Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

Erdoğan’dan hakaret yağmuru… Kılıçdaroğlu’ndan 5 paralık dava… “Sorumluluk” ise Devlete kaldı!

19.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Gara operasyonunda PKK'nın farklı tarihlerde kaçırdığı asker ve polis 13 rehineyi öldürmesinin ardından Türkiye'de oluşan siyasi gerilim derinleşiyor. Pençe-Kartal-2 operasyonu sırasında mağarada rehin tutulan 13 Türk vatandaşının PKK tarafından vahşice katledilmesi üzerine muhalefet, hükümete kayıpların nasıl yaşandığına ilişkin sorular yöneltince, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hedefi oldu.

Muhalefet, “Bu harekat neden yapıldı? Bugüne kadar bu tür operasyonları başarıyla yürüten askerimiz neden böyle bir sonuçla karşılaştı? Bu işte siyasetin parmağı var mı yok mu? Erdoğan ‘Başarısız bir operasyon’ oldu diyor. Peki bunun sorumlusu kim?” sorularının cevaplanmasını istiyor.

Cenazelere ulaşıldığının açıklanmasından sonra, ana muhalefet partisi CHP, PKK’nın elindeki vatandaşların 6 yıldır görmezden gelindiğini savundu ve iktidarı da bu kişilerin kurtarılması için hiçbir şey yapmamakla suçladı. İYİ Parti, Milli Savunma Bakanı Akar’a, “Mağarada bulduğunuz şehitlerimiz için neden sivil dediniz? Başarısızlığınızı gizlemek için mi?” sorusunu yöneltti. AKP ve MHP’den de HDP’yi suçlayıcı açıklamalar gelirken, HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu ile Hüda Kaya’nın yaptığı sosyal medya paylaşımları ile ilgili soruşturma başlatıldı.

“Çözüm süreci” sırasında PKK’nin kaçırdığı askerler konusunda altı yıl boyunca konuyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı ya da İçişleri Bakanlığı tarafından hiçbir açıklama yapılmadığı iddia ediliyor. Kaçırılan asker ve polislerle ilgili milletvekillerinin soru önergelerini yanıtsız bırakan iktidar, 13 şehidin verilmesinin ardından muhalefetin kapısını çaldı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gara operasyonuyla ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ayrı ayrı görüşmeler yaptı. İki bakan daha sonra TBMM Genel Kurulu'nda Gara operasyonuyla ilgili bilgi verdi. Muhalefet, oturumda, kaçırılan kişilerin 6 yıldan bu yana görmezden gelindiğini iddia ederek, hükümeti eleştirdi.

Muhalefet, iktidarı sorumlu tutuyor
Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “13 şehidimizin sorumlusu Erdoğan'dır” diyerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a konuyla ilgili 5 soru sordu. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a “Bölücü terör örgütünün tam 5,5 yıl elinde tuttuğu vatan evlatlarını kurtarmak için 2015 tarihinden bu yana Cumhurbaşkanı olarak ne yaptınız” diye soru sordu.

23 Haziran 2019’da tekrarlanan İstanbul yerel seçimleri öncesinde PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından yazılan mektuba atıfta bulunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’dan seçimlerde size yardımcı olması için mektup dilenirken, neden vatan evlatlarının serbest bırakılması için çağrı yapmasını istemediniz? İstanbul seçimleri sizin için 13 vatan evladından daha mı kıymetliydi?” diye sordu.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, partisinin gurup toplantısında Gara'da öldürülen 13 Türk vatandaşı için “esir alındılar” diyen AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Dünyaya örnek olan askerlerimizin neden böyle bir sonuçla karşılaştığını öğrenmek isteriz. Bu işte siyasetin parmağı var mı yok mu bilmek isteriz. Devleti idare edenlerin her sözlerine dikkat etmeleri gerekir. Bu ülkenin cumhurbaşkanı alıkonmuş, kaçırılmış evlatlarımıza 'esir' diyemez. Şuursuz şuursuz söylediğin her söz ileride karşımıza çıkar. O kahrolası mağara lebalep şehit doluyken sen ‘salon lebalep dolu’ diye sevinemezsin. Böyle aymazlık olmaz.” diye tepki gösterdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu: Bu operasyon planlama, uygulama ve kamu iletişimi açısından tam bir başarısızlık. Erdoğan ‘Başarısız bir operasyon’ oldu diyor. Peki bunun sorumlusu kim? Terörle mücadelede tecrübeli silahlı kuvvetlerimizin bu derece açık hata yapacağına ihtimal dahi vermek istemiyorum. Muhtemeldir ki siyasi otorite sorunları unutturabilmek için müjdeler bulma ihtiyacı hissetti ve bu yönde talimat verdi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu: Bu harekât niçin yapıldı? Bu sorunun cevabının mutlaka verilmesi lazım. Cumhurbaşkanının açıklamalarından başarısızlıkla sonuçlanan bir kurtarma operasyonu olduğu anlaşıyor. Buna rağmen iktidarın, sanki bu başarısızlık muhalefete aitmiş gibi bir tavır sergilemesini kabullenmek mümkün değil. Cumhurbaşkanının kongrede şehit annesini aramasını bir şov olarak görüyorum.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen 7. Olağan İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada muhalefeti eleştirdi. Erdoğan, "Bay Kemal, acaba sen o Diyarbakır annelerinin feryatlarını duydun mu? Utanmadan sıkılmadan 13 şehitle ilgili 'Bunun sorumlusu Cumhurbaşkanı diyorsun'. Sen ne yüzsüzsün ya? Sen nasıl oluyor da 5-6 yıldır bu şehitlerimizi yakından takip eden bizlere 'bunların sorumlusu Cumhurbaşkanıdır' diyorsun? Terbiyesiz herif... Utanmadan sıkılmadan Cumhurbaşkanı'na fatura kesmeye kalkıyorsun” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun avukatı da “5 paralık” hakaret davası açılacağını” açıkladı.
Bu arada, Cumhurbaşkanı’nın, Milli Savunma ve İçişleri Bakanları’nın art arda açıklamalarından, muhalefetinin sorularına karşı “Sorumlu devlettir” cevabı çıktı!..

