Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Pandemi rakamları, “çelişen kararlar” ve düzenlenen AKP kongreleri…

6.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kafe, kahvehane, lokanta ve zorda olan birçok esnafın merakla beklediği Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'ndan umdukları sonuç çıkmadı. Öte yandan okullarda yüz yüze eğitime 15 Şubat’tan itibaren kademeli olarak başlanacağı açıklandı. “18 milyon öğrenci ve 1 milyondan fazla öğretmen ‘aşısız’ nasıl korunacak, yavaşlayan salgın artmayacak mı?..” Bu sorunun cevabı aranarak bir hafta daha geçti.

MEHMET KOCABIYIK

Kabine Toplantısı sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “yüz yüze eğitimin köy okullarında 15 Şubat’ta başlayacağını” belirterek, “Köy okullarında 15 Şubat'ta eğitim-öğretimin başlamasını kararlaştırdık. Ancak okulların açıldığı köylerde vaka artışı yaşanması halinde eğitim ve öğretime yeniden ara verilebilecek. 8 ve 12. sınıflar ile ilkokul ve özel eğitim okullarında ki eğitim öğretimin 1 Mart'tan itibaren başlaması için hazırlıklara başlanacak. Vaka sayılarındaki iyileşmeye paralel olarak 1 Mart'tan itibaren il bazında eğitim öğretimin kademeli başlaması için gereken çalışmalar da yürütülecek.” dedi.

Yurt dışından aşı tedariki konusunda sorunlar olduğunu ve yurt dışına “bel bağlanmaması” gerektiğini vurgulayan Erdoğan’ın yüz yüze eğitimin başlayacağını açıklaması öğrenci, öğretmen ve ailelerini “aşı yetersizliği” sebebiyle endişelendirdi. Hâlihazırda yaşanan tüm gecikmelerden sonra, Türkiye’ye gelen toplam aşı miktarı 13 milyon doz olarak görünmekte. Uzmanların “toplum bağışıklığı” için verdikleri nüfusun en az yüzde 60’ının aşılanması gerektiği bir ortamda, 18 milyon öğrenci, 1 milyondan fazla öğretmen ve ailelerinin yüz yüze eğitime başlamadan önce aşılanması mümkün görünmüyor.

Esnafa yönelik kısıtlamaların kaldırılması için ise vaka sayılarının düşmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Yine vakaların belirli bir sayının altına düşmesiyle birlikte esnafımıza yönelik kısıtlamaların kademeli olarak gevşetilmesiyle ilgili takvimi de başlatmayı planlıyoruz. Salgının en çok etkilediği kesim olan taksi, dolmuş, servis işletmecileri, pazarcılar, terziler, oto tamircileri gibi basit usule tabi tüm esnaf ve sanatkârları doğrudan destek ödemesi kapsamına aldık. Aynı şekilde lokantacılık, pastanecilik, kadın ve erkek kuaförlüğü, pansiyon, yurt-kreş işletmeciliği gibi faaliyetleri kısıtlanan sektörlerdeki esnaf ve sanatkârımızı da aynı kapsama dâhil ettik.” ifadelerini kullandı.

“Pandemiye rağmen” AKP İl Kongreleri…
Öte yandan polisin sokakta 6 kişi yan yana yürürken ceza yazdığı ve hiçbir yürüyüş, basın açıklaması ve dernek, meslek odalarına kongre izni verilmediği bir ortamda AKP il kongrelerindeki kalabalığı “Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, “mutluyum” diyerek kutluyor. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da canlı bağlantıyla katıldığı il kongrelerinin ilki Adana, Antalya, Bursa ve Muğla’da düzenlendi. Salonların bir hayli dolu olarak göründüğü il kongrelerinde Erdoğan, “Şu kapalı salonlarda Adana'da, Antalya'da, Bursa'da, Muğla'da bu salgına rağmen tıklım tıklım bu salonları haftanın başında oralarda buluşma ve buluşturmayı sağladığınız için sizlere çok teşekkür ediyorum.” diye seslendi.

AKP il kongreleri Artvin, Bilecik, Çankırı, Gaziantep ve Iğdır’la sürerken, parti genel merkezinden kongreye canlı bağlanan Erdoğan, “Geçen yıl 18 Ekim'de başlattığımız kongrelere, salgın sebebiyle ara vermiştik. 13 Ocak'ta yeniden hızlandırdığımız il kongrelerimizde bugünle birlikte hamdolsun 56 ili tamamlıyoruz. Ay sonuna kadar tüm il kongrelerimizi bitiriyoruz. Böylece önümüzdeki ayın sonuna doğru planladığımız büyük kongremize hazır hale geleceğiz." diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı’nın coronavirüs verilerine göre Türkiye’de 4 Şubat tarihinde günlük; toplam vaka sayısı 7 bin 909 iken, vefat sayısı 113, ağır hasta sayısı ise 1501 olarak açıklandı.

