Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kuzey Doğu’da sıcak savaş, Akdeniz’de diplomatik savaş

9.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye, ülkeyi Güneyden saran, Kuzeyinde çok yakından ilgilendiren “iki hayati uluslararası sorun” ile ilgili çaba ve mücadelesine devam ediyor. Gözlem Dağlık Karabağ ve Doğu Akdeniz’de yaşanan sıcak gelişmeleri uzmanlara sordu.

Türkiye’nin etrafında gerilim her geçen gün artıyor. Kuzey doğuda, Azerbaycan Ermenistan arasındaki savaş devam ederken, Doğu Akdeniz geriliminde sular durulmuş değil. Türkiye gerilimi düşürmek için sondaj gemilerini geri çağırırken, Yunanistan Türk karasularında “atış tatbikatı” yapacağını açıklayarak gerilimi artırma peşinde. Kıbrıs’ta ise “Kapalı Maraş”ın 46 yıl sonra açılması aykırı seslerin yükselmesine yol açtı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında statüsü uyuşmazlık konusu olan Dağlık Karabağ bölgesinde 27 Eylül'de başlayan şiddetli çatışmalar devam ediyor. Gelen haberlere göre Azerbaycan güçlerinin ilerleyişi sürüyor. Bölgede savaş her geçen gün şiddetlenirken, barış çağrıları şimdiye kadar yanıt bulmuş değil.

Ermenistan, Azerbaycan güçlerinin cephe hattının güneyinde tanklar ve topçu birlikleriyle ilerlemeye çalıştığını söyledi. Bakü'den yapılan açıklamalarda, Ermeni güçlerinin çatışma bölgesi dışında kalan Azeri kentlerini hedef almaya başladığı belirtildi. Açıklamada, çatışmaların Avrupa'ya doğalgaz ve petrol taşıyan boru hatlarına yakın bölgelere yaklaştığı da ifade edildi.

Azerbaycan'dan yapılan açıklamalarda bugüne kadar Ermeni güçlerinin saldırıları sonucu 27 sivilin hayatını kaybettiği ifade edildi. Azerbaycan asker kayıplarıyla ilgili bililendirme yapmamaya devam ediyor.

Rus TASS ajansının aktardığına göre, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dağlık Karabağ bölgesinde mevcut askeri çatışma sona erdiğinde Ermenistan ile görüşmelere başlanabileceğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı Putin ile telefonda görüşen Aliyev, Rus devlet televizyonuna verdiği mülakatta, “arabuluculuk çabalarına Türkiye'nin de katılma hakkı bulunduğunu” kaydetti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Time dergisine verdiği mülakatta, “Türkiye'nin bölgedeki angajmanına son vermesi ve paralı askerlerin geri çekilmesi koşuluyla Ermenistan'ın ateşkesi kabul edeceğini” söyledi.

Vladimir Putin, Dağlık Karabağ'da yaşanan çatışmaları 'trajedi' olarak nitelendirdi ve sona ermesi çağrısı yaptı. Putin, Rusya'nın Ermenistan ile müttefiklik anlaşmasının gereğini yerine getirmeye hazır olduğunu ancak mevcut çatışmaların Ermenistan sınırları içinde olmadığından müdahale edemediklerini söyledi.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Dağlık Karabağ'da yalan haberlerle dış aktörlerin savaşa çekilmeye çalışıldığını” söyledi. Borell, "Aslında çatışmanın nasıl geliştiğine dair çok fazla bilgiye sahip değiliz. Ayrıntılı bilgi az ve pek çok yalan haber var. Gözlemlediğimiz şey, her iki ülkedeki yerel izleyicileri harekete geçirmeyi amaçlayan ve bölgesel aktörleri çatışmaya çekmek için kullanılabilecek artan miktarda yanlış bilgi mevcut. Bu nedenle, medya haberlerinin büyük bir tedbirle incelenmesi gerekiyor" diye konuştu.

