Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Pandemi” gidiyor, ama… “Ekodemi” mi geliyor?

12.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Coronavirüs salgınını tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik faaliyetlerde etkisi ağırlaşarak sürüyor. Türkiye salgınla mücadelede kapsamında ekonomiyi canlandırmak için çeşitli önlemler açıkladı.

Son olarak da kamu bankaları, normalleşme sürecine geçiş ve sosyal hayatın canlanması için "konut kredisi", "taşıt kredisi", "sosyal hayatı destek" ve "tatil destek" olmak üzere 4 yeni kredi paketini hayata geçirdi. Kredi diye müjdelenen her adım aslında halkın hanesine “borç” olarak yazılıyor.

Halkı borçlandıran bir yöntemle ekonominin canlanması amaçlanırken, vatandaşa aslında “acı reçete” yazılıyor. CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi'nin, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın hazırlattığı “Pandemi” tablosuna benzer “Ekonomi” tablosu sosyal medyanın gündemine oturdu. Hakverdi’nin "Gerçek rakamlar" başlığı ile bazı ekonomik verileri paylaştığı tabloya göre; Türkiye'nin toplam dış borcu 436.9 milyar dolar olarak belirtildi. Güncel kurda dolar; 6.79, Euro; 7.67 olarak paylaşıldı. Enflasyona yüzde 11.39+ diyerek yer verildi.

Hazine iç borçlanmada ise rekor üstüne rekor kırıyor. Nisan ayında 60.9 milyar lira ile aylık bazda rekor kıran Hazine, mayısta yeni bir rekora imza atarak 76 milyar liralık iç borçlanmaya gitti. 5 aylık borçlanma da 230 milyar lirayı buldu.

Geçen haftanın çok konuşulan bir başka haberi ise Dünya Bankası’nın, Türkiye için 2020 yılı GSYH büyüme tahminini aşağı yönlü revize etmesi oldu. Ocak ayında yayınladığı "Küresel Ekonomik Görünümler" raporunda Türk ekonomisinin 2020 yılında yüzde 3,0 büyüyeceği tahmininde bulunan Dünya Bankası, Nisan ayında raporunda büyüme oranı beklentisini yüzde 0,5’e çekmişti. Kurum, Haziran 2020 Küresel Ekonomik Görünüm raporunda bu tahminini “yüzde 3,8 daralma yaşanacağı” yönünde değiştirdi.

OECD, yüzde 4,8 daralma bekliyor

OECD ise, coronavirüs nedeniyle Türk ekonomisi için iki farklı senaryo oluşturdu. Salgında ikinci dalganın yaşanmadığı senaryoda 2020 yılının yüzde 4,8 daralma ile kapatacağını öngördü. İkinci dalganın vurması halinde ise ekonomideki daralmanın yüzde 8,1'e kadar çıkabileceği uyarısında bulundu.

OECD raporunda, salgınında 2. bir dalganın yaşanmaması halinde, 2021'de yüzde 4,3 büyüme tahmini yer alırken, enflasyonun 2020 sonunda yüzde 10,6 ve 2021 sonunda yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşeceği tahminine yer verildi.

Birinci senaryoya göre, işsizlik oranı için 2020 ve 2021 tahminleri yüzde 15,6 ve yüzde 14,2 olurken, cari işlemler dengesi/GSYH oranı için beklentiler de sırasıyla yüzde 0,9 ve -1,3 olarak duyuruldu.

Moody's; “Türkiye döviz rezervlerinin yarısını tüketti”

Moody’s, Türkiye'nin 2008'den bu yana aralıklarla kur krizleri ile karşı karşıya kaldığını ve TC Merkez Bankası'nin kuru savunmak için bu yılın başından bu yana net döviz rezervlerinin neredeyse yarısını tükettiğine işaret etti.

