Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Muhalif siyasetçi ve gazeteci için can güvenliği kaldı mı?

19.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Gazeteciler aylarca tutuklu olarak hapislerde yatırılırken”, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dosyası “Kasıtlı öldürmeye teşebbüsten” Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen 5 sanığın “Adli Kontrol” kaydıyla “alel acele” serbest bırakılması, yeni saldırılar için “yeşil ışık” anlamına gelmiyor mu?..

Gazeteciler yazdıkları haber ve yazılar nedeniyle aylarca tutuklu olarak hapishanelerde tutulurken, siyasetçi ve gazetecilere saldıranlar kısa sürede serbest bırakılıyor. Yaşanan son olaylardan biri Gelecek Partisi Genel Başkanı Selçuk Özdağ’ın başına geldi. Özdağ’a saldırarak sopa ile darp eden ve silah çeken 5 şüpheli, savcılığın talebi üzerine 20 gün sonra tahliye edildi. Kararı veren ağır ceza mahkemesi, “asliye ceza mahkemesiyle yaşanması muhtemel görev uyuşmazlığı nedeniyle sanıkların mağduriyetine neden olabileceğini” gerekçe gösterdi.

Saldırganlar hakkında dava açılmış, hazırlanan iddianamede, Abdurrahman Gülseren, Berke Aygün, Gülahmet Türk, Kadir Hukanoğlu ve Muhammet Raşit Gürsoy; Selçuk Özdağ'a yönelik kasten yaralama suçundan 9 yıla kadar, şoförünü ise silahla tehdit suçundan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti.

İddianameyi inceleyen Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların eyleminin kasten yaralama değil, öldürmeye teşebbüs olabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek, dosyayı ağır ceza mahkemesine göndermişti.

Savcılık, asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararına itiraz etti. 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen itirazda, eylemin kasten yaralama aşamasında kaldığı iddia edildi ve “Görev uyuşmazlıklarında dosyanın istinafa gideceği, bu sürenin zaman alacağı, bu nedenle sanıkların tutuklulukta geçirecekleri sürenin, kanunla öngörülen miktardan fazla olacağı” iddia edilerek tahliyesi istendi.
Talebi değerlendiren Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi de, asliye cezanın görevsizlik kararını kaldırırken, sanıkların da tahliyesine hükmetti.

Siyasetçiler tepki

Saldırganların tahliye edilmesine siyasetçiler tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Suçun cezasız kaldığı, mafya artıklarının cesaretlendirildiği bu düzen, sadece siyasileri, STK'ları, evlatlarımızı değil, tüm Türkiye'yi ve demokrasimizi hedef almaktadır. Bedeli ne olursa olsun, bu ülkeye demokrasi gelecek ve hiçbir suç cezasız kalmayacak!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener: Sözü yetmeyenler hakarete, siyaseti yetmeyenler kanunsuzluğa başvurur. Ama bugün susanlar, milletimizin ferasetini unutuyorlar. Sandık geldiğinde elbette demokrasi kazanacak. Millet iradesi elbette bunların hesabını soracak…

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu: Tuz koktu, tuz! Selçuk Özdağ'ı sokak ortasında öldürmeye teşebbüs eden 5 zanlı bir cuma gecesi sessiz sedasız serbest bırakıldı! Bu sadece partimize değil demokrasimize saldırıdır! Başta siyasi partiler ve STK’lar olmak üzere milletimizi dayanışma içinde olmaya davet ediyorum.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise saldırıya ilişkin, “Sicili kabarık bir siyasetçinin evinin balkonuna kamera yerleştirip kavga anını kayda aldırması, sonra da dönüp masumiyet pozuna bürünmesi, bununla da yetinmeyip ‘Bana saldırdılar’ çığırtkanlığına tevessül etmesi bildik bir numaradır” açıklamasını yapmıştı.

*******

“BİRBİRİNDEN FARKLI OLARAK ALINAN KARARLAR, YARGIDA KUŞKU DOĞURMAKTADIR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) –Son zamanlarda yargıda alınan kimi kararların; yargıya güveni sarsacak, yargıya bağlılığı sarsacak içeriklerde görünmesi; beni de derinden üzmektedir. Emekli bir yargıç olarak, söyleyeceğim çok şey bulunmasına karşın, yargıya ve yargıda görevli olanlara verdiğim değer nedeniyle söyleyeceklerimin çoğunu şimdilik öteliyorum. Ancak en büyük güvence olan “yargı bağımsızlığını” kuşkuya düşürecek ve eleştiri ve güven sarsıcı olacak kimi kararların, sistem ve uygulamaların; halkımızı büyük bir güven duygusu eksikliğine taşıyacağının endişesini taşıyorum.

