinde, kritik bir karar alındı diyebilirim.

Hatırlarsanız 2009 yılında vatandaşların döviz kredisi almasının sona ermesinden sonra, 2018 yılında firmalara döviz kredileriyle alakalı olarak bir sınırlama getirilmesi oldukça önemli adımlardı. Ancak bu adımlar kurların yükselmesini engellemekten çok, döviz arz ve talebindeki sağlıksız gelişmeleri önlemeye yönelikti. Mahfi Eğilmez Hocanın sıkça bahsettiği gibi Türkiye "ikili para sistemi" içinde yola devam ediyor. Bu paralardan biri TL diğeri ise dolar.

Ticari faaliyetler bile TL'den çok dolara endeksli durumda. Toplam maliyetlerinin yüzde 10'u dolar cinsinden bile olsa, firmaların çoğu faturalarını dolara endeksli kesiyor. İplik fiyatlarından uçak biletlerine, sarf malzemesinden ev kiralarına kadar her şey neredeyse dolar cinsinden belirleniyor. "Neden böyle yapıyorsunuz?" diye sorduğumuzda hem patronlardan hem de mal sahiplerinden "herkes böyle yapıyor" cevabını alıyoruz. Ben de onlara cevap vermeyecekleri bir cümle söylüyorum: "Siz kendinizi müşterilerin cebindeki parayla hedge ediyorsunuz, herkesin canı yanıyor ama size hiçbir şey olmuyor."

Gerçekten de Türkiye'de vatandaşın döviz ya da altına yönlenmesinin sebebi sadece ekonomi yönetiminin kararları değil. Sürekli kazanan ve hiçbir zaman kaybetmek istemeyen bu insanlara gösterilen müsamaha diyebilirim. Vatandaş nereye dönerse dönsün ya döviz cinsinden ya da dövize endeksli bir maliyetle karşılaşıyor. Diğer taraftan Türkiye'de bulunmadığı için ithal ürün ve hammadde getirmek zorunda olanlar da var. Bu insanlar da demin bahsettiğim haksız düzenin kurbanı oluyorlar.

"Vatandaşa kızmayın, sadece güven verin..."

Vatandaşlar pek yakında ödeyecekleri ne varsa fiyatlarının dolar cinsinden artacağını bildikleri için kar etmek için değil, korunmak için döviz ya da altın satın alıyorlar. Kurlar yükseldiği zaman güvensizlik zirve yapıyor ve söz konusu işlemlerin sayısı artıyor. İşin acı tarafı döviz yükselirken panikle satın alan vatandaşlar döviz düşerken yine panik içinde satıyor ve zarar ediyorlar. Amaç hasıl olmuyor, güvensizlik daha da artıyor.

Türkiye'de kurların yükselmesi için yeterli sebepler var zaten.

Sırayla yazıyorum:

- İthalata dayalı üretim ve tüketim
- Büyüme modelinin demode hale gelmesi
- Dış borcun büyüklüğü ve maliyeti
- Rezervlerin yetersizliği
- Özel tasarrufların yetersizliği ve dış kaynak ihtiyacı
- Dış ve iç siyasetin durumu ile yapısal reform ihtiyacı

Döviz kurlarının yükseliş sebepleri net şekilde ortadayken, biz sonuçlar ile ilgili müdahalede bulunuyoruz desem yanlış olmaz. Hal böyleyken, yazının başında belirttiğim "hiç kaybetmeyenlerin" tavır değişikliğine gitmesi zor gözüküyor. Bana göre, vatandaş da yeni vergiye rağmen kendini TL'nin değer kaybına karşı korumaya devam edecektir. Belki bu aşamada BIST'e bir kısım kaynak da gelebilir. Dünya Borsalarının da toparlanmaya başladığı bugünler de bireysel yatırımlar için bir alternatif olabilir.
Önümüzdeki dönemde Dolar/TL ve döviz kurlarını yükselten sebeplerle mücadele etmemiz bana göre en doğru davranış olacaktır. Böylece hem tasarrufların erimesi önlenir hem de TL'nin itibarı artar diye düşünüyorum. Sonuçlarla uğraşmaya devam edersek, makus talih değişmez. Dolar/TL yükselmeye devam eder. (Emre Alkin bloğundan alınmıştır)

“YANLIŞLIKLAR PARAMIZI KÖTÜ PARA YAPMIŞTIR”

Mustafa Günenç (Emekli Banka Genel Müdürü) –Şimdiye kadar Türk Lirası’nın değer kaybının sebebi hep dışarıda arandı. Sebep dışarıda olabilir ama mikrop zayıf bünyeye girer. Sen ekonomini sağlam temellere üzerine oturtamazsan, yıllardır beton politikası üzerinde yürürsen, dışarıda ucuz olan ara mallarını ithal edip, aramalı üreten sanayiyi yok edersen tabi ki bir gün dövizin azalır ve paramızın değeri düşer. Ekonomiyi yönetmekle görevli olanlar doğru ekonomi politikalar uygulamayıp, ülkeyi bir ithalat cenneti haline getirerek yerli tarım ve sanayi üretiminin azalmasına neden olursa, hem ekonomik kriz gelir, hem paranın değeri düşer, hem de işsizlik kronik hale gelir. Bu ekonomi kitaplarında yazar. Ama derim ki okuyan mı var.

Altın üzerinde, döviz üzeride insanların ilgi göstermesi, meşhur Gresham Kanununu hatırlatır. Bu yanlışlıklar paramızı kötü para yapmış, insanların talebini altına ve dövize yönelmiştir. Döviz ve altında vergi oranının artırılması, tasarruf yapan vatandaşları kayıt dışı alışverişe iter. Hiç unutulmaması gereken bir kural vardır, altının fiyatı ile ekonomi yönetimi kalitesi ters orantılıdır. Yönetimler iyi olunca altın ve dövizin fiyatı düşer

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Faiz düşürerek, döviz fiyatını ve enflasyonu düşürme” hedefi tutturulamadı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı; “sebebi ve çareyi” uzmanlara sordu. İşte görüşler…

Türkiye’nin Sarraj hükümetine destek verdiği Libya’da Sirte ve Cufra’ya yönelik operasyon planları nedeniyle bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, Ulusal Mut...

Türkiye genelindeki neredeyse bütün baroların karşı çıktığı “çoklu baro” düzenlemesinin büyük bölümü gazetemizin baskıya verildiği saatlerde (Cuma / saat 18.00) Türki...

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) coronavirüs salgınının yavaşladığına dair elde bir işaret olmadığını açıkladı. Virüsün hava yolu ile bulaştığı yönündeki çalışmalar son dönem...

“Kendileriyle ilgili” yasa tekliflerin için görüşleri alınmayan Avukatlar yürüyor, İşçi Sendikaları yurdun dört bir yanında basın toplantıları yapıyor. Ama… Barolar Ka...

Çin'de ortaya çıktıktan kısa sürede sonra tüm dünyaya yayılan coronavirüs pandemisinin olumsuz etkileri sürüyor. Bir yandan vaka ve yeni ölümler yaşanırken, diğer yand...

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, GÖZLEM’in Türkiye gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. İşte sorularımız ve Sertel’in cevapları…

Yazarlar
Website Security Test