Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

TUİK “devlete güvenin kaybolmasını” mı istiyor?..

17.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sadece bir şirketin değil, bir çok “kamuoyu araştırma”” şirketinin yaptığı anketlerde “vatandaşın yüzde 70’in üzerinde bir sonuç ile” Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı “enflasyon ve işsizlik rakamlarına inanmadığını” ortaya koyuyor.

Türkiye’de son açıklanan rakamlara göre yıllık enflasyon yüzde 12,62, altı aylık enflasyon ise yüzde 5,75 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı bu oranlar toplumun büyük bölümünü tatmin etmedi. Vatandaşlardaki genel kanı rakamların baskı altında tutulduğu yönünde.

Benzer bir durum da işsizlikte yaşanıyor. Coronavirüs sebebiyle binlerce vatandaş işini kaybettiği açık ortada iken TÜİK’e göre Nisan 2020 ayında işsizlik 0,2 puan azalarak yüzde 12,8 oldu.

Enflasyon oranlarının gerçeği ne kadar yansıttığı tartışılırken, Türkiye'de yaşayanların yüzde 80'i giderlerinin arttığını söylüyor. En fazla artış da gıda ürünlerinde yaşanıyor.

Enflasyonun ve işsizliğin bilinçli olarak düşük gösterildiğine inanan vatandaşların oranı her geçen gün artıyor. Sadece bir şirketin değil, birçok “kamuoyu araştırma” şirketinin yaptığı anketlerde “vatandaşın yüzde 70’in üzerinde bir sonuç ile” Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı “enflasyon ve işsizlik rakamlarına inanmadığını” ortaya koyuyor.

Türkiye’de parlamenter sistemin yerine uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ikinci yılını doldururken, ekonomistlere göre ekonomi “tek bir merkezden yönetme” sorunu yaşıyor.

Genel Müdürü, genel müdür yardımcıları ve bölge müdürlerinin çoğunun değiştirildiği TÜİK’in “enflasyon ve işsizlik rakamlarını düşük gösterdiği” konusundaki görüş ve iddialar yaygın hâle geldi.

Bu rakamların düşük tutulması, “memura, işçiye, emekliye, dul ve yetime, gazilere düşük maaş zamları yapılmasına” yol açıyor. Büyük çoğunluk da, “bu göstergelerin, iktidara bu konularda yapılan eleştirilerin haklı olmadığını gösterme çabası” olduğuna inanıyor.

TÜİK ile ilgili bu “olumsuz tablo”, vatandaşın “Devlete olan güvenini” de sarsıyor.

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

*******

“TÜRKİYE’DE SİYASET, VERİ VE İNFORMASYONU KİRLETİYOR”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) –TÜİK’te 1 yıl kadar çalışmış biriyim ve kurumu tanıyorum. Bu ve benzeri kurumların; tarafsız, yansız ve müdahalesiz olması gerekir. Tarafsız olmayan kurumlarda şaibeler ortaya çıkar. İstatistikleri zorlayarak her şeyi söyletebilirsiniz. Yani istatistiklerle oynayarak onlara yalan söyletmek mümkündür. Ne yazık ki Türkiye’de, istatistik kurumu siyasetin emrinde ve yandaş yöneticilerin elinde olduğu için, birçok veri ile oynanmaktadır. Örneğin, fiyat istatistiki ile sepeti, sepetin bileşimini değiştirerek verileri değiştirebiliyorlar.

Piyasa sistemi, işin kendi akışına ve spontane işleyişe bırakılmalıdır. Akışına bırakılmayıp yönlendirici müdahalelere maruz kalan sistem verilerin çarpıtılmış olmasına yol açar. Dolayısıyla Türkiye İstatistik Kurumu yaptığı her müdahalede piyasa sisteminin doğal işleyişine müdahale etmiş olur.

Türkiye’de siyaset neredeyse her şeye müdahale eder duruma geldi. Bu yapıdan kurtulmanın en kolay yolu; siyasetin etkisini, bu tür kurumların üzerinden en kısa sürede çekmektir. Sadece bağımsız kuruluşların olduğu bir toplumda insanlar ülkesine güven duyar. Dolayısıyla yapılması gereken; hükumetin, atadığı yöneticilerle birlikte TÜİK gibi bağımsız olmak zorunda olan bir kurumdan elini ayağını çekmesidir. Kaldı ki şu anki hükumet sadece TÜİK değil, yargı, TCMB ve bağımsız olması gereken diğer tüm kurumlarda siyasi bir otorite kurmuş durumdadır. Nereye yandaş atarsanız, nereye siyasetin istediği gibi yönlendirilebilen bir yönetici atarsanız oraya güven kalmayacaktır.

