Facebook ta paylaştweet le

Milyonların yaşam yolu; borçlanma-bireysel kredi

26.2.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye'de yaşanan ekonomik krize, Pandemi yasak ve kısıtlamaları da eklenince vatandaşlar, esnaf, çiftçi, şirketler “maddi olarak” zor duruma düştü. 2020’de “şirket iflaslarında 61 ülke arasında ilk sırada” yer aldık.

Ekonomik kriz içerisinde olan Türkiye’de coronavirüs salgınının da etkisiyle şirketler, esnaf, çiftçi, emekliler başta dar gelirli vatandaşlar zor günler geçiriyor. Şirketler yaşadıkları ekonomik darboğazdan çıkmaya çalışsa da bu dönemde birçoğu başarılı olamadı. Krizi aşamayan şirketler tek tek iflasını istiyor. Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) raporuna göre Türkiye’de şirket iflasları 2020 yılında, 2019'a kıyasla yaklaşık yüzde 14 arttı. Türkiye bu artışla 61 ülke arasında ilk sıraya yer aldı. İcra iflas dosyası sayısı 22 milyon 127 bini aşı. Ticaret Bakanlığı verilerine göre geçen yıl 99 bin 588 esnaf ve 40 bin 735 şirket kapandı. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre mutsuz insan sayısı her geçen gün artıyor.

İflaslar artıyor

Uluslararası Finans Enstitüsü'nün raporuna göre Türkiye, iflas sayısı artışında dünya sıralamasında zirveye yerleşti. Şirket iflasları 2020 yılında, 2019'a kıyasla yaklaşık yüzde 14 arttı. Türkiye bu artışla 61 ülke arasında ilk sıraya yer aldı. Türkiye’yi yaklaşık yüzde 10'luk artışla Çin izliyor. Raporda, hükümetlerin verdiği mali destekler sayesinde dünya genelinde 2020 yılında iflasların ciddi şekilde azaldığı ancak Çin ve Türkiye'de arttığına dikkat çekildi.

Raporda, küresel ekonomi toparlandıkça hükümetlerin pandemi döneminde aldığı olağan dışı mali destek önlemlerini bırakacakları vurgulandı. IIF, bu durumun dünya genelinde iflas ve batık kredi artışlarına neden olabileceği uyarısını yaptı.

Konkordatolar artabilir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, Ticaret Bakanlığı’ndan edindiği verilere göre ekonomik krizin faturası derinleşiyor. Ekonomik krizin ayak izlerinin iflas başlatan ve konkordato ilan eden şirket sayılarında rahatlıkla görülebildiğini belirten Güzelmansur, “31 Aralık 2020 itibariyle, Türkiye genelinde haklarında konkordato kapsamında mühlet kararı verilmiş toplam 2 bin 52 şirket bulunuyor” dedi.

Son 3 yılda iflas başlatma tescili yapılmış olan anonim şirket, limited şirket, kollektif şirket ve komandit şirket sayısının bin 213’e çıktığını aktaran Mehmet Güzelmansur “Bu iflaslar, konkordatolar ülkemize daha fazla işsizlik, daha fazla yoksulluk olarak dönüyor” dedi.

Vekili olduğu Hatay’da da tehlike çanlarının çaldığını söyleyen Güzelmansur şöyle devam etti: “2019’da 63 firmanın faaliyet gösterdiği Antakya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki firma sayısı geçen yıl 51’e düştü. Geçen yıl 3 firma kapandı, 4 firma kapasite düşürdü, 2 firma konkordato ilan etti, 3 firma icralık oldu. Bu 12 firmanın üretimden kopmasıyla, 2 bin 306 kişiye istihdam sağlayan AOSB’da istihdam 315 kişi azalarak 1991’e indi. Üretime dayalı, sürdürülebilir ekonomi politikaları yerine günü kurtarmaya yönelik ekonomik adımlar atıldığı sürece maalesef ki bu tablo daha da kötüleşecek.” bilgisini verdi.

