Facebook ta paylaştweet le

“128 Milyar Dolar Nerede?” savaşı…

16.4.2021
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Berat Albayrak'ın Kasım ayında Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan istifa etmesiyle başlayan döviz rezervleriyle ilgili tartışma büyüyerek devam ediyor.

Muhalefet partileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) döviz rezervlerinden 128 milyar doların satıldığını ve bu miktarın kimlere ve hangi kurdan satıldığının bilinmediğini öne sürüyor. İktidar kanadı ise bu tartışmayı "gündem değiştirme" çabası olarak nitelendiriyor ve döviz rezervlerinde herhangi bir eksiklik olmadığını savunuyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Merkez Bankası kasasından harcanan 128 milyar dolarlık rezervin nasıl kullanıldığına dair sorular, kimi savcılıklar tarafından “Cumhurbaşkanı'na hakaret” kapsamına alındı. Muhalefetin astığı pankartlar polis gücüyle indiriliyor.

 

Albayrak'ın istifasına giden süreçte döviz rezervlerindeki düşüşün etkili olduğu haberleri yapılmıştı. Reuters haber ajansı, geçtiğimiz ay yayımladığı bir haberde, Albayrak'ın istifa ettiği dönemde Merkez Bankası Başkanlığı görevine getirilen Naci Ağbal'ın Mart ortasında görevden alınmasında rezervlerde yaklaşık 130 milyar dolarlık kayba neden olan döviz satışlarıyla ilgili inceleme başlatmasının rol oynadığını iddia etmişti. Benzer bir iddia eski Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olan ve şu anda Demokrasi ve Atılım Partisi'nin (DEVA) Genel Başkanlığı'nı yürüten Ali Babacan tarafından da ortaya atılmıştı. Geçen hafta açıklanan en güncel verilere göre, TCMB'nin net döviz rezervleri 10,7 milyar dolara geriledi. Ekonomistler, ileriye dönük swap işlemleri de hesaba katıldığında Türkiye'nin net rezervlerinin yaklaşık eksi 40 milyar dolar olarak hesaplıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez, Ekim ayı sonunda kendi blogunda yayımladığı bir tabloda, swaplar hariç net döviz rezervinin Eylül ayında 39,6 milyar dolar ekside olduğunu belirtti. Eğilmez'in TCMB verilerine dayanarak hazırladığı tabloda, net rezervler Eylül 2019'da 20,6 milyar dolar artıda görünüyor.

 

İktidarın, Doların Türk Lirası karşısında yükselişini durdurmak için harcandığını savunduğu Merkez Bankası rezerviyle ilgili ana muhalefet partisi CHP, bir süredir hem sosyal medyada hem de parti teşkilatı üzerinden "128 milyar dolar nerede" kampanyası yürütüyor. CHP tarafından asılan "128 milyar dolar nerede?” afişleri hem valilik tarafından kaldırıldı hem de savcılık tarafından resen soruşturma açıldı.

CHP'nin İstanbul'daki ilçe binalarına astığı "128 milyar dolar nerede" yazılı pankartlar “savcılık soruşturması ve kararı” ile polis tarafından “vinçler” ile indirildi. Ayrıca bazı illerde billboardlara asılan benzer ilanlar yasaklandı. CHP, 128 milyar doların kaybolduğu iddiaları ve pankartların yasaklanmasıyla ilgili TBMM Başkanlığı'na genel görüşme önergesi verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "128 milyar dolar nerede?" sorusunun yer aldığı afişlerin parti binalarından kaldırılmasına sert sözlerle tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Kılıçdaroğlu, "Gece yarısı vinçlerin yetmemiş, Özel Harekât Polislerini baskına göndermişsin parti örgütlerimize. Mesele ne; '128 milyar dolar nerede' pankartlarını indirmek! Fakirin, fukaranın, yetimin parasını soruyoruz sana. Yetim ağladığında, arş titrer arş!" dedi.

 

İktidar iddiaları yalanlıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mart ayı başında yaptığı bir konuşmada, rezerv kaybı olmadığını ve bu paranın "milletin hazinesinde ve Merkez Bankası'nda" olduğunu söyledi. Erdoğan, "Tutturmuşlar 'Şu kadar para nerede?' O kadar para hepsi bu milletin hazinesinde ve Merkez Bankası'nda. Kaybolan bir şey yok. Eğer kayıp varsa, bunlar sizdedir" dedi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli de dün sosyal medyada yaptığı açıklamada, 128 milyar doların tamamının nereye satıldığının belli olduğunu belirtti.

Canikli, "Özetleyelim; A) 128 milyar doların 36 milyar doları ile altın ithal edilmiştir ve bu altınlar Cumhuriyet Altını, bilezik ve benzeri yatırım aracı olarak Türk halkının evindedir. B) 75 milyar doları Türkiye'deki bankalarda gerçek ve tüzel kişilerin hesaplarında durmaktadır. C) Özel sektör 43 milyar dolarlık yurtdışına olan döviz borcunu ödemiş. D) Yabancı portföy yatırımcı 12 milyar dolar satın alarak yurtdışına çıkarmıştır. Tekrar hatırlatalım Merkez Bankası doğrudan ve dolaylı tüm döviz satışlarını piyasa fiyatından gerçekleştirmiştir. Ucuza dolar satıldı iddiası kocaman bir yalandır" dedi.

