Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Asgari ücret ve emekli zamları enflasyonu geçebilecek mi?

25.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Alım gücü her geçen gün düşen çok büyük kesim günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlarınken, marketlerde zeytinyağı, mama, bebek bezi gibi birçok ürünün ardından sıvı ayçiçeği yağı bidonu ile peynir ambalajlarına da alarm takılması sosyal medyada gündem oldu.

MEHMET KOCABIYIK

Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu krizle ilgili kaygılar giderek atarken, vatandaşın her geçen gün fakirleşmesi endişe verici. İnsanlar ekonomik krizi iliklerine kadar hissetmeye başladı, yarın daha kötüsünü kimse kaldıramaz. Alım gücü her geçen gün düşen vatandaş günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlarınken, marketler de ürünlerini korumanın yollarını arıyor. Birçok market, son dönemde zeytinyağı, mama, peynir, bebek bezi gibi birçok ürüne alarm taktı. Son olarak 5 litresi 80 liraya çıkan sıvı yağ bidonuna da alarm takıldığı sosyal medyada gündem oldu.

Ekonomik kriz ve salgınla aynı anda boğuşan vatandaşın geliri eridi, borcu katlandı. Geçim sıkıntısı her geçen gün artıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından gerçekleştirilen “Covid-19 salgınının hane gelirleri üzerindeki yıkıcı etkisi” başlıklı rapor, özellikle dar gelirli vatandaşın yaşadığı geçim zorluğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, salgın döneminde geçim zorluğu çektiğini beyan edenlerin oranı yüzde 70'e, gıda harcamalarını karşılamakta zorlandıklarını beyan edenlerin oranı yüzde 38'e ulaştı.

Binlerce iş yerinin pandemi nedeni ile faaliyetlerini durdurması ve Türk Lirası’ndaki değer kaybı yoksulluğun boyutlarını artırıyor. 2020’nin başında 339 dolar seviyesinde olan asgari ücret, 290 dolarlara kadar gerilemiş durumda. TÜRK-İŞ tarafından açıklanan ve dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı olan açlık sınırı kasım sonu itibariyle 2 bin 516 TL’ye ulaşmış durumda. Yoksulluk sınırı olarak adlandırılan konut, giyim, ulaşım gibi giderler de hesaba katıldığında, dört kişilik bir ailenin zorunlu harcamalarının tutarı aylık 8 bin 197 TL’ye çıkıyor. Hesaplamalara göre hem açlık sınırı hem de yoksulluk sınırı bir yılda yüzde 20 arttı. Milyonlarca işsiz için giderek uzayan iş arama süreci ise, huzursuzluk ve karamsarlığı artırıyor. Hatay, Erzincan ve Kocaeli'nin ardından son olarak Samsun'da bir kişi, eline "iş" ve "aş" yazarak intihar etti. Son yıllarda ekonomik sorunlar yüzünden artan intihar olayları, pandemi döneminde daha da sık görülmeye başlandı.

Artan döviz ve yüksek enflasyon karşısında aldıkları ücret her geçen gün eriyen milyonlarca asgari ücretli çalışan ile emekli, dul ve yetim aylığı alanların gözü kulağı yeni yılda verilecek zam oranlarında… Emekli ve memurların zam miktarı 3 Ocak 2021'de açıklanacak enflasyon oranı ile belirlenecek. Bugünkü enflasyona göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri Ocak ayında yüzde 7 zam alacak. Kesin zam oranı aralık enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte 4 Ocak'ta belli olacak.

Asgari ücret ne kadar olacak?