İşsizlik tehlikesi kapıda

Dünyada mutasyonlarla birlikte salgına ilişkin korkular yeniden depreşti. Virüsün 10 yıl daha hayatımızda olacağı iddiası, üçüncü bir dalganın gündemde olması moralleri bozuyor. Bu koşullar nedeniyle ekonomik kriz de derinleşiyor. 2021’de dünyada iflas kasırgasının yaşanmasından endişe ediliyor. Türkiye’de ise iflasların yanı sıra işsizliğin de önümüzdeki süreçte artmasından endişe ediliyor. Çünkü Mart 2020 ayından beri uygulamada olan “işten çıkarma yasağı, kısa çalışma ödeneği ve nakdi ödeme desteği” Mart ayında sona ediyor.

Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) pandemi döneminde kayıtlı çalışan işçiler için önemli bir destek oldu. Yaklaşık 3 milyon 800 bin işçinin bundan yararlandı. Sürecin sona ermesiyle bu çalışanların büyük bölümünün işsiz kalmasından endişe ediliyor.

Vatandaşın borcu artıyor

Ekonomik kriz nedeniyle vatandaşlar bireysel krediyle geçiniyor. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin son açıkladığı verilere göre, geçen yıl sonu itibarıyla bireysel kredi borcu olanların sayısı 2019 sonuna kıyasla 2 milyon 107 bin kişi artarak 34 milyon 4 bin kişiye yükseldi. Bu kişilerin kredi borcu da 618.5 milyar liradan 866.6 milyar liraya ulaştı.

Bireysel konut kredisi borcu olanların sayısı 112 bin kişi artarak 2 milyon 601 bin kişiye çıkarken, borç miktarı da 206.4 milyar liradan 287.1 milyar liraya yükseldi.

Bireysel ihtiyaç kredisi borcu olanların sayısı da 2 milyon 370 bin kişi artarak 27 milyon 885 bine, borç tutarı 266.4 milyar liradan 395.2 milyar liraya ulaştı.

Bireysel taşıt kredisi borcu olanların sayısı ise 22 bin kişi azalarak 430 bine inerken bu kişilerin borç tutarı 26.5 milyar liradan 40.5 milyar liraya çıktı.

Öte yandan 2019 sonundan 2020 sonuna toplam bireysel kredi borcu ortalaması 19 bin 390 liradan 25 bin 484 liraya yükseldi.

“Mutlu insan” sayısı azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2020 sonuçlarını yayımladı. Mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2019 yılında yüzde 52,4 iken 2020 yılında yüzde 48,2’ye geriledi.

Verilere göre, mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2019 yılında yüzde 47,6 iken, 2020 yılında yüzde 43,2 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2019 yılında yüzde 57,0 iken 2020 yılında yüzde 53,1’e geriledi.

En mutlular 65 yaş ve üzeri

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 65 ve üzeri yaştakiler 2019 yılında yüzde 58,5, 2020'de ise yüzde 57,7 ile en yüksek mutluluk oranının görüldüğü yaş grubu oldu. En düşük mutluluk oranı ise 2019 yılında yüzde 48,7 ile 55-64 yaş grubunda görülürken 2020 yılında yüzde 45,4 ile 35-44 yaş grubunda gözlendi.

Okudukça mutluluk azalıyor

Eğitim durumuna göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 2020 yılında en yüksek mutluluk oranı, yüzde 54,4 ile bir okul bitirmeyenlerde görüldü. Bunu sırasıyla; yüzde 50,3 ile ilkokul mezunu, yüzde 46,8 ile lise ve dengi okul mezunu, yüzde 46,1 ile yükseköğretim mezunu ve yüzde 44,2 ile ilköğretim veya ortaokul mezunu bireyler takip etti.

