Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Söylenen: Demokratik dönüşüm Hedef: Kuruluşların bölünmesi

5.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Meslek kuruluşlarının yapısını ve seçim sistemlerini değiştirme çabaları 2013’ten bu yana sürüyor. Yeni adıma karşı meslek odaları tepkili ve direnecek. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte haberimiz ve görüşler…

MEHMET KOCABIYIK

Barolar, Türk Tabipler Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği gibi meslek kuruluşlarının “yeniden düzenleme ve seçim sistemlerini değiştirme” hazırlığına karşı tepkileri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılmasıyla yeniden hareketlendi.

İlk olarak 2013 yılında gündeme getirilen ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu başta olmak üzere birçok meslek kuruluşunun karşı çıktığı “çoklu baro” sistemi, Diyanet İşleri Başkanı’nın Cuma hutbesini; Ankara ve Diyarbakır Barolarının, “Ayrımcılık yapılıyor” diyerek eleştirmesi sonrası tekrar gündeme geldi. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla AKP’de çalışma başlatıldı.

Sistemlerine müdahale edilmesini istemeyen birçok meslek örgütünden basın açıklaması gelmeye devam ederken 80 baro başkanı Türkiye Barolar Birliği’nde (TBB) bir araya geldi. Birçok başkanın sert eleştirilerinin odağı haline gelen Baro Başkanı Metin Feyzioğlu’na, en sert eleştirilerden biri Kayseri Baro Başkanı Cavit Dursun’dan geldi. Dursun’un Feyzioğlu’na “Yüzümüzdeki maskeleri çıkaralım, samimi olalım.” dediği öğrenildi. Bazı baro başkanı da Feyzioğlu’na “Siz bu sürecin neresindesiniz, kimlerle görüştünüz, ne pazarlıklar yaptınız?” diye sordu. Yoğun tartışmaların yaşandığı, zaman zaman gerilimin arttığı toplantıda, 53 baro kesin olarak çalışmaya karşı çıktı. 13 baro sadece nispi temsil sistemini desteklerken, diğer barolar çekimser kaldı.

79 barodan iktidara: “Teklifi geri çekin”

Baro başkanları tarafından Feyzioğlu’na, “Ortak bildiriyi okur musun?” diye sorulmuş, Feyzioğlu’ndan “Okumam” yanıtı alınmıştı. Ancak gece yarısına kadar süren toplantı sonrası Feyzioğlu ikna oldu ve 79 baro ve TBB ortak açıklama hazırladı. İktidardan teklifin geri çekilmesi, müzakere ve diyalog kapılarının açık tutulması istenen açıklamada, aksi durumda demokratik eylem yapılacağı mesajı verildi. Ortak bildiride, “Ülkemizin içinde bulunduğu böyle bir dönemde, avukatlık yasasında düşünülen tüm çalışmalardan vazgeçilerek ileriki dönemlerde TBB ve barolarla birlikte bir hazırlık yapılması yönündeki talebimizi ve irademizi tekrarlıyoruz. Bu aşamada hazırlanması düşünülen teklifin geri çekilmesi halinde diyalog ve müzakereden yana olacağımızı, konunun tüm muhatapları ile görüşmeye hazır olduğumuzu bir kez daha paylaşıyoruz. Bizler, müzakere ve diyalog kanallarının açılacağına inanıyoruz. Ancak kapalı tutulması halinde demokratik hak arama özgürlüğünün tüm gereklerini yerine getireceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.” noktalarına değinildi.

