Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

ERDOĞAN “ERKEN SEÇİM YOK” DİYOR AMA…

30.1.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İttifakları “büyütme / bölme mücadelesi” neden “şimdiden” başladı ve “nasıl” sonlanacak?

Gözlem bu konuyu masaya yatırdı ve uzmanlara sordu, işte görüşleri…

Cumhurbaşkanı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son dönemde yaptığı stratejik ziyaretler ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik ikinci “evine dön” çağrısı ile başlayan “İttifaklarda değişim iddiaları” siyaset gündeminin başına oturdu.

Siyaset, 2021 yılına “seçime dönük hamle hızlı bir giriş yaptı”, hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Erken seçim yok” açıklamalarına rağmen.

“Erken seçim olmayacaksa, ‘İttifakları genişletme / bölme’ çabalarının, normal seçime 2 yıldan fazla zaman varken başlamasının sebebi ne” sorusunun mantıklı bir cevabı bulunamıyor.

Cumhur İttifakı yeni parti ve gruplarla “genişleme” hedefi üzerinde çalışmalarını yürütürken, Erdoğan'ın muhalefet bloğunu bölme politikasının yanında, “muhafazakâr Kürt kökenli seçmeni yeniden partisine kazandırma hedefine yürüdüğü” görülüyor.

Erdoğan’ın, CHP’nin “ulusalcı”, İYİ Parti’nin “merkez sağ” kanatları ile DP, DSP ve SP gibi partilerin HDP ile birlikteliğe onay vermeyecekleri” üzerine kurgulanan bir planı devam ettireceği ortada. Bu çalışmalarda Erdoğan’a en büyük engel ise muhalefetin “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden güçlendirilmiş parlamenter sistemine geçiş” üzerinde görüş birliğinde buluşmaları… Erdoğan ve AKP, bir seçimde karşısında “Millet İttifakı’nı aşan bir Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” şemsiyesi bulabilir.

Kulislerde konuşulan iddialara göre, İktidar kanadı, “Cumhur İttifakı’nı genişletme zemini oluşmaz” ise “Üçüncü bir ittifakın oluşmasına” yoğunlaşacak. Millet İttifakı çatısı altında olmayacağını açıklayan DP başta olmak üzere, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, DSP, muhafazakâr Kürt seçmen tabanına sahip HÜDAPAR, Mustafa Sarıgül’ün kurduğu Türkiye Değişim Partisi’nin bir “sağ ittifak kurmaları” için çaba harcanacağı da kulislerde konuşulan bir başka senaryo.

CHP’den kopuş olacak mı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’nin kuracağı Memleket Partisi’ne geçeceği iddia edilen üç milletvekili ile bir araya geldi.

Kılıçdaroğlu, yazdıkları mektup ile kendisine bir dizi eleştiri yönelten İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi ve Hüseyin Avni Aksoy ile Yalova Milletvekili Özcan Özel ile Meclis'teki odasında görüştü. Vekiller ile Kılıçdaroğlu arasındaki görüşme 1.5 saat sürerken, Çelebi, istifa edip etmeyeceğine dair sorulara şu yanıtı verdi: "Daha önce partimizin iktidara gelebilmesi için söylediğimiz şeyler vardı mektupta, görüş ve önerilerimizi burada kendisiyle bizzat görüştük, ifade ettik o kadar."

Üç milletvekilinin, CHP'nin eski Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'ye yakın olduğu iddia edilmişti.

YSK seçime girecek partileri açıkladı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçime girebilecek siyasi partilerin listesini yayımladı. Listede DEVA Partisi ve Gelecek Partisi'nin bulunmaması dikkat çekti. YSK'nin listesine göre, geçen yıl seçimlere girmesi uygun görülen 15 siyasi partiye bu yıl Genç Parti ile Muhafazakar Yükseliş Partisi de eklendi ve sayı 17'ye çıktı.

