Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Hükümet “pembe tablo” sunuyor; dar ve sabit gelirli neden “siyah günler” yaşıyor?

16.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Markette satın aldığı hiçbir ürünü, ikinci alış verişinde zamsız alamayan vatandaş “TÜİK’in enflasyon rakamları nasıl düşük oluyor” diye soruyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) yayınladığı son Küresel Ekonomik Görünüm Raporu'nda Türkiye için 2020’de yüzde 5'lik küçülme ve 2021'de yüzde 5'lik büyüme tahmininde bulundu. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı Yeni Ekonomik Program (YEP), 2023’e kadar öngördüğü yüksek büyüme ve düşük enflasyon hedefleri ile dikkat çekiyor. Ekonomi yönetiminin bu yılki büyüme beklentisi binde 3, gelecek yılki büyüme hedefi ise yüzde 5,8 seviyesinde. Programda, 2022 ve 2023 yılları için öngörülen büyüme oranı ise yüzde 5 olarak belirlenmişti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara ise “Gerçeklikten uzak” eleştiriler yöneltiliyor.

TÜİK’in açıkladığı (enflasyon, işsizlik, büyüme başta olmak üzere) her verinin ardından eleştirilmesi beraberinde güvensizliği getiriyor. Vatandaş marketten satın aldığı hiçbir ürünü ikinci kez zamsız alamazken, TÜİK’in verilerine göre enflasyon düşüyor. İstatistikler, resmi rakamlar, “kötümser” havayı dağıtamıyor. Esnaf, çiftçi, dar gelirli adeta kan ağlıyor. Türk Lirası, yılbaşından bu yana yüzde 40'a yakın değer kaybederken, Maliye Bakanı Berat Albayrak, döviz artışına "Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz?” açıklaması tepki çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir” diyor.

Covid- 19 nedeniyle işini kaybedenler ise evde tencereyi kaynatma, faturaları ödeme derdine düşmüş durumda. Çevrede işsizlik oranında belirgin bir artış olmasına rağmen TÜİK verilerine göre Temmuz ayında işsizlik oranı 0,5 puanlık azalışla yüzde 13,4 seviyesinde gerçekleşti. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakcı, "İstihdam içinde gözüken ancak işbaşında olmayanlar eklendiğinde ülkemizdeki geniş işsiz ve atıl işgücü sayısı 11 milyon 92 bin kişiye, oranı ise yüzde 31'e ulaşmaktadır" düşüncesini dile getirdi.

TÜİK'in istatistiklerinin ardından kendi raporunu yayımlayan DİSK-AR, geniş tanımlı işsiz sayısı ve iş kaybının 10 milyonu geçtiğini bildirdi. Raporda istihdam ve işsizlikteki kötü gidişin devam ettiği vurgulandı. Raporda, TÜİK tarafından 4 milyon 227 bin kişi olarak açıklanan işsiz sayısının, "Covid-19'un yarattığı tahribatı yansıtmaktan oldukça uzak" olduğu belirtilerek, "Nisan 2020’den bu yana uygulanan işten çıkarma yasağı nedeniyle dar tanımlı işsizlik verileri işgücü piyasalarındaki gerçek tabloyu yansıtmıyor. Kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz ödeneği alanlar dikkate alınmıyor" ifadesi kullanıldı.
"İşsizlik değil, istihdam düşüyor" başlığı ile yayınlanan raporda, "Covid-19 Temmuz 2020 döneminde 1 milyon 879 bin yeni eşdeğer istihdam kaybına yol açarak geniş tanımlı işsiz sayısı ve iş kaybı 10,4 milyon olarak gerçekleşti" deniyor.

İstihdamın bir yılda 1 milyon 254 bin kişi azaldığına dikkat çekilen DİSK-AR raporuna göre istihdam oranı da, Temmuz 2020 dönemi itibari ile yüzde 43,5‘e gerilemiş durumda. Öte yandan ümitsiz işsiz sayısının 614 binden 1 milyon 335 bine yükseldiği vurgulanırken, kadınların Covid-19'dan daha fazla etkilendiği ve kadın işgücünün yüzde 7,5, kadın istihdamının da yüzde 6,3 azaldığına söz konusu raporda dikkat çekiliyor.

