Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Akdeniz’de savaş tamtamları çalarken, Türkiye yalnız mı?..

14.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. Türkiye namına olumlu bir tablo ortaya çıkmadı; işte görüşler…

MEHMET KOCABIYIK

Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon enerji kaynakları paylaşımı nedeniyle, Türkiye ve bölge ülkeleri arasında baş gösteren gerilime, Avrupa Birliği (AB) de dahil olurken, uzmanlara göre krizin kökleri çok daha derinlerde. Yunanistan ile Mısır arasında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını 'yok hükmünde' yaklaşımı ile karşılayan Ankara, misilleme olarak Oruç Reis sismik arama gemisini D. Akdeniz sularına gönderdi ve gemi için Navtex ilan etti.

Yunanistan ise AB, ABD ve diğer D. Akdeniz ülkeleri ile ortak hareket ederek Ankara'nın bölgedeki faaliyetlerine son verdirme çabası içinde. İsrail, Akdeniz'de Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan krizde Atina'nın yanında olduğunu açıkladı. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "İsrail Yunanistan'a, deniz alanları ve münhasır ekonomik bölgesini sınırlandırma hakkı konusunda tam destek ve dayanışmasını ifade eder" denildi.

Erdoğan’dan diyalog çağrısı
Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs arasına karşılıklı restleşmelere yol açarken, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Doğu Akdeniz'de çözümün yolu, diyalog ve müzakeredir” dedi. Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, "Ezeli ve ebedi kardeşliğimizin gereği olarak Lübnan'dayız. Ülkemizin, Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini garantiye almaya yönelik adımları, hem iç politikada hem dış politikada adeta bir turnusol kağıdına dönüşmüştür. Kimse kendini dev aynasında görmemeli. Açık, net konuşuyorum, şov peşinde de koşmamalı. Akdeniz'de gerginliği artıran Türkiye değil, Türkiye'yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini yok saymaya çalışan Rum-Yunan zihniyetidir. Bizim kimsenin hakkında gözümüz yok, ancak hiçbir ülkeye de hakkımızı yedirtmeyiz. Doğu Akdeniz'de çözümün yolu, diyalog ve müzakeredir. Sağduyu ve aklıselimle hareket edilirse herkesin hakkını koruyarak kazan-kazan temelli bir formül bulunabilir." şeklinde konuştu.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, güvenlik konseyini acil toplantıya çağırmış, orduyu yüksek alarma geçirmişti. Atina yönetimi, Türkiye'nin NAVTEX ilan ettiği bölgenin hemen yanı için karşı NAVTEX duyurusu yapmıştı.

Yunanistan, ABD ve Almanya ile diplomasi trafiğini artırırken, Avrupa Komisyonu Dış İlişkiler Sözcüsü Peter Stano ise, Doğu Akdeniz'de meydana gelen gelişmelerin "çok endişe verici" olduğunu belirten bir açıklama yaptı ve Türkiye ile Yunanistan arasında tırmanan gerilimin "iyi komşuluk ilişkileri prensipleriyle" çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Dönmez: “Sismik kablo Akdeniz'e indi”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye ile Yunanistan arasında kriz yaratan Oruç Reis gemisiyle ilgili bugün bir paylaşımda bulundu. Dönmez geminin görüntülerini paylaşarak "Adım adım Akdeniz. Oruç Reis denizlerimizin röntgenini çekiyor. 23 Ağustos'a kadar toplam 1750 kilometre 2 boyutlu sismik araştırma için streamer (sismik kablo) Akdeniz'e indi. Yolunuz açık, enerjiniz yüksek olsun" dedi.

Eller tetikte
Mısır ve Yunanistan arasında imzalanan deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşması Ankara tarafından ‘yok hükmünde’ kabul edildi ancak sular durulmuyor. Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Derneği (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen, Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, Yunanistan’ın siyasi baskı kurmaya çalışacağını, Türkiye’ninse deniz kuvvetleriyle caydırıcılığını konuşturacağını belirtiyor ve “Doğu Akdeniz’de silahlı çatışma ihtimalini dışlamak mümkün değil” diyor.

Ülgen’e göre, Libya’daki askeri harekatın bundan sonraki safhaları içinse hava üstünlüğünün sağlanması şart: “Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığı için kritik husus, Trablus hükümeti kontrol alanı ile hava ve deniz köprüsünün korunması.”