Erdoğan: "Geri adım atmayacağız"

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde krize neden olan, Yunanistan ve Fransa ile savaşın eşiğine getiren Doğu Akdeniz’deki doğalgaz krizi sürüyor. Ankara’nın bölgede arama çalışmaları yapan sismik araştırma gemisi Oruç Reis’i Antalya’ya çekmesiyle gerilimi azalmıştı, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan "Doğu Akdeniz Türkiye'nin asla geri adım atmayacağı bir mesele" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’da İngilizce olarak yayın yapan The Peninsula gazetesindeki mülakatında, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve Türkiye’nin “Mavi Vatan” yaklaşımı hakkında şunları kaydetti: “Türkiye, her zaman Doğu Akdeniz’in zenginliklerinin kıyı ülkelerince hakkaniyetli şekilde paylaşımından yana olmuştur. Bunu tüm diplomatik girişimlerimizde vurguladık. Ancak başta Yunanistan olmak üzere Türkiye’nin varlığından rahatsız devletler tek taraflı adımlarla gerginlik çıkarıcı tutum içerisine girdiler. Sömürgeciliğiyle ünlü Fransa’nın Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve şimdi de Ermenistan’ı kışkırtan tavrının altında Türkiye’nin bölgede etkin rol alması bulunuyor. Ege ve Akdeniz meselesi Türkiye’nin asla geri adım atmayacağı bir meseledir.”

Erdoğan, Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal edilen topraklarını kurtarmak için verdiği mücadeleye ilişkin soruya şu yanıtı verdi: “Ermenistan’ın katliam gerçekleştirdiği Karabağ başta olmak üzere Azerbaycan’ın topraklarının bir bölümünü işgali, yaklaşık 30 yıldır devam ediyor. Uluslararası toplumun bu katliam ve işgallere yıllardır sessiz kalmasından cesaret bulan Ermenistan, mütecaviz adımlarını sivillere yönelik yeni saldırılarla sürdürdü. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ‘tek millet, iki devlet’ düsturu içinde haklı davasında Azerbaycan’ın devletinin, halkının yanındadır.”

*******

“ABD'NİN YUNANİSTAN'A İLGİSİ DİKKAT ÇEKİCİDİR”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) –Doğu Akdeniz'deki gergin ortam bir ölçüde yatışmış durumdadır. Yunanistan Başbakanı Miçotakis, 1-2 Ekim tarihlerinde yapılan AB zirvesinde alınan kararların Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimini tatmin ettiğini söylemiştir. Miçotakis öncelikli hedeflerinin AB'nin Türkiye'ye yaptırımlar uygulaması olmadığını, Türkiye ile Yunanistan arasında yürütülen istikşafi görüşmelere ilaveten dışişleri bakanlıkları ve askeri heyetler arasında da görüşmeler bulunduğunu belirtmiştir. Miçotakis, NATO'da Türkiye ve Yunanistan askeri heyetleri arasında sağlanan mutabakatın olumlu olduğuna işaretle bir soruya cevaben görüşmelerin seyrine bağlı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşebileceği imasında bulunmuştur.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg'in Ankara ziyareti öncesinde Yavuz sondaj gemisi Mersin Taşucu limanına çekilmiştir. Oruç Reis gemisi de faaliyet bölgesinden ayrılıp geçen ay kıyıya çekildiğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan bu adımın diplomasiye bir şans vermek anlamına geldiğini söylemiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BM Genel Kurulu'na hitabında yaptığı çok taraflı Doğu Akdeniz konferansı çağrısı konusunda bir gelişme olmamıştır. Erdoğan bu konferansta Kıbrıs Türklerinin yer almasının gerektiğini vurgulamıştır. Ancak böyle bir konferansın yakın zamanda gerçekleşme olasılığı zayıftır. Bir yandan Türkiye'nin arama ve sondaj faaliyetleri ile Yunanistan ile karşılıklı NAVTEX ilanları; diğer yandan Türkiye'nin Suriye, Mısır ve İsrail ile ilişkilerinde bir iyileşme işaretinin bulunmayışı bu konferansı yakın gelecekte gerçekleşmekten uzak tutmaktadır.

