Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Kan değişimi ekonomik krizi durduracak mı?

13.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, gece yarsı görevden alındı yerine Naci Ağbal, getirildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etti. 27 saatlik sessizliğin ardından “Af talebi kabul edilmiştir” açıklaması yapıldı, yerine Lütfi Elvan atandı. Ekonomi yönetimindeki değişiklik krize çare olacak mı? Gözlem uzmanlara sordu.

Ekonomik kriz ve Türk Lirası'nın tarihi rekorlarla değer kaybetmesinin ekonomi yönetiminde sarsıntıya yol açtı. 16 ay önce göreve getirilen Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal'ın gece yarsı görevden alınarak yerine Naci Ağbal'ın getirilmesinden yaklaşık 36 saat sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan istifa etti. İstifanın ardından Hükümet ve AKP adeta sessizliğe bürünürken, resmi açıklama yaklaşık 27 saat sonra “Af talebi kabul edilmiştir” şeklinde yapıldı.

Albayrak, Instagram'daki mavi tikli resmi hesabından paylaştığı açıklamada, istifasını "sağlık sorunları nedeniyle artık devam edememe" ifadesiyle gerekçelendirdi. "Artık ailesine zaman ayıracağını" belirterek aktif siyasete de ara verdiğini ima eden Albayrak, "at izinin it izine karıştığı çetin bir dönemden" geçildiğini belirttiği, açıklamasında, "ülkeye ve ümmete hizmet ettiğini" vurgulayarak, "Cenabı Allah sonumuzu hayreylesin" diyerek noktaladı. Instagram'da paylaşılan istifa duyurusu için saatlerce resmi açıklama yapılmaması "Albayrak'ın tepkisinin ölçüsünün Beştepe'de öngörülmediği" yorumlarına ve "kabine revizyonu" beklentisine neden oldu.

Berat Albayrak, Merkez Bankası Başkanlığı'na, Maliye'deki selefi ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal'ın getirilmesinin ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç'ın "Bakanımız ‘Ekonomide sıkıntı yok, bu psikolojiktir' dediği zaman itiraz ettim" açıklamasının ardından gelmesi dikkat çekici bulunuyor.

Albayrak’ın istifasını Instagram hesabından yayınladığı sırada, Twitter hesabının kapanması soru işaretlerini artırdı. Aynı anda Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın resmi Twitter hesabında son aylara ait bütün gönderiler silindi. Hesapta sadece 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamasına dair paylaşım kaldı. Resmi açıklama uzun süre yapılmazken, başta CNN Türk ve NTV olmak üzere ana akım haber kanalları ile Hürriyet, Milliyet, Sabah, HaberTürk, Albayrak'ın durumuna ilişkin hiçbir gelişmeyi uzun süre duyurmadılar. Reuters’in haberine göre, Albayrak, Erdoğan’ın haberi olmadan istifa etti. Ajansa konuşan AKP’li isimler, “Bu şekilde bir istifa hem Erdoğan’a hem de partiye ciddi zarar verdi. Erdoğan, Berat beye çok büyük yatırım yaptı. Onun için birçok bakan ve bürokratı üzdü. Günün sonunda Erdoğan onu partinin başına getirecektir.” yorumunu yaptı.

Berat Albayrak'ın istifa paylaşımı yapması bir dizi olaylar zincirinin başlangıcı oldu. Resmi makamlar 27 saat sonra açıklama yaparak istifanın kabul edildiğini duyurdu. Muhalefet partileri istifa paylaşımı sonrası resmi makamlardan ses çıkmamasına tepki gösterdi. CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Ülke ekonomik buhranda. Saatlerdir Hazine ve Maliye Bakanı istifa etti mi belli değil. Aile kavgası ekonomiyi batırıyor. Milletimiz tek adam rejiminin kaprislerini çekmek zorunda değil.” diye konuştu.

