Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“İlk seçimde CHP iktidarını net bir şekilde görüyorum.”

3.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, GÖZLEM’in Türkiye gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. İşte sorularımız ve Sertel’in cevapları…

MEHMET KOCABIYIK

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Atila Sertel, Türk siyasetinde yaşanan ve yaşanabilecek gelişmelere dikkat çekti. Siyasi Partiler ve Seçim Sistemi’nin değiştirilmesinden, siyasi hayata giren yeni partilere, zaman zaman dile getirilen erken genel seçimlerden ekonomide yaşanan tabloya kadar bir çok konuda açıklamalarda bulundu. Sertel, “Günümüzde AKP iktidarının hızla eridiğini ve ilk seçimlerde de partimizin iktidarını çok net bir şekilde görüyorum. Saray rejiminin keyfi, müsrif ve plansız ekonomi politikaları Türkiye’yi derin bir toplumsal buhrana sürükledi.” dedi.

1 – Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini de kapsayacağı öne sürülen “seçim sisteminde değişiklik” yapılacağı iddiası doğru mu? Değişikliğin içeriği ve amacı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bu konudaki tartışmalar bir süredir devam ediyor. Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nda bir takım değişiklikler için AKP’nin geniş kapsamlı bir çalışma başlatacağı ve Meclis’e getireceği yönündeki haberler basına yansıdı. Çalışmanın, yeni partilerin transfer yapmasının ve grup kurmasının engellenmesinden çıkartılarak, “yeni ittifak modelleri, seçim barajı, daraltılmış bölge” gibi konuları içerdiği, seçim barajlarının yüzde 5’e indirilmesi ve seçim bölgelerinin sayısının arttırılması amaçlandığı ifade ediliyor. Tabii ortada bir taslak olmadığı için net bilgiler veremiyoruz. Seçim Yasası’nda iktidarın ne istediğinden ziyade ana muhalefet olarak bizlerin ne istediğini kamuoyuna aktarmamız gerek. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 16 Haziran günü Meclis’te yaptığı grup toplantısında bu konudaki görüşlerimizi ve duruşumuzu açıkça ifade etti. O konuşmadaki en çarpıcı önerilerden biri de “Seçim yasasında bir değişiklik yapılacaksa milletin vekillerinin millet tarafından seçilsin. Lider vesayeti son bulsun” şeklindeki öneriydi. Ön seçimden çıkarak Meclis’e girmiş bir milletvekili olarak bu öneriyi sonuna kadar destekliyorum. Şayet bu tüm partiler için hayata geçirilirse ülkemiz için devrim niteliğinde bir adım olur. Üyelerin oylarıyla milletvekili adayı olan ve Meclis’e girebilen milletvekilleri lidere değil, halka karşı sorumluluklarını yerine getirirler. Dolayısıyla seçim sisteminde bir değişiklik yapılacaksa bu düzenleme mutlaka yer almalıdır. Lider sultasına son verilerek milletin vekillerini milletin seçmesinin önü açılmalıdır.

2 – Gelecek seçimde CHP’nin şansını nasıl görüyorsunuz? Geride bıraktığımız seçimlerde yaşanan “usulsüzlük” iddiaları için muhalefetin planı nedir? AKP kaybederse “yeniden” seçim tekrarı yaşanır mı?

Günümüzde AKP iktidarının hızla eridiğini ve ilk seçimlerde de partimizin iktidarını çok net bir şekilde görüyorum. Bu kadar net konuşmamın sebebi sürekli sahada olmamız ve vatandaşları dinlememizden kaynaklanıyor. Toplumun çok büyük bir kesimi AKP iktidarından bıkmış, ekonomik sıkıntılardan yorulmuş durumda. Geçmişte AKP’ye oy verenler bugün iktidara veryansın ediyor. Çiftçi, sanayici, esnaf ağır bir ekonomik bunalım içinde. İktidar ne ekonomiyi ne de ülkeyi yönetebiliyor. Genel Başkanımızın da dediği gibi “Ülkemiz yönetilemiyor, savruluyor.” İktidarın bu vurdumduymazlığı ve savurganlığı onların gidişini hızlandırdı. Usulsüzlükler konusuna gelince; İstanbul seçimlerinde çok ciddi bir sınav verdik. Sandıklara ve oylara hep birlikte sahip çıktık. Partimizin tüm organları ve vatandaşlarımız verdiği oyun arkasında durdu ve 24 saat nöbet bekledi seçim kurullarının önünde. İstanbul seçimlerinde teknolojik anlamda da tüm önlemler alınarak her oyun takibi yapıldı. Bütün bu çabalarımızın sonucunda da 3 binlerde olan fark 800 binleri geçti. AKP iktidarı her seçimde belli ayak oyunlarını başvurmakta sakınca görmüyor ancak ilk seçimlerde ne yaparlarsa yapsınlar gidecekler.