Son dönemde ABD'nin Yunanistan'a gösterdiği ilgi dikkat çekicidir. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Atina ve Girit ziyaretleri bu çerçevede sayılabilir. Pompeo yaptığı açıklamada amaçlarının Ankara ve Atina arasında olası kazaları önlemek olduğunu söylemiştir. ABD ve Yunanistan geçtiğimiz Ekim ayında imzaladıkları anlaşma ile Amerikan kuvvetlerinin Yunan askeri tesislerini daha geniş kapsamlı kullanımına izin verilmiş, Dedeağaç'taki askeri üs ABD'ne tahsis edilmiştir.

Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinden sonra ABD'nin bölgeye yönelik ilgisi ve Türkiye hakkındaki politikaları yeniden biçimlenecektir. Bu gelişmelere göre Türkiye Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarını yeniden değerlendirecektir.

*******

“ASKERİ VE EKONOMİK GÜÇ DENGESİ AZERBAYCAN’DAN YANADIR”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı başlattığı saldırıların; siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik güç kıyaslaması yapıldığında Azerbaycan’ın üstünlüğü nedeniyle başarıya ulaşması mümkün değildir. Nitekim Ermenistan art arda kayıplar vermekte, Azerbaycan Karabağ’daki ilerlemesini kararlılıkla sürdürmektedir. Bu durum Ermenistan’ı daha çok hata yapmaya zorlamakta, geriye dönülmez noktalara sürüklemektedir.

Ermenistan 4 Ekim günü Azerbaycan’ın Gence kentine, ardından Mingeçevir ve Terter kentlerine balistik füzelerle hedef gözetmeksizin ateş açarak çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına neden olmuştur. Askeri hedeflerin çok uzağındaki sivil yerleşim birimlerinin bu şekilde vurulması sivil halk üzerinde olumsuz etki yaratmayı ve cepheyi genişleterek Karabağ üzerindeki baskıyı azaltmayı amaçlayan terörist eylemlerdir. Asıl amaç ise kendisinden çok daha güçlü olan Azerbaycan’ı misliyle karşılık vermeye tahrik etmek ve Karabağ dışına, Ermenistan topraklarına çekerek uluslararası camianın ve özellikle Rusya’nın liderliğindeki Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ)’nün müdahalesine zemin hazırlamaktır. Bu saldırıların beklenen etkiyi göstermemesi üzerine sorumluluğu Karabağ’ın resmi olarak tanınmayan sözde lideri Araik Arutyunyan üslenmiştir. Ancak bu füzelerin Karabağ’da konuşlanmadığı, Ermenistan topraklarından atıldığı, bunun sorumlusunun Arutyunyan değil Ermenistan yönetimi olduğu açıkça bellidir. Eğer Karabağ’da böyle füze bataryaları var idiyse Azerbaycan ordusunun bunları çok önceden tespit etmiş olması ve harekatın başında ortadan kaldırması gerektiğini askeri istihbarat ve taktik bilgisine sahip her asker bilir. Sonuçta Azerbaycan ordusu Ermenistan’ın bu oyununa gelmemiş, Ermenistan topraklarındaki füze bataryalarına cevap vermemiş ve Rusya “savaşın Ermenistan topraklarını kapsamadığını, bu nedenle KGAÖ’nün sorumluluk alanına girmediğini” açıklamak zorunda kalmıştır.

Bir diğer konu Ermenistan’ın Fransa’yı da arkasına alarak “Türkiye’nin Suriye’deki cihatçı unsurlardan 300 kişilik silahlı bir grubu Gaziantep üzerinden Azerbaycan’a naklettiği” iddiasıdır (Türkiye’den yansıyan Siyasal İslamcı görüntünün bunda payı büyüktür). Açık kaynaklarda Azerbaycan ordusunda 126 bin muvazzaf, 300 bin yedek asker bulunduğu bilgisi yer almaktadır. Toplam 426 bin kişilik ordunun 300 kişilik desteğe ihtiyacı olmadığını, aksine radikal İslamcı karakterli böyle bir desteğin yarardan çok zarar getireceğini değerlendirmek çok da zor değildir.