YSK kararına göre seçime girme yeterliliğine sahip partiler şöyle: İyi Parti, AKP, Anavatan Partisi, BTP, BBP, CHP, DP, DSP, Genç Parti, HDP, Hür Dava Partisi, MHP, MYP, Saadet Partisi, TKP, Vatan Partisi ve Yeniden Refah Partisi.

Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nin mayıs ayında, Ali Babacan’ın DEVA Partisi’nin ise haziran ayında yeterliliğe sahip olması bekleniyor.

Siyasi Partiler Yasası’nın 36. maddesine göre, bir siyasi partinin seçime katılabilmesi için, “İllerin en az yarısında (41 il) seçim gününden en az 6 ay önce teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması veya TBMM’de grubunun (en az 20 milletvekili) bulunması” gerekiyor.

SİYASİ İTTİFAKLAR NEREYE EVRİLİR?

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) – Uzlaşma kültürünün hiç de gelişmemiş olduğu ülkemizde ittifaklar savaşı sürüyor. Diyebilirsiniz ki, her ittifak bir uzlaşı değil mi?  Bence ülkemizdeki bu ikili ittifak, son derecede olağan üstü koşulların dikte ettiği, özünde iki kutuplu ve çatışmacı bir siyasi yapılanma yaratmış olup; İttifaklar kendi içlerinde çok farklı renkler taşımaktadır. Cumhur İttifakını oluşturan iki büyük partiden birisi, eriyen oyları nedeniyle ne pahasına olursa olsun iktidarı bırakmamak adına bu birlikteliği sürdürüyor. Öbürü ise Meclis dışında kalmamak için iktidara yamanarak siyasi geleceğini şekillendirme hesabı ile bu ittifakta bulunuyor. Aslında her ikisi de gündelik söylemleriyle, var olmalarını, bir ittifaklar savaşının varlığına bağlarken, bu partilerin demokrasi inançlarının zayıflığını ortaya koyuyor. Zira demokrasilerde, ne pahasına olursa olsun hep iktidarda kalma diretmesi ile hırçın bir siyaset kavgası yürütme yerine, demokratik koşullarda sürdürülen bir topluma hizmet yarışı ortaya koymak gerekir. Muhalefetin oluşturduğu Millet İttifakı ise, iktidar cephesinin yarattığı koşulların, demokratik işleyişi çok ciddi biçimde erozyona uğratmasının oluşturduğu bir zorunluluktan doğmuş bulunuyor. Zira demokrasinin olmazsa olmazı olan kuvvetler ayrılığı ortadan kalkmış; yargı siyasetin kontrolüne girmiş bulunuyor. Meclis işlevsiz kalmış ve kurumsal bir devlet yapısının temel karar birimleri olan bakanlıklar karar birimi olmaktan çıkmış ve partili Cumhurbaşkanlık Sistemi demokratik yarışı ortadan kaldırarak, tüm kararların alınmasını tek bir kişiye tevdi ederek, Cumhuriyetin kuruluş yapısını köklü olarak değiştirmiş bulunuyor. Bu durum çoğulcu ve katılımcı demokrasi kültürü ve felsefesi açısından sürdürülebilir değildir. Bu duruma karşı çıkan muhalefet partileri ve İktidar partisinden kopan yeni partiler zorunlu olarak ya Millet İttifakına girmiş ya da paralel söyleme katılmış bulunuyor. İlke bazında “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” şemsiyesi altında toplanmış bulunuyorlar. Her ne kadar farklı politik çizgi ve sosyal kesimleri temsil ediyor olsalar da, güçlendirilmiş parlamenter sistem ilkesinde uzlaşmış görünüyorlar. Böylece iki ittifak arasındaki siyasi kavga bir sistem kavgasına dönüşmüş bulunuyor.

