Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Tarımımız ve gıdamız ithalatın esiri oldu

11.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Milyarlarca dolarlık tarım ve gıda ürünleri ithalatı ile dünyanın dört bir yanındaki çiftçi ve üreticileri destekliyoruz. “Enflasyonu düşürmek için ‘ucuz ithalat’ çözümü” Türk çiftçisini ve gıda üreticisini zor duruma düşürüyor. Ülke olarak “kendi kendimizi bir yana” artık çiftçimizi bile doyuramıyoruz. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Bir zamanlar “gıda bakımından” dünyada “kendi kendine yeterli 7 ülkeden biri olan” Türkiye, bugün “tarım ürünleri ithalatında her yıl rekor kırar hâle geldi.

Tahılda buğday, arpa, pirinç, mısır başta, sebzede, acur, bamya, domates, salçalık domates, pazı, kereviz, havuç, bakla, şalgam, bezelye, salatalık, taze ve kurusoğan, sarımsak, sivri biber, kırmızı biber, dolmalık biber, marul, lahana, ıspanak, maydanoz, yer elması, fasulye, barbunya, turp, patlıcan, pırasa, kırmızı pancar, enginar, zeytin, ayçiçeği, meyvede başta muz olmak üzere portakal, elma, taze-kurutulmuş turunçgiller, kivi, greyfurt, üzüm, armut, ayva, erik, nar, şeftali, kiraz, kavun, karpuz, hatta saman ve kepek bile ithal eden bir ülke oldu.

Bu yılın ilk dört ayı…

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Dış Ticaret Verileri göz önüne alınarak yapılan hesaplamalara göre 2020 yılı ilk 4 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 5,22 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi ve ithalat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,6 oranında artış gösterdi.

2020 yılı ilk 4 ayında en çok ithal edilen ürünler Buğday, Soya Fasulyesi ve Dane Mısır oldu. Bu ürünler toplam ithalatın yaklaşık yüzde 20'sini oluşturdu.

2020 yılı ilk 4 ayında Hayvan Yemi, Bitkisel Yağ ve Un Sektörleri 2020 yılı ilk 4 ayındaki en çok ithalatı gerçekleştiren sektörler oldu. Toplam ithalatın yarısından fazlası (%51.7) bu üç sektör tarafından yapıldı.

2020 yılı ilk 4 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre ithalatı en çok artan sektörler, 140 milyon dolar ile Sert Kabuklu Meyveler, 139 milyon dolar ile Baklagil Sektörü ve 118 milyon dolar ile Makarna Sektörü oldu. Çoğu sektörde ithalat artarken, Ambalajlı Su Sektörü'nde ithalat aynı seviyede kaldı; Yumurtacılık, Kırmızı Et, Sebze, Hayvan Yemi ve Canlı Hayvan Ticareti Sektörlerinde geriledi.

Önceki yılın aynı dönemine kıyasla 2020'nin ilk 4 ayında Sert Kabuklu Meyveler Sektörü ithalatı yüzde 133, Baklagil sektörü ithalatı yüzde 197, Makarna sektörü ithalatı ise yüzde 115 artış gösterdi.

Ülkeler ve ürünler…

2020 yılı ilk 4 ayına ait ülke bazında ithalat verileri incelendiğinde en fazla ithalat yaptığımız ülkeler 1,096 milyon dolar ile Rusya, 330 milyon dolar ile Brezilya ve 321 milyon dolar ile Ukrayna oldu. Bu ülkelerden yapılan ithalat toplam ithalatın 3'te 1'ini oluşturdu. Rusya'dan yapılan ithalatta öne çıkan ürünler buğday ve ayçiçeği olurken; Brezilya'dan soya fasulyesi, tütün, kahve; Ukrayna'dan yapılan ithalatta ise soya fasulyesi, buğday ve dane mısır ürünleri öne çıktı.