Coronavirüs salgınının global ekonomik şartlara ve finansal piyasalara etkisinin gelişmekte olan piyasa ülkelerinin çoğu için kredi risklerini artırdığını, bunlar arasında Türkiye'nin de olduğunu belirten kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye'nin cari dış borç zorluklarını, kaynaklarını ve Türk hükümetinin bunları azaltmak, hafifletmek için seçeneklerini gözden geçirdiklerini bildirdi.

“Coronavirüs salgını, sermaye çıkışlarını tetikleyerek ve turizm sektörü yoluyla kazanılan dövizi ortadan kaldırarak problemi şidddetlendirdi” değerlendirmesini yapan Moody's, “Bu küçülen dış tamponlar hükümetin ekonomiyi daha negatif bir patikadan uzaklaştırma kabiliyetini zayıflattı” dedi.

Raporunda Türkiye'nin dış borcunun büyük bölümünün özel sektöre ait olması nedeniyle Türk hükümetinin finansman risklerinin sınırlı olduğunu belirten Moody's, bununla birlikte Türk özel sektörünün krize güçlü bir ekonomik durumda girmediğine dikkat çekti. “Ekonomi geçen yıl sadece yüzde 1 büyüdü, hükümet politika cephanesinin çoğunu coronavirüs salgını öncesinde harcadı ve zayıflayan lira büyük ölçüde KOBİ'lerden oluşan kırılgan şirketleri gerekecektir” değerlendirmesinde bulunan Moody's, “Coronavirüs etkisinin ötesindeki bu etkiler ekonomiyi yavaşlatacak ve işsizliği artıracak" yorumunu yaptı.

Temerrüt uyarısı

Foreks'te yer alan habere göre, Türk hükümetinin bu durumu çözmek için elinde birçok seçenek olduğunu savunan Moody's bu seçenekleri şöyle sıraladı:

“1) Türk Lirası'nın değer kaybetmesine imkan vermek, bu ekonomiyi yavaşlatacak ve kamu borcunun benzer ülkeler seviyesine yükseltecektir.
2) Ekonomide kısa vadeli acı verecek, ancak büyük olasılıkla lira üzerinde baskıyı aldıracak bir ekonomik reform programı uygulamak,
3) Reformları desteklemesi için IMF'e başvurmak, ancak bu siyasi olarak tatsız bir durum olacaktır,
4) İkili destek aramak, ancak Türkiye'nin büyüklüğü ve yapısal dengesizlikleri bunu zorlaştırıyor,
5) Döviz tutmayı daha da sınırlamak, ancak bu seçenek de yurt içi işletmeler için oldukça zarar verici olur ve büyük olasılıkla bir temerrüt durumu ortaya çıkarır."

“BUGÜN ALINAN KARARLARIN YÜKÜ GELECEĞE YANSIYACAKTIR”

Esfender Korkmaz (Prof. Dr.) –Ekonomimiz bol döviz girişine göre yapılandı. Üretim ve ihracat malı üretimi yüksek oranda ithal ara malına bağımlı oldu. Dövize bağımlı bir ekonomik yapı oluştu. Şimdi de cari açık arttı, sermaye gelmiyor tersine sermaye çıkıyor. Dış borçların çevrilmesinde zorlanıyoruz. Dahası Merkez Bankası rezervleri de azaldı. Özetle tıkandık.

Elbette başarılı bir ekonomi yönetimi olsaydı, bu günlere gelmezdik. Ama madem geldik, artık geldiğimiz ortada, şimdi mesele tıkanmayı nasıl aşarız? sorusuna cevap aramaktır. Ciddi planlama yapmalıdır. Pozitif bir algı yaratmalıdır.