Türkiye’nin F-35 programına geri dönebileceğini düşünen Ülgen, “Mısır ile Yunanistan bu anlaşmayı çok uzun zamandır, Mübarek döneminden bu yana müzakere ediyordu ama imza aşamasına gelinememişti. Müzakerenin uzamasının bir nedeni de Mısır’ın Yunanistan’ın bazı maksimalist taleplerini kabul etmek istememesiydi. Ancak Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanlarının paylaşımı anlaşmasının imzalanması, Atina ile Kahire’yi müzakerelerini sonlandırmaya zorladı ve bu anlaşma ortaya çıktı. Türkiye’nin bu gerilimi iyi yönetmesi lazım. Bunun için cepheyi küçülterek ihtilafı, Türkiye’nin tutumunu dış dünyaya daha rahat anlatabileceği Meis’in iddia edilen kıta sahanlığı sorununa odaklamalı.

Doğu Perincek’in genel başkanı olduğu ve AKP iktidarını destekleyen Vatan Partisi’nin genel seçimlerde milletvekili adayı olan Alper Sunaçoğlu şunları yazdı: “Yunan ve Kıbrıs Rum dışişleri bakanlarının sözde müttefikimiz, stratejik ortağımız ABD’den yardım istemesi üzerine, ABD uçak gemisi Eisenhower üzerinde 90 uçak, 5600 asker ve 12 savaş gemisiyle Girit Adası yanına gelip, tam da sismik araştırma yapacağımız yere demir attı. Bahane de Yunanistan ile 2-3 Ağustosta tatbikat yapacak olmalarıymış. Bunu duyan Fransa da savaş gemilerini gönderdi. Bu müttefikimiz ABD Yunanistan Dedeağaç'a askeri yığınak yaparken gemilere Bizans bayrağı çekerek gitmişti.

Şimdi; askerin Irak, Suriye, Libya ve Güneydoğu'ya kaydırıldığını biliyorken, Yunanistan'ın sınırımıza askeri yığınak yapmasının bir nedeni olmalı. Doğumuz boş. Mayınlı araziler temizlenmişken, Rusya'nın ve Ermenistan'ın sınıra asker yığmasının bir nedeni olmalı.”

*******

“1912 BALKAN SAVAŞI DURUMUNA BENZİYOR”

Yaşar Yakış (Eski Dışişleri Bakanı) -Türkiye ile Yunanistan, Mısır, Fransa ve Akdeniz ülkeleri arasında, Doğu Akdeniz enerji kaynakları paylaşımı nedeniyle yaşanan krizi değerlendirdi. Doğu Akdeniz'de bir çatışma ihtimali olduğunu ancak itidalle davranılarak bundan kaçınılabileceğini belirten Yakış, "Türkiye açısından birikmiş sorunlar yumağı var. Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu 1912'de patlak veren I. Balkan Savaşı'ndaki duruma benziyor. Böyle bir sıkışık zamanda bir şanssızlıktır Türkiye için. Gerilimin kaynağı aslında Türkiye ile Libya arasında imzalanan anlaşma. Türkiye ile Yunanistan arasında, Ege'den kaynaklanan zaten bir dizi sorun var.

Yunanistan, Türkiye'den daha önce davranarak D. Akdeniz'de kendisine sınırdaş olan ülkelerle bir dizi anlaşma imzalayarak inisiyatifi eline geçirdi. Şimdi biz onların yaptığı şeyi bozma çabası içindeyiz.
Türkiye'de uzmanlar ısrarla Mısırla bir anlaşma imzalayıp, Türkiye-Mısır arasındaki deniz yetki sahası sınırlarını çizmek istedi. Hatta Mısır'a heyet gönderildi. Mısır Parlamentosu'nda bu işin uzmanları sunum yaptılar. 'Bakınız anlaşmayı şu şekilde imzalarsak sizin şu kadar kazancınız olacak onun için bu anlaşmayı imzalayalım' dediler ancak Türkiye buna bir türlü öncelik vermedi. Sonra da Mursi rejimi devrilip Sisi gelince de, Sisi'yi gayri meşru saydığımız için onlarla hiçbir şey imzalamadık. Bunun üzerine Yunanistan inisiyatif aldı ve Mısır'la anlaşma imzaladı. Şimdi biz onların yaptığı bir nikahı bozmaya çalışıyoruz.
Türkiye yalnız kalmış durumda. Fransa, Yunanistan'ın tarafından yer alıyor. Almanya ise konuya biraz daha derin bakmak istiyor. Yunanistan ve Mısır arasında imzalanan anlaşma, Türkiye'nin yarattığı D. Akdeniz koridorunu bozma amacına yönelik.