*******

İNGİLTERE’DEKİ TÜRK ESNAF…

Türkiye’de hükümetin açıkladığı destek paketine göre esnaf, “cirosunun yüzde 3’ünü geçmeyecek kadar destek alacak. Pandemi’de büyük ölçüde düşen ciro da ortada… Ve bu destek 2 bin TL ile 40 bin TL arasında olacak. Yani, İngiliz parası ile 200 Sterlin ve 4 bin Sterlin arasında…

BBC’nin haberine göre, İngiltere’de esnaflık yapan bir Türk’e devlet desteği 50 bin Sterlin (500 bin TL) ve ayrıca “bir yıl ödemesiz ve ‘sıfır faizli’ 5 yıl ödemeli” 50 bin Sterlin de “destek” kredisi veriliyor.

*******

“GARANTİLER” ÖDENİYOR, “KİRA AFFI” DA VAR!..

Türkiye’de esnaf, çiftçi gibi zor durumda olan büyük kitleler “ayağa kalkacak” desteği alamazlarken, “dolar garantili hastaneler, tüneller, havaalanları, otoyollar” için devlet bütçesinden “milyarlar” ödeniyor. İddialara göre, bazılarının sözleşmesi de “o günkü dolar kuru” üzerinden yapılmış.

İlginç örnekler var:

“1.2 milyon yolcu garantili” Kütahya Havaalanı’ndan geçen yolcu sayısı 7. 300 bile değil!..
*İstanbul’un “yeni” havaalanının bu yılki kirasının da alınmayacağı” gazete ve TV haberleri arasına katıldı!.. Ama “yolcu garantisinin karşılığı” kuruşuna kadar ödeniyor!..

*******

“EKONOMİDE DİBE ÇAKILIŞI TOPLUMSAL UZLAŞMA ÖNLER!”

Hüsnü Erkan (Prof. Dr.) –Ekonomi politikalarındaki uzun süreli yetersizlikler ve çarpıklıklarla güçsüzleşen ekonomide Pandeminin yükünü karşılayacak takat kalmadı. Bir kez ülkemiz ekonomisi yanlış ve yetersiz ekonomi politikaları yüzünden, zayıflamaya devam ederken Pandeminin yükü ile karşılaştı ve bunu taşımaya artık gücü yetmiyor. Kişi başına milli gelirimiz 2013 yılından beri dolar bazında düşüyor. Bir ara 10 bin doların üstüne çıkan kişi başı milli gelir, 8 bin dolar düzeyine geriledi. Bunun iki önemli nedeninden birisi, bu iktidar döneminde ekonominin üretim, sanayi, verimlilik, tasarruf ve yatırım süreçleri yerine tüketim, inşaat ve ithalatın sürüklediği bir yapısal dönüşüme yönelmesidir. Böylece ekonomi düşük katma değerli ekonomik faaliyetlere mahkûm olduğu gibi, giderek daha çok sıcak para ihtiyacı içine düştü.

İkinci olarak ekonominin, üretken bilgi teknolojilerine dayalı sanayileşme yapılarına dönüştürülmesi gerekirken, sadece kısa dönemli para politikası ile yönlendirilmek istendi. Tüketim, inşaat ve ticaret süreçlerinin parasal operasyonlarla yönlendirildiği ekonomi bir yandan verimsizliğe, diğer yandan talep şişmesiyle karşılaştı. Böylece hem enflasyon, hem işsizlik ülkenin kaderi oldu. Bir yandan özelleştirme kaynakları sona gelirken; iktidarın kendi yandaşı olan güçlü bir ekonomik sınıf yaratmak için kamu ihalelerini kullanması, yandaş belediyelerle olmayanlara ayrıcalıklı yaklaşımı; siyasetteki kutuplaştırıcı tavrı, sağlıklı bir ekonomik gelişme ortamı ile dinamik ve rekabetçi bir girişimcilik iklimini ortadan kaldırdı. Bunlara ek olarak son seçimler ve İstanbul seçiminde kamunun bütçe kaynakları zaten güçlü olumsuz sinyaller verirken, arkasından pandemi olgusu ekonomiyi içinden çıkılması zor bir sürece soktu.

