Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Soru: DASK ne işe yarar? Soru: Denetleme nerede?

13.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Deprem olduğunda poliçe sahiplerinin maddi zararlarını karşılayıp evlerini yeniden yapmalarına olanak sağlamak için çıkarılan DASK’ta bugüne kadar milyarlarca lira toplandı. Yıkılan evlerin yerine devlet konut yapacaksa, prim ödeyenle ödemeyen aynı olacaksa DASK primi ödemenin bir anlamı kalıyor mu? Gözlem konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte haber ve görüşler...

MEHMET KOCABIYIK

Emlakınız var, onlarla ilgili kamu kurumlarında herhangi bir işlem yapma durumuyla karşılaştığınızda, karşınıza “zorunlu deprem sigortası” olarak bilinen Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) çıkıyor. 1999 Marmara Depremi sonrasında kurulan DASK’ın kapsamında bugün milyarlarca liralık poliçe yapıldı. Sigortacıların verdiği bilgiye göre, her deprem sonrasında DASK poliçesi yaptıranların sayısı artıyor. Ancak, bugüne kadar toplanan paranın akıbeti bilinmiyor.

Türkiye, Batı Anadolu ile Kuzey ve Doğu Anadolu olmak üzere içinden geçen 3 ana ve aktif fay hattı ile bir deprem ve risk ülkesi. Yüzyıllardır büyük depremlere, yıkımlara ve ölümlere maruz kaldı. Yakın tarihinin en büyük depremi olarak gösterilen 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında DASK kuruldu. Devletin “zorunlu olarak tuttuğu” DASK sigortası ile maddi manevi zarara uğramış vatandaşların ihtiyaçlarının çok daha hızlı bir şekilde karşılanması amaçlandı. Ancak böyle olmadı. Zorunlu deprem sigortası çıktıktan sonra, 2003 Bingöl, 2004 Ağrı Doğubayazıt, 2010 Elazığ Karakoçan, 2010 ve 2011’de Van, 2020 Elazığ ve son olarak İzmir’i vuran Ege Denizi’ndeki deprem, ülkeyive ülke insanını hem maddi hem de manevi büyük kayıplara uğrattı.

İzmir’de yaşanan yıkımlar sonrasında gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gerek Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, konutları yıkılan vatandaşları devletin mağdur etmeyeceğini ve kalıcı konutların devlet tarafından yapılacağını ifade ettiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Van’da, Elazığ’da, Malatya’da, Simav’da ne yaptıysak aynısını İzmir’de de yapacağız” açıklamasıyla, evleri yıkılan vatandaşlara konut yapılacağı netlik kazandırılmış oldu.

“Sosyal devlet” elbette vatandaşını sokakta bırakmamalı. Ama primleri “yaptıranlar tarafından” 20 yıldır ödenen ve ne için ödendiği de tam olarak bilinmeyen DASK sigortası, “zorunlu olduğu hâlde” neden zorunlu olarak tutuluyor? DASK, deprem olduğunda poliçe sahiplerinin maddi zararlarını karşılama amacıyla çıkarıldı. “Yıkılan evlerin yerine” devlet konut yapacaksa, prim ödeyenle ödemeyen aynı olacaksa DASK primi ödemenin de bir anlamı kalıyor mu?

Milyarlarca lira toplandı

Konutuyla ilgili kamuda işi olan vatandaş, DASK yaptırmadan işlemini yaptıramıyor. Örneğin kiraya verdiğiniz evinizin elektrik, su abonelerini kiracının zorunlu olarak üzerine alması gerekiyor. Kiracınızın bu işlemi yapması için sizin DASK poliçesi yaptırmanız gerekiyor. 1999 yılından beri zorunlu olan DASK kapsamında bugüne kadar milyarlarca lira toplandı. Binali Yıldırım 2018 yılında, AK Parti ve Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu dönemde, bir televizyon kanalında yayınlanan “Türkiye'nin Nabzı” programında deprem ve kentsel dönüşüm konuları hakkında yaptığı açıklamada, "DASK'ta biriken yaklaşık 8 milyar lira depreme karşı önlem almak amacıyla kentsel dönüşüm projelerinin finansmanında kullanılabilir. Bu ciddi bir kaynak. Depremsel dönüşümün tamamını karşılamaya yeter. Böylece önceden tedbir alabiliriz" demişti.