Bu iki kutuplu siyasi kavga içinde İktidarın ana partisi, iktidar kaybını göze alamadığı için, karşı ittifakın tabanında etkili olan kişi ve gruplar üzerinden rakip cepheden ne koparabileceği arayışına girmiş bulunuyor. Millet ittifakını bir arada tutan ilkesel birlik, toplumun çağdaş bir demokrasiye yönelmesi için doğru bir tercihtir. Bununla birlikte Cumhur İttifakı; iktidarın sunacağı nimetlerden yararlanmak isteyen bazı etkin kişilerin saf değiştirmesi ile oy tabanında kısmi kaymalar sağlama uğraşına girmiş bulunuyor.  Kaldı ki Cumhur İttifakı, bu gelişmeyi yetersiz gördüğünde, Cumhurbaşkanlığı sisteminde şekli ve kısmı bazı değişikliklerle karşı ittifaktan gedik açma yolunu denemekten de geri kalmayacaktır.  Ayrıca Millet İttifakında zafiyet yaratmak için Muharrem İnce ve Sarıgül hareketlerine dolaylı desteklerini, Vatan Partisi’ne yaptığı gibi göstermeye devam edecektir. Millet İttifakı kendi içinde uzlaşma noktası olan, ilkesel birliği sağlam tuttuğu ölçüde başarıya yönelebilecektir. Bu bağlamda çoğulcu demokrasinin tüm renklerini taşıyan Millet İttifakı, kalıcı bir iktidar ittifakı olmaktan henüz uzaktır. Daha çok, çoğulcu parlamenter demokrasinin yeniden kurulması yönünde bir “ geçiş dönemi ittifakı” olarak kendini ortaya koyma noktasında bulunuyor. Ancak bu başarılabilir ise Türk demokratik sistemine gerçekten büyük bir demokrasi ve uzlaşı örneği ile hizmet etmiş olacaklardır. Bununla birlikte geçiş dönemi ilkelerinin, çoğulcu, özgürlükçü ve katılımcı demokrasi değerlerine uygun hazırlanması sağlanabilir ise ülkemiz demokraside sınıf atlama şansı yakalayabilecektir. Ayrıcı makro ideolojilerin önemli ölçüde çözüldüğü ve çoğulcu demokrasilerde, uzlaşı ve koalisyon kültür ve sitemlerinin yerleşmesi yönünde değerli bir deneyim olacaktır. Millet ittifakının içinde hem muhafazakâr, hem sosyal demokrat çizgide partilerin bulunması, çoğulcu demokrasi bağlamında koalisyon oluşturamayacağı anlamı taşımaz. Çağdaş yaşayan demokrasiler bu ikilemi çoktan aşmış bulunuyor. Yeter ki yaşanan bunca olumsuzluktan sonra, çoğulcu demokrasi, hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, insan onuru, temel kişisel hak ve özgürlükler ile liyakat ve başarı değerleri konularında İttifakın tarafları gerekli duyarlılığı gösterebilsinler. Ülkemizin içinde yaşadığı köklü ekonomik kriz ve pandemi koşulları Millet İttifakı’nın oy oranı ve iktidar şansını arttırmakla birlikte, “güçlendirilmiş parlamenter sistem “  ötesinde ilkesel birlikteliği genişletecek yeni uzlaşı ve çözüm önerilerine ihtiyaç bulunuyor. Başarı için önce siyasetin dili değişmeli. Toplumun temel etik ve ahlak kuralları ile çağın gereği olan uzlaşı, hoşgörü, yenilikçilik, liyakat ve başarı kültürü öne çıkmalı. Ekonomik ve politik sistemler ile sosyal ve teknolojik sistemlerin işlev ve işlerliğini, bilimin ve çağın gereklerine uygun olarak güvence altına alan temel program ilkeleri topluma deklare edilmeli.  İttifaklar savaşı ancak bu unsurların yaşama geçmesi ile çoğulcu demokrasiye evirilebilir.