*******

“ÇİFTE STANDARTLAR; TOPLUMUN, KURALLARA İTİMATINI ORTADAN KALDIRIYOR”

Lütfi Çamlı (İzmir Tabip Odası Başkanı) –Yüz yüze eğitime başlanacaksa öğretmenlerin aşı olması elbette ki önemlidir. Kapalı bir ortamda olacaklarını düşünürsek risk altında oldukları ortadadır. Öğrenciler özellikle de 18 yaş altı bu hastalığı ağır geçirmiyor olsa da, neticede onlar da bu hastalığı bulaştırabilir bir konumda bulunuyorlar. Sadece öğretmenler değil zaten aşılanmanın ikinci aşamasında topluma hizmet eden; emniyet güçleri, belediyede özellikle de ulaşımda çalışan şoför vb. çalışanların aşılanması aşamaya alınmıştı. Ancak eğer okullar açılacaksa öğretmenlerin aşılanmasının öne alınması sağlanabilir. Öte yandan bu süreç için servislerin düzenlenmesinden tutun sınıftaki oturma düzeni ve havalandırmaya kadar birtakım önlemler alınmalıdır. Eğitimin bu derece çok aksadığı bir ortamda okulların açılması elbette ki gereklidir. Ancak bunu yaparken kademeli olarak önlemleri alarak, tedbirli bir biçimde hareket edilmesi gerekmektedir.

Biz İzmir Tabip Odası olarak bu konulara ilişkin alınması gereken önlemler ve yapılması gerekenlerle ilgili bir rapor yayınlayacağız. Ancak temel olarak okulların yüz yüze eğitime göre kademeli olarak hazırlanması, il ve ilçe bazlı vaka durumlarına göre “farklı” önlemler, kantin gibi yoğunluğu arttıracak ve belli bir alana sıkıştıracak sorunlarını da göz önünde bulundurarak hareket edilmelidir.

Sosyal hayattaki kademe kademe yapılan açılmalar mutlaka, bilimsel veriler ve bilgiler baz alarak hayata geçirilmelidir. “Okulların açılması” örneği gibi toplumsal hareketliliği arttıracak kararlar alırken, Türkiye’deki vaka durumu, bulaşıcılık oranı gibi bilimsel verilere göre hareket edilmelidir. Örneğin; salgının çok ağır seyrettiği bölgelerde kararları ona göre daha sert alırken, bir nebze salgının bulaş seyrini azaltmış bölgelerde ise daha hafif tedbirler alınabilir.

Bu noktada üzerinde durulması gereken başka konu ise; “çifte standart” meselesidir. Pandemi nedeniyle dernek, odalar, meslek örgütleri, basın açıklamaları vb. konularında toplanmalara, kurultay ve seçimlere izin verilmezken; bazı ortamlardaki sosyal toplanmalara, kongrelere, kurultaylara izin vermek çifte standart görüntüsü vermektedir. Bu çifte standart durumu da toplumun, pandemi mücadelesinde, “kurallara itimatını” inancını zayıflatmaktadır. Nitekim yönetimimiz bu şekilde yaparsa toplumun kurallara uymasını beklemek pek mümkün değildir.

Pandemi mücadelesindeki en büyük başarısızlık, bu tür “çelişkili” kararlardır. Salgının en yoğun yaşandığı dönemde örneğin; Ayasofya’nın açılışı yapıldı, birtakım mitinglere imza atıldı. Böyle bir ortamda toplumun pandemi kurallarına uymasını beklememiz olanaklı bir sonuç değildir. Aynı dönemde pandemi rakamlarının daha az gösterilmesi, vaka sayılarının açıklanmaması gibi eylemler de toplumun rehavetine sebep olmuştu. Ne zamanki vaka sayıları açıklanmaya başlandı, önlemlerin düzeyi arttırıldı, toplum da bu sayede işin ciddiyetini anlamış oldu. Toplumun rehavetine ve kurallara itimatının azalmasına sebep olacak kararların alınmaması gerekmektedir.

*******

“OKULLARIN AÇILMASI DOĞRU KARAR OLMAYABİLİR!”

Zeki Hozer (Dr.) –Hafta sonlarının tamamını ve hafta içinde 21.00 sonrası sokağa çıkma yasaklarının başladığı kısmi sayılabilecek kısıtlamalar sonrası günlük ölüm sayıları 259’lardan 124’lere düştü. Ağır hasta sayıları da 5 bin 943’lerden 1600’lere indi. Bu fark edilir bir iyileşme olmakla birlikte birçok uzman, blok yasaklamadan yana, yani 14 gün kesintisiz bir kapanma öneriyorlar.

