Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

''Kayyumlar'', sivil toplum örgütlerini imha mı edecek?

31.12.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Derneklere kayyum atanmasının önünü açan kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. ''Derneklerin tek bir imzayla kapatılmasını mümkün kılacağı'' belirtilen düzenlemeyi Gözlem uzmanlara sordu… İşte görüşler…

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ''Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi'' TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Dernekler için yeni düzenlemeler getiren kanuna sivil toplum kuruluşları (STK), düzenlemeye “sivil toplum örgütlerini susturmayı ve kayyum atanmasının” önünü açtığı iddiasıyla karşı çıkıyordu.

AKP’nin hazırladığı kanun teklifinde yer alan derneklerin para toplama usullerinde ve denetimlerinde öngörülen bu yeni düzenlemeler sivil toplum kuruluşları ve hukukçuların yanı sıra muhalefet partilerinin de tepkisini çekmişti.

Derneklere kayyım atamanın önünü açan ve mal varlıklarına el koymayı öngören 43 maddelik yasa teklifine ilişkin muhalefetin yaptığı hiçbir öneri kabul edilmezken iktidar tarafından sunulan kimi önergelerle değişikliğe gidildi.

Teklif, özellikle dernek yöneticilerinin, İçişleri Bakanlığı’nca görevden alınarak, yerlerine kayyum atanmasının önünü açtığı gerekçesiyle tepkilere neden olmuştu. Yeni düzenlemeyle terör suçları, uyuşturucu suçları ve mal varlığı aklama suçlarında haklarında soruşturma başlatılan kişiler ve görev yaptığı kurullar İçişleri Bakanı tarafından görevden alınabilecek. Söz konusu derneklerin yönetimlerine kayyum atanabilecek. Bu da yeterli görülmezse İçişleri Bakanı bir derneği geçici olarak faaliyetten alıkoyabilecek.

TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifine üç siyasi parti muhalefet şerhi koymuştu. Teklifin ilgili maddelerini, CHP "anayasaya aykırı", HDP "baskıcı rejimin bir göstergesi", İYİ Parti ise "samimiyetsiz" bulduğunu açıklamıştı.

Aralarında Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü, KaosGL gibi hak örgütlerinin yanı sıra çok sayıda hemşeri derneği ve spor kulüplerinin de bulunduğu  500’ün üzerinde STK da ortak bir bildiri yayımlayarak söz konusu kanun teklifindeki dernekler, vakıflar ve yardım toplama ile ilgili maddelerin geri çekilmesini talep etmişti.

Bildiride "teklifin amacı ve ismi ile hiç ilgisi olmadığı halde, Yardım Toplama ve Dernekler Kanunlarında yapılan değişiklikler ile mevcut dernek ve vakıfların yardım toplama faaliyetleri ve örgütlenme özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlanmakta ve İçişleri Bakanlığının dernekler üzerindeki siyasi vesayetini sağlayacak yeni düzenlemeler içermektedir" denilmişti.

Bildiriye imza atan STK'lar, teklifin aynen yasalaşması durumunda başta insan hakları, kadın, LGBTİ+ ve mülteci hakları alanındaki dernekler olmak çok sayıda dernek ve vakıfın "tek imza ile kapatılma riskiyle karşılaşacağı" uyarısını yapmıştı.

 

“DEMOKRASİ İLERİYE GİTMELİYKEN, GİDİŞAT GERİYEDİR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı)– Sivil toplum kuruluşları siyasal açılımların ve biçimlenmenin en çağdaş sonuçlarından birisidir. Demokrasinin hoşgörüsünü yadsıyıp, sıkı düzene çeviren önlemler ve kurallar, demokratik yaşamı gölgeleyen olumsuzluklardır. Bu olumsuzlukların başında da, Türkiye’deki iktidarın yeni getirdiği; yasaklama ve el koyma tasarısı öne çıkmaktadır. Derneklerin, kimi tüzel kişiliklerin, iktidarın isteği doğrultusunda çalışmalarına sınır getirilmesi, kayyım atanabilmesi, mal varlıklarına el konulabilmesi ve yönetimlerindeki isimleri dilediği şekilde yönlendirebilme çalışmaları, tamamen siyasi sömürüye açık bir düzenlemedir. Bu yapılanlar hukuk, demokrasi ve adalet açısından doğru düzenlemeler değildir. Anayasamızın dernekler ve sivil toplum kuruluşları ile ilgili yasaları zaten yeterlidir. Yeni düzenlemelerin Anayasa’ya karşı sonuçları söz konusudur. Dernekler için yapılan mevcut düzenlemeler Anayasa ile bir uyum taşıyordu ancak yeni yapılan bu teklifin Anayasa ile bağdaşması her zaman tartışma konusu olacaktır.