Ekonomik açıdan çıkmaza giren iktidar Pandemide vatandaşı, şirketleri ve esnafı daha çok banka kredilerine yönlendirdi. Bu durum enflasyonun daha da şişmesine yol açtı. Zira devletin ve işsizlik fonu kaynakları, Pandemiden dolayı işsiz kalanların ihtiyacını bile karşılanmaktan uzaktı. Merkez Bankası kaynakları sıfırlandı ve negatife dönmesi kaçınılmaz oldu. Bir yılı aşkın süredir kapalı kalan esnaf kendi özel kaynaklarını bitirmenin ötesinde, aldığı kredilerin taksit ve faizlerini ödeyemeyip, kapanma noktasına geldi. Çiftçinin girdi maliyetleri, ilaç, gübre ve tohumda döviz kurundan dolayı artarken, tarla fiyatları bu maliyetin çok altında kaldı. Ancak tezgâh fiyatları tüketicinin alım gücünün üstüne çıktı. Emekli enflasyonun altında ezildi. Esnaf kepenk kapatmaya başladı. Kısacası ekonomi baş aşağı gidişini sürdürüyor. Henüz derin dibe ulaşmadı. Uluslararası Finans Enstitüsü’nün verilerine göre 2020 de Ülkemizdeki şirket iflasları yüzde 14 arttı. 61 ülke içinde ilk sırada yer alıyor.

2020 de 100 bin dolayında esnaf ve 40 bin den fazla şirket kapandı. UYAP verilerine göre 2021 başında icra ve iflas dosyasının sayısı 22 milyonu aşmış bulunuyor. Yani sayı olarak, herkesin bir icra dosyası olsa, nüfusun dörtte biri; aile bazında hesaplansa muhtemelen yarısından çoğu icralık bulunuyor. Pandeminin 3. Dalga riskleri kapıya dayanmışken, bu verilerin çok daha hızlı yükselmesi muhtemeldir. Türkiye’de esnafa verilebilecek destek 2 bin TL ile 40 bin TL arasında değişirken; İngiltere esnafa 50 bin sterlin, yani bizim paramızla 500 milyon devlet ve tam bir bu kadar da kredi desteği sağlamış bulunuyor. Bu karşılaştırma ülkemiz ekonomisinin zor durumunun göstergesidir. Bu koşullarda ülkede mutluluk anketleri, nüfusun yarısını aşarak başa aşağı gidiyor. Hükümet bu ara, yanlış ve çarpık politikalar sonucu uluslararası mahkemelere bağlanmış olan, dolar bazında devlet garantili kamu ihaleleri ile verilen, yol, köprü, şehir hastaneleri ve hava alanı işleticilerine yönelik sorumluluklarını yerine getirmeye öncelik veriyor. Bu nedenle esnaf, çiftçi, emekli ve iflastan kurtarılması gereken şirketler için ayıracak kaynak bulamıyor. Bütün bunların düzelmesi için iktidarın, her şeyde önce, toplumun yarısından çoğunu ötekileştirmekten vazgeçmeli. Parti devleti girişimlerine son vermeli. Toplumsal uzlaşmayı sağladıktan sonra, aklın, mantığın ve bilimin ışığında bu dibe çakılışı el birliği ve ulusal dayanışma ile aşma girişiminde bulunmalıdır. Zira önümüzde kötüye gidişi durduracak başka seçenek yoktur.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye’de ekonomik kriz ve yoksulluğun boyutları icra dosyalarına yansıdı. Ocak ayından bugüne 2 milyonun üzerinde yeni icra evrakı açılırken icralık dosya sayısı 21 ...

Atatürk Heykellerine saldırılar artarken, art arda yenilenen sivil ve askeri yönetmelikler ve yönergelerle, çıkarılan Danıştay kararları, ülke gündeminin en başına “Ne...

Yazarlar