Buna karşılık 1990’lı yılların başından bu yana Ermenistan’daki kamplarda yuvalanan PKK terör örgütünün varlığı bütün dünya tarafından bilinmektedir. PKK’nın Ermenistan’la ve Ermeni ASALA terör örgütüyle iş birliği, o yıllarda Ermenistan’dan ülkemize sızarak Ağrı ve Tendürek dağlarında üs kurmaya çalışan, Doğu Anadolu’da eylem arayışında olan PKK ile ilgili bilgiler arşivlerde mevcuttur. Halen bölgedeki PKK varlığı zaman zaman basına da yansımaktadır. Bu durum bende; Irak ve Suriye’de olduğu gibi Kafkaslarda da bir kargaşa ortamı yaratılarak PKK’nın ya kendi adıyla ya da bir başka isim altında bu bölgeye de yerleştirilmeye çalışıldığı kuşkusu yaratmaktadır. Bu nedenle başta İsrail ve Fransa olmak üzere üçüncü ülkelerin bölgedeki faaliyetlerinin ve ilişkilerinin yakından takip edilmesinde yarar vardır.

Bunların yanında Türkiye’de üretilen İHA ve SİHA’ların Azerbaycan’daki başarısı ve günümüzün konvansiyonel savaşlarına getirdiği yeni taktik boyut son derece dikkat çekicidir. Bu; Türk askerinin taktik zekasının Türk silah teknolojisiyle birleştiğinde savaş alanında alınacak sonucun çok açık bir göstergesidir ve askeri literatürde yerini alacaktır. Bu durum Ermenistan’a destek veren ülkelerde endişe yaratmıştır. Nitekim Kanada, İHA ve SİHA’larda kullanılan optik donanımın Türkiye’ye satışına yasak getirerek ilk tavır koyan ülke olmuştur. Oysa Azerbaycan’ın İsrail üretimi kamikaze dronları da kullandığı haberleri basında yer almaktadır. İsrail’e tepki göstermeyen, adını dahi anmayan ülkelerin Türkiye’ye sınırlama getirmeye çalışması; küresel silah pazarındaki rekabet nedeniyle Yahudi lobisinin tedarikçi ülkelere baskısını mı yoksa Türkiye’nin bölgedeki etkisinden duyulan rahatsızlığı mı yansıtmaktadır? Bence her ikisi de olabilir. Bu da yakından takip edilmesi ve önlem alınması gereken bir konudur.

Sonuç olarak; SSCB döneminde askeri konulardan uzak tutulan Azerbaycan Türk’leri, son 30 yılda Kafkasya’da çok önemli bir askeri güç oluşturmuştur. Bunda; Azerbaycan Türkü’nün vatan sevgisinin, birlik ve beraberliğinin, devletine ve ordusuna güven ve inancının, azim ve kararlılığının yanında 1990’lı yıllarda Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin yetiştirilmesinde emeği geçen Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup General, Subay ve Astsubayların büyük payı vardır. Örnek alınması gerekir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türk çiftçisi kan ağlarken, Rus çiftçisi bayram yapıyor. Türkiye’nin Rusya’dan buğday ithalatı rekor kırdı ve Rusya’da buğday fiyatları zirve yaptı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ krizi nedeniyle yaşanan çatışmalar diplomatik girişimlere rağmen yerini ateşkese bırakmadı. Moskova’da Rusya Dışişler...

Bir önceki toplantıda sürpriz yaparak faizi 200 baz puan artıran Merkez Bankası (TCMB), ekim ayında 200 baz puan artış beklentisine karşın politika faizinde bir değişi...

Türkiye ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında Doğu Akdeniz’de yaşanan deniz yetki alanlarının paylaşımına yönelik anlaşmazlıklar, uzun bir süredir fiili bir krize dö...

16 Ekim, “Dünya Gıda Günü” idi. Ülkemizde kaç kişi hatırladı ve kaç yerde “bu günün önemi” konusunda toplantı yapıldı?

Alt Mahkeme’nin kararı büyük tepki ile karşılandı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Markette satın aldığı hiçbir ürünü, ikinci alış verişinde zamsız alamayan vatandaş “TÜİK’in enflasyon rakamları nasıl düşük oluyor” diye soruyor.

Yazarlar
Website Security Test