Bilimsel bilgi, pozitif yani teknolojiye dönüştürülebilen bilgidir. Yani kirlilikten arınmış bilgidir. Önce olaylar olur, olaylar için veriler toplanır. Siz onu informasyon olarak verirsiniz. İnformasyon kirlidir, onu kirlilikten arındırırsanız bilgiye dönüşür. Türkiye’de siyaset, veriyi ve informasyonu kirletiyor. Dolayısıyla bu veri ve informasyona kimse güvenmez. Kurumların, siyasetin kirliliğinden arındırılmış bir bilgi vermesi gerekir.

*******

“HER ŞEY TEK BİR MERKEZDEN İDARE EDİLEMEZ”

Dr. Ali Nail Kubalı (Ekonomist) –Türkiye’de maalesef, seneler içinde genel olarak kurumların verdikleri rakamlara bir güvensizlik oluştu. Yaşanan işsizlik ve yaşanan enflasyon ile rakamsal enflasyon örtüşmüyor. TÜİK açıkladığı son verilerinde işsizliğin düştüğünü bildirdi. Fakat rakamlara bakarsanız Türkiye’de, geçtiğimiz yıla kıyasla bu sene çok daha fazla işsiz olduğunu görüyorsunuz. Türkiye’nin mutlak işsizliği artmış durumda. Şu an ülkemizde istihdamın azaldığı ve işsizliğin arttığı bir tablo görüyoruz. Fakat yüzdesel bir hesap yapıldığında bir sene öncesine göre daha düşük bir yüzde karşımıza çıkıyor. Geçen ay ile kıyasladığımızda ise işsizliğin yine yükseldiği ortaya çıkıyor.

Halk bu tabloda yanlış bir şeyler olduğunu, ailesindeki, çevresindeki, mahallesindeki işsiz sayısının arttığını birebir yaşadığında zaten görüyor. Dolayısıyla resmi rakamlarla yaşanmışlık, birbirini tutmuyor. Rakamları değiştirmeden, insanları istatistiklerle aldatma gibi bir amaç başladığında tabi iki de insanların güveni kalmıyor. Bir de sen bu kurumun yönetici kadrosunda sık sık değişmeye gidersen bu güvensizliği daha da arttırmış olursun.

Bütün yetkileri tek bir merkeze topladığınız zaman, 80 milyonluk bir ülkenin tüm yönetimi tek bir yerden olduğunda o merkez; tüm olaylara yetişemez. Böyle bir tek merkezli ortamda kurumların içinde birilerin, kendince doğru bulduğu ve iktidara yarar olarak gördüğü bir şey yapma refleksinin de olabilirliği artıyor. Üstüne de, geçmişte defalarca yaşanmış; bazı açıklamaları ya da faaliyetleri sebebiyle işten çıkarmalar kurumların yönetimindeki herkesin göz önünde bulundurduğu bir konu haline geldi. Bütün kararları bir merkezden almaya çalışırsan, yetişemeyecek ve birbiri ile alakası olmayan durum ve sonuçlara sebebiyet vereceksin.

Yapılması gereken şeylerden biri, tek bir konuda bile karar vericilerin ve etki edeceklerin sayısını arttırarak, kararların olabildiğince fazla kişinin tartışarak alması ve güçlü bir işbirliği yapılmasıdır. Bir diğeri ise, alt paydalardaki tüm bürokrat ve memurların diplomasi trafiğine takılmadan, merkezle mümkün olduğunca, direkt bir bağın kurulabildiği çoğulcu bir sistemdir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Siyasi tartışmaların dozunu yükselten açıklamalarla gerilim zincirine art arda eklemeler yapılmasından vazgeçilmesi gerekirken, “çok ağır sözler, isnatlar ve iddialar ...

CHP’nin “Hedef iktidar” sloganıyla yaptığı 37. Olağan Kurultay’da, Tuncay Özkan başta 4 genel başkan yardımcısı Parti Meclisi’ne giremedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun liste...

Ankara’da 87 yaşında vefat eden, Türk basın tarihinin duayen isimlerinden ve Gazetemizin yazarlarından gazeteci-yazar Mehmet Ali Kışlalı törenle son yolculuğuna uğurla...

Dünyayı sarsan, 650 binden fazla can alan, 16.4 milyona yakın kişiye enfekte olan coronavirüs (Covid-19) ile ilgili uluslararası sağlık örgütlerinden uyarılar gelmeye ...

“Üst makamın hata ve yanlışları için” uyarılar yapılması yerine, devletin başta adalet olmak üzere “tarafsız yapısının yaralar almasında gönüllü görev üstlenenler”; si...

Başta AVM’lerdeki mağaza, lokanta ve kafeler olmak üzere kapanan, satılmaya çalışılan işyerlerinin, dükkanların, mağazaların sayısındaki artış önlenemiyor. GÖZLEM uzma...

Türkiye, Suriye ve Libya’nın dışında Ermenistan ve Yunanistan ile de askeri gerilim yaşamaya başladı. Suriye’de sınır ötesi operasyon sürerken, Libya’da tansiyon gider...

Yazarlar
Website Security Test