Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Ya sonrası; vaat konusunda “umut kıran” uygulamalar!

20.11.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ekonomide ve hukukta yeni bir reform başlatıyoruz” sözleri uygulamada karşılık bulmadı. Belediye başkanlarına, soruşturma, parti genel başkanları tehdit ediliyor. Halk hangi açıklamalara, kime ve neye inanacak? Gözlem konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu. İşte haber ve görüşler...

MEHMET KOCABIYIK

Türkiye ekonomide ve siyasette hareketli günler geçiriyor. Ekonominin önemli kurumlarında yaşanan koltuk değişiminin akabinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkemizde ekonomide ve hukukta yeni bir reform dönemi başlatıyoruz” açıklaması yaptı. Ardından, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Adalet sistemi güçsüzü koruyabildiği, mağdurun ve mazlumun gözyaşını silebildiği ölçüde kendinden söz ettirir. Haksız yere içeride tutuklu kalan kişinin o günleri geri gelmiyor. Aslolan tutuksuz yargılamadır. Tutukluluk istisnadır” yönünde açıklama yapması ve HSK’nin (Hâkimler Savcılar Kurulu) Osman Kavala’yı tahliye etmeyen, AİHM kararlarına direnen hâkimlerin isimlerini istemesi toplumda “Yargıda yeni bir dönem başlıyor” beklentisini güçlendirdi. Ancak, öyle olmadı. Hukuk, demokrasi reformu vaat edilirken, tam tersi uygulamalar hayata geçirildi.

Hükümet kanadından yapılan reform açıklamalarına karşın muhaliflere yönelik baskılar aynı hızla devam ediyor. Hükümet yetkililerinin “yargı reformu” dillendirmesinin yanı sıra, adalet, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi vatandaşların hoşuna giden açıklamaların yapıldığı dönemde, Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’nin, suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “dokunulmazlığının kaldırılması için” Meclis’e fezleke gönderdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na Kanal İstanbul'a yönelik açıklamaları nedeniyle soruşturma başlatılırken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer başta, Deprem bölgelerindeki belediye başkanlarına “depremle ilgili konuşma ve açıklama yasağı” getirildi.

Daha vahim bir gelişme de hafta başında yaşandı. Nisan ayında infaz düzenlemesiyle cezaevinden tahliye olan Organize Suç Örgütü lideri Alaattin Çakıcı, Ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit etti. Kılıçdaroğlu, Salı günü partisinin meclis grup toplantısında, yargıdaki reform tartışmalarına değinerek hükümete, "Mafya liderlerini, uyuşturucu kaçakçıları serbest bırakıp düşünce suçlularını hapsetmekten vazgeçecek misin?" diye sormuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin cezaevinde ziyaret ederek birlikte fotoğraf verdiği, Alaattin Çakıcı, bu ifadelerin ardından Twitter hesabından, el yazısıyla yazılmış 4 sayfalık tehdit ve hakaret dolu "mektubunun" fotoğraflarını paylaştı. Çakıcı, Kılıçdaroğlu’na "Ulan dü..ü" diye hitap etti, "Seni fasulye çubuğu ile bakla kazığı ile tanıştırırım" dedi. Çakıcı, “Bak Kemal Kılıçdaroğlu, kitle psikolojisi ile sana hainler gaz verir, zorda yanında olmazlar. Onun için akıllı ol" ifadelerini kullandı. Çakıcı, Kılıçdaroğlu'nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için "Saray'ın bekçisi" ifadesini kullanmasına da tepki göstererek, "Akıllı ol" dedi.

Alaattin Çakıcı'nın, çok açık ifadelerle Kılıçdaroğlu'nu tehdit etmesini, Devlet Bahçeli, sosyal medyadan, "Alaattin Çakıcı benim dava arkadaşımdır" açıklaması yaptı ve sahip çıktı. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, olaydan iki gün sonra yaptığı açıklamada, Çakıcı hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı. Turan, "Hakaret, tehdit, kötü söz kimden gelirse kime karşı yapılırsa bu yanlıştır doğru değildir" dedi.

