Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi” en çok AKP’yi yıprattı; çare aranıyor

23.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhur İttifakı’nın oy oranı her geçen gün düşerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan “Erken Seçim” için “Hayır” diyor ve 2023’ü işaret ediyor.  Kulisler, “Seçim ve Siyasi Partiler Kanunlarında yapılacak değişiklik” iddialarıyla çalkalanıyor

MEHMET KOCABIYIK

Ekonomik kriz yaşayan Türkiye, siyasette hareketli dönem yaşıyor. Kamuoyu anketlerine göre AKP ve MHP’nin ortak olduğu Cumhur İttifakı’nın oyları eriyor.

Kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki; “Cumhurbaşkanı Hükümeti Sistemi” en çok AKP’yi yıprattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Erken Seçim” için “Hayır” diyor ve normal süre olan 2023’ü işaret ediyor. Ancak zaman AKP’nin aleyhine ilerliyor.

AKP-MHP oylarındaki gerileme bütün çabalara rağmen önlenemiyor. “Erken seçim çağrısı yapan” muhalefete göre ise iktidar “seçimlerde elini güçlendirmek için yeni yollar arıyor. Ankara kulislerinde konuşulan iddialara göre, iktidar, Meclis çoğunluğuna dayanarak, “seçime girme şartlarını” sertleştirilecek. Böylece yeni kurulan partilerin seçimlere girmesi zorlaştırılacak. Ayrıca milletvekillerinin parti değiştirmesi de engellenecek.

Cumhuriyet’in haberine göre iktidar, bir yandan ittifakı genişletme diğer yandan yasal düzenleme üzerinde çalışıyor. Bu çerçevede AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ardından da Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk ile görüştü. Bu ziyaretler 2023 seçimlerine doğru “Cumhur İttifakı’nı genişletme hamlesi” olarak yorumlanırken, iktidar, diğer yanda “muhalefeti kıskaca alacak” yasal düzenlemeler üzerinde de çalışıyor.

İktidarın ikinci hamlesi ise Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirmek olacak. Mevcut Siyasi Partiler Yasası’nda, bir siyasi partinin seçimlere katılabilmesi için “illerin en az yarısında, oy verme gününden en az 6 ay önce teşkilat kurmuş olması ve büyük kongrelerini yapması” şartı aranıyor. İktidarın, bu madde üzerinde değişiklik yapacağı, “kongrelerini gerçekleştiren partilerin de seçimlere katılmalarını zorlaştıracak bir hamle üzerinde çalışıldığı” ifade ediliyor.

Buna göre “bir partinin seçimlere katılması için aranan 6 ay koşulunun değiştirilebileceği, bu sürenin uzatılabileceği” değerlendiriliyor. Eğer, iktidar cephesi yasada bu tür bir düzenleme yaparsa, kongrelerini gerçekleştiren ve mevcut koşullarda “seçimlere katılma şartını” sağlayan, yeni kurulan DEVA ve Gelecek partilerinin “Erken bir seçime katılması” güçleşecek.

Seçim sistemini değiştirip; “Dar” ya da “Daraltılmış Bölge” sistemi de konuşuluyor. Kulislerde bu sistemin Cumhur İttifakı’na fazla yaramayacağı da ileri sürülüyor. Bu sistemin,” Doğu ve Güney Doğu’da HDP’nin, Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde CHP’nin, İç Anadolu’da da, ‘güçlü adaylar’ ile MHP, İYİ Parti, Gelecek Partisi’nin şansını yükselteceği” ifade ediliyor.

“20 milletvekili” yeniden gündemde…

Bir önceki seçimlerde, “İYİ Parti’nin, il ve ilçe kongrelerini zamanında yapmadığı gerekçesiyle seçimlere katılma yeterliliği bulunmadığı” gündeme gelmiş, muhalefet bu durumu “İktidarın, İyi Parti’nin seçimlere katılmasını engelleme hamlesi” olarak değerlendirmişti. O dönemde CHP, 20 milletvekilini İyi Parti’ye vererek partinin TBMM’de grup kurmasını sağlamış ve seçimlere katılabilmesinin önünü açmıştı. İktidar cephesinde “20 milletvekili” tartışması yeniden gündemde.

