Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kuzey Irak PKK’dan temizlenecek

19.6.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Emekli Albay Soner Aydın, harekatını GÖZLEM için değerlendirdi; “Umarım bu sefer Mehmetçiğimizin azim ve kararlılıkla ortaya koyduğu fedakârlık heba edilmeyecektir.”

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Şengal, Mahmur ve Kuzey Irak’ın kimi bölgelerine yönelik hava operasyonları sürerken, Haftanin bölgesine de karadan harekât başlatıldı. "Pençe-Kaplan Operasyonu" adı verilen harekâtta bölgeye komandolar gönderildi.

Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Pençe-Kaplan Operasyonu başladı. Kahraman Komandolarımız Haftanin’de!" ifadelerine yer verildi.

Bu paylaşımın ardından komuta merkezine ait görüntüleri paylaşan MSB, "Halkımızın ve hudutlarımızın güvenliğini tehdit eden PKK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirmek maksadıyla; Hava Kuvvetleri, ateş destek vasıtaları, ATAK Helikopterleri, İHA ve SİHA’larla desteklenen Komandolarımız, hava hücum harekâtıyla bölgeye intikal etmişlerdir" mesajını paylaştı.

Hafta dolarken havadan ve karadan yüzlerce PKK hedefi ortadan kaldırıldı.

ABD bölgeden askerlerini çekerken, ABD, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ise “Irak hava sahasının Türk savaş uçakları tarafından ihlal edilmesini kınıyoruz” açıklaması yaptı.

 

“HAREKATIN ETKİSİNİ DIŞ TEPKİLERLE ÖLÇMEK DOĞRU OLACAK”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Irak’ın Kuzeyinde yuvalanan PKK terör örgütüne karşı 14 Haziran gecesi Hava Kuvvetlerimiz tarafından icra edilen Pençe-Kartal, ardından komandolarımız tarafından icra edilen Pençe-Kaplan Harekatlarını basından izlemek, tam bir kanaat oluşması için yeterli değildir. Ama kapsadığı alanın (Irak’ın kuzeyinde; batıda Sincar’dan, doğuda Kandil’e kadar) genişliğine, kullanılan hava ve ateş destek gücünün büyüklüğüne ve 500’den fazla terör hedefinin vurulduğuna baktığımızda büyük çaplı bir harekât olduğu izlenimi vermektedir. İlerleyen zamanda, kara harekatının gelişmesine ve alınacak sonuca bakarak daha sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün olacaktır.

Gazete ve televizyonlarda harekatın teknik, taktik ve istihbarat ayrıntılarının uluorta ifşa edilmesini doğru bulmadığımı, MİT görevlisi şehidimizin cenazesini yayımlayan gazeteciler yargılanırken, 18 Haziran’da; Irak’taki MİT görevlilerinin sayısını ve faaliyetini en küçük ayrıntısına kadar yayımlayan televizyon, gazete ve gazetecilerle haber sızdıran görevlilerin görmezden gelinmesindeki çelişkiyi de vurgulamak isterim.

Bu aşamada, harekatımızın etkisini; askeri hedeflerin bertaraf edilmesinden ziyade, gösterilen dış tepkilere bakarak değerlendirmek daha doğru olacaktır kanaatindeyim. Bu aynı zamanda bölgedeki yeni iş birliği çabalarını ve karşımıza çıkan/çıkarılan yeni aktörleri de ortaya koyacaktır. Harekatımıza ilk tepki Arap Birliği’nden gelmiştir. Arap Birliği; tıpkı PKK gibi, harekatın Kürt varlığına karşı olduğu algısı yaratmaya, soykırım gibi göstermeye çalışmakta ve kınamaktadır. Bu zamana kadar Irak’ta icra ettiğimiz harekatlara çok fazla tepki göstermeyen, ABD’nin ülkesine yerleşmesine, PKK’nın ve ABD güdümündeki diğer terör örgütlerinin topraklarında yuvalanmasına sesini çıkarmayan Irak yönetimi, bu harekâtla Irak’ın egemenliğini ihlal ettiğimizi iddia etmiştir. Son olarak Birleşik Arap Emirlikleri de aynı tepkiyi göstermekten geri durmamıştır. Bunları PKK ile aynı çizgiye getiren faktörler zaman içinde ortaya çıkacaktır. Bugün görünen; ABD ve Rusya öncülüğünde, Müslüman ülkeler arasında derin anlaşmazlıkların kapısının aralandığıdır. 22 Nisan’daki yazımda bu konuya değinmiş, Türkiye’ye karşı bir Arap askeri iş birliği hazırlığından söz etmiştim. Şimdi bu iş birliğine Irak’ın da dahil edilmeye çalışıldığı, dikkat çekmektedir. Bölgedeki PKK varlığı, cepheleşmeye gerekçe yapılabilecek önemli bir faktördür.
Bu arada yabancı basında harekatın HDP yürüyüşüne karşı olduğu gibi tuhaf yorumlar yer almaktadır. Bunun ciddiye alınması mümkün olmadığından üzerinde durmaya bile gerek yoktur. Sadece PKK’nın arkasındaki desteği ortaya koyması açısından değerlendirmekte yarar vardır.