Emeklinin geliri düşüyor
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un, emeklilere maaş ödemeye devam ettiklerini söylemesi kamuoyunda büyük tepki çekti. Bakan’ın verdiği bilgilere göre emeklilere son 2 yılda 674,5 milyar lira aylık ödemesi gerçekleştirilmiş. Selçuk, yazılı açıklamasında emeklilerin yanında olmaya devam edeceklerini belirtirken, gerçek olan ise emeklilerin maaşlarının her geçen gün daha da eridiğidir. 10 yıl önce emekli maaşıyla tanesi 117 liradan 6 adet çeyrek altın alabilen emekli, bugün en düşük bin 500 lira olan emekli maaşıyla iki çeyrek bile alamıyor! Asgari ücretin 2.324 lira olduğu Türkiye’de, bugün bile 1.300 lira emekli maaşı bağlanan insanlar var. Türkiye’de sayıları 13,1 milyonu bulan emekli var. Türkiye’de en büyük maddi sıkıntıyı çeken kesimin başında geliyor, çünkü maaşları her geçen gün enflasyon karşısında eriyor.

13,1 milyon emekliden 4 milyondan fazlasının maaşı asgari ücretin altında. Dolayısıyla geçinemiyorlar. DİSK’in araştırmasına göre 2003 yılında 1,5 milyon olan çalışan ve iş arayan emekli sayısı 2017 itibariyle 4 milyonu aştı. Bugün bu rakamın 5 milyona dayandığı tahmin ediliyor. Raporda, “çalışan ve iş arayan emeklilerin sayısının giderek artmasının temel nedeni, emekli aylıklarının insanca yaşamaya yetecek seviyede olmaması” şeklinde açıklanıyor.

2010 yılında en düşük SSK emeklisi maaşı net olarak 683 liraydı. Ve söz konusu parayla tanesi 117 TL’den yaklaşık 6 çeyrek altın alınabiliyordu. Bugün asgari ücretli SSK’lı emekli olduğunda (2000 yılı sonrası) 1.263 lira aylık bağlanıyor. Emekli maaşı 1.500 liranın altında olamayacağı için 1.500 lira aylık alıyor. Bu parayla iki adet çeyrek altın alamıyor.

TESK: esnaflar gelirlerinin yarısını kaybetti
Coronavirüs sebebiyle üniversitelerin de tıpkı ilköğretim ve lise kurumları gibi uzaktan eğitime geçmesi nedeniyle esnaflar zor bir dönem yaşıyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken esnafların okudukları şehirlere gitmeyerek, eğitimlerine evlerinden devam eden üniversite öğrencileri sebebiyle gelirlerinde büyük bir eksilme olduğunu, işlerinin yarısını kaybettiklerini belirtti. Esnafların aylık kaybının 6,6 milyar TL olduğuna dikkat çeken Palandöken, "Öncelikle yalnızca esnafa özel paket hazırlanmalı. Esnafın ayakta kalması, faturalarında indirim yapılması, kredi borçlarının faizsiz ertelenmesi sigorta, trafik primlerinde indirime gidilmesi, tüm esnafa nakit desteği, ticari akaryakıt gibi destekler verilmeli ki esnaf geleceğe ümitle baksın" dedi.

*******

"’YOKLUKTA 'SABIR’ DEĞİL, ‘PAYLAŞMA’ EN DOĞRU İFADEDİR”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –"İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın" diye meşhur ve çok anlamlı bir söz vardır. Hiç şüphesiz "salgın" bizde de ve bütün dünya da ciddi boyutlardadır. Şu ana kadar alınan tedbirler çeşitli sebeplerle netice alacak konuma gelmemiştir. Bu sebeple durum ciddiyetini korumaktadır. Muhakkak ki ilgililer gayret gösteriyorlar. Bilhassa sağlık mensuplarının cansiperane gayretleri her türlü takdirin üstündedir. Buna rağmen bir kaç konunun altını çizmek gerekir.
Şöyle ki:

Sadece sağlıkta değil, hemen her konu da "şeffaflık" esastır. Yapılan işler "halk için" ise halktan hiç bir şey gizlenemez. Şimdiler de ortaya çıkan "hasta" ve "vaka" ikilemi ciddi bir biçimde soru yaratmaktadır.

Bunların yanı sıra "güvenilir" olmak bilhassa bu gibi konularda çok önemlidir. Bir kez toplum "güvenini" yitirirse, artık tedbirlere de uyum azalır. Mesela aşı konusunda "bulundu, bulunuyor, bir kaç aya kadar" gibi kesinlik ifade etmeyen tutum ve davranışlar, "aşının bulunamayacağı veya çok geç bulunacağı" gibi bir kanaatin da oluşmasına yol açabilir.