Gelinen noktada aşı çalışmalarının başlaması ve hastane vaka yüklerinin hissedilir seviyelerde azalması, okullar dâhil bazı sektörlerin açılmasını yeniden gündeme getirdi. Pandemide ’’Reprodüksiyon’’ olarak ifade ettiğimiz virüsün bulaşma veya bulaşıcılık katsayısı dolayısı ile hastalığın yayılma hızı düşmüşse, elbette okullar açılabilir neden olmasın!? Ya da maske ve kişisel hijyen koşullarının ücretsiz sağlanıldığı, öğrenci başına en az 4 metrekareye bir kişi düşecek fiziksel imkanın yaratıldığı, dershane içi optimum iklimlendirmenin yapıldığı, geniş sınıflarda periyodik dezenfeksiyonunun gerçekleştirildiği, öğrencilere ve öğretmenlere CoVid19’a özel PCR testlerin rutin taramasının uygulandığı bir organizasyon ile okullarda eğitim başlayabilir tabii ki. Ancak bu imkânların olmadığını hepimiz biliyoruz. Sağlık Bakanlığı corona aşılama çalışmalarının henüz iki milyonlarda olması ve pandeminin devam ettiği göz önüne alındığında, kabaca 26 milyonu öğrenci, 1 milyon 250 bini öğretmen olmak üzere yan işkolları ile birlikte 30 milyonluk bir kitlenin toplumsal sirkülasyona alınması büyük bir risk teşkil edecektir.

Sağlık Bakanlığı’nın uzmanlarca ifade ettiği günlük aşı potansiyeli olan 1.3 milyon rakamlarına ulaşıp, sürü bağışıklığı için yeter şart olan toplumun yüzde 61’inin yani 50 milyon insanımızın ilk doz aşılamalarının bu ay içinde ve ikinci dozun da mart ayında yapılarak, hedef gruplarda aşılamaların sona ermesi akabi olan Nisan ayı itibari ile eğitim ve öğretim planlamalarının yapılması uygun olacaktır.

Öğrencilerin pandemi ve virüs gibi soyut ve anlaşılmaz kavramların bıktırıcı psikolojisinde iki sömestre kaybettiklerinin bilincindeyiz. Ayrıca tüm sektörlerdeki daralma nedeni ile oluşan sosyoekonomik kriz sürecinin ebeveynlerde de anksiyetik bir süreç başlattığının farkındayız. Şu ana kadar gerçekleştirilmeye çalışılan evde internet eğitiminin yararlarının sınırlı olduğu büyük bir netlikle görüldü. Bakanlığın, uzaktan/online öğrenme süreçlerinin özellikle dezavantajlı öğrencilerde, negatif farklılaşmayı derinleştirdiği ayrıca genel anlamda sosyalleşme bağlamında birey psikolojisini olumsuz etkilediği de tespit edilen gerçeklerden.

Tüm bu dinamikleri göz önüne alarak, okulların eğitime açılmasında aşamalı bir strateji yaratılmalı, internet eğitimi odağında sabah ve öğleden sonra sınıflara sınırlamalı girilerek, gün aşırı yada her ay bir hafta blok tatil dahil evde ve okulda yapılacak hibrit sistemleri içeren modellemelerle yepyeni bir eğitim kurgusu ile 2020-21 öğrenim yılı tamamlanmalı, pandemi sonrası için de yetersizlikleri kompanse edici ek eğitimler şimdiden planlanmalıdır.

Özetle, pandemik gerçeklik ile normal eğitim uyuşmayan kavramlardır, zorlanırsa toplumsal maliyeti yüksek olacaktır. Yapılması gereken, SARS-CoV-2 Salgını sürecine özel inovatif bir eğitim döneminin kurgulanması ve aşılama ile sürü bağışıklığı yaratarak, 2020/2021 yıllarının pandemi ile ilgili gelişmelerden etkilenmiş son eğitim/öğretim dönemi olmasını sağlamaktan ibarettir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

İzmir depreminden en çok etkilenen ilçenin Belediye Başkanı “Kentsel dönüşüm haritamız hazır” dedi.

Sisam (Samos) fayının kırılmasıyla oluşan deprem sonrası, özellikle Bayraklı ve Karşıyaka ilçelerinde 116 kişi hayatını kaybetti, 1034 kişi yaralandı. 500’ü aşkın bina...

Türkiye bir yandan Coronavirüsüyle mücadelesini sürdürürken bir taraftan da normalleşme adımlarını atmaya başladı. Bu normalleşmenin en önemli göstergelerinden birini ...

Ekonomik kriz ve coronavirüs salgını etkileri özellikle düşük gelirli aileleri zorlamaya başladı. Türkiye'de gıda ürünlerindeki fiyat artışları nedeniyle yaşanan geçim...

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

Yazarlar
Website Security Test