Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Rezalet” nereye kadar sürecek?..

4.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e siyaset sahnesinden, tarikat ve cemaatlere; Diyanet İşleri Başkanı dahil bazı bürokratlardan gazetecilere, yazarlara kadar uzanan her türlü hakaret artıyor. Savcılar görevlerini yapmıyor, hakimler ortada yok. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri...

MEHMET KOCABIYIK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi parti genel başkanları ve bakanların 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 98’inci yıl dönümünde Anıtkabir’i ziyareti sırasında Akit TV, bir skandala imza atarak haberi, “Devletin zirvesi Anırkabir'de” olarak verdi. Akit TV’ye başta sosyal medyadan olmak üzere toplumun her kesiminden tepki yağdı. Skandala ilişkin daha sonra haber bülteninde açıklama yapan Akit TV, olayda bir kastın bulunmadığını, tamamen bir “KJ” hatası yaşandığını öne sürdü. Ama özürde, ne Anıtkabir ne de Atatürk isimleri vardı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret bununla sınırlı değil. Cumhuriyet aleyhine söylemleriyle bilinen Kadir Mısıroğlu Kurtuluş Savaşı ile ilgili, “Beni tefe koyarlar ama keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı. Ne şeriat yıkılırdı. Ne medreseler lağvedilirdi. Ne hocalar asılırdı. Hiç biri olmazdı” ifadelerini kullanmış ve büyük tepki toplamıştı. Devlet memuru statüsünde olan zamanın Genel Kurmay Başkanı ile Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise Atatürk ve Cumhuriyet’e düşmanca sözlerine rağmen Mısıroğlu’nu ziyarete gitmişlerdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Mısıroğlu’nu makamında kabul etmişti.

Ayasofya’nın tamamıyla camiye dönüştürüldüğü ilk Cuma hutbesinde Erbaş, “Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar. Vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar” sözlerini kullanmış kamuoyundan büyük tepki toplamıştı.

Ülke TV’de katıldığı bir programda, “Benim listemde 50 kişi var” sözleriyle hatırlanan Sevda Noyan’ın Atatürk’ün ölüm yıldönümü olan 10 Kasım’daki paylaşımında, “Bugün putları kırma günü. Kendimize gelme günü. Bir ölümlü kuldan gel bizi kurtar diyenlere, ibretle bakma günü. Bugün, hep o gün...” dediği ortaya çıkmıştı.

Almanya’da yaşadığı iddia edilen ve “Atatürk'ün yaptıklarını size sayalım” diyerek videoyu açan şahıs, “Türkiye'de başörtüyü yasakladı, bazı camileri çöle çevirdi, 18 yaşının altındakilere Kur'an okumayı yasakladı. Osmanlıcıya yasakladı ki kimse Kur'an'ı anlamasın” diyerek hakaretlerini sürdürdü. Anıtkabir ziyaretinde bir video çekerek sosyal medyada paylaşan Safiye İnci ise, iğrenç bir şekilde “Şu an buraya geldiğim için çok utanıyorum. Çok ısrar ettikleri için geldim. Atatürk, Erdoğan’ın … …. bile olamaz” sözlerini kullanmıştı.

Akit TV’den skandal “Anırkabir” başlığı…

Atatürk’e dört bir yandan gelen “hakaret, küfür ve lanet okuma” örnekleri “ne yazık ki” uzayıp gidiyor. Son yaşanan gelişmeler arasında ise geçtiğimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarında Akit TV’nin canlı yayın akışı sırasında attığı “çirkin” başlık gündem oldu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve devlet erkânının Anıtkabir’i ziyaret ettiği görüntüleri veren Akit TV haberinde, “Devletin zirvesi Anırkabir’de” başlığını kullandı. Daha sonra özür dileyen medya organı, hiçbir kasıt olmadığını savundu. Fakat kanal özründe ne “Anıtkabir” dedi ne de “Atatürk.”

Anıtkabir’deki Zafer Bayramı kutlamalarına bir de orada bulunan bir grup insanın, “Recep Tayyip Erdoğan” sloganı atmaları damga vurdu. Öte yandan konuyla ilgili ne Cumhur İttifakı, ne de Millet İttifakı’ndan birkaç isim dışında bir tepki gelmedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Hidayet Vahapoğlu, konuyla ilgili Twitter hesabından şu mesajı paylaştı: “Bunlar hata falan değil. Bu ucuzlukları gördükçe Neyzen Tevfik’e atfedilen şu mısralar geliyor aklıma; ‘Geldikleri gibi gitmediler; kimi itini bıraktı, kimi bitini. Kimi de piçini bıraktı! Yoksa bu kadar şerefsizin bizden olması mümkün değil’...”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ise, “Bilinçli ve örgütlü bir kötülükle karşı karşıyayız. Akit TV’de Anıtkabir yerine Anırkabir KJ’si kullanılması skandaldır. Bunun adı yanlışlık değil kasıttır. Açık açık Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıdır.” tepkisini gösterdi.

