Facebook ta paylaştweet le

“İç işimiz” savunması “dış tepkileri” önleyecek mi?

19.3.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye, “İnsan hakları eylem planı, Ekonomi eylem planı” gibi önemli günden konularını tartışırken ve Pandemi / Aşı sorununa çare ararken, iç ve dış politika sürecini derinden etkileyecek iki gelişme, gündemin başına oturdu.

“HDP’nin kapatılması için” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Anayasa Mahkemesi’ne müracaat etti, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği Meclis’te mahkeme kararı okunarak düşürüldü. Meclis, Çarşamba günü çok gergin, oturma eylemli ve protestolu bir gün yaşadı.

Bu gelişmelere ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan tepki geldi ve Türkiye bu tepkiye “İç işlerimiz” tezi ile sert bir cevap verdi.

Bu arada, AB’den uluslararası ajanslar aracılığı ile “AB Zirvesi’nden Türkiye’ye ‘yaptırım gelmeyeceği’ ve ‘Biden’ın tavsiyesinin de bu yönde olduğu’ haberleri” geldi.

HDP kapatılacak mı?

TBMM her dönemde parti kapatmalara sahne oldu. 1961 Anayasa’sı ile beş, 1982 Anayasa’sı ile 21 parti kapatıldı. Bir döneme dini siyasete alet etme ve komünist eğilim damga vurdu. Parti kapatmalardan en büyük darbeyi ise Kürt siyasi hareketi aldı. Türkiye 2008 yılında AKP’ye açılan kapatma davasının ardından 2021’de yeniden parti kapatma davasını konuşuyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, yazılı açıklamasında, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerin, toplumun ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunmayı amaçlayan kurumlar olduğunu belirtti.

Siyasi partilerin bu amaçlarını evrensel ve demokratik hukuk kuralları çerçevesinde barışçıl yollarla gerçekleştirmelerinin esas olduğunu vurgulayan Şahin, bununla birlikte Anayasa'nın 68/3. fıkrasında ve Siyasi Partiler Yasası'nın 90. maddesinde, siyasi partilerin faaliyetlerini Anayasa ve kanun hükümleri çerçevesinde sürdürmeleri gerektiğinin düzenlendiğini kaydetti.

İddianame, Yüksek Mahkeme'ye gönderildi. Başsavcının iddianamesinde HDP üyelerinin beyan ve eylemleriyle, "devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, ortadan kaldırmayı amaçladıkları" belirtildi.

İddianamede HDP eş genel başkanları Pervin Buldan, Mithat Sancar eski eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 600 HDP’liye siyasi yasak getirilmesi istendi. Kobani iddianamesinin sanıkları arasında yer alan Ayhan Bilgen, Sırrı Süreyya Önder, Ayla Akat Ata, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Emine Ayna, Ertuğrul Kürkçü, Mehmet Hatip Dicle siyasi yasak getirilmesi istenen isimler arasında bulunuyor. Başsavcılık HDP’nin mal varlığına el konulmasını ve Hazine yardımından mahrum bırakılmasını da iddianamede istedi.

Hukukçular ve siyaset bilimcilere göre HDP'yle ilgili gelişmeler, "Türk siyasetinin önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği kadar Türkiye’yi nereye götüreceği konusunda da tartışma ve endişe yaratacak" türden.

 

Süreç nasıl işleyecek?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, bir siyasi partinin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde açılan davalarda, "ceza davası" prosedürü izleniyor.

Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanıyor. Anayasa Mahkemesi, temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebiliyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılan dava üzerine Mahkeme, bir siyasi partinin Anayasa'nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10'unun oyuyla karar verebiliyor.

Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun davanın mahiyetine uygun hükümleri uygulanmak suretiyle dosya üzerinden Genel Kurulca inceleniyor ve kesin karara bağlanıyor.