Nereden bakarsanız bakın, bundan 110 sene önceki Balkan Savaşı'ndaki durumu göz önüne getiriyorum. Türkiye, Balkan Savaşı'nda herkesle kavgalıydı. Ve Balkan Savaşı'nı kaybedince Yunanistan'ın kuzeyini, Makedonya'yı, Bulgaristan'ın büyük bölümünü kaybetmemizin sebebi askerin siyasete bulaşması, orduda ikilik yaratılması, halkın ikiye bölünmesiydi. Böyle bir durumda Balkan bozgununa uğradık. Bulgarlar bugünkü Yeşilköy'e kadar askerlerini getirdi. 110 seneki önceki duruma yakın bir konumdayız. Herkesle kavgalı, içeride toplum ikiye bölünmüş, yetenekli insanlar görev başında değil." (ahvalnews)

*******

“GERİLİMİ ARTIRAN HAMLELER”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) –Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kararlı tutumu bölgede gerilimi yükseltmektedir. Türkiye ile Libya'nın 27 Kasım 2019'da imzaladığı deniz yetki ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşması başından itibaren Yunanistan'ın ve Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) tepkisiyle karşılaşmıştır.

Aylardır Türkiye aleyhinde kulis faaliyetini sürdüren Yunanistan, Mısır ile deniz yetki alanlarını belirleyen bir anlaşma imzalamıştır. İmzalanan bu anlaşmanın iki ülke parlamentosunda onaylanması ve Birleşmiş Milletlere tescil edilmesi gerekmektedir. Yunanistan AB ve ABD nezdinde yürüttüğü politikayla Türkiye aleyhinde bir algı yaratmaya çalışmaktadır. Fransa, Türkiye'nin Libya'daki etkin politikası nedeniyle Türkiye'ye karşı tavır içindedir ve Yunanistan'dan yana tutum sergilemektedir. Almanya da Türkiye'ye karşı denilebilir.

Türkiye'nin Rodos ve Meis adaları arasındaki bölgede hidrokarbon araştırmalarını başlatmak üzere Oruç Reis araştırma gemisini bölgeye göndermesi gerilimi üst noktaya taşımıştır. Yunanistan Türkiye'nin ilan ettiği NAVTEX bölgesinin Yunanistan'a ait adaların kıta sahanlığı üzerinde olduğunu ileri sürmektedir. Türkiye ise, adaların kıta sahanlığı bulunabileceğini kabul eden uluslararası deniz hukuku sözleşmesine taraf olmadığı için bu iddiayı tanımamaktadır.

Yunanistan AB'ni yanına çekmek ve Türkiye'ye yaptırım uygulatmak için çaba göstermektedir. ABD de yaptığı son açıklamayla Yunanistan'ı kayıran ifadeler kullanmıştır. ABD'nin hasmane tutumu açıkça görülmektedir. Petrol şirketi vasıtasıyla PKK/PYD terör örgütü ile petrol anlaşması imzalamıştır. Ayrıca ABD GKRY ile askeri eğitim anlaşması imzalamıştır. Fransa da GKRY ile ortak savunma anlaşması imzalamıştır.
Türkiye'nin aleyhine olan cephe genişlerken ülkemizin öncelikle atması gereken adımların başında münhasır ekonomik bölgenin bir an önce ilanı gelmektedir. Ayrıca bölgede Libya'nın dışında itifak arayışlarına girişmesi yerinde olacaktır.

Mısırla uzun süredir bozuk olan ilişkiler bu ülkeyi Yunanistan ve GKRY'nin yanına itmiştir. Mısır Yunanistan ile yaptığı anlaşmada Meis hakkında kesin bir tavır görülmemektedir. Bu durum Türkiye'nin hassasiyetini dikkate alan bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla Türkiye Mısır ile ilişkileri artık düzeltme arayışına girmek durumundadır. Ayrıca bölgede İsrail ve Suriye ile bölge dışında da İngiltere ile diyalog yollarını aramalıdır.