RTÜK, Akit TV'nin Anıtkabir için "Anırkabir" ifadeleri üzerine inceleme başlattığını duyurdu.

*******

“İNSANCA VE ÖZGÜRCE YAŞAMAK İSTEYENLER, ATATÜRK’E SAHİP ÇIKARLAR!”

Ali Naili Erdem (Eski Milli eğitim Bakanı) –Cumhuriyet bir faziletler rejimidir ve arkadaşlarıyla birlikte Gazi’nin o tarihteki rotası Batı’dır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’te aklı ve öne koyan çağdaş Batı düşüncesini ön plana koymuştur. İyiyi, Doğu olarak düşünenler, Gazi’yi benimsemezler. Gazi’nin düşüncesinin ülkenin yararına olmadığını söylerler. Doğu kültürünün içerisinde inanç, Batı kültürünün içerisinde ise akıl ve ilim öndedir. Gazi, akıl ve ilmi rehber olarak benimsemiştir. Aklı ve ilimi; inancın önüne koyma tarzındaki anlayışı içlerine sindiremeyen kişiler, sadece ve yalnızca inancın ölçülerine göre hayatı yönlendirmeye çalışanlar, Gazi’nin varlığına tahammül edemezler.

Oysaki gelişme, yenileşme ve çağdaşlaşma akıl ve ilimle mümkündür. Doğu kültürünün içinde kalıp tek ölçümüz “İnanç” olacak ve onunla mı yetineceğiz? Yoksa, “Çağın Devleti” olmak için aklı ve ilimi ön plana çıkaran bir ülke olarak mı devam edeceğiz? Ortaçağ düşüncesindeki insanlar yani aklı ve ilimi reddeden insanlar Atatürk’e küfür ederler. Gazi’ye küfür edilmesinin asıl sebepleri; yeniliğe düşman olmak, “tutsak fikirli” olmak ve insanca yaşamaya tahammül edememektir. İnsanca, özgürce, hür akılla yaşamak isteyenler Atatürk’e sahip çıkarlar.

Gazi’ye hakaret ve küfürlerin son dönemlerde artmasının sebebini bulmak isteyenlere sorumdur, “Batı medeniyeti Türkiye’yi, ortaçağ anlayışıyla skolastik düşünceyle mi görmek ister; yoksa çağın devleti olma yolunu benimsemiş olarak yönetilmesini mi tercih eder? Altını çizerek söyleyelim; uygar ve özgür, insanca yaşamayı amaçlamış hukukla yönetilen bir toplumu Gazi ön plana çıkardıysa, ona şükran ve minnet duymamız gerekirken, hurafelerin peşinde koşanlar Cübbeli Ahmet gibi isimlerin peşinden gidenler Atatürk’e hakaret ederler. Ölçümüz ne olmalıdır? Dünyanın reddettiği ve ne günümüz dünyası ne de gelecekteki dünyada geçerliliği olmayan görüşler mi? Aklı ve ilimi, çağdaşlığı en çağdaşı öne koyan Gazi’nin görüşleri mi? Geçmişin köhneliğinde kalmış, skolastik düşünce ile yönetilen bir ülke olmak istemiyorsanız Gazi’nin ortaya koyduğu görüşleri benimsemeye mecbursunuz. Zaten Atatürk’e hakaret ve küfür edenler onu sevmeyenler, skolastik düşünceyi benimseyenlerdir.

24 ayar pırıl pırıl bir ülkede yaşamak istiyorsanız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkacaksınız. Doğu’nun skolastik, tek önemli görünen konunun inanç olduğu bir yerde yaşamak istiyorsanız da Gazi’ye sövenlerin yanında olacaksınız. Ben Doğu kültürünü benimsemiş olanların Türkiye’ye faydalı olmayacağını, çağdaş bir ülke yerine keyfiliğin egemen olduğu bir ülke olacaktır. Bilimden uzak olacağı noktasından hareket ederek, Cumhuriyet’e sahip olma fikrini benimseyenler Atatürk’ün yanında yer alırlar.

Atatürk’e küfür edenlere karşı; hukuk sisteminin içerisinde Cumhuriyet’e bağlı ve kararlı olanlarla yürünmeli, her tarafı işgal altında olan bir vatan parçasını kurtarıp bunu da tüm dünyaya kabul ettirebilen bir lidere fikren, ilmen, hukuken, ahlaken ve yaşam halinde sahip çıkılmalıdır. Karşıda sokak ağzıyla konuşan biri var ise de, “Efendilik ben de kalsın” düşüncesi artık geçerliliğini kaybetmiştir. Çünkü sokak ağzıyla konuşan bu insanlara “doğru”yu onun anlamadığı dille anlatmanın bir faydası yoktur. Onlara, onların kullandığı ölçülerle yanıt vermek ve Gazi’yi daha fazla yıpratmalarına izin vermemek boynumuzun borcudur.