Avukat Bülent Şahin, DASK’ın afet durumunda poliçe sahiplerine ev yapmadığını, teminat karşılığı olan ödemeyi yaptığını kaydetti. Depremler sonrasında mağdur olan vatandaşların evlerinin çoğunlukla TOKİ tarafından yapıldığına işaret eden Şahin, “Sosyal konut yapan kurumla, DASK’ın verdiği hizmetler birbirinden farklı” değerlendirmesinde bulundu. Avukat Mehmet Bakır ise DASK’ın tazminatları ödediğine işaret ederek, “Edindiğimiz bilgiye göre, Elazığ depreminden 220 milyon lira, İzmir depreminden sonra da 15 milyon lira civarında ödeme yapıldı” dedi.

DASK nedir, neleri kapsar?

Zorunlu deprem sigortası, sistemi topraklarını yüzde 96'sı, nüfusunun 98'i aktif deprem bölgelerinde bulunan Türkiye tarafından geliştirilmiştir. Sistemi yönetme sorumluluğu ise Hazine Müsteşarlığı'na bağlı olarak 2000 yılında kurulan DASK’a verilmiştir. Temeller, ana duvarlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, bahçe ve istinat duvarlar, tavanlar ve tabanlar, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, çatılar ve bacalar bu sigortanın kapsamında. Başta evdeki eşyalar ve kapı, pencere, banyo, mutfak gibi tüm zararların karşılanması içinse Zorunlu Deprem Sigortası’na ek olarak konut sigortası yapılmalı. Enkaz kaldırma, kâr kaybı, kira mahrumiyeti de deprem sigortası kapsamında değil. Deprem ve deprem sonucu oluşan yangın, infilak, tsunami veya yer kayması sigorta kapsamında. DASK, afet durumunda 100 metrekare bir ev için en fazla 113 bin 400 lira ödeme yapıyor. Evin büyüklüğü ne olursa olsun, ödeyeceği maksimum tutar 240 bin lira. Bu ödeme tutarları üzerinden de yüzde 2 kesinti yaparak ödeme yapıyor. “Sıva çatladı, asma tavan çöktü” gibi mini hasar ödemelerini de yapmıyor.

Türkiye'deki 17 milyon 682 bin sigorta yapılabilir konuttan 9 milyon 719 bin 372'sinin zorunlu deprem sigortası bulunuyor. İzmir'de ise toplam 1 milyon 10 bin 220 olan evlerin yüzde 56'sı yani 634 bini deprem sigortası yaptırmış durumda.

Afet Sigortaları Kanunu’na göre, DASK sigortası yaptırmayanlar devletin sunduğu konut kredisi ve depremde binanın zarar görmesi durumunda yapılan yardımdan yararlanamayacak. Evine elektrik, su ve doğal gaz bağlatamayacak. Ayrıca konut satma veya kiralama da yapamayacak. Ancak zorunlu deprem sigortası DASK’ın yapılmaması hâlinde herhangi bir maddi cezası bulunmuyor.

*******

“DEPREM SİGORTASI ZORUNLULUĞUNU ÇÖZECEK BİR YASA YAPILMALIDIR”

Tayfun Topuz Akçay (Avukat) –Devlet DASK sigortasının yapılmasını zorunlu kılıyor; ancak bunu denetlemiyor, takip etmiyor. Bu da sigorta fonunda açık verilmesine sebep oluyor. Vatandaşa rakipmiş gibi, “yatırmazsan alamazsın” denerek geçiştiriliyor. Millet de yakın bir tehlike olarak görmediği ve parası da, yaşam koşullarındaki zorluklardan, “Bir de buna mı para vereyim diyerek” yapmıyor; yapmayabiliyor.

DASK, Türkiye’de bir havuz sistemine bağlanmış durumdadır. Paranın hesabı diğer konularda olduğu gibi bu konuda da sorgulanmalı. Süreçler şeffaf yönetilmiyor. Depremzedelere fonda biriken paralar kullanılarak, “bakın size ev yaptık” deniliyorsa bu bir hukuksuzluktur. Devletin, “size maske veremedim ama ev veriyorum” gibi bir duruma geldiği düşünülemez! Devlet burada böyle bir uygulamaya tevessül ediyorsa; o zaman amacın siyasi olduğunu düşünülür…

Asıl önemlisi, en azından zamanında önlemini almamış olduğu sabit olan inşaat işleriyle uğraşanların 4. dereceye kadar yakın hısım olanlarından devlet müteahhitlik hizmeti almamalıdır. TOKİ gibi bir kuruma yaptırılması; ileriye dönük bir tarih verilerek, düşük faizle, kar amacı güdülmeden maliyetine kredi verilerek konutların yapılması sağlanmalıdır. Devlet hazinesinden; üstelik bütçede kalemi olmadan, konut için harcama yapılamaz. Oturulamaz raporu olan, defalarca uyarıldığı halde önemsemeyen kişilere; hasarlarda karşılıksız hizmet; sosyal devlet anlayışıyla da; eşitlik ilkesiyle de bağdaşmaz.

