Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş

“Dünyanın ekonomik refahı ABD’nin çıkarlarına uygundur”

23.12.2016
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD’nin Türkiye’deki “iki numarası” Philip Kosnett, GÖZLEM’e verdiği özel röportajda Trump yönetimi ile Amerika’nın dış politikasında 180 derecelik bir değişiklik beklenmemesi gerektiğini, ancak bazı yeni yaklaşımların elbette söz konusu olacağını söyledi. Hem Amerikan ekonomisinin hem de küresel ekonominin gidişatının kendilerini yakından ilgilendirdiğini belirten Kosnett, “Bu yüzden biz, dünyada refah ve barışın egemen olmasından yanayız” dedi.

ENGİN TATLIBAL/GÖZLEM -20 Ocak 2017 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde sekiz yıllık Barack Obama dönemi sona erecek ve tartışmalara konu olan söylemleriyle dünyada ve Amerika’da tepki çeken Donald Trump, yemin ederek Beyaz Saray’daki görevine başlayacak. Müslümanlar ve kadınlara ilişkin söylemleri, Çin’in resmen tanımadığı Tayvan’ın liderini telefonla araması ve şahin bir politika çizeceği yorumlarını beraberinde getiren açıklamaları, uluslararası toplumda Trump’a ihtiyatla bakılmasına yol açıyor. Peki bu ihtiyata veya endişeye gerek var mı? Ya da dünya gerçekten Trump’tan korkmalı mı? Bu soruları Amerika’nın Türkiye’deki “iki numaralı” ismine, ABD Ankara Büyükelçi Yardımcısı Philip Kosnett’e sorduk ve şu yanıtları aldık...

  • Trump’un başkan seçilmesinin ardından Amerika’nın küresel sorunların çözümü konusunda oynadığı rolde farklılıklar olabileceği yönünde beklentiler oluştu. Bu farklılıklar arasında Amerika’nın küresel ölçekte daha şahin bir güvenlik politikası izleyeceği, silahlı müdahalelerin daha fazla tercih edileceği beklentisi de var. Bu beklentilerin karşılığı olacak mı?

Bu soruyu yanıtlamak için erken olduğunu düşünüyorum. Seçilmiş Başkan Trump şu anda ekibini oluşturuyor ve hem Amerika içindeki ve hem de dünyadaki gelişmeler karşısında nasıl bir politika izleyeceğini belirliyor. Bu politikalardan bazılarının ana hatlarını adaylığı döneminde ifade etmişti ve şimdi bunları modifiye ediyor. Bir kısmı ise oluşturulmakta olan ekiple birlikte ortaya çıkarılacak. Ben profesyonel bir diplomat olarak hem Demokrat Partili, hem de Cumhuriyetçi Partili iktidarlarla çalıştım ve çalışıyorum. Tecrübelerime göre gözlemim şudur ki pek çok yönetim, spesifik vaatlerle işbaşına gelir ve dünyada yaşanan gelişmelerle birlikte bu vaatlerinde ortaya koyduğu politikayı revize eder. Yönetime gelmeden önce nasıl koşullarla karşılaşacağınızı, nasıl krizlerle baş etmek zorunda kalacağınızı veya önünüze nasıl fırsatlar çıkacağını fazlaca öngöremezsiniz. Dolayısıyla bekleyip görmek gerekiyor.

Daha önce de seçim öncesi ve sonrasında ‘Amerika dünya ile çok fazla ilgileniyor, kendi iç sorunlarımıza odaklanmamız gerekiyor’ diyen yönetimler oldu. Amerika olarak kendimizi dünyadan tamamen soyutlayamayız. Küreselleşme çağında yaşıyoruz. Ekonomimiz dünya ile entegre olmuş durumda. Milyonlarca Amerikalının dünyanın her yerinde akrabaları var. Bunun yanında ‘Amerika dünyanın jandarması olmamalıdır’ demek de çok moda. Ancak uluslararası bir kriz durumunda çok sayıda ülke, Amerika’nın da konuya dahil olmasını bekleyebiliyor. Bunun için yeni yönetimin göreve başlayacağı döneme kadar geçecek önümüzdeki bir aylık süreci çok iyi izlememiz gerekiyor.

  • Obama döneminde Amerika ‘ObamaCare’ gibi icraatlarla enerjisi daha içe dönük bir biçimde harcadı. Trump döneminde bunun tersi mi olacak sizce?

Bence iç ve dış gelişmelere yaklaşım konusunda iki yönetim arasında oluşacak olan farka dair ifade edilenler çokça gerçekçi değil. Elbette başkan ve Kongre, Amerikan halkının ekonomik refah ile ilgili icraatlarda bulunacak. Ancak 21’inci yüzyılda dünya olup biten gelişmelerden kendinizi soyutlayarak bunu yapabilmenizin yolu yok. Her ülke gibi Amerika da öncelikle kendi menfaatlerini ön planda tutuyor ve tutacak. Bu doğaldır. Türkiye de bunu yapıyor. Ancak on yıllar boyunca hem Demokrat hem Cumhuriyetçi yönetimlerin ve benim de şahsen hemfikir olduğum anlayışı, dünyada ekonomik refahın üst seviyede olmasının Amerika’nın çıkarlarına uygun olduğudur. Bu yüzden biz, dünya refah ve barışın egemen olmasından yanayız. Bunu ‘hayırsever’ bir tonda söylemiyorum; bu durumun bizim çıkarlarımıza da uyduğunu düşünerek söylüyorum. Bu çerçevede Amerika’daki yeni yönetimin de her yeni yönetimin yaptığı gibi bazı yaklaşım farklılıkları olabileceğini söyleyebilirim. Ancak 21 Ocak sabahı uyandığımızda bambaşka bir Amerika’da veya dünyada yaşadığımızı görecek değiliz.

