Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Acı reçete” ekonomiyi tedavi edebilecek mi?

20.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Detayları henüz belli olmayan acı reçeteyi zaten borç içinde olan vatandaş mı ödeyecek? Gözlem, uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

İşsizlik, hayat pahalılığı, bütçe ve dış ticaret açığı, Türk Lirası’nın değer kaybetmesi endişe verici boyutlara ulaşırken, Berat Albayrak’ın bakanlıktan istifa edişi, yerine yeni bakanın gelişi, Merkez Bankası Başkanı’nın değiştirilmesi, kamuoyu kadar piyasaları da etkiledi ve “Ne yapılacak, nasıl yapılacak” sorularının cevapları merakla beklenmeye başlandı.

Dolar 9 lirayı görmek üzereyken bir gece yarısı kararıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal'ı görevden alarak yerine Naci Ağbal'ı getirdi. Ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan, damadı Berat Albayrak’ın istifasıyla boşalan Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Lütfi Elvan atadı.

İktidardan gelen "ekonomide yeni dönem" mesajları piyasalara olumlu yansıdı. Piyasalar, yönetimdeki değişimle birlikte yapılan “demokrasi vurgusu ve hukuk reformu” vaatleri, ilk aşamada TL'nin yüzde 10, Borsa İstanbul’un yüzde 8 değerlemesiyle tepki verdi. Türkiye'nin risk priminin göstergesi olan beş yıllı CDS'ler ise 520 baz puanlı seviyelerden 402 baz puana düştü. Ekonomistlere göre piyasalarda yaşanan U dönüşü kalıcı olabilmesi için söylemden öteye geçilmesi ve hukukun üstünlüğüne dair adımların bir an önce atılması şart.

Ekonomi yönetiminin değişmesiyle geçen hafta olumluya dönen para piyasaları, Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu'nun faiz kararıyla olumlu seyrini sürdürdü. Perşembe günkü toplantıda, yüzde 10,25 olan politika faizi, yüzde 15’e yükseltildi. Bu faiz artışıyla dolar, euro ve altın değer kaybetti.

Acı reçete geliyor

Her geçen gün içinden çıkılmaz bir hal alan ekonomik kriz, ciddi boyutlara ulaştı. Döviz kurlarındaki artışla beraber gelen zamlar, elektik, su ve doğalgaz faturalarına yansırken, mutfak ve pazar alışverişlerine de ciddi yansımaları oldu. Merkez Bankası’nın faiz artırma kararıyla döviz düştü, ancak artan fiyatlar geri gelmedi. İşsizlik nedeniyle birçok evde tencere kaynamazken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Yaşadığımız kritik dönemin ruhuna uygun şekilde, gerekiyorsa devlet ve millet olarak fedakârlık yapmaktan, acı da olsa doğru reçeteleri uygulamaktan kaçınmayacağız” açıklaması, yeni bir acı reçetenin vatandaşın önüne konulacağı belli oldu.

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Acı reçetenin uygulanacağı döneme vatandaşlar borçlu girdi. Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, ülkenin ve vatandaşların borç karnesi hayli kabarık. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin eylül sonu itibarıyla yayımladığı verilere göre 33 milyon 643 bin kişinin 836.8 milyar lira bireysel kredi borcu var. Geçen yılın aynı ayında kişi sayısı 31 milyon 375 bin, borç miktarı 572.1 milyar liraydı. Ortalama borç da 18 bin 235 liradan 24 bin 874 liraya çıktı. Tasfiye edilecek toplam bireysel kredi (batık kredi) miktarı 22.7 milyar lira.

Konut kredisi borcu olan 2 milyon 459 binden 2 milyon 637 bine, ihtiyaç kredisi borcu olan 24 milyon 884 binden 27 milyon 795 bin kişiye çıkarken, taşıt kredisi borcu olan 491 binden 425 bin kişiye indi. Sayıları 26 milyondan 26.9 milyona çıkan kredi kartı sahibi kişilerin ise 133.1 milyar lira kredi kartı borcu var. Ortalama kredi kartı borcu da son bir yılda 4 bin 482 liradan 4 bin 949 liraya ulaştı. Eylül sonu itibarıyla ödenmemiş bireysel kredi ve kredi kartı borcu olan kişi sayısı da 3 milyon 497 bin 886.