Burada yapılması gereken öncelikli konulardan biri; müteahhitlerden, ev sahiplerinden, kolonu kesenlerden (kiracılar gibi), denetlemeleri yapmakla yükümlü olup; onay verenlerden de hesap sorulmasıdır. Yıkım sonrası binaya ilişkin tespit raporunda müteahhit deniz kumu, ölçüsüz demir vb. kullanmışsa; zararın karşılanmasında, rücu hakları göz ardı edilmemelidir. Aynı şekilde mevzuata aykırı yapılaşma izinlerinin verilmiş olması da sorumluk gerektirir. DASK, bir vergiden doğan bütçe değildir. Vatandaşların tamamen kendi paralarıyla oluşturduğu bir sigorta bütçesidir. Öte yandan devlet tarafından çıkarılan ve “deprem vergisi” başlığı altında toplanan paralar da amacına uygun olarak kullanılmak zorundadır. Bize başka bir iş için para lazımdı o sebeple deprem vergilerinden gelen parayı istediğimiz gibi kullandık; kullanırız düşüncesi bile yasal dayanaktan yoksundur; bu mevzuata aykırı bir durumdur ve Sayıştay bunun değerlendirilmesini mutlaka yapmalıdır; yapacaktır da…

Sonuç olarak; Türkiye’de DASK uygulaması zorunlu olmasına rağmen; yapılması gerekliliğinin şartlarının delinebiliyor olması sebebiyle bu konuyu çözecek, şarta bağlı bir yasa yapılmalıdır. Bunun yollarından birisi emlak vergisine, deprem vergisinin dâhil edilmesi olabilir.

*******

“DASK ÖRNEK BİR KURUM FAKAT POLİÇENİN YAYGINLAŞMASI GEREKİYOR”

Erol Terzi (Atlas Sigorta Kooperatifi, Yangın Müdürü) –DASK’ın amacı, depreme yönelik bir sigorta oluşturulması ve bunun mümkün olduğunca tüm konutlara yapılmasıdır. İzmit depreminden sonra tesis edilen bu kurum, zorunlu deprem sigortasını oluşturdu. Ancak süreç içinde sigortalılık oranı %56 da kaldı. Zorunlu olan bu poliçenin yapılmaması durumunda maddi bir ceza bulunmuyor. Ancak kamusal işlemlerde sorunlu kılınabiliyor.

DASK metrekare(m2) başına bir yapı maliyeti belirliyor. DASK’ın bu yıl için belirlediği fiyat m2 başına 1134 TL bu da 100 m2 ev için 113 bin 400 liraya tekabül ediyor. Ev betonarme değilse m2 fiyatı 782 TL üzerinden hesaplanan bir bedeli kapsıyor. Bedel tarifesini de Türkiye’deki deprem risk bölgelerine göre derecelendiriyor. Türkiye’de 7 deprem bölgesi var, 7. grup en düşük risk bölgesi olarak tanımlanıyor. Sigorta ödeme primi de örneğin; 1’inci derece lokasyonda risk daha yüksek olduğu için daha fazla oluyor.

Öte yandan DASK tarafından afet sonrası bir zarar durumunda ödenecek tazminat, o yılın belirlenen m2 bedeli üzerinden oluyor. Dosya ve operasyon maliyetlerinin hasara göre yüksek olması durumunu önlemek amacıyla poliçede belirlenen bedelden yüzde 2’lik bir muafiyet uygulanıyor. Dolayısıyla vatandaşın zararı çok düşükse bu muafiyet/kesintiyi göz önünde bulundurması isteniyor. Bir bina meskense içinde bulunan ticarethaneler de DASK’a tabi oluyor.