Berat Albayrak’ın istifası, ekonomi yönetimindeki yeni görevlendirmeler, siyasi kulislerde kabine değişikliği, erken seçim ve sistem değişikliği senaryolarını gündemin ilk sıralarına taşıdı. Erdoğan, Albayrak'ın yerine TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten Lütfi Elvan'ı kabineye alırken, partisinin Merkez Yönetim Kurulu ve komisyon üyeliklerine yeni görevlendirmeler yaptı. Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu başkanı olurken, eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, Yılmaz'dan boşalan MYK üyeliğine atadı. Erdoğan'ın bu atamaların ardından, kabinede kapsamlı bir değişikliğe gidip gitmeyeceği de merak konusu oldu.

AKP'de, başta Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok büyükşehrin kaybedildiği 2019'daki yerel seçimlerin ardından, kabine ve parti yönetiminde değişiklik beklentisi zaman zaman dile getiriliyordu.

"Vazgeçilmez tek kişi Erdoğan"

BBCTürkçe, konuyla ilgili yaptığı analiz haberinde, istifa krizinin, Albayrak'ın siyasi kariyeri için de önemli bir kırılma noktası olarak görüldüğünü yazdı. İstifa öncesinde, "Erdoğan sonrasına" yönelik liderlik hazırlığı içinde olduğu kulislerde konuşulan Albayrak'ın bu kararının aslında "siyasete erken veda" olduğu yorumu yapılıyor.

Parti içinde Süleyman Soylu, Abdülhamit Gül ve eski Başbakan Binali Yıldırım'ı karşısına aldığı belirtilen Albayrak'ın parti içinde etkisizleştirmek istediği kesimlere karşı da güç yarışını kaybettiğine işaret ediliyor.

Albayrak için artık geriye dönüş olmayacağı savunularak, "Bizim için vazgeçilmez olan tek kişi var; o da Cumhurbaşkanımız Erdoğan. Onun dışında kimse vazgeçilmez değildir ve bu son yaşanan da bunun göstergesidir" değerlendirmesi yapılıyor.

"Partide olumlu karşılandı"

Lütfi Elvan'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı'na atanması, AKP'nin içinde büyük ölçüde olumlu karşılandı. AKP kökenli bir siyasetçi olması nedeniyle Naci Ağbal'ın Merkez Bankası Başkanlığı'na atanması muhalefet sözcüleri tarafından eleştirilse de, AKP'de her iki ismin de devlet ve kabine deneyiminin, ekonomi yönetimine de olumlu yansıyacağı düşünülüyor.

Muhalefetin iktidara yönelik en büyük eleştiriyi "damat" sıfatı taşıması nedeniyle Berat Albayrak üzerinden yaptığına işaret edilerek, bu istifayla hem muhalefetin elindeki bu önemli kozun alındığı hem de kamuoyuna "yanlış yapan aileden de olsa gereğinin yapıldığı ve kimsenin vazgeçilmez olmadığı " mesajı belirtiliyor.

Erken seçim olasılığı

Albayrak’ın istifası, Ankara’yı yine seçim havasına soktu. Dikkatler hem geniş çaplı bir kabine revizyonunda hem de iktidarın seçim ve siyasi partiler yasalarında öngördüğü değişikliklerde. Muhalefet partilerinde istifa krizi 2,5 yıldır uygulanan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin başarısızlığı ve ekonomideki kötü gidişin yansıması olarak görülüyor ve bunun siyasi krize dönüşeceği düşünülüyor.

Türkiye'nin "yönetilemediğini" düşünen muhalefet sözcüleri, her ne kadar yeni atamalarla ötelenmeye çalışılsa da, iktidarın bu krizi aşamayacağı ve halkın talepleri doğrultusunda erken seçimin kaçınılmaz olarak gündeme geleceği görüşünde.

Muhalefetin sık sık erken seçim konusunda "belirleyici" olduğunu vurguladığı MHP'de ise bir yandan salgın, diğer yandan Türkiye'nin bölgesinde bulunduğu kritik konuma dikkat çekilerek, şu anda erken seçime gitmeyi gerektirecek bir durum olmadığı ifade ediliyor.