Yargı bağımsızlığının kutsal olduğunu bilmek, yargıda çalışanların temel ve asil görevidir. Bu değere kuşku ve gölge düşürecek olan “keyfi kararların” gündeme gelmesi tüm ulusun aydınlığını, karanlığa çevirecek olan bir dönemin yaşanması demektir. O bakımdan; çok büyük önem taşıyan durumun, yargı mensupları ve görevlilerce sürekli olarak “güçlendirecek ve geliştirilecek” uygulamalarla sürdürülmesini bekliyor ve diliyorum.

Dosyaların gerektiği gibi incelenmemesi, kimilerine tutuklama “hemen” ceza yolu gösterilirken, kimilerinin çabucak salıverilmesi, işlemlerin kuşku altında kalması demektir. Bu da bir ülke bir ulus için en büyük yaradır.

Yargıda görev alan herkesin, kâtibinden daire başkanına kadar çok özenli davranması gereği her geçen gün daha büyük bir ihtiyaç haline gelmektedir. Yargı çalışanlarının, bunu göz önünde bulundurarak gerekli özenin ve önemin gösterilmesi, yargıya kuşku düşürecek değil, yargıyı geliştirecek kararların alınmasını diliyorum.

*******

“NASIL OLSA BIRAKIRLAR KANAATİ OLUŞTURULMAMALIDIR”

Metin Öney (Eski Milletvekili)– Hukuk Devletinin temel kuralı "Kuvvetler ayrılığı" prensibidir. Yani, “Yasama, Yürütme ve Yargı”nın birbirlerine karışmamasıdır. Günümüz Türkiye’sinde, bu kural önemli ölçüde ihlal edilmiş durumdadır.

Şöyle ki, kesinlikle bağımsız olması gereken Hakimler Savcılar Kurulu, öncelikle teşkili itibariyle yürütmenin adeta denetimi altına girmiştir. Çünkü üyelerinin seçimi, TBMM ve Cumhurbaşkanı tarafından yapılmaktadır.

Adalet Bakanı siyasi bir makam olduğu halde HSK ya başkanlık yapmaktadır. Hal böyle olunca Hâkimler ve Savcıların da tarafsız olmaları ve bağımsız olmaları zor bir durum arz etmektedir. Bunların yanı sıra… Ceza hem ıslah edici ki bu yönüyle adeta ceza aynı zaman da "mükâfat" demektir ve hem de caydırıcı olmalıdır. Yasa "tutuklama şartlarını" saymıştır. Şartlar varsa tutuklanacaktır.

Fakat tutuklama ile hemen akabinde salıverilmesi bazı haller dışında elbette ciddi endişeler yaratmaktadır. Belirtildiği gibi, fikirleri sebebiyle tutuklu bulunan gazetecilerin aylarca tutuklu kalmaları ve iddianamelerinin bile bazen uzun süre yazılmamış olması dikkat çekicidir.

Anayasa mahkemesi kararları doğrultusunda bu da hak ihlali teşkil etmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi "ceza hem caydırıcı olmalı ve hem de ıslah edici" olmalıdır.

Başkalarına cesaret vermemelidir. Nasıl olsa bırakırlar gibi bir kanaat oluşmamalıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Gara operasyonunda PKK'nın farklı tarihlerde kaçırdığı asker ve polis 13 rehineyi öldürmesinin ardından Türkiye'de oluşan siyasi gerilim derinleşiyor. Pençe-Kartal-2 o...

Coronavirüsle mücadele kapsamında Kasım ayında kısıtlamaları genişleten Türkiye, Mart ayı itibariyle kademeli olarak ikinci normalleşme dönemine geçiyor. Yeni normalle...

Sayın Mahmut Tolon'un GÖZLEM’in İzmir sayfasında çıkan yazısında benden alıntı yapması üzerine Sayın Muzaffer Tunçağ konuya değindi...

2020'nin Temmuz ayında bankaların alacaklarına karşılık edindikleri gayrimenkullerin yüzde 25’i ticari iken, yeni yıla girerken bu oran yüzde 53,6’ya yükseldi.

Yazarlar
Website Security Test