 

Raportör görevlendirecek

Bu aşamadan sonra Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, raportör görevlendirecek. Raportör ilk inceleme raporunu hazırlayarak Başkanlığa sunacak. Kabulüne karar verilmesi halinde iddianame ve ekleri HDP'ye gönderilerek, usul ve esasa ilişkin savunmaları alınacak.

HDP'nin yasal süre içinde ön savunmasını vermesi gerekiyor. Bu sürenin uzatılması için yapılabilecek başvuruyu Anayasa Mahkemesi karara bağlayacak.

Ön savunmanın ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş HDP'ye gönderilecek. Daha sonra belirlenecek bir tarihte Başsavcı Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Bütün bu sürecin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı HDP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

Raporun Anayasa Mahkemesi üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak.

Davası sonucu ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazetede yayımlanacak.

 

Bahçeli ısrarla istemişti

HDP’nin kapatılıp kapatılmayacağına ilişkin siyasette yoğun bir tartışma var. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ocak’ta yaptığı yazılı açıklamada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği 6-8 Ekim olaylarına ilişkin iddianameyi temel alarak HDP hakkında hızla kapatma davası açılmasını istemiş ve aksi takdirde "gereğini yapacağını" söylemişti.

HDP'nin kapatılmasını daha sonra meclis grup toplantısında gündeme getiren Devlet Bahçeli, kürsü konuşmasında "HDP’nin kapatılması elzemdir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı inanıyorum ki gereğini yapacaktır. Ve tarih önünde yapmak durumundadır" demişti.

AKP ise parti kapatmaya sıcak bakmadığını sık sık tekrarladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda konuşmayı tercih etmezken, AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş parti kapatmaların Türkiye’de olumlu sonuçları olmadığını söylemişti.

 

HDP: “Demokrasiye yeni bir darbe”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Mithat Sancar yazılı açıklama yaptı. Açıklamada HDP’ye kapatma davasının demokrasiye yeni bir darbe olduğu belirtilerek, “Kocaeli Milletvekilimiz Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, iktidarın siyasi hesapları ve hukukun çiğnenmesiyle vekilliğinin düşürüldüğü gün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı partimiz hakkında kapatma davası açmıştır” sözlerine yer verildi.

 

Siyasetçi ve hukukçular ne diyor?

Eski Cumhuriyet Başsavcılarından Ömer Faruk Eminağaoğlu, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede, HDP’nin 2012’de kurulduğunu hatırlatarak, "2012’den beri HDP, devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, ortadan kaldırmayı amaçlıyorduysa niye şimdiye kadar açılmadı kapatma davası. Ya da şimdi ne oldu da dava açıldı" dedi.

AKP Kurucularından olan CHP Milletvekili Abdüllatif Şener, “parti kapatmanın Erdoğan'ın lehine işlemeyeceğini” belirterek, “Partilerin kapatılmasından medet umanlar, hiçbir zaman sonuç almamıştır. Bu süreçleri destekleyen partileri her zaman zora sokmuştur. Seçim sonuçlarını lehine çevirecek bir durum değil. Daha büyük oy kaymalarına kendisi açısından yol açabilir. Ama kendisi de farklı hesaplar yapıyor olabilir." dedi.

 

ABD’den tepki…

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan, gerek HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi kararına, gerekse HDP hakkında açılan kapatma davasına çifte tepki geldi. Bakanlık sözcüsü Ned Price tarafından yapılan yazılı açıklamada, Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi kararı “rahatsız edici” ifadesiyle tanımladı.

Açıklamada HDP hakkında açılan kapatma davası içinse “Türk seçmenlerin iradesinin haksız yere ihlali ve milyonlarca seçmenin temsil hakkından mahrum edilmesi” ifadeleri yer aldı.