MHP'de muhalefetin erken seçim tartışmalarıyla "belirsizlik ortamı" yaratarak iktidarı yıpratma hesabı yaptığını savunularak, aslında istenenin "erken seçim değil, erken seçim tartışması" olduğu ifade ediliyor. AKP'de de şu anda bir erken seçim olasılığı seslendirilmiyor.

*******

“İSTİFA BİR ZORUNLULUKTU…”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr) –Ekonomi Bakanının istifası, ekonominin içinde bulunduğu çok yönlü sorunların giderek ağırlaşması nedeniyle kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmişti. Zira pandemi ve ekonomi yönetimindeki yetersizlikler sayısız sorun üretti. Artan işsizlik, enflasyon, hayat pahalılığı; yoksullaşan toplum, eriyen orta tabaka, durdurulamayan döviz kurundaki yükseliş, bütçe açıkları ve artan borçlar, eriyen Merkez Bankası rezervleri, üretim yerine ticaretin çarkları döndürmekte yetersizliği, tarım ürünlerini dahi ithal eden bir ülke konumuna düşülmesi en azından ekonomi yönetiminin değişmesini zorunlu kılıyordu.

Diğer yandan böylece sıkışık durumdaki ekonomi, aynı zamanda iç ve dış siyasette yaşanan kaotik ilişkilerden de payını alıyordu. Bu sorunlar bir birini tetikleyerek içinden çıkılmaz bir sorun yumağına dönüştü. Özellikle ekonomik süreçlerin yönetiminde bulunan hem Ekonomi Bakanı, hem de Merkez Bankası Başkanını değiştirmek bir zorunluluk oldu. Bu koşullar altında Bakanın görevden alınması kaçınılmazdı. Ancak bu iktidarın en başarılı olduğu konulardan birisi, medya kontrolü üzerinden algı yönetimi alanındaki yeteneğidir. Bu nedenle konu, öyle yönetilmeliydi ki; istifası istenen Ekonomi Bakanının gelecekte üslenebileceği görevleri riske atmadan süreçler yönetilmeliydi. Öyle de oldu. Zira AKP yönetiminde, Sayın Cumhur Başkanı’nın iradesi ve bilgisi olmadan bir adım atılması söz konusu olamaz. Bu nedenle süreç, hem parti ve iktidar; hem de Albayrak için en az olumsuzluk yaratacak bir şekilde yönetildi. Diğer yandan Dünya süper gücü olarak ABD’de gündeme gelen yönetim değişimi Türkiye’yi Orta Doğuyu; Akdeniz ve Kafkasya konularında izlenecek politikalarda bir takım değişimlere yol açma potansiyeline sahip. Yeni ABD başkanının, Ermenistan politikasından Suriye ve Kürt sorunu ile Kıbrıs ve Akdeniz politikalarına kadar uzanan yeni gündemleri ve ambargo gibi konuları devreye getirme potansiyeli taşıyor. Biden’ın gelen açıklamalar karşısında, yıpranmış isimler yerine, daha devlet ve kurumsal kültüre sahip ekonomi yöneticileri ile onların karşısına çıkmak daha akıllıca bir tutumdur. İstifa etme veya ettirmede bu unsurlar da dikkate alınmış olabilir.

Bu günkü koşullarda söz konusu değişiklikler, ekonomi açısından kısmi bir olumluluk taşımakla birlikte; yeni gelenlerin devlet ve kurum kültürü, yaşanan sorun yumağını açmakta ve düzene koymakta yeterli olması zor gözüküyor. Her ne kadar “ piyasa dostu” bir ekonomi politikası izleneceği açıklanmış olsa da; AKP yönetimindeki siyasi İslam algısının ideolojik yaklaşım olarak, para, bankacılık ve faiz politikalarına yansıması, yeni göreve gelenlerin atabilecekleri adımları ve ekonomik önlem silahlarının etkin kullanımını engellemeye devam edecektir.