Başka kaçırılan var mı?

Gara bölgesine yapılan operasyonda 13 Türk vatandaşının cenazelerine ulaşılması, dikkatleri PKK’nın kaçırdığı kişilere çevirdi. Çözüm sürecinin sona erdiği 2015 yılından itibaren Türkiye’nin doğusunda sık sık yol kesme eylemleri düzenleyen PKK, sivil olarak seyahat eden bazı kamu görevlilerini kaçırıp, Irak’ın kuzeyindeki kamplara götürdü. PKK’nın elinde halen kamu görevlilerinin olup olmadığı bilinmiyor.

Ailelerin arayışı sonuçsuz kaldı

Çocukları kaçırılan aileler, 2015 yılından beri TBMM’deki siyasi partiler, hak örgütleri ve sivil toplum kuruluşunun kapısını çaldı. Bazı aileler son olarak HDP Diyarbakır İl binası önünde düzenlenen oturma eylemine de katılmıştı. Aileler, son olarak 2019 Mayısı’nda AKP Grup Başkanı Naci Bostancı ile de görüşmüşlerdi. Ancak, tüm girişimler sonuçsuz kaldı. İnsan Hakları Derneği de çocukları kaçırılan ailelerin başvurduğu yerlerden biriydi.

PKK'nın elindeki vatandaşları sık sık gündeme getiren isimlerden biri CHP Milletvekili Murat Bakan, konuyla ilgili 7 soru önergesi verdiğini, Meclis’teki konuşmasında anlattı. Bakan, önergelerin sadece birine cevap verildiğini, o cevabın da “Terör örgütleriyle mücadeleye yönelik keşif, gözetleme ve operasyonel faaliyetler azim ve kararlılıkla devam etmektedir” olduğunu belirterek, “Yani sorduğumuz sorunun yine cevabını alamadık” dedi.

*******

“TÜRKİYE'NİN TERÖRE KARŞI YALNIZ MÜCADELESİ”

Mehmet Dönmez (Emekli Büyükelçi)– Türk milleti bir kere daha vatan evlatlarının şahadet haberi ile sarsılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Gara'da yaptığı operasyon sırasında 16 şehit verilmiştir. Şehit olanların 13’ü yıllardır PKK'nın elinde rehin tutulan görevlilerdir.

Ülkemiz bu acı haberle sarsılmış iken, ABD'den yapılan ilk açıklamada terör eylemini yapanın PKK olduğu teyit edilirse kınama yapılacağı bildirilmiştir. Dışişleri Bakanlığımız Ankara'daki ABD Büyükelçisini bakanlığa davet ederek Türkiye'nin tepkisi iletilmiştir. Bilahare iki ülke dışişleri bakanlarının yaptıkları telefon görüşmesinden sonra ABD taziyede bulunmuş ve PKK'yı sorumlu tutmuştur.