Türk hükümetinden Anayasa’nın ve bağlı olduğu uluslararası yükümlülüklerin öngördüğü ifade hakkına saygı göstermesi istenen açıklamada, “ABD, aralarında 17 Mart’ta parlamento üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinden düşürüldüğü rahatsız edici adımların da yer aldığı Türkiye’deki olayları yakından takip ediyoruz. HDP’yi kapatma çabalarının başlatılmasını da izliyoruz. Bu karar, Türk seçmenlerin iradesini haksız yere ihlal edecek, Türkiye’deki demokrasiyi daha da yıpratacak ve milyonlarca Türk seçmenini seçimle karar verdikleri temsil hakkından yoksun bırakacaktır. Türk hükümetini, Anayasa’nın koruma kapsamı ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri çerçevesinde ifade özgürlüğüne saygı duymaya çağırıyoruz.”

ABD’nin bu açıklamasına Türkiye’den sert tepki geldi. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında “Tutarsız ve içişlerine müdahaleye yeltenen çevreleri, bağımsız mahkemelerce yürütülen yargı süreçlerine saygı duymaya davet ediyoruz” denildi.

********

 

“ADALETİN GERÇEKLEŞMESİ UMUDU HEPİMİZİN BEKLENTİSİDİR”

Yekta Güngör Özden (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı) – Bir yurttaş olarak siyasal yaşamımızın siyasal yapılar yönünden değerlendirilmesini yapmaktan uzağım. Ancak ülkemiz sorunlarıyla ilgilendiğim için konunun kaba bir değerlendirmesini yapabilirim. Bu bağlamda HDP’nin parti olarak bir tüzel kişilik yapısıyla çalışmalarını izliyor değilim. Fakat, Türkiye Büyük millet meclisinde yer alan üyelerinin kimi çalışmalarıyla basına yansıyan kimi tutum ve davranışlarını yeterince izlediğimi sanıyorum. Bu bağlamda HDP’lilerin ülkemizin ve ulusumuzun yapıları yönünden gereken özenle çalıştıkları ve davrandıkları konusunda rahat değilim. Sanıyorum taşkınlıkları, şaşkınlıkları ve karmaşık ilişkiler bağlamında yanlışlıkları olmaktadır. Ülkemizin tümlüğü ulusumuzun birliği yönünden kendileriyle hiçbir ayrımı gözetmediğimiz halde onlardan kimilerinin kimi ayrılıklar güderek karşıtlıklar içinde yaşadıklarını görüyorum. Bu bakımdan TBMM’nin kutsal çakısı altında karşıtlıklarını bir yabancı gibi değil, ülkemizin değerleri yönünden haklı ve yerinde eleştiriler olarak getirmelerini bekliyorum. Bizim bugün ve yarınlar için her şeyden çok ulusal birliğimizi ödünsüz korumaya tam bir dayanışmaya ve esenliğe gönül vermiş tutum ve davranışlar içinde olmamız gerekiyor. Yabancılık ve ayrılık kuşkusu veren her türlü davranış tehlikeli ve çok zararlıdır. HDP’li milletvekillerinin konuşma ve çalışmalarında daha özenli davranmaları hepimiz için özlenen ve yararı tartışılmaz bir durum olacaktır.

HDP’nin kapatılması için açılan davanın kimi usuller, kimi kanıtlar, kimi savlar yönünden ne sonuç vereceği bugün belli olmasa bile adaletin gerçekleşmesi umudu hepimizin beklentisidir. İçtenlikli dileğimiz ülkemiz ve ulusumuz için yararlı olacak sonuçların alınması, sakıncalara ve zararlara kapıların her zaman kapalı tutulmasıdır.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Türkiye’de ekonomik kriz ve yoksulluğun boyutları icra dosyalarına yansıdı. Ocak ayından bugüne 2 milyonun üzerinde yeni icra evrakı açılırken icralık dosya sayısı 21 ...

Atatürk Heykellerine saldırılar artarken, art arda yenilenen sivil ve askeri yönetmelikler ve yönergelerle, çıkarılan Danıştay kararları, ülke gündeminin en başına “Ne...

Yazarlar