*******

“BİZ ADAM OLSAYDIK ATATÜRK’ÜN KIYMETİNİ BİLİRDİK”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) –Dostlarımla sohbetlerimde, yaptığım konuşmalarımda sık sık yinelediğim, “Biz adam olsaydık Atatürk’ün kıymetini bilirdik.” sözlerimi yineliyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının kaynağı ve geleceğinin dayanağı olan Mustafa Kemal Atatürk, yok olmak üzere olan bir ulusu yeniden ayağa kaldırıp kendi topraklarına sahip çıkmasını ve ebediyete kadar bu topraklarda bir yurttaş olarak yaşamasını sağlayan büyük bir insandır. Onun için Atatürk’e yalnızca, bizim vatanımızı kurtarması, özgürlük aydınlığına çıkarması, sonsuza değin yüceltmesinin yanında büyük bir insan büyük bir devrimci olması ve çağına güneş gibi doğan bir aydınlık getirmesi unutulabilecek şeyler değildir. Bunun kıymetini bilmeyenlerin, Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edenlerin bırakın yurttaş olmasını insan olduklarını bile kabul edemiyorum.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntıları arasında küllerle boğulan bağnazlar, kendilerini din kıskacı altında “Müslüman” gibi göstererek, her anlayışa her inanışa saygılı yaklaşan İslam’ı kötüye kullananlar bilmelidirler ki, Atatürk bizim geleceğimizin de güvencesidir. Bütün bunları göz ardı ederek kirli dillerini, paslı düşüncelerini, kendilerinin yüceleşmiş saydıkları varlıklarını ileriye atarak Atatürk’e saldırıp prim yapmak isteyenler, yalnızca Türkiye’nin değil tüm dünya insanlarının lanetiyle anılacak küçük insanlardır.
1953’ün 10 Kasım’ında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün naaşının Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e taşındığı törende Atatürk’ü toprağa veren 10 kişiden hayatta kalan tek kişiyim. Atatürk’ün değerini bilinçlerine yerleştirmiş olan yurttaşlarımız bu değeri geleceğin nesillerine örnek olarak gösterip onun hedeflediklerini kazanmayı hedefleyen gençlerimiz bilmelidir ki: Atatürk’e saldıranlar insanlık niteliklerinden yoksun olan varlıklardır. Atatürk’ü her bakımdan kendimizin simgesi olarak görüp, onun açtığı yolda yürümek, onun izini pırıl pırıl aydınlatarak yolumuza devam etmek bizim hem yurttaşlık hem de insanlık borcumuzdur.

30 Ağustos’ta Anıtkabir’de yaşanan, partinin ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partizanı olan bir grubun, “Recep Tayyip Erdoğan” sloganları Erdoğan’ın, Atatürk hakkındaki düşüncelerinin ne olduğunu bilen bizler için bir sürpriz değildir. Bu olaylar önceden de yaşanmış ve belli ki her olanak her fırsatta yaşanan bu olaylarla Erdoğan’ın Atatürk’e olan karşıtlığı bu şekilde vurgulanmak istenmektedir. Bu yaşananlara gülüp geçmekten öte biraz da acımak gerekiyor. Anıtkabir’e girişin bu derece kısıtlandığı bir ortamda o sloganları atanların oraya sokulmuş olması önceki yıllarda olduğu gibi, bugünkü iktidar yanlılarının ve yaranmak isteyenlerin ihmalleri ötesi ağır bir kusurlarıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tarikatların bazıları, “çocuk ve kadın” istismarı başta olmak üzere toplumun tepkisini çeken olaylar ile ülke gündemine girerken, İsmailağa cemaatinin önde gelen isiml...

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un “Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her intihar kadın cinayeti...

Türkiye ile Yunanistan arasında Akdeniz’deki deniz yetki alanları, doğal kaynaklar ve Kıbrıs’taki çözümsüzlük nedeniyle yaşanan gerilim her geçen gün büyüdü; Ege Adala...

“İki yaka yarım aşk” filmiyle uluslararası arenada adından söz ettiren Nurdan Tümbek Tekeoğlu, yeni filmi için hazırlıklara başladı. Çekimleri İzmir ve Mersin’de gerçe...

Milyarlarca dolarlık tarım ve gıda ürünleri ithalatı ile dünyanın dört bir yanındaki çiftçi ve üreticileri destekliyoruz. “Enflasyonu düşürmek için ‘ucuz ithalat’ çözü...

Doğu Akdeniz, zengin doğalgaz kaynaklarının bulunduğu 2000'li yılların ortasından itibaren dikkatlerin en çok çevrildiği bölgelerden biri oldu. Bölgede Türkiye ile Yun...

Yeni kurulan Doğru Partisi’nin “kurucu başkanı” Rifat Serdaroğlu, GÖZLEM’in partisinin yapılanması ve hedefleri konusundaki sorularını cevaplandırdı. İşte sorularımız ...

Yazarlar
Website Security Test