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) son olarak 2016 yılında açıkladığı verilere göre Türkiye’de sigortalı çalışanların yüzde 41’i asgari ücret alıyor. 2021 yılında uygulanacak yeni asgari ücreti belirlemek için geçen hafta üçüncü toplantısını yapan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yaklaşık yüzde 20’lik bir zam önerdi. TÜİK’in tavsiye ettiği rakam ağır işlerde çalışanlar için 2 bin 792 lira olarak hesapladı. Orta nitelikteki işlerde çalışanlar için 2 bin 507 lira 70 kuruş, hafif işlerde çalışanlar için 2 bin 339 lira 10 kuruş olarak hesapladı. TÜİK, önerdiği rakamlar tartışmalara neden olunca, yeni bir açıklamayla açıklanan oranın “bekar bir işçinin asgari geçim tutarı” olduğunu duyurdu.
TÜİK’in Kasım ayı rakamlarına göre enflasyon oranı yüzde 14,03. Ancak söz konusu oran inandırıcı olmaktan uzak. Uzmanlara göre yıllık enflasyon oranı en az yüzde 30. Zaten TÜİK’in kendisi de 23 Eylül’de yaptığı açıklamada, geçen yılın aynı dönemine göre elektriğin yüzde 32.3, doğalgazın ise yüzde 34.7 oranında zamlandığı belirtmişti. Ayrıca gıdada son bir yılda gerçek enflasyon oranının yüzde 30’un bile üzerinde olduğu bir ortamda açıklanan yüzde 20’lik zam tepkilere neden oldu. Dolayısıyla yıllık enflasyonun yüzde 14 seviyesinde olduğuna TÜİK’ten başka inanan yok.

Mevcut asgari ücret net 2.324 TL. Söz konusu rakama enflasyon oranı kadar zam gelmesi durumunda rakam 2,670 liraya çıkacak. Ancak işçi sendikalarının beklentisi çok daha yüksek. TÜRK-İŞ, TÜİK’in rakamın Türkiye gerçeklerinden uzak olduğunu söyledi. DİSK 2021 yılı asgari ücretin net 3 bin 800 TL olması gerektiğini geçtiğimiz hafta açıklamıştı. Genel olarak yüzde 3-5 yanılma payıyla bugüne kadar TÜİK’in önerdiği rakamlara yakın ücretlerin belirlendiği biliniyor. Geçtiğimiz yıl da TÜİK 2.3331 TL teklif etmiş ve rakam 2,324 lira olarak açıklanmıştı. Dolayısıyla 2021 için belirlenecek asgari ücretin 2 bin 750 ile 2 bin 850 lira arasında olacağı anlaşılıyor.

Ürünlere alarm takılıyor

Ekonominin her geçen gün kötüye gitmesi ve geliri eriyen vatandaş ihtiyaçlarını karşılayamazken, marketler de zararlarını azaltmak için ürünlerini korumanın yollarını arıyor. Malzemelerini korumak isteyen birçok market, zeytinyağı, mama, peynir, bebek bezi gibi pahalı birçok ürüne alarm taktı. Son olarak 5 litrelik sıvı ayçiçeği yağı ve peynir de alarm takıldığı sosyal medyada gündem oldu

2023 hedefleri ne oldu

Oysa Türkiye uzun yıllar 2023 hedeflerini konuşmuştu. Konulan hedeflere göre 2023 yılında milli gelir 2 trilyon dolar alacaktı. Kişi başına gelir ise 25 bin dolar… Ama bugün ülke gelirimiz 700 milyar doların, kişi başına gelirimiz de 8 bin doların altına düşüyor. 500 milyar dolar olan ihracat hedefi ise hayalden öteye geçemedi.