Ekonomik krize eklenen salgın nedeniyle küçülen ticaret ve farklı ödeme kanalları kullanımını azaltsa da çek-senette de sorunlar devam ediyor. Yılın ilk 10 ayında 23 bin 987 tekil kişinin 11.1 milyar liralık 169 bin 874 adet çekine karşılıksız işlemi yapıldı. Protesto olan senet sayısı ise ilk 9 ayda 459 bin 146 adet olurken bunları tutarı 8.6 milyar lirayı geçti.

*******

“ACI REÇETE ZATEN ÖDENİYOR; YA DAHA BETERİ?”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) –İktidar, sanki toplum zaten acı reçete ödemiyormuş gibi, yeni bir acı reçeteye hazır olunması yönünde açıklama yaptı. Ülke ekonomisi, Türk parası değerinin yerlerde süründüğü, işsizliğin tavan yaptığı, hayat pahalılığının toplumun korunmasız kesimini çaresizliğe düşürdüğü; açlık sınırına taşındığı, enflasyonun, ödemeler bilançosu açığının, bütçe açığının tavan yaptığı bir duruma getirildi. Ekonomik dengelerdeki bozulmalar, özellikle çifte seçim sürecinden beri devam ederken, bunun üzerine pandeminin hem ekonomik, hem de psikolojik yükü bindi.

Toplumun alt tabakası olan, işsizler, yoksullar, dar gelirliler, emekliler ve üniversite mezunu genç işsizler ordusu başta olmak üzere önemli bir kesimi acı reçeteyi her gün içiyorlardı. Yetersiz gelir, Yoksulluk, yoksunluk ve artan fiyatlar, hayat pahalılığı ve döviz kuru artışlarının tetiklediği elektrik, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışlar acı reçeteyi sürekli daha da acı hale getiriyordu. Bu arada pandeminin yarattığı ilk panik nedeniyle getirilen kısıtlar, ekonomide hızlı bir daralma ve ekonomik dengelerde daha da büyük bozulma yaratmıştı. Bu bozulmaları ve ekonomideki üretim düşüşünü yavaşlatmak için, pandemi kısıtlamalarındaki hafifletmeler ile yaz aylarının mevsimsel rahatlamaları üretimde kısmi iyileşmeler yaşattı.

Bu durum, dönemin Ekonomi Bakanı tarafından ekonomimizin “büyüme açısından Dünyada zirve yaptığı“ şeklinde, algı yönetimi için kullanıldı. Oysa gerçek bunun tam tersi bir durum ortaya koymuştu. Zira bir piyasa ekonomisini talimatlar ve emirlerle yönetmek bir yandan; yaşanan olayları bilinçli biçimde değerlendirme kültür ve eğitiminden yoksun kitleleri algı yönetimi ile kontrol altında tutma gayreti diğer yandan, toplumun taşıyabileceği stres sınırını çoktan aşmıştı. Nitekim Ekonomi Bakanının istifası normal bir ülkede istikrarsızlık olgusu algılanırken, ülkemizde bu gelişme piyasa tarafından oldukça pozitif ve istikrar olgusu olarak fiyatlandırıldı. Zira kendi üst düzey ekonomik olanakları içinde, ağaçlardan ormanın görünmeyişi gibi, yoksul kesimin açı reçetesi sürekli göz ardı edildi.