Bu yılın ilk çeyreğinde, Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 5,1 ve özel tüketim harcamaları yüzde 6,2 oranında büyüdü. Yatırımlar e ihracat ise küçüldü. Yüzde 4,5 büyüme harcamaların artmasından kaynaklandı. İkinci çeyrek pandemi çeyreği olduğu için özel tüketim harcamalarında daralma olacak ve GSYH'da da küçülme yaşayacağız. Talep artışı ve ekonomide canlanma yaratmak için üç kamu bankası düşük faiz, ödemesiz dönemi olan ve uzun vadeli krediler toplam talebi doğrudan etkiler, fakat yatırım getirmez.

TÜİK'in ekonomi güven endeksine bakarsak, yatırım için güven altyapısı yok. Talep artışları yatırımlara yansımazsa, istihdam artışı olmayacaktır. Üretimde sürekli artış olmayacak ve büyüme sürdürülmez olacaktır. Talep fazlası ithalatın ve dış açıkların artmasına neden olacaktır. Aslında yeni yatırımlar için teşvikler artırılsaydı yine ekonomide canlanma yaratırdı. Ancak daha gecikmeli olurdu. Özetle bugün talep artışı için alınan önlemlerin yükü bir kısım halka ve gelecek iktidarlara yansıyacaktır.

Demokrasi temeline dayanmayan büyüme hem sürdürülemez hem de toplumsal refahı sağlayamaz. Zira toplumsal refah kalkınma ile sağlanır. Demokrasinin olmadığı dikta rejimlerinde kısa veya orta dönemde büyüme olabilir. Ne var ki, aynı zamanda kaynakların dikta elinde veya bir azınlık gurupta toplanması, gelir dağılımını bozar. Devletin sağlık, eğitim ve istihdam yaratmak için ayırması gereken kaynakları, otokrasiyi sürdürmek için destek olanlara dağıtması, gelir dağılımı yanında refah göstergelerini de düşürür. Orta ve uzun vadede kaynak kullanımında etkinlik azalır. Kaynak kullanımında etkinliğin düşmesi büyümeyi de düşürür. Türkiye, siyasi ve ekonomik istikrar açısından zor geçittedir. Siyaset konuşanlar, siyasi istikrar için çözüm konuşmuyor. Darbeden tutun asıp-kesmeyi konuşuyorlar. Ekonomi uzmanı diye medyada konuşanların tamamı ekonomideki çıkmazdan bahsediyor. Nedenleri sıralıyor. Birileri de striptiz ekonomisi diyor. Yani, ekonomi magazinleşti ve halktan rağbet görüyor. Birileri çözüm konuşunca rağbet görmüyor. Hani Millet kaderine razı gibi.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Kendileriyle ilgili” yasa tekliflerin için görüşleri alınmayan Avukatlar yürüyor, İşçi Sendikaları yurdun dört bir yanında basın toplantıları yapıyor. Ama… Barolar Ka...

Çin'de ortaya çıktıktan kısa sürede sonra tüm dünyaya yayılan coronavirüs pandemisinin olumsuz etkileri sürüyor. Bir yandan vaka ve yeni ölümler yaşanırken, diğer yand...

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, GÖZLEM’in Türkiye gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. İşte sorularımız ve Sertel’in cevapları…

Türkiye’de çözüm bekleyen ekonomik ve sosyal sorunlar dururken vatandaşın uzun zamandır bitmesini beklediği siyasi gerilim tırmanmaya devam ediyor. Halk temel ihtiyaçl...

Tüm dünyayı etkisi altına alan coronavirüste vaka sayısı 11 milyona, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 600 bine yaklaştı. Salgın henüz kontrol altına alınamazken, ülke...

Hükümetin Meclis’e getirmek üzere olduğu, “baroların yapısının ve seçim usullerinin değiştirilmesi” teklifi ile ilgili gerginlik sokaktan Meclis’e taşınacak. Gözlem ko...

Dünyada yeni tip coronavirüs (Covid-19) salgını tüm hızıyla devam ederken ülkelerden gelen vaka ve ölü sayılarındaki “rekor” artışlar endişe yaratmaya devam ediyor. Dü...

Yazarlar
Website Security Test