Günümüz iktidarının kendi amaçları doğrultusunda düzenlemelere gitmesi, demokratik yaşamı gölgeleyen oluşumlar ve olumsuzluklardır. Demokratik düzen üzerinde baskı kurarak ulusal yaşamı “katı” bir düzene sokmanın hiçbir anlamı yoktur. İktidar; kendisinin beğenmediği davranışlara, açıklamalara, söylemlere ve yazılara el atmak niyetiyle bu çalışmaları yapmaktadır. Bunlar Türkiye’nin, yalnız bugünü için değil geleceği için de olumsuzluklar doğurabilecek tutumlardır.  Siyasal iktidarın kendisine bir “Cennet Bahçesi” oluşturmak için yaptığı ucuz davranışların, demokrasiyle hiçbir ilgisi yoktur. Sivil toplum kuruluşları demokrasinin en çağdaş sonuçlarından birisidir. O bakımdan demokrasinin gerekliliklerini yerine getirerek bu özgürlükleri geliştirmek ve genişletmek amacında olunmalıdır.

 

“DERNEĞİN KAPISINA KİLİT VURULMUŞ ANAHTARI DA KAYYIMA VERİLMİŞTİR”

Hikmet Sami Türk (Eski Adalet Bakanı)– Bu yasanın içinde dernekler için getirilen hüküm Anayasa’ya aykırı olan bir hükümdür. Bu hüküm dernek kurma özgürlüğüne aykırıdır. Anayasamızın 33’üncü maddesinde belirtilen “Dernek kurma hürriyeti” başlığında açıkça, “Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.” olarak belirtilmiştir. Bu konuda en önemli fıkra da, “Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde, hâkim kararıyla kapatılabilir ya da faaliyetten alıkonabilir.” der. Getirilen düzenlemede hâkimin devreye girmesi söz konusu mudur?

Uzun zamandır sanki “moda” olmuşçasına, halkın seçtiği belediye başkanlarının yerine kayyım atanıyor. Bu anlayışı hak ve hürriyetlerin kullanıldığı tüm alanlara yayıyorlar. Türkiye’de binlerce dernek var, bunları kendi istedikleriniz doğrultusunda yönetmek istemek doğru ve mümkün değildir. Dernekler özel hukuk alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıdır. Yönetim kurulları ve başkanları seçim usulüyle genel kurulda belirlenir. Derneklerin asıl amacı zenginleşmek değil, gelen paraları kuruluşunda belirlenen bir amaç için kullanırlar. Bunların gelirlerine ve yönetimine el koyabilme gücünün bir siyasi otoriteye verilmesi Anayasa’ya aykırıdır.

Dernekler Kanunu’na ve Anayasa’ya aykırı bu ve bunun gibi uygulamalar Türkiye’nin daha totaliter bir rejime doğru gittiğini göstermektedir. Zaten tüm hak ve hürriyetlere müdahale etmeyi amaçlayan Anayasa’ya aykırı birçok uygulama yapılıyor. Bu da bu halkaya eklenen yeni bir aykırılıktır. Bu kanunun getirdiği uygulamayla derneklerin kapısına kilit vurulmuş, anahtarı da kayyıma teslim edilmiş olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

İNG Global İcra Kurulu Üyesi ve Pazar Liderleri Bölge Başkanı Abay “Pandemi insanlık için derslerle dolu. Bir yandan da fırsat aslında. Eskiden ‘Olmaz’ dediğimiz çok ş...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Yazarlar
Website Security Test