Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Niyet “Dağlık Karabağ”, tezkere “Azerbaycan” oldu

20.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Dağlık Karabağ’a değil, Azerbaycan’a gidecek olan” Türk askeri, orada ne yapacak, görevi ne olacak? Emekli Albay Soner Aydın yazdı...

Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmalara neden olan Dağlık Karabağ’la ilgili imzalanan anlaşma sonrası en çok merak edilen konu Türk askerinin bölgede olup olmayacağıydı. Ankara ile Moskova’dan bu konuda zıt açıklamalar geliyordu. Türkiye’nin “Bölgede olacağız” açıklamalarına, Rusya, “Anlaşmada böyle bir madde yok” açıklaması yapıyordu. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen tezkereye göre, “Dağlık Karabağ’a değil, Azerbaycan’a gidecek olan” Türk askerinin görevinin ne olacağı merak ediliyor.

Azerbaycan’a asker gönderilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Tezkere AKP, CHP, MHP ve İYİ Parti’nin oyları ile geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalı tezkerede şu ifadeler yer aldı: “Azerbaycan’ın belirleyeceği yerde Türkiye’nin Rusya ile birlikte kuracağı Ortak Merkez ve bu Merkezin icra edeceği faaliyetlerde Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ve lüzumuna göre ülkemizden sivil personelin görev parasının, 16 Ağustos 2010 tarihinde imzalanan ‘Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması’ uyarınca ülkemizin taahhütlerine uygun, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tescil eden uluslararası hukuk, BMGK kararları ve AGİT ilkeleriyle uyumlu olduğu; bölge halklarının da huzur ve refahı yararına olacağı, ayrıca milli çıkarlarımız bakımından gerekli olduğu değerlendirilmektedir.”

Tezkerede iki ülke arasındaki anlaşmaya işaret edilerek, “Taahhütlerimizi yerine getirmek, ateşkesin tesisi, ihlallerin önlenmesi, bölgede barış ve istikrarın sağlanması amacıyla Türkiye’nin yüksek menfaatlerini etkili şekilde korumak ve kollamak üzere, hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, TSK’nın Ortak Merkezin görevlerinin ifası yönünde hareket etmek üzere yabancı ülkelere gönderilmesi, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca bir yıl süreyle izin verilmesi hususunda gereğini bilgilerinize sunarım” denildi.

*******

“TSK’NIN AZERBAYCAN’DAKİ ROLÜ VE ETKİSİ OLDUKÇA BÜYÜKTÜR”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Dağlık Karabağ, Kafkasya tarihinin en eski dönemlerinden bu yana Azerbaycan Türklerinin yaşadığı bir bölgedir. Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Azerbaycan’ın o dönemdeki hassasiyetinden yararlanan Ermenistan, Ermeni diasporasının etkisiyle aldığı dış destekle bölgeyi haksız olarak işgal etmiş ve Birleşmiş Milletlerin 5 ayrı kararında Azerbaycan toprağı olarak tescil edilen bölgede yaklaşık 30 yıl boyunca işgalini sürdürmüştür. Günümüzde yine Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırılarını sürdürmesi sonucunda, Türkiye’nin askeri desteği ile yeterli askeri güce ulaşmış olan Azerbaycan; gereken cevabı vermiş, Dağlık Karabağ’ın çok büyük bölümünü işgalden kurtarmış, kalanını da ateşkes anlaşmasıyla kurtarma garantisi elde etmiştir. Ancak gelecekte Dağlık Karabağ’a nasıl bir statü verileceği belli değildir.

Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonraki son 30 yıla bakıldığında Türkiye’nin Azerbaycan’la siyasi, ekonomik ve askeri ilişkileri (her ne kadar Türkiye’nin 2009 yılındaki Ermenistan açılımıyla sekteye uğramış ve son 15-20 yıldır ikinci plana atılmış olsa da) ayrı bir öneme sahiptir. Askeri ilişkiler açısından Türk Silahlı Kuvvetlerinin Azerbaycan’daki rolü ve etkisi oldukça büyüktür. 1992 yılında Azerbaycan’la Türkiye arasında Askeri Eğitim ve İş Birliği Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma gereği Azerbaycan’da görevlendirilen General, Subay ve Astsubaylarımız; Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin teşkilatlanmasında, eğitiminde ve harbe hazırlık seviyelerinin yükseltilmesinde büyük gayret göstermişlerdir. Bu çerçevede; Harp Okullarımızda Azerbaycan Türkü gençleri yetiştirmişler, Azerbaycan Harp Okulunu kurmuşlar, Jandarma Teşkilatını kurup eğitmişler ve Azerbaycan askeri birliklerini ve Özel Kuvvetlerini teşkilatlandırmışlardır. Bunların yanında Türkiye’nin Azerbaycan’a sağladığı lojistik destek, askeri teçhizat, özellikle İHA ve SİHA teknolojisinin de başarıya ulaşmada büyük katkısı olmuştur.

