Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

KATAR Emiri, hem “Türk dostu”, hem de “PKK dostu, Türk Düşmanı” Suudi Prensi’nin dostu!

15.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Al Arabiya TV kanalı, Kandil'deki PKK'lı teröristlerini  “özgürlük savaşçısı” ilan ederken, Türkiye’ye kin kustu…

DÖNDÜK DOLAŞTIK, NEREYE GELDİK…

Suudi Arabistan Prensi Muhammed bin Selman’ın kontrolündeki Al Arabiya televizyon kanalı, büyük tepki çeken bir habere imza attı. PKK terörünü aklayan haber yapan kanal, teröristlerden “özgürlük savaşçısı” diye bahsetti. Türkiye ile her fırsatta dost olduklarını söyleyen Katar Emiri El Sani,  Türkiye’ye kin kusan Prens Selman ile kucaklaşması dikkat çekti.

Selman’a hizmet eden Al Arabiya kanalı, Kandil’deki PKK’lı teröristleri sempatik gösteren skandal bir haber sundu. Kanalda yayınlanan “Özel Görev” adlı programda, 10 PKK’lı ile özel röportaj yapıldı. Programda sık sık PKK’lı teröristlerden “özgürlük savaşçısı” olarak bahsedilirken, Türkiye’ye karşı ise asılsız suçlamalar yapıldı.

Türk askerlerinin bölgede masum sivilleri öldürdüğü yalanını ortaya atan programda şu ifadelere yer verildi: “Türk rejimi, Kürtlere karşı ayrımcılığı ve şiddeti sürdürmeye devam ediyor. Bu savaşın ve sonrasının ayrıntılarına giden yol, PKK’nın kalesi olan Kandil Dağı’ndan geçiyor. Oraya ulaşmak kolay değil. Çünkü hareket eden her şeyi vuran Türk keşif uçakları sizi hedef alabilir.”

Programda teröristlerin açıklamasının doğru olduğu ve TSK’nın Kandil’deki operasyonlarında başarılı olamadığı kara propagandası yapıldı.

PKK’lıları “kahraman” gibi sunan Al Arabiya muhabiri, “10 kişi bizi karşıladı. Güvenlik sebepleriyle büyük gruplar halinde dolaşmıyorlar. Diğerleri etrafı gözetliyor. Hiçbiri kendi adını kullanmıyor ve telefon taşımıyor. Dünyada neler olduğunu öğrenmek için radyoyu kullanıyorlar. Hiçbiri maaş almıyor ve evlenmiyorlar. Ellerinde sadece silahları ve özgür Kürdistan hayalleri var.” sözlerini kullandı.

Ayrıca sözde PKK sözcüsü olduğunu söyleyen bir terörist,“40 yıldan bu yana süren çatışmalarda Türkiye ile defalarca ateşkes girişimleri oldu. Ancak Türkler barışçıl ve siyasi bir çözüm yerine savaşı tercih ediyorlar. Bizi bu mücadeleden vazgeçirmezler.” diye konuştu.

Açıkça PKK propagandası yapan program, bir PKK’lı teröristin şu ifadelerine yer verdi: “Hedefimiz bütün Kürtlerin özgürlüğüne kavuşması ve hür bir Kürdistan’ın kurulması. Dünyaya hakim olan güçlerin çıkarlarına ters düştüğü için PKK’nın bir terör örgütü olarak gösteriyor. Onlar gücü elinde bulundursa da biz hedefimize ulaşacağız.”

Körfez’de barış

Türkiye ile her fırsatta dost olduklarını söyleyen Katar Emiri El Sani, kanalında Türkiye’ye kin kusan Prens Selman ile kucaklaşması dikkat çekti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır’ın, 5 Haziran 2017’de “terör gruplarını desteklediği” suçlamasıyla Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmiş ve ekonomik ambargo uygulamıştı. “Ambargonun kaldırılması, deniz – hava – kara sınırlarının açılması” ile krizin aşılmasının ardından 5 Ocak’ta Katar Emiri Al Sani, Suudi Arabistan’da düzenlenen 41. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Zirvesi’ne katılmış ve  Riyad Havaalanı’nda Prens Selman tarafından uçağın kapısında karşılanmıştı. Diğer ülkelerin liderlerini coronavirüs nedeniyle normal olarak karşılayan Prens Selman’ın, Katar Emiri'ni kucaklaması dikkat çekti.

Ankara memnun

Dışişleri Bakanlığı, Katar ile Suudi Arabistan arasında varılan anlaşmanın memnuniyetle karşılandığını bildirdi. Bakanlık’tan yapılan açıklamada “Katar ile Suudi Arabistan arasında kara, deniz ve hava sınırlarının açılmasına yönelik alınan kararı memnuniyetle karşılıyoruz. Temennimiz bu ihtilafın ülkelerin egemenliklerine karşılıklı saygı temelinde kapsamlı ve kalıcı çözüme  kavuşturulması ve Katar halkına yönelik diğer müeyyidelerin de bir an önce kaldırılmasıdır” denildi.