 

 

DÖVİZ REZERVİ NEDEN ÖNEMLİ?

Türkiye'de altın ve döviz rezervlerini saklamak ve yönetmekle yükümlü olan kurum Merkez Bankası.

TCMB'nin internet sitesinde döviz rezervlerinin seviyesi, özellikle de gelişmekte olan ülke ekonomilerinde "karşılaşılabilecek iç ve dış şokların yarattığı olumsuzlukların giderilmesi, dış borç servisinin düzenli olarak gerçekleştirilmesi ve uluslararası finans çevreleri ile piyasalarda, ülkeye duyulan güvenin artması" açısından büyük önem taşıdığı belirtiliyor.

Net rezerv ise kısaca Merkez Bankası'nın döviz yükümlülükleri ve kendisinde emaneten duran dövizler çıkartıldığında elinde kalan, kullanabileceği miktar anlamına geliyor.

 

 

“SORULAN MİLLETİN PARASIDIR”

Metin Öney (Eski Milletvekili)- Öncelikle şu konuya açıklık getirmek gerekir. Pek çok şeyin "yedeği" vardır. Biri olmazsa diğeri olur. Ancak "Hukuk Devletinin" yedeği yoktur. Bir devlet hukuk devleti olmakta sorunlar yaşıyorsa işte orada sorunlar yeni sorunları yaratır. 16 Nisan referandumun sonucu Anayasada yapılan değişiklikle "Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi" adı altında, literatürde olmayan, dünyada da benzeri bulunmayan bir "sistem" uygulanmaya başlanmıştır.  Bu "sistem" de demokratik rejimin temel kurallarından olan mesela "gensoru" kurumu yoktur. Sözlü soru sorma kurumu yoktur. Güvenoyu kurumu yoktur. Bu ve buna benzer kurumlar ki bunlar demokratik rejime hayat veren kurumlardır olmayınca her şey adeta arapsaçına dönmektedir. Demokratik rejim, "kurumlar ve kurallar" rejimidir.

Yine bir hususun altını çizerek vurgulayalım. Hukukun evrensel kurallarından biri de "kanunsuz suç olmaz, kanunsuz ceza olmaz" prensibidir. Yani suçun ve cezanın kanunda açıkça tarif edilmiş olması gerekir. Olayımıza gelince: Merkez Bankasından 128 milyar doların olmadığı iddia edilmektedir. Kim iddia ediyor? Muhalefet. Bundan daha doğal ne olabilir?

Denetim görevi muhalefettedir ve bunu tüm demokratik yolları kullanarak yapacaktır.

Eğer olsaydı, sözlü soru verecekti, gensoru verecekti, tüm demokratik yolları deneyecekti.

Millet adına "denetim" görevi muhalefetindir. Bunu yapmazsa görevini yapmamış sayılır.

Ama bütün bu yollar kaldırıldı. Sorulan "milletin parasıdır". Kimse kendi parasını sormuyor.

Normal bir durumda bu sorunun karşılığı "nerede olduğunu veya nasıl harcandığını belgeleriyle ortaya koymaktır". Bu soru sorma hakkı, afişlerle de ifade edilmeye çalışılmıştır.

Doğrusu bunun neresi suçtur? Anlamak mümkün değildir. Hele böyle bir afişten "hakaret" suçunu çıkarmak, mümkün mü? Hakaret suçu kanunda tarif edilmiştir. Kanaatimiz odur ki afişle bir konuyu sormak ve bunu suç saymak, yukarıda anlatmaya çalıştığımız "suçta ve cezada kanunilik" prensibi ile örtüşmüyor. Kaldı ki Anayasanın 26. maddesi açıkça, herkesin toplu veya tek başına görüşlerini açıklayabileceğini hüküm altına almıştır. Muhalefetin veya fertlerin bir konu ile ilgili olarak yazılı veya sözlü görüşlerini açıklaması, soru sorması Anayasal bir haktır düşüncesindeyiz. Yukarıda da değindiğim gibi yapılacak iş soruya "belgeleri ile cevap vermekten ibarettir". Kaldı ki yurttaşların, bilgi edinme hakları vardır. Bunu nasıl sağlayacaklar? Muhalefet soracak, yönetim de cevap verecektir. Demokratik rejimin normal işleyişi budur. İşte mesele, "Hukuk Devleti" meselesidir. Sorun burada düğümlenmektedir. Anayasada boşuna "demokratik hukuk devleti" yazmıyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

“Yoksulluk sınırını 10 bin liraya yükselirken”, gelir dağılımında “varlıklılar ile dar ve sabit gelirli milyonların arasındaki uçurum” büyüyor ve “Orta sınıfı” olumsuz...

GÖZLEM, bu soruların cevabını aradı ve uzmanlara sordu. İşte görüşleri…

Türkiye’de coronavirüse karşı alınan tedbirler tartışma konusu olmaya devam ediyor. Daha sıkı önlem gerekirken gelen 1 Mart ve 13 Nisan ‘normalleşmeleri’ salgında en k...

“Türkiye uzun yıllardır yaptığı yanlışların sonucunu yaşıyor” diyen Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Kasalı’ya göre,...

Muhalefet, Erdoğan’ı ağır şekilde eleştirirken, AKP sözcüsü “Soykırım” sözünü CHP’nin söylettiğini” iddia etti.

Yazarlar