Türkiye, Yunanistan ve GKRY tarafından oluşturulan cephenin genişliğine karşı haklarını ve politikalarını izah edecek politikalar içinde olmalıdır. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yönde çağrıda bulunmuş ve uluslararası toplantı önerisinde bulunmuştur.

Yunanistan her zaman Türkiye'ye karşı uzlaşmaz ve aşırı taleplerle ortaya çıkmıştır. Bu cesareti kurulduğu tarihten bu yana Avrupa devletlerinden ve ABD'den almaktadır.

*******

“SURİYE, DOĞU AKDENİZ, LİBYA VE EGE’DEKİ SORUNLAR…”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Cumhuriyet tarihimizin en zor, en hassas dönemini yaşadığımızı söylemenin yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Bir taraftan birlik ve bütünlüğümüzü, devlet yapımızı hedef alan dış destekli terör örgütlerinin tehdidi altındayken, diğer taraftan ekonomik sıkıntılarla, sosyal huzursuzluklarla bunalmış durumdayız. Kendi içimizde milli güç unsurlarının en önemlisi ve milli politikaların yönlendiricisi olan “siyasi gücü” kısır iç siyasi çekişmelere feda ediyoruz. Bu nedenle milli çıkarlarımız etrafında kenetlenmekte zorluk çekmekteyiz. İktidarımız her söyleminde kendisi gibi düşünmeyeni vatan hainliğiyle, teröristlerle iş birliği yapmakla, dış güçlerin çıkarına hizmet etmekle suçlamakta, muhalefetimiz de dış politikamızla ve çevremizi saran tehditlerle ilgili görünmemektedir. Siyasi alanda kendilerine yer açmaya çalışan bir başka kesim ise kaynağı belli olmayan komplo teorilerini gündeme getirerek dikkat çekmeye çalışmakta, muhataplarımızın propagandasına katkı sağlamaktadır.
Yurt içindeki bu hassasiyetimiz sürekli körüklenirken, başta ABD olmak üzere emperyalist devletlerin peşine takılarak giriştiğimiz Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı şekillendirme maceramız bizi bütün komşularımızla ve ilgili bütün ülkelerle çözümü oldukça zor anlaşmazlıklara sokmuştur. Geldiğimiz aşamada dostumuz ve müttefikimiz diyebileceğimiz ülke neredeyse yoktur, olanlar da bize muhtaçtır. Bu durum; son derece haklı olduğumuz uluslararası konularda bile desteksiz kalmamıza neden olmaktadır. Böyle olunca yine önemli bir milli güç unsuru olan “askeri gücümüzü” devreye sokmaktan başka seçeneğimiz kalmamıştır. Nitekim halen Suriye’de, Irak’ta, Libya’da ve terörle mücadelede büyük çapta askeri birliklerimiz görevlendirilmiştir. Bu da Silahlı Kuvvetlerimizin çok cepheli mücadeleye girmesine ve askeri gücümüzün bölünmesine, bununla birlikte önemli miktarda “ekonomik güç” kaybına neden olmaktadır.