Tarım ithalatı ve sorular…

1 –“Enflasyonu düşürmek için” tarım ürünleri ithalatını teşvik eden adımların atılması, Türk çiftçisinin ne hâle düşürüyor? “Türk çiftçisi yerine, tarım ürünleri ithalatı yapılan dünyanın dört bir yanındaki 100’den fazla ülkenin çiftçisini desteklemek” anlamına gelmiyor mu?
2 –Bir zamanlar “kendi kendine yeterli ve kendi kendini doyuran” Dünyanın 6 – 7 ülkesinden biri olan Türkiye’nin her yıl, bu yıllardan “dış borç sorunu ile boğuşurken” tarım ürünleri ithalatına “milyar dolarlar harcaması” nasıl bir ekonomi politikasıdır?
3 –2000 yılların başlarında 26.5 milyon hektar olan tarım alanları her yıl 20 milyon hektara doğru gerilemeye başladı. Verimli tarım arazilerinin üzerine sanayi tesisi kuruldu, turistik tesis ve siteler, konutlar, duble yollar yapıldı. Hatalı ekonomi ve tarım politikalarıyla çiftçi kendini doyuramaz hâle geldi. Kentlere göç başladı ve kentlerdeki sosyal sorunlara giderek büyüdü. Bu tablo ortada iken, hâlâ neden ithalat teşvik ediliyor?

*******

HANGİ ÜLKELERDEN, NELER İTHAL EDİYORUZ?

Buğday:Rusya, Almanya, Fransa, Ukrayna.
Arpa:İngiltere ve Hırvatistan.
Saman:Gürcistan.
Pamuk:ABD, Yunanistan, Türkmenistan ve Hindistan.
Peynir, Tereyağı:Fransa, Hollanda, Venezüela.
Ayçiçeği: Rusya, Ukrayna, Moldova, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Japonya, Çin, Suriye, Kırgızistan, Arjantin, Özbekistan.
Nohut:Kanada, Meksika, Hindistan, ABD, Arjantin,
Elma:Şili.
Fasulye ve barbunya:ABD, Kanada, Peru, Etiyopya, Mısır, Bangladeş, Çin. Arjantin, İran, Irak, İspanya, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Özbekistan, Peru, Tayland, Ukrayna.
Soya:Arjantin.
Muz:Şili, Panama.
Havuç:Avustralya.
Çay:Sri Lanka.
Bakla:İtalya.
Yeşil Mercimek:Kanada. Suriye, ABD ve Avusturya
Mısır:ABD, Arjantin ve Brezilya.
Kırmızı biber:KKTC.
Kereviz:İspanya.
Büyükbaş hayvan:Arjantin, Uruguay ve Fransa.
Kırmızı et:Çek Cumhuriyeti, Fransa, Brezilya, Bosna Hersek.
Ceviz:ABD,
Marul:Mısır
Bezelye:Rusya Federasyonu, ABD, Kanada, Macaristan ve Almanya.
Kuru soğan:İran.
Karpuz, Kavun:Suriye, Yemen, İran
Sarımsak:Çin.

*******

VENEZÜELLA’DAN “SIFIR GÜMRÜK VERGİSİ İLE” PEYNİR ALIYORUZ

Türkiye, Venezüella’dan sıfır gümrükle tarım ürünleri ithalatı yapacak. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ziyaret ettiği Venezüella’dan ithal edilebilecek ürünler arasında taze peynirden pirince, yulaftan, ayçiçeği tohumuna kadar çok sayıda ürün var.