ABD Türkiye'ye karşı bu küstah tavrını yıllardır sürdürmektedir. PKK-PYD-YPG'ye sağladığı açık desteği sürdüreceğini tekrarlamıştır. Türkiye'nin terörle mücadelesini anlamayan tek ülke ABD değildir. Gara katliamı hakkında AB üyelerinden ve yönetiminden kınama mesajı gelmemiştir. Keza Rusya ve İran da kınamamışlardır. Böylece Türkiye 40 yıllık terör mücadelesinde yine yalnız kalmıştır. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg savunma bakanları toplantısı ertesinde düzenlediği basın toplantısında Türkiye'ye taziyede bulunmuştur.

ABD ve Batılı müttefiklerimiz PKK'yı terör örgütleri listesinde saymakla beraber yıllardan beri aşırı müsamaha göstermektedirler. ABD örgüt bağlantılı kişilerle Vaşington'da görüşmüş ve IŞİD ile ortak mücadele bahanesi ile silah ve mühimmat dahil her türlü desteğini sürdürmektedir.
Avrupa ülkelerinde ise PKK uzantıları ve yandaş dernekleri artık Türk temsilciliklerine saldırı yerine daha barışçı yaklaşımlar, kültürel faaliyetler ve sözde demokratik adımlarla kendilerini sempatik göstermekte ve destek bulmaktadırlar.

Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yolladığı aşağılayıcı mektup örneği, Süleymaniye'de askerlerimizin başına çuval geçirilmesi gibi olumsuz anılar hatırlardadır. Bu itibarla ABD'den artık stratejik ortak diye bahsetmek kolay değildir. Biden yönetiminin dış politika üslubu zaman içinde belli olacaktır. Ancak Dışişleri Bakanı Antony Blinken göreve seçilmesinden sonra Türkiye için "sözde müttefik" ifadesini kullanarak S-400 füze savunma sistemi nedeniyle daha fazla yaptırım uygulanabileceğini söylemiştir.
Türkiye bundan böyle ABD ve Batılı devletlerden anlayış beklemek yerine Cumhuriyetin diplomasi birikimine uygun hareket etmelidir. Suriye ve Irak sınır güvenliğinin korunması için bugüne kadar silahlı kuvvetlerimiz sınır ötesi operasyonlar yapmıştır. Bundan sonra gerekirse sınır güvenliği için, ABD'nin YPG-PKK'ya sağladığı yeni silahların menzili hesaba katılarak, birlikler Suriye ve Irak içinde konuşlanmalıdır.

*******

“DİKKATİMİZİ GERÇEK SORUNLARA YÖNELTMELİYİZ”

Soner Aydın (Emekli Albay) –Türk Silahlı Kuvvetlerimiz 10 Şubat günü sabaha karşı Irak’ın kuzeyindeki Gara Dağı bölgesinde PKK terör örgütünün yuvalandığı bölgelere bir operasyon başlattı. Operasyonun başlangıcında maalesef Türk Özel Kuvvetlerimizin üç seçkin personelini şehit verdik. Dördüncü günü ulaşılan bir mağarada ise yıllardır PKK Terör Örgütünün elinde rehin tutulan 13 kardeşimizin haince katledilmiş olduğu haberini aldık. Yüreklerimiz yandı… Allah rahmet eylesin. Başımız sağ olsun…

Bu yaşadıklarımızın ardından ülkemizdeki gazete ve televizyonlarda yer alan haber, yorum ve tartışmalara bakıldığında; Türk Milleti’nin sorunu terörle mücadele değilmiş gibi kendi içimizde bir birimizle boğuşuyor görüntüsü veriyoruz. PKK ve destekçisi olan ülkeler de oturmuş bizi izliyor. Bu durumun terör örgütleri ve sahiplerinin arzu ettikleri durum olduğunun farkında mıyız? Kimse ülkemize musallat olan bu hain terör örgütü ve destekçileriyle nasıl mücadele etmemiz gerektiğini konuşmuyor. Pek çoğumuz, terörle mücadele sadece askeri operasyonlardan ibaretmiş gibi bir algı içindeyiz. Siyasetçiler birbirlerinin sırtını yere getirmek için önemli bir fırsat yakalamış gibi bir yaklaşım sergiliyor. İktidara göre muhalefet eden herkes terörist ya da destekçisi, muhalefete göre başımıza gelenlerden sadece iktidar sorumlu. Bu operasyon ve sonuçları siyasi propaganda için malzeme olmuş durumda. Kimse PKK terör örgütünün gerçek yüzünü, arkasındaki uluslararası desteği, ABD’nin, AB’nin ve İsrail’in rolünü görmüyor, tartışmıyor. Tartışmaları bu noktalara getirmek isteyenlerin sözleri kesiliyor, konuyu iç siyasi tartışmaya çevirmek için özel ve bilinçli çaba harcanıyor. Bunu da güvenlik uzmanı, profesör, uzman gazeteci, yorumcu kimliğiyle yapıyorlar. Pek çoğu bu durumdan kişisel fayda sağlamanın, birilerine yaranmanın peşinde. “Gara’da 16 kardeşimizin şehit edilmesi; Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Türk Milletine vurulan acı bir darbedir, Türkiye ne yapmalı?” sorusunun sorulduğuna tanık olmadık.
Dikkatimizi ve enerjimizi milletimizi birbirine düşürmek yerine gerçek soruna yöneltsek şunları göreceğiz:
Son yıllarda PKK terör örgütü eskiden olduğu gibi yurt içinde bombalı, silahlı eylemler yapmamaktadır. Yurt içinde 250-300 kadar silahlı terörist kaldığı söylenmekte ve bu durum terörle mücadeledeki başarımız olarak izah edilmektedir. Oysa PKK, silahlı unsurlarının büyük bir kısmını Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki bölgelere çekmiştir. Halen bu ülkelerde neredeyse 100 bin kişilik silahlı terörist vardır. Bu silahlı teröristler IŞİD’le mücadele ortağı oldukları bahanesiyle ABD tarafından; her türlü silah, mühimmat, askeri araç-gereç ve finans kaynaklarıyla azami ölçüde desteklenmektedir. Bu nedenle PKK terörünü bitiriyoruz yanılgısına düşmememiz, rehavete kapılmamamız gerekmektedir. Gelecekte bu silahlı güçle karşı karşıya gelirsek ne yapmamız gerektiğini şimdiden planlamalıyız.