Avukatı Celal Çelik aracılığıyla Çakıcı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu ziyaretinde Çakıcı'nın tehditleriyle alakalı sorulan soruya, "Nasıl bir değerlendirme yapayım. Ben Erdoğan'ı eleştiriyorum Bahçeli cevap veriyor. Bahçeli'yi eleştiriyorum yer altı dünyasının bir lideri cevap veriyor. Şu Türkiye'nin geldiği hale bakın Allah aşkına! Nasıl bir hale geldik. Hukukun olmadığı yerde, devlette liyakatin çöktüğü, yargının olmadığı yerde bir süre sonra devlet organize suç örgütü haline dönüşebilir. Bunu iki-üç hafta önce ifade etmiştim. Bana yanıt verecek olan Bahçeli'dir veya onun arkadaşlarıdır. Aralarındaki ilişki ne onu bilmiyoruz. Ama ciddiye alınacak bir olay değil. Hiç kimse unutmasın bizim ruhumuzu oluşturan temel öğe Kuva-i Milliye’dir. Çakalların bulunduğu yerde hiç kimse ama hiç kimse bize bir şey söyleyemez." cevabını verdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da kendisini ziyaret eden Kılıçdaroğlu'na yönelik tehdit ile ilgili, "Hiçbir siyasi parti lideri tehdit edilemez" diye tepki gösterdi.

İmamoğlu'na inceleme, belediye başkanlarına konuşma yasağı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Kanal İstanbul'a karşı afişleri nedeniyle inceleme başlatılırken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer başta belediye başkanlarına “depremle ilgili konuşma yasağı” getirildi.

İçişleri Bakanlığı, İmamoğlu hakkında Kanal İstanbul'a yönelik afişleri konusunda, "Devletin egemenlik yetkisine ilişkin bulunan bir konuya kamu kaynağı kullanılarak karşı çıkmanın ilkesi gereği” inceleme yapıldığını ve müfettişler tarafından ifadeye çağrıldığını belirtmişti.

İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan girişim ile ilgili konuşan İmamoğlu, “Kamu kaynağı kullanıp, kentsel dönüşüm yapıyoruz. Yapılan iyi şeyleri alkışlarız biz. Depremle yatıp kalkıyoruz. Deprem, bizim için kıymetli bir konu. Burada zayıf, oturulamayan evlerden insanları oturulabilir evlere taşıyoruz. Kamu kaynağı böyle kullanılır” dedi.

Ekrem İmamoğlu, “Kanal İstanbul devlet projesi midir” sorusuna ise “Kanal İstanbul benim için devlet projesi değil” ifadesini kullandı.

İçişleri Bakanlığı, kamu kurumlarına gönderdiği yazıda İzmir’de valilik dışındaki belediyeler dahil kamu görevlilerinin depremle ilgili “açıklama” yapmamasını istedi. AFAD üzerinden gönderilen yazıda, “Yaşanan hadiselerin ilk anda verilen ve teyitli olmayan bilgiler kamuoyunda yanlış anlaşılmalara, vatandaşlarımızda paniğe ve spekülasyona neden olduğunu, bu sebeple afet bölgesinde kriz iletişiminin daha sağlıklı yürütülebilmesi açısından açıklamaların valiliklerimiz tarafından yapılmasını, belediye başkanlarımız, muhtarlarımız ve diğer kamu görevlilerimiz tarafından basın yayın organlarına açıklama yapılmaması hususunu bildirmiştir” denildi

*******

“YAPTIKLARI VE SÖYLEDİKLERİ ARASINDAKİ ‘DERİN’ UÇURUM”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) –Siyaseti yönetmek ve yönlendirmek için iş başında bulunanların verdikleri sözlere artık inanmak olanaksızlığı beni gerçekten üzmektedir. Her gün umut ışıklarının yanmasını özlemle beklerken siyasetçilerden duyduğumuz sözlerin insanları bıktıran, gerçek dışı nitelikler taşıması bizleri yıpratmış durumdadır. İçini düştüğümüz durumun acılığı ne yazık ki ortadadır.

Bu güne kadar yapılanlar, bundan sonra yapılacakların habercisidir. O bakımdan ben, siyasal yönetimimizde bulunan insanların sözlerine inanamıyor ve bunun da üzüntüsünü yaşıyorum. Öte yandan bu durumlar bizleri toplum olarak umutsuzluğa itmektedir. Niye böyleyiz? Neden güneşli günleri, ışıklı sabahları göremiyoruz da, hep karanlıktan ve umutsuzluktan söz ediyoruz? Nedeni; artık söyledikleri, vaat ettikleriyle yaptıkları arasındaki uçurumlar bizi ürkütmektedir. Bu nedenle açıkça belirtmek isterim ki, hukuksuzlukları gidereceklerini söyleyenler, yeni atılımlardan söz edenler yaptıkları ve bugün yürüttükleri işlemler ve eylemler karşısında bize asla güven vermemektedir. O nedenle ben bu sözleri abartılı, bizi üzüntüye düşüren durumlarımızı koyulaştırıcı bir endişeyle karşılıyorum.