  • Seçilmiş Başkan Trump’ın İslam ve Müslümanlar hakkında seçimden önce kullandığı söylemin Müslüman Amerikalılar arasında bir endişeye yol açtığını düşünüyor musunuz? Yoksa bunlar sadece seçim öncesi söylemler olarak mı değerlendirilmeli?

Bekleyip göreceğiz. Seçim öncesi kullanılan söylemlerin seçim sonrasında modifiye edilmesi, politikada çok sık rastlanan bir durumdur. Dünyada yaşanan gelişmeler seçilmiş başkanın politikalarının şekillenmesinde elbette rol oynayacak. Bunları anlıyoruz, bunlar gerçekten ciddi konular. Bakın, Amerika’da milyonlarca Müslüman yaşıyor. Komşuluk ilişkileri, akrabalık ilişkileri var. Seçilmiş Başkan Trump’un yaptığı açıklamaları dikkatlice okuyacak olursanız, bu konudaki durumunu da başta söylediğim gibi modifiye ettiğini görürsünüz. Dünyada milyonlarca insan, bu konuda yaşanacak gelişmeleri merak ediyor. Ancak şu göz ardı edilmemeli: İnsanlar Sayın Trump’a çok çeşitli sebeplerle oy verdiler. Cinsiyetçi, ırkçı, ayrımcı insanlar toplumda olabilir; bunlara bir şey yapamayız. Ancak ben inanıyorum ki ona oy veren insanların çoğunluğu ekonomik fırsatlarla ilgili nedenlerle ve Amerika’da sosyal konularda değişim yaşanması gerektiğine inanarak oy verdiler. Yeni bir yüz görmek için de oy veren insanlar olabilir, bir şey diyemem. Çok farklı nedenler olabilir. Ancak şundan eminim ki seçilmiş başkana oy veren seçmenlerin çoğunluğu ırkçı, cinsiyetçi ve ayrımcı kimseler değiller ve bu nedenle oy vermiş değiller. Çünkü Amerika bu değil.

  • Bir Amerikalı seçmenin kullandığı oy, sadece Amerika’yı değil tüm dünyayı ilgilendiriyor. Amerikan Başkanı sadece Amerikan Başkanı değil; o, politikalarıyla tüm dünya insanlarını etkileyen bir lider. Peki, oy veren Amerikalıların ne kadarı bu fenomenin farkında?

Size bir şey söyleyeyim mi; oy veren Amerikalıların ciddi bir bölümü bu dediğinizin farkında. Belki beklediğiniz cevap bu değil, ama ben gerçekten böyle düşünüyorum. Amerikalılar, çocukluklarından itibaren okullarda Amerikan başkanının özgür dünyanın lideri olduğunu dinleyerek büyürler. Elbette bu Soğuk Savaş döneminden kalma bir deyim. Ancak sizin sorunuz karşısında demek istediğimi anlatıyor. Dünya biz ne dersek onu yapar diyecek kadar saf değiliz elbette. Açıkçası böyle bir dünyayı da istemeyiz. Ancak insanlar sandığa gidip oy kullanırken seçtikleri kişinin dünyada yaşayan tüm insanların yaşamları üzerinde bir etkisinin olacağının yeterince farkındalar.

Konferans vermek için geldiği İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Gözlem Gazetesi Muhabiri Engin Tatlıbal ile görüşen ABD Ankara Büyükelçi Yardımcısı Kosnett, Trump döneminin ne getireceği konusunda görüşlerini aktardı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Diğer Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kriz yok” açıklamalarına rağmen ekonomik kriz her sektörü derinden etkilemeye devam ediyor. Her gün peş peşe konkordato ilanları...

Türkiye genelinde son günlerde Suriyeliler ile Türk vatandaşları arasında gerilim haberleri ön plana çıktı. Neredeyse her ilden Suriyelilerle “kavga” haberleri geliyor.

Pastör Andrew Brunson ve Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkolosluğuna giren ama çıkmayan Cemal Kaşıkçı olayları, cüsselerinden kat be kat büyük gelişmelerin habercisi ol...

Piyasalardaki durgunluk ile enflasyonist ortamın aynı anda yaşanmasına ekonomistler “Stagflasyon” diyor. Tek başına enflasyondan veya yine tek başına resesyondan daha ...

Suudi Arabistan – Türkiye ilişkilerini büyük ölçüde etkileyecek olan “Washington Post gazetesi muhabiri Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı olayındaki sır perdesi...

Türkiye gündeminin başına “iğneden ipliğe her ürüne yapılan zamlar” yerleşti. “Sıçrama yapan” hayat pahalılığına karşı, iktidar “dış güçler” argümanını kullanırken, be...

2004 yılından bu yana İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevini yürüten Aziz Kocaoğlu, Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde yeniden aday olmayacağını aç...

Yazarlar
Website Security Test