Meslek örgütleri: “Amaç yandaş bürolar kurmak”

Tabipler, veteriner hekimler, diş hekimleri ve eczacılar; baroların ve meslek birliklerinin seçim sisteminde yapılmak istenen değişikliğe karşı Ankara Tabip Odası’nın (ATO) merkezinde bir araya geldi. ATO Başkanı Vedat Bulut’un okuduğu, “Kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütleri bölünemez, parçalanamaz” başlıklı ortak açıklamada, “Amaç siyasi iktidara bağlı, iktidarın hiçbir söylem ve eylemini eleştirmeyen, üyelerin ve toplumun yararını umursamadan gücün yanında yer alan, akıl ve bilimin ışında değil otoriter iktidardan aldığı emirle yol alan, nitelikten yoksun, mesleki ahlak ve evrensel etik ilkelerden yoksun sözde meslek birlikleri şeklinde yandaş bürolar kurmaktır.” ifadelerine yer verildi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, “Meslek odaları bir kez daha mevzuat olarak zayıflatılmaya çalışılmaktadır. Seçim sistemi değiştirilerek yönetimlerin işlevsizleştirilmesi, bakanlıkların idari-mali denetimi aracılığıyla üzerinde vesayet kurulması ve en önemli faaliyet alanlarından birisi olan mesleki denetim faaliyetlerinin ortadan kaldırılması, oda çalışmalarının kısıtlanmaya çalışılması kim için ve ne için gereklidir?” dedi ve “İktidar, TMMOB ve bazı akademik meslek birliklerini engel olarak görmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

“BAROLAR: HUKUK DEVLETİ KAVRAMININ EN CANLI YAPISIDIR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) – Türkiye’nin “Hukuk Devleti” niteliğini hiç kaybetmemesi için çalışması gerekirken, bağımsızlığı çok önemli olan barolara müdahale edilmeye çalışılmaktadır. Meslek kuruluşları dışarıdan bakıldığında bağımsız olarak görülseler de birçoğu siyasetin içinde olmaları sebebiyle siyasete bulaşmış durumdadırlar. Hâlbuki barolar, hukuk devleti göstergesinin başında gelen ve hukuk devleti kavramının en canlı yapısıdır. Bu yapıyı bugünün iktidarı ele geçirmek, daha önce de onu çökertmek için çalışmaktadır. Bağımsız olan barolar iktidarın yanlışlıklarına daha kolay parmak basmakta ve onları rahatlıkla eleştirmektedir. Barolar, hukuk devleti niteliğinde bağımsızlığı korunması gereken önde gelen kuruluşlardandır.

Baroların, toplumsal meselelerdeki bağımsız tavır, tepki ve eleştirileri iktidarın hoşuna gitmediği için iktidar baroların bağımsızlığına son vermek ve kendi etkisi altına almak istemektedir. Hukuk devleti kavramının en bağımsız yapılarından olan baroların siyasetin etkisi altına alınmasına sebep olacak bu hareket tamamıyla yanlıştır. Bu bağımsızlığı gölgelemek ve herhangi bir dönemin siyasi iktidarının etkisi altına sokmak hukukla bağdaşmamaktadır.

Hukuk devletinde bağımsızlığı savunan organlar bulunmazsa; yandaşlık ve yanlılık etkin duruma gelirse orada hiçbir özgürlükten içtenlikle söz etme olanağı kalmaz. Bu bakımdan siyasal iktidar baroların eleştirilerine katlanmamakta, onları susturmak için kendine bağlamak ve çökertmeye çalışmaktadır. Bu yapılan iş tümüyle yanlıştır. Hukukun bağımsızlığı ve etkisi ancak baroların özgür ve bağımsız olmasıyla mümkün olabilir. Çünkü barolar, herhangi bir yerden doğrudan talimat alacak kuruluşlar değildir.
Bugün Türkiye’de hukuk devleti niteliğini yerine getirirken kimi yargıçların ve savcıların ne duruma düştüklerini, iktidarın onlarla nasıl oynadığını, nasıl atadığını, Hakimler ve Savcılar Kurulunu ele geçiren ve onu etkisi altında tutanların onları hangi yönlere çektiğini ibretle izlemekteyiz.

“MESLEK ÖRGÜTLERİ ÇOKLUKÇU DEĞİL ÇOĞULCU OLMALIDIR”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –Birçok kez ifade etmeye çalıştığım gibi demokrasi: Kurumlar ve kurallar rejimidir. Bu kurumlar özetle; siyasi partiler, basın, meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri, sendikalar ve diğerleridir.