Yapılan işlemler, hukuksuzluklar, haksızlıklar ortamı öyle gösteriyor ki toplumda kendilerine inanmazlık artarak gidiyor. Bu reform açıklamalarının hepsini siyasal sözler olarak görüyor ve iyi niyetli olduklarını da sanmıyorum. Bu iyi niyet yoksunluğu, kendi politikalarını dayatmak, kendi isteklerini hayata geçirmek ve onlara olanak vermekten başka bir çabayı ortaya koymuyor. Bugün Türkiye’yi yönetenler, dediklerini yapacaklarına inanmamızı bekleyenler, siyasal bir kaygıyla seçim zamanına kadar halkı hala siyasal aldatmacalarla oyalamaktadırlar.

“Yurttaşa yönelik hiçbir tehdit kabul edilemez”

İnsanın, toplumsal yaşamın güneşi olduğu unutulmaktadır. Yapılan uygulamalar adalete güveni ve saygıyı sarsacak biçimde yürümektedir. Ceza almış birinin üstelik de yönetimdekilerin korumasıyla güç gösterisi yapması adaletin saygısı ve güveniyle bağdaşmayan büyük bir yıkım örneğidir. O bakımdan Alaattin Çakıcı’nın, Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı sarf ettiği cümleler ve tehditler, iktidarın ve iktidar yandaşlarının korunması altında olduğu görünmekle daha da büyük bir üzüntü vermektedir. Bir ülkede yurttaşlara yönelik tehditlerin rahatlıkla yapılabilmesi, o ülke yönetiminin zaafının olduğunu gösterir. Çağdaş hiçbir ülkede böyle bir durumun olmasına ve yürümesine izin verilemez.

Yaptıkları ortada, yapacaklarını söylediklerinin hala yapmakta olduklarıyla karşılaştırırsanız insana güven vermesi olanağı yok. Ekonomide, hukukta bu kadar aykırı işlemler yapılıyor öylesine terslikler birbirini izliyor ki. Bu noktada karşımıza, “Uygulamada bu terslikleri yapanlar, bu sözleri nasıl söylüyorlar?” sorusu çıkıyor. Bu aykırılıkları, çelişkileri ve bozuklukları yürütenlerin sözlerine inanmak olanağı yoktur. Yaptıkları ile söyledikleri arasındaki derin uçurum sizi endişeye düşürüyor ve inanmanıza engel oluyor.

*******

“TÜRKİYE, ‘UYGULAMADA’ SORUN YAŞAMAKTADIR”

Hikmet Sami Türk (Eski Adalet Bakanı) –Ekonomik ve hukuk reformları yapılacağı söyleniyor. Henüz bunların ne olacağı konusunda bir açıklama yapılmadı. Ama öyle anlaşılıyor ki uygulamaya dönük bazı yenilikler göreceğiz. Ekonomide en önemli hedef enflasyon oranının tek haneli rakamlara düşürülmesi ve bunu yeni hazine ve maliye bakanı da ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek faiz enflasyon sebebidir” demiş ve faiz oranlarını düşürmek için merkez bankası ve diğer bankalara baskılar söz konusu olmuştu. Görüldü ki faiz oranının düşürülmesi TL’nin değerinin de düşmesine yol açan etken oldu. Bu nedenle yeni dönemde piyasa koşullarının işlemesine öncelik verileceği söylendi.