Diğer konuya gelince "Mümin" dini bir kavramdır. Anayasal kavram "yurttaşlık"tır. O halde Devlet her "Yurttaşının" mutlu, mesut ve refah içinde olmasını sağlamakla görevlidir. Daha doğrusu böyle bir ortamı yaratmakla yükümlüdür. Meşhur "sosyal sözleşme" teorisi asırlar önceden bu gerçeği vurgulamaktadır.
Türk'lerde de Bilge Kağan yazıtlarında bu konu açık bir biçimde ifadesini bulmuştur. "Açları doyurmak, çıplakları giydirmek" vecizesi ile anlatılmıştır. "Yoklukta sabır” değil, olanların olmayanlarla "paylaşması" en doğru ifadedir.

*******

“EKONOMİK VE SOSYAL SORUNLARIN GİRDABINDA SÜRÜKLENİYORUZ!..”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar) –Eski zamanların eskimeyen güzel bir şarkısı vardı: “Kapılmış gidiyorum bahtımın rüzgârına…” Bugünlerde, ülkemizin ve halkımızın karşı karşıya olduğu sıkıntılı durumları görüp yaşadıkça; ister istemez bu şarkıyı anımsıyoruz. Bilincimizden ve yüreğimizden bu şarkının tınıları akıp gidiyor!..

İçinde bulunduğumuz dönemde; halkın önemli bir kesimi, işsizliğin, yoksulluğun, hukuksuzluğun, adaletsizliğin rüzgârında adeta hazan yaprakları gibi savruluyor. Toplumca, salgın tehlikesinin girdabında da hep birlikte belirsizliklere, bilinmezliklere sürükleniyoruz… Yapılan algı oyunları da, duyurulan rakamsal veriler de, doğrusu bahtımızı aydınlatamıyor!..

Bugünler gerçekten zor ve güç günler… Toplumca dayanışmanın, zorlukları ve güçlükleri birlikte göğüslemenin, birbirimize el uzatmanın günleri… Bu bağlamda en önemli görev de, elbette öncelikle ülkeyi yönetme sorumluluğu bulunanlara düşüyor. Yönetenler, tutum ve davranışlarıyla topluma örnek olmalıdırlar. Tabii bundan da önemlisi; yaşanan sorunlarla ilgili olarak, gerekli önlemleri almaları ve çözümleri bulmaları gerekiyor.

Bu işlevi ve sorumluluğu yerine getirmesi gerekenlerin, topluma dinsel fetva benzeri telkinlerde bulunmaları çözüm değildir. Tam tersine çözümsüzlüğün göstergesidir. Kısacası, siyasal iktidar ülkeyi yönetmekte zorlanmakta, giderek yönetemez hale gelmekte ve var olan sorunlara çözüm bulamamaktadır. Bunun sonucu, ülkemiz uluslararası alanda yalnızlaşmakta, içeride de halkımız belirsizliğe ve umutsuzluğa sürüklenmektedir. Artık halkın büyük çoğunluğunun gelecekten umudu kalmamış, yönetenlere güveni de tümden sarsılmıştır.

Covid-19 salgınında entübe olmuş hasta gibi, ekonomik, sosyal ve siyasal sorunların girdabında sürüklenen toplumun önemli kesimi de adeta entübe olmuştur. Toplum nefessiz kalmıştır. Yaşanan bunca olumsuzluğun içinde, insanımız giderek nefes almakta zorlanmaktadır. Bu girdaptan çıkışın yolu da, ekonomide, siyasette ve toplumsal hayatta, tümüyle yenilenmeden ve tepeden tırnağa yeniden yapılanmadan geçmektedir

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Alt Mahkeme’nin kararı büyük tepki ile karşılandı. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Medicana International İzmir Hastanesi Tıbbi Direktörü, Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Çağ Çal, Medicana Sağlık Grubu’nun 13’üncü hastanesi “Medicana İzmir”in Ege Bölgesi ve...

“Etil alkol” pahalı, ölüm getiren “metil alkol” ucuz, kaçak içki ticareti kârlı, denetim yeterli değil; imalathaneler çalışıyor, evler bile “küçük imalathanelere” dönd...

Çarşı – Pazar başta yaşamın gerçekleri ile TUİK’in enflasyon rakamları arasında büyük fark var. GÖZLEM konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara görüşlerini sordu. İşte cevap...

Türkiye, ülkeyi Güneyden saran, Kuzeyinde çok yakından ilgilendiren “iki hayati uluslararası sorun” ile ilgili çaba ve mücadelesine devam ediyor. Gözlem Dağlık Karabağ...

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “gözbebeği kuruluşlarından biri” idi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA)… Sonra “Askeri hastaneler ve okullar” sivilleştirildi ve GATA da,...

Dağlık Karabağ bölgesinde şiddetli çatışmalar sürüyor, Ermenilerin kayıpları büyük. Bölgede Türkiye’nin ağırlığı hissedilirken, AB, ABD, Rusya, İran “etkisiz babalar” ...

Yazarlar
Website Security Test