Nitekim en azından 3 Merkez Bankası Başkanı bu yüzden görevden alındı. Yeni gelen daha teknokrat nitelikli Bakan ve Merkez bankası başkanı, bu olgunun yarattığı psikolojik baskıyı kaçınılmaz olarak enselerinde hissedeceklerdir. Kaldı ki Ülke ekonomisinin ve siyasetinin içinde bulunduğu sorun yumağı, iki teknokrat nitelikli kadronun değişimi ile toparlanabilir olmaktan çok uzaktır. Zira Cumhuriyet Türkiye’sinin zahmetle kurumlaştırıp, adım adım iyileştirmeye çalıştığı hem parlamenter sistem, hem de piyasa sistemi bir çırpıda ortadan kaldırıldı. Kurumlaşmış sistem ve yapılar yerine, yetkiler tek merkezde toplandı ve ekonomi daha çok bu merkezin talimatlarıyla yönetilir oldu.

Özü rekabet özgürlüğü ve çok merkezlilik olan piyasa sistemi ve çoğulcu parlamenter sistem ile hukuk devleti geleneğinden uzaklaşmak, ekonomi yönetimi ve siyasette başarıyı engelleyen temel unsur durumuna geldi. Bu yüzden iktidar, gerek ekonomideki, gerekse toplumsal yapı ve siyasetteki dar boğazların aşılmasını istiyor ise, çok köklü bir rota değişimine gitmesi gerekir. Ancak iktidarın girmiş olduğu ideolojik tutum, bu yönde bir rota değişimine kapalı gözüküyor. Bu nedenle yaşanan sorunların çözümü, ne yazık ki, henüz pek yakın gözükmüyor.

*******

“BAKANLAR KURULU OLMADIĞI GİBİ ‘BAKAN’ DA YOKTUR”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –Öncelikle bir hukuk kuralını ifade edelim. Şöyle ki; istifa tek taraflı bir irade beyanıdır, kabule tabi değildir, irade sahibi tarafından açıklandığı an hüküm ifade eder.

İkinci husus "istifa mı azledilme mi?" Gelişmeler ve içinde bulunulan durum ve kulis bilgileri ikinci ihtimal güçlendirmektedir. Bir başka husus istifa veya azledilmenin 27 saat sonra açıklanmasını ki siyasi tarihimizde bir başka örneği yoktur.

Bu arada bir kaç istisna dışında basın bir kez daha sınıfta kalmıştır. Sistem şimdiki garip sistem olmasaydı istifa hiçbir şüpheye yer bırakmaz ve başbakan hemen gereğini yapardı. İş bir aile sorununa asla dönüşmezdi.

Bir başka konu ise sistem gereği tüm yetkiler cumhurbaşkanında toplandığına göre de sorumluluk da cumhurbaşkanındadır. Kaldı ki ortada bakanlar kurulu olmadığı gibi sorumlu bakanda yoktur. O halde birinin istifası veya azledilmesi yetki ve sorumluluk denklemini çözmez. İçinde bulunulan ekonomik durum çoktandır alarm vermektedir. Bu tarz palyatif tavırlar sorunu çözemez.

İstifa açıklaması da ilginçtir. Millete hizmet tamamda sıra "ümmete" gelmiştir. Bu zat nerede yaşıyor acaba?

Kısaca "testi çatlamıştır artık su tutmaz."

*******

“BELİRSİZLİK TABLOSUNUN DAĞILMASI TİCARET ORTAKLARINI RAHATLATTI”