3 – Yeni kurulan partiler seçime ne yönde etki edecekler?

Bizler demokrasi de çoğulculuktan, çok seslilikten yanayız. Bu anlamda yeni partilerin kurulması demokrasi ve çok seslilik adına olumlu. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu grup konuşmasında seçim yasasında değişiklik yapılırsa barajın tamamen kaldırılmasını yüzde 1 dahi oy alan partinin Meclis’te temsil edilmesi gerektiğini vurguladı. Çok doğru ve yerinde bir öneri. Seçim barajı kalkmalı ve en azından tüm siyasi partilerin liderleri Meclis’te olmalıdır. Bu anlamda yeni kurulan partilerin de siyasete, seçimlere katılıma olumlu etki edeceğini düşünüyorum.

4 – Muhalefet partilerinin sık sık dile getirdiği “Saray Ekonomisi” ve “Halkın Ekonomisi” kavramlarını açabilir misiniz? Türkiye ekonomisi “pandemiden bağımsız olarak” bir kriz yaşıyor mu?

Saray rejiminin keyfi, müsrif ve plansız ekonomi politikaları Türkiye’yi derin bir toplumsal buhrana sürükledi. Yakın tarihimizdeki en ciddi krizlerden biri olan mevcut ekonomik kriz, vatandaşlarımızı en yaşamsal gereksinimlerini karşılayamayacak hâle getirmiş ve onları tükenmişlik duygusuyla baş başa bırakmıştır. Saray rejiminin kibirli ve umursamaz anlayışı, yurttaşlarımızın sorunlarını görmezden gelmekte, bu sorunlara neden olan çarpık düzenin devamında ısrar etmektedir. İktidarın, bu derin buhranın görülmesini istememesi ve medya organlarındaki karartmadan medet umması ülkemizi büyük bir sosyal felakete sürüklüyor.

Gençlerden emeklilere, esnaftan küçük ve orta ölçekli işletmelere, toplumun her kesimini umutsuzluğa iten Sarayın ekonomi yönetimi, ülkemizde üretimi, istihdamı ve liyakati ortadan kaldırdı.

İnsanımızı borç krizine, iflasa ve kötü yönetime mahkûm etti. İşsizlik, yoksulluk ve krizle boğuşan yurttaşlarımız işlerini ve hayatlarını devam ettirememenin sıkıntısıyla bunalıma sürüklendi. Hayat pahalılığı ve zamlar, kredi borçları ve iflaslar toplumun üzerine karabasan gibi çöktü. Saray rejiminin umursamazlığı derin bir toplumsal krize neden oluyor. Çünkü Saray’ın ekonomisi ve gündemiyle, halkın ekonomi ve gündemi tamamen farklı.

Muhalefet olarak biz bu tespitleri yapıyor ve çözüm önerilerimizi de her platformda dile getiriyoruz. Şöyle ki; CHP iktidarında ekonomik büyümeyi sağlayıp, milli geliri artırmak için plan ve projelerimiz hazır. Milli gelir artışından yalnızca yandaşların değil herkesin hakça pay almasını, gelir dağılımında adaletin sağlanmasını, yurttaşların yaşam kalitesinin yükseltilmesi de önceliklerimiz arasındadır. CHP, kendine yeten ve bunalıma sürüklenmeyen bireyler ve aileler için güçlü bir sosyal devlet ve sosyal dayanışma ağları inşa edecektir. Yoksuldan, emekçiden rantiye kesimine aktarım yapan vergi sistemi değiştirilecek, ödeme gücüne göre vergi ilkesi getirilecektir.

Toplumsal yaşamı esir alan yoksulluk, intihar ve şiddet sarmalını kırmanın, kapsamlı ve çok boyutlu bir mücadeleyle mümkün olduğunu biliyoruz. Saray’ın ekonomisi altında ezilen halkımızla birlikte bu toplumsal mücadeleyi yürüterek, halkın ekonomisini iktidara taşıyacağız.

5 –İktidarın; milletvekilleri, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları gibi toplumun birçok kesimine uyguladığı ve giderek artan baskı hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Özellikle iktidarın daha çok sahiplenmesi beklenen 15 Temmuz gazilerine yönelik polis müdahalesini de göz önünde bulundurursak iktidarın bu kadar sertleşmesini yorumlar mısınız?