Venezüella menşeli bazı tarım ürünlerinin ithalatında tarife kontenjanı uygulanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı da yayımlandı. Karara göre bu ülkeden “500 ton taze peynir, 500 ton eritme peynir, 500 ton diğer peynir, bin ton pirinç, 2 bin ton yulaf, 400 ton yerfıstığı, bin ton rep veya kolza tohumları, 5 bin ton ayçiçeği tohumu, 2 bin ton hint yağı tohumu, 2 bin ton susam tohumu, 2 bin ton aspir, 200 ton yağlı tohum, 1500 ton çikolata ve kakao içeren diğer gıda müstahzarları” ithal edilebilecek.
Anlaşmaya göre bu ürünlerin Venezüella’dan ithalinde, gümrük vergisi, varsa toplu konut fonu sıfır olarak uygulanacak. Peynir, yulaf, pirinç gibi ürünlerin Venezüella’dan ithal edilecek olması tepki çekti. Ülkede, Edirne peynirinden, Van Otlu peynirine, Erzincan Tulumundan, Kars Kaşarına, Ezine, Manyas , Urfa peynirlerinden, Çerkes peynirlerine kadar bir çok yörede zor durumda olan peynir üreticileri destek beklerken, “ülkenin en büyük peynir üretici şirketlerı” konkordato ilan eder, iflas masasına düşerlerken, Venezüella’dan “sıfır gümrük vergisi” ile peynir ithal etmek, Türk üreticilerine verilecek desteğin, Venezuellalı üreticilere gönderilmesi ne anlama geliyor, Türkiye’nin bu “eksi ticarette” hangi menfaati olacak?

*******

“İTHALE KARŞI YERLİ ÜRÜN FİYATLARI, TÜRKİYE TARIMINI YÖNETENLERİN UTANCIDIR”

Kamil Okyay Sındır (İzmir Milletvekili) –Talep karşılanamıyor olduğunda ithalat yapılması doğaldır. Çünkü talebin yüksek arzın düşük olduğu durumda fiyat da yüksek olur. Bu açığı da ithalatla kapatmış olursunuz bu durum da fiyata etkisi ile piyasalarda enflasyonu düşürücü bir etki gibi görünebilir. Ama temel sorun şu; Türkiye’de toplamda iki Trakya büyüklüğünde ekilebilir tarım alanı üretim dışında kalmışken, siz ithalatla piyasaları regüle etmeye üreticiyi çaresiz duruma sokan ithalatla piyasaları düzenlemeye çalışırsanız tarımı bitirirsiniz. Bu kadar ekilebilir alan boş iken işin bu hale getirilmesi geçmişten günümüze bir nevi bile isteye yapılmış ithalata dayalı tarım politikalarının sonucudur. Tarımda bazı ürünlere verilen destekleme ve teşviklerin asıl amacı Türkiye tarımını düzenlemek olmalıdır. Ülke genelinde ürün desenini doğru planlamak amacıyla teşvikler kullanılmalıdır. Hangi üründen hangi bölgede ne kadar üretilmelidir ki, ülke öncelikle kendi tüketimini karşılayabilecek üretim planlaması olsun. Bu ne yazık ki ülkemizde yok.

Örneğin; pamuğa destek veriyorsanız bunun: “1. Pamuk üretim alanlarını ülke ihtiyaçlarını karşılayacak bir düzeye getirmek, 2. Pamuktan birim fiyattan alınan verimi arttırmak, 3. Pamukta kaliteyi arttırıcı teşvik uygulamak.” gibi temel amaçları olmalıdır. Bunun dışında diğer ürünlerin de ülkeye ona göre dağılımını sağlamak, üreticinin üretim maliyetleri altında ezilmesini önlemek, taban fiyat gibi uygulamalarla piyasayı üretici lehine regüle etmek gibi planlamalarla piyasadaki arzı doğru planlarsanız fiyat da kendiliğinden herkesi memnun edecek bir biçimde oluşacaktır. Bu sayede tarımda sürekli inişli çıkışlı fiyatların önüne geçersiniz.

Tarımda iktisadi bir terim olan Türkçesi ile “Örümcek Ağı” teorisi vardır. Üretici bir önceki yıl yüksek fiyattan satılmış bir ürünü gelecek yıl ekme davranışını, refleksini gösterecektir. Bu sefer de üretim fazlası olacak ve fiyat düşecektir. Fiyat düşmesi sebebiyle bir sonraki yıl daha az üretim olacak ve arzın artması ürünün az olması sebebiyle yine fiyat artacaktır. Örümcek Ağı teoremine göre bu durumun doğru bir şekilde planlanması ve bu olumsuz durumun ortadan kaldırılması lazımdır.