Azerbaycan’la Ermenistan arasında imzalanan ateşkes anlaşmasında Türkiye’den bahsedilmemiştir. Çünkü Rusya, Ermenistan, ABD ve Fransa açıkça Türkiye’nin Kafkasya’ya müdahil olmasından yana olmadıklarını göstermektedirler. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, geçtiğimiz günlerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la görüşmesinde “Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği askeri destekten rahatsız olduklarını ve bunun Türk Halkının yararına olmadığını” ifade ederek tavırlarını ortaya koymuşlardır. Ermenistan’ın Türkiye’ye bakış açısı zaten herkes tarafından bilinmektedir. Rusya Lideri Putin ise Azerbaycan’ın ısrarlı çabaları sonucunda “bölgede Türkiye’nin iş birliğine gerek olmadığını, ancak Dağlık Karabağ dışında kurulacak bir İHA izleme merkezinde Türkiye ile birlikte çalışacaklarını” açıklamak durumunda kalmıştır. Bu gelişme üzerine TBMM Azerbaycan’a asker gönderilmesi ile ilgili tezkereyi kabul etmiştir.

Rusya’nın açıklamalarına bakıldığında; Türk Askeri Dağlık Karabağ’da görev almayacak, Azerbaycan’da sadece İHA izleme merkezinde sınırlı sayıda teknik personel, kendi güvenliğimizi sağlayacak sayıda muharip personel ve lojistik ihtiyaçlar için yeterli sayıda hizmet destek unsuru görevlendirebilecek gibi görünmektedir.

Bunun yanında alışılmışın dışında, sadece Rus askerinden oluşan barışı koruma birliklerinin Laçin Koridoru ve Nahçıvan Azerbaycan arasında kurulacak irtibat yolu boyunca konuşlandırılmasının planlandığı da dikkat çekmektedir. BMGK ve MİNSK grubunun ateşkes konusunda hiçbir katkısı olmamıştır. Çokuluslu barışı koruma gücü yoktur. Konu Rusya’nın inisiyatifine bırakılmıştır. Oysa barışı koruma gücünün BM kontrolünde oluşturulması, iki ülkenin askeri birliklerinin temasını önleyecek ve ihlalleri yakından takip edecek şekilde sınır hattı boyunca tesis edilecek “güvenli bölgede” konuşlandırılması yaygın bir uygulamadır. Mevcut uygulama tarzı ise Rusya’nın Kafkasya’da kontrolü büyük ölçüde ele aldığını ve bunu dünyaya kabul ettirdiğini işaret etmektedir.

Bunlara rağmen Türkiye’nin sınırlı sayıda da olsa Azerbaycan’da asker bulundurması ve bu vesileyle bölgesel ilişkilerimizi geliştirmeye çalışması oldukça önemlidir. Doğu Anadolu sınırımızın güvenliği açısından Kafkasya’daki tek dayanağımız güçlü tarihi ve kültürel bağımız olan Azerbaycan’dır. Türkiye Cumhuriyeti Azerbaycan’a bugüne kadar destek verdiği ülkelerden daha fazla önem vermelidir. Çünkü Azerbaycan Kafkasya’nın güvenliği açısından oldukça önemlidir ve Kafkasya’nın güvenliği Türkiye’nin bekasıyla yakından ilgilidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform başlatıyoruz” sözleri uygulamada karşılık bulmadı. Belediye başkanlarına, soruşturma, parti genel başkan...

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Detayları henüz belli olmayan acı reçet...

Coronavirüs vakaları sonbahar ile birlikte giderek artıyor. Salgın ülke genelinde adeta kontrolden çıkmış durumda. Yaşanan artış nedeniyle Sağlık Bakanlığı Bilim Kurul...

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, gece yarsı görevden alındı yerine Naci Ağbal, getirildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etti. 27 saatlik sessizliğin...

Deprem olduğunda poliçe sahiplerinin maddi zararlarını karşılayıp evlerini yeniden yapmalarına olanak sağlamak için çıkarılan DASK’ta bugüne kadar milyarlarca lira top...

Dağlık Karabağ'da Azerbaycan ve Ermenistan arasında 27 Eylül'de başlayan çatışmalar, “kalıcı” ateşkes anlaşması imzalandı. Rusya’nın arabuluculuğuyla, Ermenistan ve Az...

Aylin Nazlıaka, CHP PM Üyesi ve Kadın Kolları Genel Başkanı… Üç dönem de CHP Milletvekilliği yapmış. “Kadının eşit oranda temsil edilmediği her yönetimin temeli eksik ...

Yazarlar
Website Security Test