Bölgemizdeki sorunların baş sorumlusunun ABD olduğu bütün açıklığıyla ortadadır. Yıllardır başta PKK olmak üzere terör örgütlerinin büyük çoğunluğunu açık veya örtülü olarak destekleyen ABD; son zamanlarda Suriye’de Barzani çizgisindeki Kürt örgütlerinin çatı örgütü olan ENKS (Suriye Kürt Ulusal Konseyi) ile ABD güdümündeki PYD’yi birleştirme ve sürece Kürt aşiretleri, Irak’taki KDP, KYB ve PKK’yı dahil etme çabası içindedir. ABD bu amacına ulaştığı taktirde, İsrail’in güvenliği için oluşturulmaya çalışılan büyük Kürdistan hayalinde önemli bir ilerleme sağlanacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin harekatları başarıyla sonuçlandığında PKK’nın Irak-Suriye irtibatına önemli bir darbe vurulmuş, birleş(tir)me çabalarına karşı bölgedeki bütün aktörlere önemli bir mesaj verilmiş olacaktır.

Son yıllarda Irak ve Suriye’de PKK ve uzantılarına karşı icra ettiğimiz harekatlar; bölgede PKK terörünün kökünün kazınmasından ziyade, bölgenin şekillenmesindeki rolümüze etki edecek uygulamalar gibi görünmektedir. İcra edilen her harekatta “son terörist ele geçirilinceye kadar harekata devam edileceği” ifade edilmektedir ama o son terörist bir türlü ele geçirilememektedir. Oysa “son terörist” örgütün elebaşları ve onların arkasındaki emperyalist destektir, yuvalandıkları yerlerin de noktasal doğrulukta biliniyor olması gerekmektedir. O son teröristi ele geçirme operasyonu, kararlılıkla istendiğinde bütün örgütü ortadan kaldırmadan da yapılabilir. Son terörist(ler), baştan etkisiz hale getirildiğinde -ki istenirse başaracak gücümüz vardır- ve destek veren aktörler engellendiğinde örgütün dağıtılması kolaylaşacaktır. 1992 yılından sonra devletimizin ve TSK’nın kararlı mücadelesi, 1999 yılında terörist başı Apo’nun ele geçirilmesi operasyonu, PKK’nın 2005 yılına kadarki eylemsizlik süreci ve daha sonraki açılım süreciyle tekrar başa dönüldüğü hatırlandığında konu daha iyi anlaşılacaktır. 1992-1997 yılları arasında Irak’ın kuzeyindeki terör yuvalarına yapılan üç büyük (Çelik, Çekiç ve Şafak) harekât ve yüzlerce küçük çaplı operasyonla kontrol altına alınan bölgelere bunca yıldan sonra tekrar harekât icra etmek zorunda kalmamız düşündürücüdür. Umarım bu sefer bütün dünyanın yaşadığı Corona kıyameti sürecinde Mehmetçiğimizin azim ve kararlılıkla ortaya koyduğu fedakârlık heba edilmeyecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Faiz düşürerek, döviz fiyatını ve enflasyonu düşürme” hedefi tutturulamadı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı; “sebebi ve çareyi” uzmanlara sordu. İşte görüşler…

Türkiye’nin Sarraj hükümetine destek verdiği Libya’da Sirte ve Cufra’ya yönelik operasyon planları nedeniyle bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, Ulusal Mut...

Türkiye genelindeki neredeyse bütün baroların karşı çıktığı “çoklu baro” düzenlemesinin büyük bölümü gazetemizin baskıya verildiği saatlerde (Cuma / saat 18.00) Türki...

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) coronavirüs salgınının yavaşladığına dair elde bir işaret olmadığını açıkladı. Virüsün hava yolu ile bulaştığı yönündeki çalışmalar son dönem...

“Kendileriyle ilgili” yasa tekliflerin için görüşleri alınmayan Avukatlar yürüyor, İşçi Sendikaları yurdun dört bir yanında basın toplantıları yapıyor. Ama… Barolar Ka...

Çin'de ortaya çıktıktan kısa sürede sonra tüm dünyaya yayılan coronavirüs pandemisinin olumsuz etkileri sürüyor. Bir yandan vaka ve yeni ölümler yaşanırken, diğer yand...

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, GÖZLEM’in Türkiye gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. İşte sorularımız ve Sertel’in cevapları…

Yazarlar
Website Security Test