“TÜRKİYE ‘HALKSIZ DEMOKRASİ’ İLE YÖNETİLMEKTEDİR”

Metin Öney (Eski Milletvekili) – Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son günlerde yaptığı ziyaretler esas itibariyle "Cumhur İttifakını" genişletme çalışmalarıdır. Hatta Devlet Bahçeli'nin ısrarla Meral Akşener'e "evine dön" çağrısı da bu cümledendir. Çünkü cumhurbaşkanlığı seçiminde- ki sistem tamamen cumhurbaşkanlığına dayalı bir sistemdir- bir puanın bile çok önemi vardır. Genel durum "Cumhur İttifakı" lehine gelişmediği için "yeni desteklere" ihtiyaç vardır ve yapılan operasyon bunun gereğidir. Şüphesiz bu arada "içinde huzuru bir türlü sağlayamayan ve dışa dönük mücadeleyi başlatamayan"  İYİ Parti’ye de tabir uygunsa "kanca atma" Cumhur İttifakını güçlendirme gayretlerinden ve aynı zamanda Millet İttifakı’nı zayıflatma girişimlerinden başka bir şey değildir.

Millet İttifakı da kendisini hem yenilemeli, hem de güçlendirmelidir. Bugün Türkiye tam anlamı ile "halksız demokrasi" ile yönetilmektedir. Bu sebeple Millet İttifakı, bir "demokrasi cephesi" oluşturmalıdır. Demokrasiden yana olan bütün kurum ve kuruluşlar bu fikir etrafında toplanmalıdır. Bu aynı zamanda, "güçlendirilmiş parlamenter sistemi " de doğuracaktır... Ancak görünen odur ki bu halleri ile ne CHP ve ne de İYİ Parti bir "lokomotif" görevi yapamamaktadırlar. Çünkü kendi içlerinde henüz "homojenlik ve aynı zamanda dinamizim" yaratamamışlardır.

Saadet Partisi, son Erdoğan'ın ziyaretleri sonrası, biraz tereddüt içinde gibi geliyor bana. Çünkü, Saadet Partisi Genel Başkanının son açıklamaları, Cumhur İttifakı ile bir arada olmayı bazı "şartlara" bağlaması, Oğuzhan Asiltürk ziyareti ile bağlantılı mı diye düşünmeden edemiyorum... Saadet Partisinin Deva ve Gelecek Partisi ile bir ittifak yapabilmesini mümkün göremiyorum. Çünkü her iki partinin yöneticilerinin geçmişteki eylemleri ile ilgili Saadet Partisi’nin ağır eleştirileri vardır.

Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül'ün hedef kitleleri yoktur. Sadece belki CHP ye az da olsa bir zarar verebilirler. Bunun dışında siyasal bir etkinlikleri olamaz diye düşünüyorum.

 

“MUHALEFET, İKTİDARIN MANEVRALARINI BOŞA ÇIKARMALIDIR”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci/ Yazar) –  İktidar blokunun muhalefeti dağıtma çabaları devam ediyor. Hem salgın koşulları ve hem de giderek derinleşen ekonomik sosyal problemler nedeniyle, iktidar güçten düştükçe, bu çabalarını daha da artırıyor. Burada temel amaç, başta muhalefetin omurgası durumunda olan Millet İttifakı’nı dağıtmak ve ayrıca muhalefet partileri arasındaki dayanışmayı, dirsek temasını kırmak olarak görünüyor.

Bu bağlamda iktidarın bir başka hamlesi, seçim ve siyasi partiler yasasının kendilerine en çok yarayacak biçimde değiştirilmesi olacak. Şimdi bunun hesapları ve planlamaları yapılıyor. Bu girişimlerde, iktidarda olmanın gücü ve ağırlığı iktidarın güçlü yanını oluştururken, ittifakın küçük ortağına olan bağımlılığı ve giderek toplumun desteğinin azaldığı başkanlık sistemini savunmak durumunda kalması, zayıf taraflarını oluşturuyor. Salgınla mücadeledeki olumsuzluklar ve yaşanan derin ekonomik kriz de iktidarı daha aşağıya çekiyor 

İktidarın bu çabalarına karşın, muhalefet de elbette boş durmuyor. Onlar da ‘Millet İttifakı’nı güçlendirip genişleterek, en geniş demokrasi birlikteliğini oluşturmaya çalışıyorlar. Güçlü yanları, halkın çoğunluğunun istediği parlamenter demokrasiyi savunmaları ve dünyada değişen siyasal durum ile zamanın ruhunun kendilerinden yana olması. Zayıf tarafları ise; çok farklı siyasal çizgilere ve geleneklere mensup olmaları. Bunca benzemez yapıyı bir arada tutabilmenin zorluğu.