Son yıllarda artık PKK terör örgütü silahlı propaganda aşamasından, siyasi propaganda aşamasına geçmeye hazırlanmaktadır. Bu konuda büyük ölçüde uluslararası destek görmektedir. Suriye’de ABD’nin sınırsız desteğiyle siyasi varlığını kabul ettirmiştir. Böylece sözde Büyük Kürdistan’ın Irak’tan sonra Suriye ayağı da kurulmuştur. Sıra ülkemize gelmiştir. PKK elebaşları ve HDP, Gara operasyonu sonrasındaki açıklamalarında “Türkiye’nin diplomatik müzakere yolunu seçmesinden” bahsetmektedirler. İlerleyen zamanda PKK destekçisi ülkelerin de bunu dile getirmesi, diplomatik ilişkiden bahsetmesi muhtemeldir.
Ülkemizdeki derin ayrışma, kutuplaşma ve ulusal birlik oluşturmadaki başarısızlığımız en zayıf noktamızdır. PKK ve destekçileri kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve bundan yararlanmak için her fırsatı kullanmaktadır ve kullanmaya devam edecektir. Terörle mücadelenin siyasi propaganda malzemesi yapılması sadece PKK ve destekçilerinin işine yaramaktadır. Bu durumdan süratle kurtulmamız çok önemlidir. Bunun için de bütün siyasi partilerin katılımıyla teröre karşı bir ulusal platformun oluşturulması, terörle mücadelenin bu platformda ele alınması, bilimsel, akılcı yöntemlerle, uzman görüşlerine dayalı çözümler üretilmesi gerekmektedir. Bence asıl tehlike silahlı terörist değildir. 1990’lı yıllarda olduğu gibi gerekirse binlerce, on binlerce askerle girer inlerini başlarına yıkarsınız. Ama PKK’nın siyasi azmini kıramazsanız, uluslararası desteğini kesemezseniz, en küçük bir umut ışığı bırakmayacak şekilde baskı kuramaz, hareket edemezseniz ya bir 40 yıl daha mücadele etmemiz ya da (Allah korusun) boyun eğmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Bir taraftan Türkiye ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken, tansiyonu da yüksek tutmaya çalışan Komşu, son olarak Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik ara...

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket i...

Cumhur İttifakı, son günlerde muhalefete yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Uzmanlara göre muhalefete yönelik artan baskı, kullanılan sert dil, iktidar partilerinin ...

İNG Global İcra Kurulu Üyesi ve Pazar Liderleri Bölge Başkanı Abay “Pandemi insanlık için derslerle dolu. Bir yandan da fırsat aslında. Eskiden ‘Olmaz’ dediğimiz çok ş...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

Tarım Kredi Kooperatifi ve bankalara olan borçları nedeniyle mağdur olan çiftçiler dördüncü defa Ankara’da eylem yaptı. Eylem için Türkiye’nin değişik illerinden Ankar...

ABD Doları, 2020’de Covid-19 salgını ile birlikte, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine gerilerken, Türkiye’de tarihi zirveleri görmüştü. Bu s...

Yazarlar
Website Security Test