Zam ve zulüm iktidarı 18 yıldır devam ediyor. Ötekileştirmeden, kinden, nefretten beslenen AKP iktidarı bu süreçte kendine muhalif gördüğü tüm sesleri de susturma yoluna gitti. Basın ve ifade özgürlüğüne yönelik başlayan baskılar süreç içerisinde toplumun diğer kesimlerine ve sivil toplum kuruluşlarına da uygulandı. Uygulanmaya da devam ediyor. Ama toplum artık bu baskılara boyun eğmiyor. Hiçbir şey sonsuza kadar sürmediği gibi bu iktidar da tek adamın baskıcı, keyfi uygulamaları da sonsuza kadar sürmeyecek. Geçmişte sahte delil ve düzmece operasyonlarla bizim arkadaşlarımızı yargılayan, onları hapse atan hakimler, savcılar bugün nerede? Kimi yurtdışına kaçtı kimi de hapiste yatıyor. Zulüm yapan, insan hakkı yiyen herkes bir gün o yaptığı zulmün hesabını hukuk sistemi içerisinde verecek. Buna inanıyorum ve bu günlerin yaklaştığını da görüyorum.

15 Temmuz Şehit yakınları ve gazilerimiz konusuna gelince burada bir hak arama meselesi var. Ancak AKP iktidarı hakkının arayan tüm kesimlere uyguladığı muameleyi 15 Temmuz Şehit yakınları ve gazilerine de uyguladı. Biliyorsunuz; 15 Temmuz darbe girişimi sonrası açılan kampanyada 309 milyon lira toplanmış ve bu paranın 15 Temmuz Şehit yakınları ve gazilere dağıtılacağı söylenmişti. Toplanan para faizi ile birlikte 338 milyon liraya ulaştı ancak 15 Temmuz şehit aileleri ile gazileri 4 yıldır ödeme alamadı. Genel Başkanımız uzun bir süredir şehit aileleri ve gazileri için toplanan paranın akıbetini soruyor. Ama iktidardan “tık” yok. Paranın nereye gittiğini açıklayamıyorlar. Biz böyle bir iktidarla karşı karşıyayız. Zam, zulüm ve kibir iktidarının başındaki isim “kimseye hesap vermem” diyor. 15 Temmuz Şehit aileleri ve gaziler de kendi adlarına toplanan parayı almak için hak arama mücadelesine girdi.

Ama bu vatandaşlarımız AKP Genel Merkezi’nin önüne gidince Polis saldırısına maruz kaldı. Ölümü göze alarak darbeyi önlemek için sokağa çıkan insanlarımıza yapılan bu Polis saldırısı asla kabul edilemez. Düne kadar “Bizim şehidimiz, bizim gazimiz” diye övündükleri bu insanlar bu muameleyi hak etmiyor. Polise müdahale etme emrini kim verdi? Bunun sorgulanması gerekir. “Toplanan paralar nereye gitti?” bunun da sorgulanması gerekir. Kime oy verirse versin, kimden yana olursa olsun nerede bir mağdur varsa biz onların yanındayız. Demokrasi, özgürlükler ve adalet adına verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Siyasi tartışmaların dozunu yükselten açıklamalarla gerilim zincirine art arda eklemeler yapılmasından vazgeçilmesi gerekirken, “çok ağır sözler, isnatlar ve iddialar ...

CHP’nin “Hedef iktidar” sloganıyla yaptığı 37. Olağan Kurultay’da, Tuncay Özkan başta 4 genel başkan yardımcısı Parti Meclisi’ne giremedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun liste...

Ankara’da 87 yaşında vefat eden, Türk basın tarihinin duayen isimlerinden ve Gazetemizin yazarlarından gazeteci-yazar Mehmet Ali Kışlalı törenle son yolculuğuna uğurla...

Dünyayı sarsan, 650 binden fazla can alan, 16.4 milyona yakın kişiye enfekte olan coronavirüs (Covid-19) ile ilgili uluslararası sağlık örgütlerinden uyarılar gelmeye ...

“Üst makamın hata ve yanlışları için” uyarılar yapılması yerine, devletin başta adalet olmak üzere “tarafsız yapısının yaralar almasında gönüllü görev üstlenenler”; si...

Başta AVM’lerdeki mağaza, lokanta ve kafeler olmak üzere kapanan, satılmaya çalışılan işyerlerinin, dükkanların, mağazaların sayısındaki artış önlenemiyor. GÖZLEM uzma...

Türkiye, Suriye ve Libya’nın dışında Ermenistan ve Yunanistan ile de askeri gerilim yaşamaya başladı. Suriye’de sınır ötesi operasyon sürerken, Libya’da tansiyon gider...

Yazarlar
Website Security Test