*******

İŞSİZ, DAR GELİRLİ VE EMEKLİ ÇOK ZORDA

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) –Türkiye’de kişi başına milli gelir rakamları son 6 yıldır düşüşte. 2013 yılında zirve yapan kişi başına milli gelir IMF verilerine göre 12 bin 489 dolar iken yüzde 38 oranında düşüş göstererek, 2020 yılında 7 bin 715 dolar olacağı hesaplanıyor. Böylece 4 775 dolarlık bir düşüş yaşanması söz konusu. Bir yandan kişi başına milli gelirdeki bu güçlü düşüş, diğer yandan TÜİK’in resmi verişlerine göre yüzde 25 oranını gördükten sonra, bu yılın kasım ayı yıllık enflasyonun yüzde 14,11 gibi hala yüksek düzeyde olması, vatandaşın satın alma gücünü iki yönlü olarak eritiyor. Üstelik Sendikaların hesaplarına göre gıda ürünlerindeki son bir yılın enflasyonu yüzde 30 dolayında seyrediyor. Ayrıca son kasım ayı üretici fiyat artışı zaten yüzde 23.11. Bu oran önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına yansıyacaktır. Bir başka enflasyon oranı olan Yurtdışı üretici fiyat endeksi de yine resmi rakamlara göre yüzde 38 dolayındadır. Bunlarda ithal edilen tüketim ve aramalı fiyatları üzerinden tüketiciye yansıyacaktır. Döviz kurunda daha da artış olur ise bu oranın daha da artması söz konusu olabilecektir. Bütün bunlara işsizlik rakamlarının artışını eklediğimizde durumun vahameti ortaya çıkmaktadır. İşsizlikte resmi rakamların artmıyor gözükmesi, umudunu kestiği için iş aramaktan vazgeçen umutsuzlardan kaynaklanıyor. Yüzde 30 dayanmış bir genç işsizliği ve pandemi nedeniyle işten çıkarma ve kısmi çalışma durumun daha da kötüleşmesine yol açmaktadır.

Ekonomide enflasyon, milli gelir ve işsizlik rakamlarındaki bu olumsuz gelişmelere paralel olarak, TÜİK’in, baskılanmış verilerinden hareketle önerdiği asgari ücret artış oranı yüzde 20 dolayındadır. Eğer Kurul bu verileri baz alırsa, 2 324 TL olan asgari ücret, 2 792 TL olacaktır. Yukarda açıklamaya çalıştığım fakirleşme ve yoksullaşma karşısında gerçekten yetersiz kalacağı açıktır. Bu nedenle yukarıdaki veriler ışığında, asgari ücrette en azından yüzde 30’luk bir artış ile 3 bin sınırının aşılması zorunluluk arz etmektedir. Çoğu ailede ancak bir kişinin bile zor iş bulduğu bugünün ortamında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı olarak 3 bin 145 Tl olarak hesaplanmaktadır. Diğer yandan emekli maaşlarındaki Ocak ayı artışlar ise SSK ve memur emeklilerinde, yüzde 7 ve 6 dolaylarında kalacağı görülüyor. TÜİK’in baskılanmış resmi enflasyon verileri baz alınsa bile, bu oranların 2,5 katı olan enflasyonun erittiği gelirlerle hayat pahalılığını karşılamak mümkün olamayacaktır. Sabit gelirlerin ay be ay erimesi bir yana, pandemi ortamında daralan ekonomi, işini kaybeden esnaf, işsiz kalan veya kısmi çalışan işçi ile birlikte, hiçbir işi olmadığı için bunalıma giren genç işsizler ve üniversite mezunlarını gerçekten çok zor günler bekliyor.

Bu denli zor dönemlerde sorunların çözüm sorumluluğu iktidar mensuplarının omuzları üzerindedir. Ancak bu denli zor dönemler ulusal dayanışma ve mutabakat içinde aşılabilir. Bu durumda iktidarın ilk yapması gereken, muhalefete karşı yürüttüğü, çatışmacı dil ve üslup yerine sorunlara ortak çözüm arayıcı bir rota değişimine girmesini gerektirir. Sadece kendilerine biat etmiş kitleleri stabilize etme uğraşı yerine, kitlelerin ihtiyaç ve sorunlarının, olgusal çözümüne yönelik ortak gayretlere birlikte yönelmeleri gerekir. Muhalefet partilerinin de bu sürece çekilmesi olumlu sonuçlar yaratır. Örneğin Büyük kentlerde, iktidar ve yerel yönetimlerin ortaklaşa gayretleri, çok kısa zamanda bile; açlık, yoksulluk ve işsizliğe karşı çok daha geniş çözüm fırsatlar yaratabilir. Böylesi bir dönemde çatışmacı yaklaşım ve söylemlerle oluşabilecek çözümlerin engellenmesi ve ötelenmesi tarih önünde en yanlış strateji olarak tescillenmeye mahkûm olur.