Yunanistan; ülkemizin bu durumunu fırsata çevirerek “Megalo İdea”sını hayata geçirmenin yollarını aramaktadır. Bu işe Ege’de 18 ada ve iki kayalığı anlaşmalar hilafına işgal edip askeri birliklerini konuşlandırarak başlamıştır. MSB Eski Genel Sekreteri E. Kurmay Albay Ümit Yalım’ın, duyarlı insanlarımızın ve duyarlı basınımızın bütün ikazlarına, konuyu hukuki gerekçeleriyle gündeme getirme çabalarına rağmen gereken hassasiyet gösterilmemiş, bir tepki ortaya konmamıştır. Bundan cesaret alan ve Ege’de yeterli askeri yığınağı yaptığına inanan Yunanistan şimdi işi daha da ileriye götürerek Akdeniz hakimiyetinde rol kapma arayışına girmiştir. Fransa, Mısır, İtalya ve İsrail’in desteğini sağlamayı başaran Yunanistan son zamanda Dedeağaç’ta ABD’ye deniz ve hava üssü tahsis ederek ABD’nin desteğini de arkasına almış görünmektedir. Ümit Yalım; Dedeağaç’ın Lozan Anlaşmasına göre gayri askeri statüde olduğunu belgeleriyle ortaya koymaktadır. Buna rağmen, bu konuda da tepkisizliğimiz devam etmektedir. Şimdi de kıyılarımıza sadece bir buçuk mil uzaklıktaki 10 kilometre karelik Meis Adası’nın kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) hakkının olması gerektiğini iddia eden Yunanistan, Akdeniz’deki hak ve çıkarlarımızı baltalamaya çalışmaktadır. Bu durumun kabul edilmesi mümkün değildir. Aksi halde Ege’de işgal ettiği adalar da aynı statüye sahip olacaktır. Bu da diğer bir milli güç unsuru olan “coğrafi gücümüzü” zafiyete uğratacaktır. Bunun yanında; Yunanistan’ın iddia ve tacizlerinin önü alınamadığında, yakın gelecekte Güney Kıbrıs’ı NATO’ya sokmaya çalışmasına şaşırmamak gerekir. Bu konuda ABD ve bazı AB ülkelerinden güçlü bir destek alması da muhtemeldir.

Suriye, Doğu Akdeniz, Libya ve Ege’deki sorunları ve terör tehdidini birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bölge hakimiyeti konusunda son derece kararlı iki aktör ABD ve Rusya’dır. Onlar da bütün bölge ülkelerini ve terör örgütlerini kendi çıkarlarına göre yönlendirmekte, anlaşmazlıkları körükleyerek hedeflerine ulaşmayı amaçlamaktadırlar. Buna rağmen aynı tehdit altında olan bölge ülkeleri (Türkiye, İran, Irak, Suriye, Azerbaycan) ortak çıkarları doğrultusunda bölgesel güç birliği oluşturmakta son derece isteksizdir. Ülkemiz bölgede tek başına kalmıştır.

Şimdi iki soru sormak istiyorum. Birincisi, ülkemizin Kuvayı Milliyesi’nin çekirdeği olan Seferberlik Tetkik Kurulunu; derin devlet, gladyo, kontrgerilla, faili meçhul olayların odağı olmakla suçlayarak algı yaratıp halkımızın gözünden düşürmeye çalışmak, sonunda Arınç’a suikast bahanesiyle ortadan kaldırmak doğru olmuş mudur? İkincisi de Atatürk’ü ve Türk Milli Mücadelesini küçümseyerek “keşke Yunan galip gelseydi” diyebilecek derecede milli şuurdan yoksun birisine hala saygı duyan var mıdır, varsa bugün bunlar “keşke Yunan galip gelse” diye aklından geçiriyor mudur?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Muhalif siyasi partiler, özgür basın, Barolar ve Türk Tabipler Birliği gibi ulusal sivil toplum kuruluşları, meslek odaları “hainliğe, teröristliğe kapatılmaya kadar v...

“Enflasyon görünümündeki risklere dikkat çeken” Merkez Bankası, piyasa açısından “sürpriz” sayılabilecek kararla politika faizini 10,25'e yükseltti. Gözlem bu kararın ...

Doğu Akdeniz’de hidrokarbon enerji kaynaklarının araştırılması ve deniz hakimiyeti konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerilimde, karşılıklı sert mesajla...

Tarikatların bazıları, “çocuk ve kadın” istismarı başta olmak üzere toplumun tepkisini çeken olaylar ile ülke gündemine girerken, İsmailağa cemaatinin önde gelen isiml...

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un “Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her intihar kadın cinayeti...

Türkiye ile Yunanistan arasında Akdeniz’deki deniz yetki alanları, doğal kaynaklar ve Kıbrıs’taki çözümsüzlük nedeniyle yaşanan gerilim her geçen gün büyüdü; Ege Adala...

“İki yaka yarım aşk” filmiyle uluslararası arenada adından söz ettiren Nurdan Tümbek Tekeoğlu, yeni filmi için hazırlıklara başladı. Çekimleri İzmir ve Mersin’de gerçe...

Yazarlar
Website Security Test