Türkiye tarımını yönetenlerin utancı

Türkiye’nin tarımda ithalat yapmasına gerek yoktur. Anca iklimimize uygun olmayan tropikal ürünler, hurma vb. tarım ürünlerinde ithalat yapılabilir. Ancak pamuk, et, canlı hayvan… gibi ürünleri dünyanın dört bir yanından neden ithal ediyorsunuz. Türkiye’de ithal ürünlerin fiyatının yerli ürünlerden daha az olması, Türkiye tarımını yönetenlerin utancıdır. Dünya piyasalarında bazı ürünlerin senin ürettiğinden daha ucuz olabilmesi durumu mümkündür. Bu durumun; oradaki teşvik durumları, o üründen alınan verim, pazarda fiyat belirleyici olması gibi birçok sebebi vardır. Ancak sen, gübreyi de, mazotu da ithal ediyorsun ve bu ürünlerdeki fahiş fiyatlar sebebiyle üreticin zaten zora düşüyor. Dünya piyasasında senin ürettiğin bir ürün ülkene ithal gelip senin fiyatlarından daha düşüğe satılıyorsa; bu durum senin tarım politikalarının utanç verici olmasındandır.

Zamanında şimdiki iktidar tarafından “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” getirildi biz de buna destek verdik. Her ilde “Toprak Koruma Kurulları” oluşturuldu. Bu kanunun gereği olan, Türkiye’de tarım alanlarının korunması durumunun gerçekleştirilmesi gerekirken bunlar bile isteye yapılmadı. Bu ovalar, topraklar, tarım arazileri; maden, turizm, sanayi, konut alanları ve santraller gibi başka amaçlar için bir bir elden gitti. Bu alanlar ilgili kanunun amaç dışında hatta kötü amaçla kullanılması sebebiyle rant iştahı ile yine hükumetin politikaları ile gitti ve şimdi Bakanlığın, “Tarım alanlarımızı koruyalım” demesi çok gülünç duruyor.

*******

“VENEZUELA’DAN PEYNİR İTHALATINI GEREKTİRECEK BİR DURUM YOK”

Ali Ekber Yıldırım (Gazeteci / Yazar) – Türkiye'nin peynir üretimine, dış ticaretine bakıldığında Venezuela'dan ithalat yapmasını gerektirecek bir durum yok. Türkiye'nin toplam peynir üretimi 2019 verileriyle 671 bin 497 ton. İhracatı ithalatından çok daha fazla.

Türkiye, Venezuela’ arasında imzalanan “Ticaretin Geliştirilmesi Anlaşması” uyarınca bazı tarım ürünlerinin ithalatında uygulanacak tarife kontenjanı çerçevesinde bu ithalat yapılacak. Birçok ülke ile benzer anlaşmalar çerçevesinde ithalatta tarife kontenjanı uygulanıyor.

Venezuela’dan sıfır gümrükle ithal edilecek ürünler arasında en çok dikkat çeken peynir oldu. Taze, eritme ve diğer peynirler olmak üzere bu ülkeden 1500 ton peynir ithalatı öngörülüyor.

Et ve Süt Kurumu’nun Temmuz 2020 verilerine göre Türkiye’nin 2017 yılında 9 bin 341 ton olan peynir ithalatı, 2018’de 8 bin 411 tona 2019’da 6 bin 919 tona düştü. Ancak bu yılın ilk 6 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre peynir ithalatında yüzde 74’lük artış var.

2019’un ilk 6 aylık döneminde 2 bin 462 ton peynir ithal eden Türkiye, 2020 yılının ilk 6 ayında 4 bin 289 ton ithalat yaptı. Geçen sene 6 ayda 9.5 milyon dolar ödediğimiz peynir ithalatına bu yılın ilk 6 ayında 14 milyon 788 bin dolar ödemişiz.