*******

 

“KARAR VERİCİLER KENDİLERİNİ ‘ONLARIN YERİNE’ KOYSUNLAR”

Burhan Özfatura (Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı) –Bir süredir, gündemi "toplu sözleşme müzakereleri" işgal etmektedir. Toplantılar yapılmakta, beyanatlar verilmekte, güvenilirliğini kaybetmiş TÜİK bir takım rakamlar zikretmekte, medya açık oturumlar düzenlemekte, tüm partiler görüşlerini açıklamaktadırlar. Ama ne yazık ki tümü boşunadır. Zira sonucu tayin eden tek faktör "Cumhurbaşkanı'nın iradesi" olacaktır. Her dönem, böyle olmuştur. Bu dönem de, aynı durum yaşanacaktır. Saydığım çalışma ve beyanların hiçbir etkisi olmayacaktır.
1- Kaldı ki;
-DİSK dışındaki sendikaların tümü, iktidarın emrindedir. Her zaman olduğu gibi boyun eğeceklerdir.
-İşveren kesimi, (iktidarın da yanında olduğunu bilinenin rahatlığı içinde) tavize ve ek yük almaya yanaşmayacaktır. Her dönemde olduğu gibi yükün Devlet tarafından karşılanması; işten çıkarmaların olacakı; enflasyonun artacağı vb klasik bahanelerin ardına sığınacaktır. Asgari ücretten vergi alınmamasını talep edecektir.
2- Hem işçilerin,hem de emeklilerin, içinde bulunduğu çok sıkıntılı durumu düşünürsek, mantığımızın ve vicdanımızın sesini dinlersek; net asgari ücretin, en az 3.500 TL olması gerektiğine inanıyorum. Bu sayede, söz konusu kesimler, hiç olmazsa, bir süre de olsa, bu sefalet çemberinden çıkabilirler. (Lütfen karar vericiler, kendilerini, bu insanların yerine koysunlar.)
a) Bu rakam, enflasyonunu azdırır mı? Kesinlikle, HAYIR? Yeter ki Devlet otoritesi, (sayısı bir hayli fazla olan) fırsatçı/ çıkarcı/ haramzade kişilerin, keyfi zamları yapmasına engel olsun. Talep, arzın üstünde olursa, enflasyona sebep olur. Şu anda Türkiye’de, her sektörde atıl kapasite vardır. Talep artışı, üretim artışını da tetikleyecektir ve denge sağlanacaktır. Birim başına düşen sabit gider payı da düşecektir.
b) İktisattaki "Mahreçler Kanunu'na" göre, her arz, kendi talebini de doğurmaktadır. Bu durumda, işverenin ödediği rakamların önemli bir bölümü, kendine talep olarak dönecektir. (Özellikle, tasarruf oranının, çok düşük olduğu, ülkemizde.)
b) Asgari ücretten Gelir Vergisi’nin sıfırlanması, çok güçtür. Zira stopaj yoluyla yapılan tahsilat ciddi rakamlara ulaşmaktadır. Kaldı ki işverenler ücretli kesimin yarıdan fazlasını asgari ücretten göstermektedir.
- Oran yüzde 5’e indirilebilir. Kayıt dışı çalıştırılanların önlenmesi ile gelir kaybı azaltılabilir. (Bugün, özellikle mültecilerin çoğu, kaçak çalıştırılmakta, ne vergi, ne de sigorta pirimi ödenmemektedir.)
- Elektrik/ Su/Doğalgaz/ Jeotermal vb konulardaki KDV oranı yüzde 5’e düşürülebilir. Mükelleflere yüklenen birçok kalem iptal edilebilir.
3- İşverenler, çağa ayak uydurmalı, yeni teknolojileri takip etmeli, fizibilite verimlilik analizi, işgücü planlaması, zaman etüdü, teşvikli ücret sistemi vb uygulamalara önem verilmelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

İNG Global İcra Kurulu Üyesi ve Pazar Liderleri Bölge Başkanı Abay “Pandemi insanlık için derslerle dolu. Bir yandan da fırsat aslında. Eskiden ‘Olmaz’ dediğimiz çok ş...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Yazarlar
Website Security Test