“ARAP DOSTLUĞU NE KADAR SAMİMİDİR?”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi) – Arap ülkeleri Türkiye'ye karşı değişik duygular içinde olmuşlardır. Bir yandan laik Cumhuriyete karşı uzak durmuşlar, diğer yandan Türkiye'nin gerçekleştirdiği reformlar ve demokratik açılımlarla model ülke olabileceği düşünülmüştür. Suriye yönetimi de Türkiye ile yakın ilişkiler kurarken bu amacı taşıyordu denilebilir. Ülkenin kimliğini koruyarak demokratik hakların geliştirilebileceği ümit edilmişti. Ancak Suriye'de olaylar iç savaşa dönüşünce bu hayal gerçekleşememiştir.

Suudi Arabistan'ın Türkiye'ye karşı duygularında ne kadar samimi olduğunu anlamak zordur. Bu ülke kutsal yerlerdeki Osmanlı hatıralarını yok etmekte hiç tereddüt duymamıştır. Veliaht Muhammed bin Salman'ın Türkiye'ye karşı ön yargılı olduğu bilinmektedir. Ayrıca Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Başkonsolosluğunda öldürülmesi ilişkilere uzun zaman unutulmayacak bir kara gölge düşürmüştür.

Salman S.Arabistan'ın dış ilişkilerini yeni bir eksene oturttuğu gibi, Körfez ülkeleri üzerindeki etkisiyle Türkiye karşıtı bir cephe içine alabilmektedir. Mısır ve BAE'ni bu çerçevede etkilemiştir.

Türkiye'nin Katar ile ilişkileri bölge ülkelerinin düşmanlığına yol açmıştır. 2017 yılında Arap ülkeleri Katar'a ambargo koymuşlar, Türkiye'nin Katar ile ilişkileri ise önemli ölçüde gelişmiştir. Ancak bu yakınlaşma Arap ülkelerini Türkiye'den uzaklaştırmıştır. Günümüzde S.Arabistan ve uyduları Katar ile ilişkilerini yeniden kurarken Türkiye yalnız bırakılmak istenmektedir.

  1. Arabistan'ın El Arabiya kanalının PKK sempatizanı yayını ise tabiatıyla Muhammed bin Salman'ın talimatı doğrultusunda bir harekettir. Türkiye'nin tarih boyunca beraberlik yaşadığı bu coğrafyadaki ülkelerle iyi ilişkiler içinde olması, halkların birbirlerine düşman hale gelmemesi gereklidir. Ancak S. Arabistan'ın muhteris lideri öncülüğündeki bu dönemde ikili ilişkilerin yakın gelecekte düzelmesi mümkün görülmemektedir.

“SUUDİ ARABİSTAN BÖLGEDE LİDERLİK PEŞİNDE”

Soner Aydın(Emekli Albay) – Arap Baharı olarak adlandırılan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin yeniden şekillendirilmesi projesi; halklarının büyük çoğunluğu Müslüman olan bölge ülkelerini pek çok konuda karşı karşıya getirdi. Bu projeyi sahneye koyan ülkelerin istediği de bu şekilde anlaşmazlıkları körükleyerek bütün bölgeyi istikrarsızlaştırmaktı. Sürecin başından bu yana sürekli kışkırtılarak tırmandırılan anlaşmazlıklar artık kronikleşmeye başladı. Türkiye’nin de başta Suriye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Bahreyn olmak üzere bölge ülkelerinin çoğuyla ilişkileri bozuldu. Bu süreçte Türkiye’nin karşısında yer alan ülkelerin öncülüğünü Suudi Arabistan ve BAE’nin yaptığı dikkat çekmektedir.

2000’li yılların başında oldukça iyi olan Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri, Arap Baharının ardından bozulmaya başladı. Suudi Arabistan; Suriye’de, Mısır’da Libya’da, Doğu Akdeniz’de, hatta Ege’de açıkça karşımızdaki cephede yer aldı ve Türkiye’ye karşı hasmane tutum takındı. Suudi Arabistan öncülüğündeki BAE, Mısır ve Bahreyn; bölgede Türkiye ile iyi ilişki içindeki pek az ülkeden birisi olan Katar’a Haziran 2017’de ambargo uygulamaya başladı. O dönemde ambargonun kaldırılması için talep edilen koşullara bakıldığında, Katar’ın; Türkiye ve İran’la ilişkilerinin seviyesini düşürmesi, Müslüman Kardeşler ve Hizbullah başta olmak üzere bölgedeki radikal İslamcı gruplarla ilişkisini ve desteğini kesmesi olarak özetlenebilecek konuları içerdiği görülmektedir. Böyle bakınca, Suudi Arabistan ve başını çektiği bu grubun; Katar’la yakın ilişkiler içinde olan Türkiye’yi de Müslüman Kardeşler yanlısı gördüğü, onaylamadıkları İslamcı grupları desteklediği düşüncesinde oldukları anlaşılmaktadır.