Aynı durumun yeni kurulan partilerde de söz konusu olmaması için yine Siyasi Partiler Yasası’nda yapılacak bir düzenlemeyle milletvekillerinin “seçildikten sonra parti değiştirmelerini engelleyecek” bir hükmün yasaya eklemlenmesi planlanıyor. Mevcut yasada, “Bir kimse, bir partiden önseçim veya merkez adaylığı yoklamasına katıldıktan sonra başka bir partiden merkez adayı gösterilemez ve partisinden istifa etmedikçe bağımsız aday olamaz” hükmü de yer aldığından, bu maddeye “Bir kimse seçildikten sonra da bir başka partiye üye olamaz” hükmünün getirilmesinin öngörüldüğü değerlendiriliyor.

 

“SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ, ERKEN SEÇİM VE SEÇİM BARAJI”

Hikmet Sami Türk (Eski Adalet Bakanı) – 21 Ocak 2017 günü 550 üyeli TBMM’de 339 oyla zorunlu halkoylaması aralığında,  16 Nisan 2017 günü halkoylamasında yüzde 51.41 oranında “Evet” oyu ile kabul edilen 6771 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliği ile getirilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, dünyada benzeri bulunmayan yeni bir başkanlık sistemidir. Türk usulü ya da eş anlamlı bir sözcükle alaturka başkanlık sistemi olarak nitelenebilecek bu sistem, Cumhurbaşkanı olarak geniş yetkilere sahip tek kişilik bir yürütme organı öngörmektedir. 9 Temmuz 2018 günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ant içerek göreve başlamasıyla uygulamaya konulan bu sistem, özellikle klâsik başkanlık sisteminin denetim ve denge mekanizmalarından yoksun olduğu için ilk günden beri eleştiri konusudur. Halkoylaması öncesindeki propaganda konuşmalarında Türkiye’yi uçuracak özelliklere sahip olduğu öne sürülen bu sistem, bekleneni vermedi. Ülkemiz, coronavirüs salgınının da etkisiyle kapanan işyerleri ve enflâsyonla ekonomik kriz içindedir; işsizlik yaygındır. Bu sorunların çözümü için gerekli yatırım ve istihdam politikalarının yanında, yapılan vaatleri gerçekleştiremeyen Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden parlâmenter sisteme dönüş de, güncelleşen bir konu hâline gelmiştir.

Böyle bir dönüş, yeni bir Anayasa değişikliğini gerektirir. Anayasa değişikliği için 600 üyeli Meclis’te Anayasa’nın 175. maddesine göre en az 200 imza ile yapılacak teklifin en az TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu olan 360 oyla kabulü gerekir. 360-399 oy arasında bir kabul, zorunlu halkoylamasını gündeme getirir. Üçte iki çoğunluk olan 400 ve üzerindeki oyla kabul durumunda yapılan değişiklik, Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Bu günkü parlâmento aritmetiğinde söz konusu karar yetersayısı, ancak AKP 291 + CHP 138 = 429 milletvekilinin oyuyla iki partili olarak, ya da AKP 291+MHP 49+İyi Parti 37=377 veya AKP 291+HDP 57+İyi Parti 37=385 olarak üzere üç partinin ortak hareketiyle bulunabilir. Dolayısıyla söz konusu kabul sayılarına içinde AKP olmayan hiçbir işbirliği formülü ile ulaşılamaz. Fakat AKP’nin henüz Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçmeye hazır olduğu söylenemez.

Yapılacak ilk milletvekili genel seçiminden sonra ortaya böyle bir değişikliği yapabilecek yeni bir parlâmento aritmetiği çıkabilir. 27. dönem milletvekili genel seçimi 24 Haziran 2018 günü yapıldığı için 28. dönem milletvekili genel seçimin olağan koşullarda 2023 Haziranının ilk veya ikinci haftasında Anayasa’nın 77. maddesine göre Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte yapılması gerekir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasa’nın 116. maddesinin II. fıkrasına göre daha erken bir tarihte seçim kararı vermesi durumunda artık kendisi aday olamaz. Çünkü Anayasa’nın 101. maddesinin II. fıkrasına göre, “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.”

Fakat Anayasa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığına kapalı değildir. Çünkü Anayasa’nın 116. maddesinin III. fıkrasına göre TBMM’nin, üye tam sayınının beşte üç çoğunluğu olan 360 oyla seçimlerin yenilenmesine karar vermesi durumunda böyle bir adaylık söz konusu olabilir. Bu fıkraya göre, ‘Cumhur-başkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.’ Yukarıda Anayasa değişikliğinde gerekli çoğunluklar için yapılan hesaplar, Meclis’in böyle bir çoğunlukla erken seçim kararı vermesi bakımından da geçerlidir.

Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33. maddesi uyarınca ülke genelinde uygulanan yüzde 10 barajın artık yüzde 3, en çok yüzde 5 gibi makul bir düzeye indirilmesi gerekir. Bu oran, Anayasa’nın 67. maddesinin VI. fıkrasında seçim kanunları için belirtilen “temsilde adalet ve yönetimde istikrar” ilkelerine uygundur.

 

“PARLEMENTER SİSTEME DÖNÜŞ AKP’Yİ YENİDEN İKTİDAR YAPAR”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı) – Kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki AKP ekonomi başta birçok farklı sebepten oy kaybediyor. Fakat öte yandan yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, birçok farklı sebep kaynaklı olarak AKP hâlâ birinci parti olarak çıkıyor. Oy oranları gösteriyor ki AKP, parlamenter sistem olsa tek başına iktidara gelebilecek bir oya sahiptir. Elbette ki dağılım da önemli ama iktidara yüzde 34’le geldiğini düşünürsek şu an yoklamalarda çıkan yüzde 39 oran MHP ve diğer ittifaklarla AKP’yi iktidarda tutabilir. Bu haliyle düşünürsek Cumhurbaşkanı Erdoğan Başbakan olurken, uygun birini de Cumhurbaşkanı olarak tayin edebilir.

Ekonomi bu denli kötüyken bile AKP’ye oy sağlayan bazı kalemler var. AKP hâlâ birçok aileye çeşitli sebeplerden ötürü maddi yardım sağlıyor. AKP bu ve başka sebeplerle kendisinden asla vazgeçmeyecek belli bir taraftar kitlesine sahip. Medya da bu konudaki görevini çok iyi bir şekilde yerine getiriyor. Türkiye’de yandaş televizyonlar izlenmiyor diyoruz ama yandaş olmayan birkaç televizyon kaldı. Halk ATV’yi de diğer kanalları da izlemeye devam ediyor. Türk halkının gazete okuma alışkanlığı da yoktur. Cumhurbaşkanı Erdoğan da yıllardır bir şekilde belli bir bölüm halkın ne istediğinin bilincinde olduğundan, söylemlerini ona göre şekillendiriyor. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda siyaset tarihimizin en etkili isimlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bu konuda Türkiye siyasetinde iyi olan bir başka isimin Turgut Özal olduğunu da belirtmek gerekir. Tüm bunlar sayesinde AKP oy oranını bir şekilde korumayı/belli bir oranda tutmayı başarıyor.

Parlamenter sisteme dönülmesi, AKP’nin yeniden iktidar olması anlamına gelir. Şu anki haliyle seçime gidilmesi durumunda Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlıktan iner ve yerine başka biri geçer. Son belediye seçimlerinde de gördüğümüz üzere bu durumun yaşanması kesin gibi görünüyor. AKP meclisteki çoğunluğu alsa dahi Cumhurbaşkanına verilen yetkilerin çok geniş olması sayesinde işler belli bir dengeye gelebilir. Söylediğimiz her şeyi Sayın Cumhurbaşkanı da biliyor ki zaten kendisine “gerçek kamuoyu yoklamaları” da geliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimden önce Türkiye’yi parlamenter sisteme geçirebilir. Bu konuda destekleri de hazırdır. İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener bu konuda açık destek verdiğini belirtti. Parlamenter sisteme dönüş için halk oylamasına gidilmeden Meral Hanım ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun vereceği destek sayesinde mecliste kabul edilir. Bu sayede Meral Hanım ve Kemal Bey, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığını kesinleştirmiş olur. Bu konudaki en önemli detay, seçime; parlamenter sistemle gidilmesi halinde AKP’nin yeniden iktidar olması anlamına gelmesidir. O sebeple; bu konuda daha dikkatli ve hassas davranmaları konusunda muhalefet partilerini tekrar tekrar uyarıyorum.

 

“İKTİDARLAR; İKTİDARLARINI KORUMAK ADINA HER YOLU DENERLER”

Fevzi Demir (Prof. Dr.) – İktidarda bulunan partiler iktidarlarını devam ettirmek adına her şeyi yapabilirler. Bu durum Türkiye’de her zaman böyle olmuştur. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı iktidarını devam ettirmek adına, “seçim usullerindeki değişiklik”, “yönetim sistemi değişikliği”, “barajın düzenlenmesi” gibi konularda her yolu deneyebilir. “Ne yaparsak ne olur”un hesabını yapacakları da kesindir.