Muhakeme(Mahkeme) her rejimde vardır. İddia (savcılık) da her rejimde vardır. Savunma ise sadece demokratik hukuk devletinde mevcuttur. Bu sebeple savunma hakkı hukuk devletinin ayrılmaz parçasıdır. Olmazsa olmazıdır. Örgütsüz toplumun, hiçbir demokratik eylemi ve söylemi düşünülemez. Bunun içindir ki, en güçlü toplum en iyi örgütlenmiş toplumdur. İktidarın yasa dışı ve antidemokratik eylem ve işlemlerine karşı demokratik hak ve özgürlükleri ancak örgütlenmiş toplumlar yerine getirebilir.

Son günlerde, meslek örgütleri ile ilgili bir takım düzenlemelerin yapılacağına dair haberleri basından endişe ile takip ediyoruz. Çünkü öyle anlaşılıyor ki yapılmak istenen daha demokratik bir yapı değil tam tersine kontrol edilebilir bir yapı amaçlanmaktadır. Gelen bilgilere göre bilhassa Barolar üzerinde bu yeni yapılanma hız kazanmıştır.

Özetle; alternatifli baro ve baro seçimlerinin değiştirilmesi. Yine gelen bilgilere göre her bin Avukata istendiğinde bir Baro kurulması imkanı verilecektir. Mesela İzmir’de 12000 Avukat mevcuttur. Böyle bir düzenleme yapıldığı takdirde İzmir’de 12 Baro kurulabilecektir. Bunun doğuracağı yetki karmaşası bir tarafa, aynı zamanda etkinlik iyice minimumlaşacak ve adeta iktidarın vesayeti her haliyle kendini gösterecektir.

Meslek örgütleri, “çoklukçu” değil, tam tersine “çoğulcu” olmalıdır. Aksi halde işlevini yerine getiremez. Barolar, hem meslek örgütleri ve insan hak ve özgürlüklerinin savunma yoluyla adeta teminatıdır. Cübbede düğmenin olmamasının hikmeti budur.

Ünlü bir avukat son günlerini zor şartlar altında geçirmektedir. Meslektaşları ziyaretine giderler ve derler ki, “Üstat sen isteseydin ayaklarına altınlar serpilirdi.” Avukatın verdiği cevap bütün zamanlar için muhteşemdir, “O zaman altınları almam için eğilmem gerekirdi.”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Kendileriyle ilgili” yasa tekliflerin için görüşleri alınmayan Avukatlar yürüyor, İşçi Sendikaları yurdun dört bir yanında basın toplantıları yapıyor. Ama… Barolar Ka...

Çin'de ortaya çıktıktan kısa sürede sonra tüm dünyaya yayılan coronavirüs pandemisinin olumsuz etkileri sürüyor. Bir yandan vaka ve yeni ölümler yaşanırken, diğer yand...

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, GÖZLEM’in Türkiye gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. İşte sorularımız ve Sertel’in cevapları…

Türkiye’de çözüm bekleyen ekonomik ve sosyal sorunlar dururken vatandaşın uzun zamandır bitmesini beklediği siyasi gerilim tırmanmaya devam ediyor. Halk temel ihtiyaçl...

Tüm dünyayı etkisi altına alan coronavirüste vaka sayısı 11 milyona, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 600 bine yaklaştı. Salgın henüz kontrol altına alınamazken, ülke...

Hükümetin Meclis’e getirmek üzere olduğu, “baroların yapısının ve seçim usullerinin değiştirilmesi” teklifi ile ilgili gerginlik sokaktan Meclis’e taşınacak. Gözlem ko...

Dünyada yeni tip coronavirüs (Covid-19) salgını tüm hızıyla devam ederken ülkelerden gelen vaka ve ölü sayılarındaki “rekor” artışlar endişe yaratmaya devam ediyor. Dü...

Yazarlar
Website Security Test