İhracata gelince, Türkiye’nin 2017 yılı peynir ihracatı 48 bin 251 ton. 2018’de 50 bin 709 ton olan peynir ihracatı 2019’da 50 bin 190 ton oldu. Ortalama verilerle Türkiye yılda 50 bin ton peynir ihraç ediyor ve yıllık ortalama 160 milyon dolar döviz girdisi sağlıyor. Bu yılın ilk 6 aylık döneminde de 28 bin 279 ton peynir ihracatı yapıldı. Bu ihracat geçen yılın ilk 6 aylık döneminde göre yapılan 25 bin 455 tonluk ihracattan yüzde 11 daha fazla.

İthalat ve ihracat rakamları karşılaştırıldığında 2018’de peynir dış ticaretinde miktar olarak 42 bin 297, döviz olarak da 131 milyon 937 bin dolar fazlamız var. 2019 yılında 43 bin 271 ton ve 129 milyon 455 bin lira fazlamız var.

Peynir dışındaki diğer ürünlere bakıldığında pirinç, ayçiçeği, yağlı tohumlar, çikolata, kakao ve diğer ürünlerde Türkiye ithalatçı konumunda. Venezuela’dan 5 bin ton ile en fazla ithalat yapılacak olan ayçiçeğinde Türkiye’nin 2019 yılı ithalatı 1 milyon 100 bin ton. Tarım ve Orman Bakanlığı Ürün Masaları Ayçiçeği Raporu’na göre 2020’nin ilk 5 ayında 741 bin ton ayçiçeği ithalatı yapıldı.

Pirinçte ise, 2019 yılında 212 bin ton ithalat yapan Türkiye bu yılın ilk 6 ayında 179 bin ton pirinç ithalatı yaptı. Venezuela’dan yapılması öngörülen ithalat miktarı 2 bin ton.

Bütün bu verilere bakılarak Venezuela’dan yapılacak toplam 16 bin 600 tonluk ithalat devede kulak misali çok önemsiz görülebilir. Fakat peynir ve diğer tarım ürünleri ithalatını “önemsiz” diye nitelemek doğru değil. Çünkü asıl önemli olan yapılan ticaret anlaşmalarında, serbest ticaret anlaşmalarında Türkiye’nin hep tarım ürünleri konusunda taviz vermesidir. Yani tarımın önemsenmemesi ve ithalattan olumsuz etkilenecek çiftçinin, üreticinin dikkate alınmamasıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tarikatların bazıları, “çocuk ve kadın” istismarı başta olmak üzere toplumun tepkisini çeken olaylar ile ülke gündemine girerken, İsmailağa cemaatinin önde gelen isiml...

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un “Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her intihar kadın cinayeti...

Türkiye ile Yunanistan arasında Akdeniz’deki deniz yetki alanları, doğal kaynaklar ve Kıbrıs’taki çözümsüzlük nedeniyle yaşanan gerilim her geçen gün büyüdü; Ege Adala...

“İki yaka yarım aşk” filmiyle uluslararası arenada adından söz ettiren Nurdan Tümbek Tekeoğlu, yeni filmi için hazırlıklara başladı. Çekimleri İzmir ve Mersin’de gerçe...

Doğu Akdeniz, zengin doğalgaz kaynaklarının bulunduğu 2000'li yılların ortasından itibaren dikkatlerin en çok çevrildiği bölgelerden biri oldu. Bölgede Türkiye ile Yun...

Yeni kurulan Doğru Partisi’nin “kurucu başkanı” Rifat Serdaroğlu, GÖZLEM’in partisinin yapılanması ve hedefleri konusundaki sorularını cevaplandırdı. İşte sorularımız ...

Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e siyaset sahnesinden, tarikat ve cemaatlere; Diyanet İşleri Başkanı dahil bazı bürokratlardan gaze...

Yazarlar
Website Security Test