Son dönemde gerginliği Türk mallarına boykot kararı almaya kadar vardıran Suudi Arabistan’la ilişkilerimiz geçtiğimiz Kasım ayındaki G20 Liderler Zirvesi öncesinde yumuşama eğilimi gösterse de Suudi Arabistan kısa zamanda gerginliğe geri döndü. Son bir ay içinde önce Girit adasındaki Suda Üssü’ne çok sayıda F-15 savaş uçağı gönderme anlaşması yaparak Yunanistan’a askeri destek verdi, hemen sonrasında Al Arabiya TV Kanalı’nı PKK’nın terör yuvalarına göndererek PKK propagandası yaptırdı. Yunanistan’a verdiği askeri desteğin “Türkiye’ye gözdağı vermek” olarak ifade edilmesini yalanlamadığı gibi, bütün dünyanın terör örgütü olarak kabul ettiği PKK’yı özgürlük savaşçısı, Türkiye’yi ayrımcı ve şiddet yanlısı olarak gösterdi.

Türkiye – Suudi Arabistan ilişkileri bu şekilde devam ederken, 6 Ocak’taki Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Zirvesi'nde, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı; Katar'a uygulanan ambargonun kaldırıldığını, sınırların açıldığını, diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edileceğini açıkladı. Katar’ın ambargonun kaldırılması koşullarına uyup uymadığı, Türkiye, İran, Müslüman Kardeşler ve Hizbullah’la ilişkilerini istendiği gibi düzenleyip düzenlemeyeceği konularında bir açıklama da yapılmadı. Arap ülkelerinin birbiriyle ilişkilerinde taviz almadan, çıkar sağlamadan adım atmadıkları düşünüldüğünde, Katar’ın nerede duracağı, hangi safta yer alacağı az çok bellidir. Yine de sürecin tarafları nereye götüreceğini zaman gösterecektir.

Halklarının büyük çoğunluğu Müslüman olan bölge ülkelerinde yönetimler, siyasi varlıklarını kendi İslami ideolojilerine borçludurlar ve iktidarlarını sürdürebilmek için İslami değerleri kendi siyasi çıkarlarına göre izah etmekte bir sakınca görmezler. Bu durum halkı Müslüman olan ülkeler arasında derin fikir, görüş ve mezhep ayrılıklarına yol açmış, böylece siyasal İslam kavramı ortaya çıkmıştır. Siyasal İslam aynı zamanda İslam coğrafyasının liderliğini (Halifeliği) de hedeflemektedir. Liderlik yarışına giren siyasi yapılar; aynı inanca sahip komşu ülke siyasetinin tanımladığı İslami kriterleri kabullenmemiş, sakıncalı görmüş/göstermiştir. Bu düşüncedeki devletler muhataplarına azami zararı vermek için dindaş komşusunun hassasiyetlerini, sosyal ve etnik yapısını istismar etmekten, başka dinlere mensup ülkelerle çıkar ilişkisine girerek komşu Müslüman ülkeye zarar vermekten geri durmamışlardır. Suudi Arabistan’ın PKK’ya duyduğu sempati ve PKK yanlısı tavrı bundan kaynaklanmaktadır. Bu durum Bölgeyi kontrolü altına almak isteyen küresel emperyalist devletlerin empoze ettiği bir yaklaşım tarzıdır. Emperyalist devletler bölgenin etnik ve mezhebi yapısını azami ölçüde istismar ederek sürekli çıkar sağlamışlardır, sağlamaya devam etmektedirler. Bölge ülkelerinin yöneticileri de her zaman bunlara fırsat vermişler, alan yaratmışlardır. Sorunun tek çözümü inanç değerlerinin siyasete alet edilmemesi, bölgesel ilişkilerin geliştirilmesidir. İnanç istismarıyla siyasi çıkar sağlayan yapılardan böyle bir çözüm beklemek de mümkün değildir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

İNG Global İcra Kurulu Üyesi ve Pazar Liderleri Bölge Başkanı Abay “Pandemi insanlık için derslerle dolu. Bir yandan da fırsat aslında. Eskiden ‘Olmaz’ dediğimiz çok ş...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Yazarlar
Website Security Test