İktidar, muhalefeti dağıtmak üzere, ardı ardına hamle ve manevra yapıyor. Önce İyi Parti’ye yüklendi. Oradan sonuç alamayınca şimdi Saadet Partisi’ne yükleniyor. Orası geleneksel nedenlerle muhalefetin zayıf halkası olarak görünüyor. Ancak, gördüğümüz kadarıyla, iktidarın bunca yanlışından ve yıpranmışlığından sonra, muhalefet partilerinin iktidar partisine yanaşması hiç de kolay olmayacak. Öncelikle seçmen tabanları böylesi bir ilkesizliği kabullenmeyecek. O nedenle, partilerin ittifak değişimi zor görünüyor. Üst yönetimleri çeşitli nedenlerle bunu yapsa bile, tabanlarını tümden götürmeleri mümkün olmayacak.

Üçüncü bir ittifak oluşumu, başta seçim barajı olmak üzere seçim yasasında yapılacakdeğişikliklerle ilgili olarak gündeme gelebilir. Henüz bu konu netleşmediği ve yapılacak düzenlemeler belli olmadığı için, bugünden bir öngörüde bulunmak zor görünüyor. Bizce, muhalefet açısından doğru olan ve yapılması gereken, en geniş muhalif kesimlerin demokratik birlikteliğidir ve bir arada olmasıdır. CHP çevrelerinden kopanların oluşturduğu ve oluşturacağı partileşmelerin, bu birlikteliğe şimdilik çok büyük zarar veremeyeceğini düşünüyoruz.   

İktidar, doğrudan kendi yanına çekemese de muhalefet partilerinin içini karıştırarak amacına ulaşmak isteyebilir. Bu amaçla da muhalefete yönelik yeni algı oyunları hazırlayıp, yeni manevralar yapabilir. Örneğin, önümüzdeki günlerde ‘başkanlık sisteminde reform-değişiklik yapıyoruz’ diyerek seçim barajıyla birlikte 50+1’i indirmek isteyebilir. Ya da ’partisiz cumhurbaşkanlığı’gibimuhalefete yeni havuçlar uzatabilir. Böylece muhalefet saflarında dalgalanma ve kafa karışıklığı yaratabilir.

İktidar blokunun bütün bu hamlelerine ve manevralarına karşı, muhalefet partilerinin çok sıkı ve sağlam durması gerekiyor. En büyük görev de muhalefet partilerinin tabanlarını oluşturan muhalif seçmene düşüyor. Parti üst yönetimlerinin ve kendilerini muhalif olarak tanımlayan siyasal aktörlerin, iktidarın ekmeğine yağ sürecek davranışlara yönelmesine izin verilmemelidir.

Bütün muhalif kesimlerin ve partilerin üzerinde buluşacağı temel yaklaşım; ülkede yönetsel sistemin değişimi ve demokrasinin inşası için, öncelikle iktidarın değişmesinin gerektiğidir. Bunun yolu da seçimden geçmektedir. Muhalefet bütün gücünü ve önceliğini bu yolda birleştirmeli ve seferber etmelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

İNG Global İcra Kurulu Üyesi ve Pazar Liderleri Bölge Başkanı Abay “Pandemi insanlık için derslerle dolu. Bir yandan da fırsat aslında. Eskiden ‘Olmaz’ dediğimiz çok ş...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Yazarlar
Website Security Test