Türkiye’nin seçime gidişinin 2023’ü bulması biraz zor gibi görünüyor. Öte yandan erken seçimin de hemen yapılması mümkün görünmüyor. Seçim öncesi iktidar partisinin iktidarını devam ettirebilmek, oylarını arttırabilmek adına birtakım yeni arayışlara gideceğini düşünüyorum. Zira hâlihazırda 2023’e kadar verilen iktidarları bu derece tehdit altındayken sonuna kadar götürmeye çalışarak ve söyledikleri “reform” çalışmalarını bir nebze hayata geçirerek seçime gitmek isteyeceklerdir.

Türkiye’de seçim barajının yüzde 5’in altına düşürüleceğini sanmıyorum. Bu bir pazarlık sürecidir tabi ki, büyük partiler küçük partilere gider anlaşmalar yapar ve baraja ona göre de karar verilebilir. İttifaklar düzeyinde birtakım anlaşmalar yapılabilir ve sanmamakla birlikte seçim barajı sıfıra inebilir. Bilim adamları olarak bu konuda yaptığımız yorumlar biraz tahmin etme zorunluluğu doğuruyor ama özetle; iktidarın, iktidarını korumak için her yolu deneyeceği aşikârdır.

 

“HER ŞEY, ‘TEK ADAMA VE PARTİ DEVLETİ’NE DÖNÜŞMÜŞTÜR”

Metin Öney (Eski Milletvekili) –  Önce şunu tespit edelim: Anayasa değiştirilerek uygulamaya konulan "Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" başarılı olamamıştır. Her şey daha iyi ve çabuk olacak yerine, her şey, "tek adama ve parti devletine" dönüşmüştür. TBMM işlevini yerine getirememektedir. Böyle olunca yasama, yürütme ve yargı kuvvetler ayrılığı ilkesinden sapmış ve tam tersine kuvvetler birliğine dönüşmüştür. Bu aynı zamanda demokratik kontrol sistemini de ortadan kaldırır olmuştur.

Bu sebeple; hukuk düzeni, ekonomik düzen, eğitim, dış politika netice itibariyle bütünüyle çıkmaz sokağa girmiştir.

Mevcut yönetim bunu görmektedir. Ancak, büyük iddialarla ikame ettikleri sistemi değiştirmeleri de mümkün değildir. Ne yazık ki "yanlışta ısrara" devam edeceklerdir. Ben, bir erken seçimi bekliyorum. Aslında İstanbul yerel seçiminden sonra muhalefet gerekli çıkışı yapabilseydi, çoktan seçime gidilir ve iktidar da değişirdi. Ancak muhalefet bu basireti gösteremedi çünkü hiç bir hazırlığı yoktu.

Şimdi…

İçinde bulunduğumuz salgından bir şekilde başarı ile çıkarlarsa mutlaka erken seçime gidilecektir. Çok önceden de Ege’de son sözde yazdığım gibi, seçim sistemini değiştirerek seçime gidilecektir. Bunun içinde "iki turlu dar veya daraltılmış bölgeli" seçim iktidar için en uygun alternatiftir. Bu arada "ittifaklar" meselesi üzerinde de çalışma yapıp zorlaştırabilirler... Bütün bunları bir arada düşünerek erken seçime gidilebilir.

Yeni kurulan ve kurulacak partilerdin siyasi hayatta pek varlıklarının olacağını düşünmüyorum… Çünkü büyük doğmadılar... Müstakil bir hedef kitleleri yok... Büyükten bir "parça" koparma derdindeler ki bu geçmiş tecrübelerle görülmüştür ki sonuç vermez. Kaldı ki bazılarının "bagajı" çok yüklü...

 

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Gara operasyonunda PKK'nın farklı tarihlerde kaçırdığı asker ve polis 13 rehineyi öldürmesinin ardından Türkiye'de oluşan siyasi gerilim derinleşiyor. Pençe-Kartal-2 o...

“Gazeteciler aylarca tutuklu olarak hapislerde yatırılırken”, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dosyası “Kasıtlı öldürmeye teşebbüsten” Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen...

Coronavirüsle mücadele kapsamında Kasım ayında kısıtlamaları genişleten Türkiye, Mart ayı itibariyle kademeli olarak ikinci normalleşme dönemine geçiyor. Yeni normalle...

Sayın Mahmut Tolon'un GÖZLEM’in İzmir sayfasında çıkan yazısında benden alıntı yapması üzerine Sayın Muzaffer Tunçağ konuya değindi...

Yazarlar
Website Security Test