DASK’ın belirlediği birim m2 sigorta bedeli oldukça standart bir konutu ifade ediyor. Türkiye’de inşaat kalitesi çok değişti ve lüks binalar yapılmaya başlandı. Bu sebeple DASK bedelini aşan kısmını da özel sigorta şirketleri karşılıyor. Öte yandan deprem ve depremle beraber; yangın, yer kayması, tsunami gibi riskleri karşılayan bu sigortayı insanlar sadece tapu, abone, kira işlemleri gibi durumlarda mecbur kalarak yapıyorlar. Yaşanan bu son deprem sonrası görüldü ki, poliçe yapılırken verilen beyanda yanlışlıklar yapılmış olabiliyor. Bütün sigortacılıkta temel esas şudur, “Beyana göre sigorta yapılır” yanlış beyan tespit edilirse de hasar ödemelerinde eksik beyanın niteliğine göre ve kesinti uygulanabilir. Bu sebeple vatandaşlarımızın bina yaşı, daire brüt alanı vb. sorulan tüm sorularda doğru beyan vermesi mevzuat gereğidir ve tavsiyemizdir.

DASK’ın ödemelerinde bugüne kadar hiçbir sorun yaşanmadı ve bunu da hızlı bir şekilde yapmayı başarıyorlar. Zaten ülkemize de bu örnek kurumu incelemeye gelen heyetler oluyor. Deprem sigortasının yasal mevzuatında da maddi bir ceza olmaması sigortalı oranının yüzde 56 seviyelerinde kalmasına yol açan sebeplerden biri olabilir mi, değerlendirilmesi gereken bir konu. Vatandaşın poliçe yaptırması Kamusal işlemler üzerinden zorunlu hale getirilmeye çalışılıyor ve deprem ülkesinde yaşayan bizlerin ödemeleri çok makul olan bu sigortayı yaptırması zaten gerekiyor. Öte yandan maddi cezası olan trafik sigortasını bile (kontrole yakalanırsanız aracınız bağlanıyor) yaptıramayan birçok vatandaşımız var.

DASK kurumu, poliçesi olmayan kişilere herhangi bir ödeme yapmaz. Yani sizin deprem sigortanız yoksa kurumdan herhangi bir ödeme alamazsınız. Fakat büyük afetlerde ilgili kamu kurumları sosyal devlet anlayışının gereği, karar alarak poliçe yaptırmayan afetzedelerin de hasarlarını karşılayabiliyor. Kamu kurumunun afet ilan edip tüm mağdurlara tazminat ödemek istediği durumlarda da, vatandaşın poliçesi varsa bunu sorguluyor ve poliçe kapsamında olan zayiatı ödemeyebiliyor. Bu durumda da poliçe yapan, yapmayan arasındaki fark vatandaş tarafından sorgulanabiliyor.

DASK bağımsız bir yapı olarak başarısını gerçekten kanıtlamış bir kurumdur. Özellikle son yaşanan İzmir Depremi sonrası, kurumun bulacağı yeni çözümler ve kamu işbirliği ile poliçenin yaygınlığının sağlamasını ve senede bir kere ve çok makul fiyatlar ile yapılan bu sigortanın tüm konutlarımıza yapılma oranının yüzde 100’e yakın oranlara gelmesini temenni ediyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform başlatıyoruz” sözleri uygulamada karşılık bulmadı. Belediye başkanlarına, soruşturma, parti genel başkan...

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Detayları henüz belli olmayan acı reçet...

Coronavirüs vakaları sonbahar ile birlikte giderek artıyor. Salgın ülke genelinde adeta kontrolden çıkmış durumda. Yaşanan artış nedeniyle Sağlık Bakanlığı Bilim Kurul...

“Dağlık Karabağ’a değil, Azerbaycan’a gidecek olan” Türk askeri, orada ne yapacak, görevi ne olacak? Emekli Albay Soner Aydın yazdı...

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, gece yarsı görevden alındı yerine Naci Ağbal, getirildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etti. 27 saatlik sessizliğin...

Dağlık Karabağ'da Azerbaycan ve Ermenistan arasında 27 Eylül'de başlayan çatışmalar, “kalıcı” ateşkes anlaşması imzalandı. Rusya’nın arabuluculuğuyla, Ermenistan ve Az...

Aylin Nazlıaka, CHP PM Üyesi ve Kadın Kolları Genel Başkanı… Üç dönem de CHP Milletvekilliği yapmış. “Kadının eşit oranda temsil edilmediği her yönetimin temeli eksik ...

Yazarlar
Website Security Test