Diğer yandan ABD seçimleri tüm dünyada, talimatlar ve emirlerle yönetilen bir ekonomi ve toplum algısı yerine; yeniden kural, kurum ve başarılı sistem deneyimlerine dönüş rüzgarı estirdi. Bu olgular karşısında, yarattığı tahribata rağmen mevcut iktidar kendi hatalarından dönüş ve yeni bir rota önerisi ile gündeme geldi. Ancak hasarlı ekonomi ve yaralı toplum ortamından çıkarak biliminin ve hukuk devletinin kurumlaşmış yapılarına dönüşüm kolay bir süreç değildir. Zira bu yönde etkin kurum ve sistemlere dönüş, kapsamlı bir reform paketi gerektiriyor. Bu reform paketi, ekonomide bir yeniden yapılanma ve toplumda yok edilen adalet duygularına cevap verecek bir hukuk devleti anlayışını gerektirir. Sınırlı mevkilerdeki kadroların değişimi bunun için asla yeterli değildir. Bu süreç köklü bir zihniyet değişimini gerektirir.

Yirmi yıla yakındır uygulanan, kutsal Dini siyasi ideolojiye dönüştüren bir siyasi yaklaşım yerine, Onu kendi mecrasında temiz tutarak, devlet ve toplum yönetiminde Büyük Dahi Atamızın bilim ve teknolojinin yol göstericiliği tezine dönmek gerekir. İktidar ister dar kapsamlı bir düzenleme ile yetinsin, isterse, zayıf ihtimalle daha kapsamlı bir kurumlaşma ve sistemleşme reformuna yönelsin, ekonomi ve toplumun, yaşadığı tahribat tuzağından çıkması için, yoksul kesimlerin yaşadığı acı reçeteye ek ikinci bir açı reçete gündeme gelecektir. Bu kesimlere yeni sosyal kesimler eklenecektir.

Zira Derviş reformunda zayıf bankaların elenmesi gibi, ekonominin yeni bir atak yapabilmesi yönünde acı reçeteler bu kez daha çok KOBİLER’i vuracaktır. KOBİLER’de yaşanacak iflaslar, yabancılara satışlar veya ortaklıklar gündeme gelecektir. Vergiler ise, zaten erimekte olan Orta tabakaya yüklenecektir. Reform paketlerinin finansmanı ve ekonomiye can suyu yaratmak için alınacak ek vergiler aklınıza gelebilecek tüm vergilerdeki artış oranları, özel tüketim vergileri, cezalar, satılmamış ve satılabilir olan tüm kaynaklar açı reçetenin içinde yer alacaktır. Bu denli bir acı reçetenin çözüm olabilmesi, kişisel yaklaşımlar yerine, bilim temelli sistemsel reformlar ister. Aksi durumda uygarlık ve küresel rekabet yarışında acı reçete boşuna ödenmiş olur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform başlatıyoruz” sözleri uygulamada karşılık bulmadı. Belediye başkanlarına, soruşturma, parti genel başkan...

Coronavirüs vakaları sonbahar ile birlikte giderek artıyor. Salgın ülke genelinde adeta kontrolden çıkmış durumda. Yaşanan artış nedeniyle Sağlık Bakanlığı Bilim Kurul...

“Dağlık Karabağ’a değil, Azerbaycan’a gidecek olan” Türk askeri, orada ne yapacak, görevi ne olacak? Emekli Albay Soner Aydın yazdı...

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, gece yarsı görevden alındı yerine Naci Ağbal, getirildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etti. 27 saatlik sessizliğin...

Deprem olduğunda poliçe sahiplerinin maddi zararlarını karşılayıp evlerini yeniden yapmalarına olanak sağlamak için çıkarılan DASK’ta bugüne kadar milyarlarca lira top...

Dağlık Karabağ'da Azerbaycan ve Ermenistan arasında 27 Eylül'de başlayan çatışmalar, “kalıcı” ateşkes anlaşması imzalandı. Rusya’nın arabuluculuğuyla, Ermenistan ve Az...

Aylin Nazlıaka, CHP PM Üyesi ve Kadın Kolları Genel Başkanı… Üç dönem de CHP Milletvekilliği yapmış. “Kadının eşit oranda temsil edilmediği her yönetimin temeli eksik ...

Yazarlar
Website Security Test