Dr. Ali Nail Kubalı (Ekonomist) –Aslında kurun yüksekliği Türkiye için büyük bir fırsat yaratıyordu. Ancak maalesef, Sn. Berat Albayrak bunu sahiplenip ihracatı teşvik edici birtakım garantileri vermediği, öte yandan da, “Ben dövize bakmıyorum. Dolarla ilgilenmiyorum” gibi konuştuğu için dolar, olması gerekenden çok daha yüksek ve hızlı yükseldi. Dolar 7/7.5 TL’yi bulduğu zaman Berat Albayrak, “Bu bize ihracat için büyük bir fırsat veriyor. Türk ürünlerinin yurtdışındaki mallarını ucuzlatmış oldu. Dolar ihracat yapıldıktan donra düşse de ihracatçılarımız hangi kurdan satış yapmışlarsa bedeli kendilerine 3 ay, 6 ay, 9 ay sonra da gelse, dövizlerini .malın ihraç tarihindeki yüksek kurdan alırız.” deseydi kur yüksekliğini ve TL’nin değer kaybını olumlu yönde kullanmış olurduk. Öte yandan bu sayede Türkiye işsizlik ve atıl kapasiteyi de üretimde kullanarak çözmüş olur ihracatını da çok yukarılara çıkarırdı. Türkiye dünya ihracatı içerisinde “binde” değerleriyle ifade edilen bir ülkedir. Dolayısıyla Türkiye’nin ihracatını, dünya ekonomisinde artırabileceği büyük bir alan söz konusudur. Türkiye “ayağına gelmiş” böylesi büyük bir fırsatı kaçırdı ve Sn. Berat Albayrak artık baskılara dayanamadığı için “yükü omuzlayamadan” istifa etmek zorunda kaldı.

Bu istifa; ticaret ortaklarımız, ürün ihraç ettiğimiz ülkeler ve global finans piyasaları açısından olumsuz bir etki yaratmadı.

Çünkü Berat Bey’in aldığı önlemlerin büyük bir belirsizlik yarattığı, TL/Döviz kurlarını belirsiz bir hale gelmesi, (bizim ihracatçılarımız nasıl rahatsız oluyorsa) diğer ülkelerin ithalat ve ihracatçılarını rahatsız ediyordu. Örneğin; Türkiye teslim etmesi gereken ürünü teslim edemiyor çünkü dolar düşmüş ve zarar edecek oluyordu. Bu belirsizlik ortadan kalkınca iş çevreleri rahatladı.

Finans sektörüne gelince, onların derdi de Berat Albayrak’la ilgili değildi. Onlar çok rahatlıkla; piyasaları manipüle ederek, beklentiler yaratarak ve ellerindeki çok büyük döviz imkânlarına kullanarak (ellerinde dünya merkez bankaları toplamından daha fazla döviz tutuyorlar) yapmaya çalışıyorlar ve çalışmaya da devam edecekler. Bu sebeple istifa onlarda nötr bir etki yaratmıştır.

Aslında Türkiye’nin bu büyük sıcak paralarla spekülasyon yapıp belirsizliği yaratan ve volatiliteden kazanç sağlayan “para tüccarlarından” kendisini kurtarması lazım. Bunu yapabilmesinin hem kısa hem uzun vadede tek yolu da ihracatını büyütmesidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi ve hukuk alanında reform yapılacağı vaadinde bulunmasına rağmen, son günlerdeki gelişmeler “reform sözlerinin tutulacağın...

Akşener "Muhalefet olarak biz seçim istiyoruz" derken, Kılıçdaroğlu "Halkın hakemliğine başvurulması” gerektiğini söyledi.

Tüm dünyayı etkisi altına coronavirüs ile mücadelede 200 milyar dolar ve üzerinde ekonomik büyüklüğe sahip ülkelerin dayanıklılık karnesi çıkarıldı. Bloomberg’in araşt...

Ülke çapında pıtrak gibi çoğalan ve çoğu “bir tarikata bağlı olan” cami yaptırma dernekleri “amir” gibi davranması imamları rahatsız etti. Diyanet-Sen, mevzuata hüküm ...

Gözlem Gazetesi’nin Pandeminin ilk defa zirve yaptığı günlerde iki defa “Her ile bir Sağlıkçılar Anıtı çağrısı” İstanbul Bakırköy Belediyesi’nin sağlık çalışanlarına d...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform başlatıyoruz” sözleri uygulamada karşılık bulmadı. Belediye başkanlarına, soruşturma, parti genel başkan...

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Detayları henüz belli olmayan acı reçet...

Yazarlar
Website Security Test