Hukuk reformu Türkiye için en önemli reformdur. Bu noktada yapılması gereken ilk hamle, 2017 yılında yapılan anayasa değişikliği ile Türkiye’ye getirilen tek adam niteliğindeki yönetim sisteminin değiştirilerek parlamenter sisteme dönüş yapmaktır. Bunun için 16 Nisan 2017 tarihinden önceki anayasa metninin yeniden yürürlüğe koyulmasını öngören 2 maddelik değişiklik yapmak yeterlidir. Ancak burada partilerin hem sayısal yeterlilik hem de ortak bir karara imza atmak adına birlikte hareket edebilmesi gerekiyor.
Türkiye’de kanunların değiştirilmesinden ziyade kanunların uygulanmasını sağlamak konusunda bir sorun vardır. Anayasamızda da belirtilen demokratik hukuk sistemini sağlamak için düşünce, ifade ve basın özgürlüklerinin sağlanması gerekir. Bugün cezaevlerinden birçok gazeteci var bu demokratik bir ülkede düşünülecek bir şey değildir. Türkiye’de hâkimler çok kolay bir biçimde tutuklama kararı veriyor. Ancak TC Anayasası’nın 19. Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesi’nde belirtildiği gibi; tutuklama kararı, ortada ciddi bir suçlama ve kaçma, delilleri ortadan kaldırma gibi bir neden varsa tutuklama kararı anca alınabilir. Fakat Türkiye’de biri tutuklanınca aylarca yıllarca yargılanmadan cezaevinde yatıyor. Dava dosyasının delillerin tamamın toplanarak açılması gerekiyor. Öte yandan ülkemizde yargı kararları çok ağır bir şekilde alınıyor. Oysa yine anayasamız ve insan hakları sözleşmesinde de yer alan “makul süre” vurgusu davaların hızlı bir şekilde görülmesini ve sonuçlanmasını zorunlu kılıyor.

Türkiye’de hâkimlerin üzerindeki yargı yükünün de hafifletilmesi gerekliliği açıktır. Çünkü hakim sayısı davalara göre yetersiz kalıyor. Bir günde bir hâkimin bakacağı mahkeme sayısı örneğin Amerika’da 5’i geçmiyor. Ancak bir hâkim günde 40 davaya bakarsa buradan doğru kararlar çıkması hem kolay olmayacak hem de davanın uzun sürmesine sebep olacaktır. Bu noktada sayısal fazlalık kadar hâkim, savcı ve avukatların niteliklerinin de yüksek olması gerekmektedir. FETÖ’ye üye oldukları gerekçesiyle birçok hâkim ve savcı görevden uzaklaştırıldı. Yerlerine ya yeterli sayıda kimse gelmedi ya da gelenlerin tecrübeleri zayıftı.

Sonuç olarak; AKP’nin “Cumhurbaşkanlığı Sistemi” konusunda anayasa değişikliğine hazır olduğunu, Sn. Erdoğan’ın tek adamlı sistemden kolay kolaya vazgeçeceğini sanmıyorum. Bu sistem ülkemize meşrutiyet yönetimini getirmiştir ve yapılması gereken ilk reform da parlamenter sisteme dönülmesidir. İktidarın genel bir tabloyla belirttiği ekonomi ve hukuk reformunu yapıp yapmayacaklarını öngörmek mümkün değildir. Ancak bu Türkiye’nin en büyük sorunudur ve yapılması da zorunludur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Ekonomi pik yapıyor, ekonomi uçuşa geçecek” açıklamalarının yapılmasından kısa bir süre sonra, vatandaşa acı reçete sunuluyor. Detayları henüz belli olmayan acı reçet...

Coronavirüs vakaları sonbahar ile birlikte giderek artıyor. Salgın ülke genelinde adeta kontrolden çıkmış durumda. Yaşanan artış nedeniyle Sağlık Bakanlığı Bilim Kurul...

“Dağlık Karabağ’a değil, Azerbaycan’a gidecek olan” Türk askeri, orada ne yapacak, görevi ne olacak? Emekli Albay Soner Aydın yazdı...

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, gece yarsı görevden alındı yerine Naci Ağbal, getirildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak istifa etti. 27 saatlik sessizliğin...

Deprem olduğunda poliçe sahiplerinin maddi zararlarını karşılayıp evlerini yeniden yapmalarına olanak sağlamak için çıkarılan DASK’ta bugüne kadar milyarlarca lira top...

Dağlık Karabağ'da Azerbaycan ve Ermenistan arasında 27 Eylül'de başlayan çatışmalar, “kalıcı” ateşkes anlaşması imzalandı. Rusya’nın arabuluculuğuyla, Ermenistan ve Az...

Aylin Nazlıaka, CHP PM Üyesi ve Kadın Kolları Genel Başkanı… Üç dönem de CHP Milletvekilliği yapmış. “Kadının eşit oranda temsil edilmediği her yönetimin temeli eksik ...

Yazarlar
Website Security Test